(3713 S. K. m. 1, 7) (5237 S. K. m. 35, 53, 58, 63, 158, 314) (5271 S. K. m. 280) (16. CD. 24.04.2017 T. 2015/3 E. 2017/3 K.)
Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında istinaf incelenmesinin yapılan açık duruşması sonunda;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Amasya C. Başsavcılığının 08/03/2019 tarih, 2019/317 soruşturma, 2012019/731 esas sayılı iddianamesi ile, sanığın 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7/1. maddesi delaletiyle 5237 Sayılı TCK'nın 314/2, 158/1-e, 35, 53/1, 58/9 ve 63. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi istemi ile kamu davası açıldığı, Amasya 2. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; Mahkemenin 16/07/2019 tarih, 2019/212 (E) ve 2019/128 (K) sayılı kararı ile sanık M. K. üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, isnat edilen Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılığa Teşebbüs suçundan ise beraatine karar verildiği, iş bu kararlara karşı sanık müdafi ve O yer C. Savcısı tarafından istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince tesis olunan hükme vaki istinaf isteminin 5271 Sayılı CMK'nun 280. maddesinin 1.fıkrasının (d) bendi kapsamı dışında kalan hukuka aykırılık nedenlerinin bulunduğunun değerlendirilmesi ve aykırılık hallerinin yeniden yargılama yapılarak giderilebileceği kanısına ulaşıldığından 5271 Sayılı CMK'nun 280/1-e maddesi uyarınca Dairemizce davanın yeniden görülmesine ve duruşma işlemlerine başlanılmasına karar verilmiştir.
SANIK ... DAİREMİZCE ALINAN SAVUNMASINDA: "Ben atılı suçla ilgili etkin pişmanlık kapsamında cezaevinden dilekçe yazmıştım. Dilekçemde belirttiğim isimleri de teşhis ettim doğrudur. Dilekçemde belirttiğim gibi ben bu yapıyla 2009 yılının ağustos ayında amasyaya geldiğimde ... isimli kişi vasıtasıyla irtibatım oldu 2012 yılının başın kadar anlattığım şekilde ara ara sohbet adı verilen toplantılara katılmak suretiyle oldu. Benim maddi durumum iyi değildi bu nedenle himmet vermedim bu toplantılarda kimlerin sohbet hocası olarak görev yaptığını ve kimlerin katıldığın belirttim. Bu tarihten sonra da bu yapıyla hiçbir ilgim kalmamıştır. Bildiklerimi samimi olarak da anlattım. Öncelikle beraatime karar verilmesini talep ediyorum" şeklinde savunmada bulunmuştur.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA: "Amasya 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin sanık M. Kaşkaya hakkında üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan dolayı yapmış olduğu yargılama sonucunda verilen mahkumiyet kararına sanık müdafi ve sanık tarafından lehe yapılan istinaf başvurusu sonucunda, dosyada bulunan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde; Amasya 2. Ağır Ceza mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksikliğin olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşılmakla, sanık lehine yapılan istinaf talebinin CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi talep ve mütalaa olunur" şeklinde mütalaa beyanında bulunmuştur.
SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYELİĞİ SUÇU; Silahlı bir örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih etmek suretiyle işlenmektedir. Bu bakımdan eylemin iradi olması ve örgüte iştirak bilinç ve iradesiyle hareket edilmiş olması gerekir. Suç, örgüte üye olma fiilinin gerçekleştiği anda tamamlanmakla birlikte, üyelik süresince eylem temadi etmektedir. Failin, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetleri silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturacaktır. Ancak faile, örgüt tarafından verilen önemli bir görev veya sorumluluk, tek başına failin örgüt üyesi olduğunu ortaya koyabilecektir. Öte yandan örgüte üye olmak, fiili bir katılma olup örgüte üye olmak için örgüt yöneticilerinin rızasının varlığına gerek yoktur, tek taraflı iradeyle bile örgüte katılmak mümkündür. FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amacı, yapılanması ve eylemleri ile ilgili olarak benzer konuda İlk Derece Mahkemesi sıfatı ile verilmiş ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26/09/2017 tarihli kararıyla onanan Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24/04/2017 tarihli, 2015/3 esas ve 2017/3 Sayılı kararında, FETÖ/PDY adlı silahlı terör örgütünün, küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda belirtilen Cumhuriyetin temel niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütü olduğu, 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1. maddesinde tanımlanan, amaca ulaşmak için silah başta olmak üzere her türlü cebir ve şiddeti araç olarak kullanan 5237 Sayılı TCK'nın 314/1-2. maddesi kapsamında kalan silahlı bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
Yapılan yargılama, toplanan deliller, sanık savunması ve tüm dosya kapsamına göre Dairemizce yapılan değerlendirmede;
Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılığa Teşebbüs suçundan yapılan incelemede; atılı suçtan sanığın beraatine dair verilen kararda, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı anlaşılmakla; O Yer C. Savcısının istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden hükme yönelik istinaf başvurusunun 5271 Sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince esastan reddine dair karar verilmiştir.
Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan incelemede; Her ne kadar ilk derece mahkemesince, sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine dair karar verilmiş ise de;
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin bir çok kararında belirtildiği üzere; Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/3 E. sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşrutiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve örgüt hiyerarşisinde üçüncü veya daha yukarı katmanlarda yer alan mensuplarının zaman sınırlaması olmaksızın örgütün nihai amacından haberdar oldukları yönünde kuşku bulunmamakta ise de, bir ve ikinci katmanlarda yer alanlar açısından; Devletin her kurumuna sızan mensupları vasıtasıyla kişi ve kurumlara yönelik, örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlandığı, bu yapının kamuoyu ve medya tarafından tartışılır hale geldiği, üst düzey hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler ve uyarıların yapıldığı, Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı değerlendirmelerin paylaşıldığı süreçten önce icra edilen faaliyetlerin, nitelik, içerik ve mahiyeti itibariyle silahlı terör örgütünün amacına hizmet ettiğinin somut delil ve olgularla ortaya konulmadıkça örgütsel faaliyet kapsamında kabul edilemeyeceği değerlendirilerek;
Sanığın dinleyici olarak, dini saiklerle, 17-25 Aralık sürecinden önce sohbetlere katılmasının ve örgüte ait evlerde komiser yardımcılığı sınavına hazırlanmasının örgüt üyeliğinden cezalandırılması için tek başına yeterli olmayacağı, sanığın girmiş olduğu komiser yardımcılığı sınavını kazanamadığının anlaşıldığı, sanığa sınav sorularının verildiğine ve sanığın bilerek, isteyerek silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğuna dair delil bulunmadığı, sanığın da alınan beyanlarında; 17-25 Aralık sürecinden önce dini duygularla sohbetlere katıldığını, ancak 17-25 Aralık sürecinden sonra bağını tamamen kopardığını beyan ettiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün mahrem imamlara yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında elde edilen dijital verilerde sanığın "SCA" olarak kodlandığı, "SCA" kodunun ise; 17/25 Aralık sürecinden etkilenmiş olan FETÖ mensuplarından tekrar kazanılmaya birinci derecede yakın olan kişileri ifade ettiği, gizli tanıktan elde edilen belgelerdeki kodlama bilgileri ile sanık beyanlarının örtüştüğü anlaşılmakla, tüm dosya kapsamından; sanığın mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
SONUÇ: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A-)5271 Sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi dikkate alındığında sanık ... hakkında Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükmüne ilişkin İlk Derece Mahkemesi'nin kararında, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, usul ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşılmakla; o yer C.Savcısının yerinde görülmeyen İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
B-)1-Sanık ... hakkında Amasya 2.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 16/07/2019 tarihli, 2019/212 esas ve 2019/128 Sayılı kararının CMK'nın 280/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-)Sanık ...'nın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit olmadığından 5271 Sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince BERAATİNE,
3-)Sanık hakkında beraat kararı verildiğinden, karar kesinleştiğinde 5271 Sayılı CMK'nun 141. maddesi gereğince gözaltında ve tutuklulukta geçirmiş olduğu hürriyeti kısıtlayıcı sürelerle ilgili olarak tazminat talebinde bulunabileceğinin ihtaratına, (ihtar edildi)
4-)Sanık kendisini müdafi ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince ilk derece mahkemesi hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5.450,00-TL ücreti vekalet ücreti ile Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan 2.810,00-TL vekalet ücretinin ayrı ayrı hazineden alınarak sanığa verilmesine,
5-)Yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,
Dair; sanık ve müdafinin SEGBİS vasıtasıyla yüzlerine karşı, Cumhuriyet Savcısı S. S.'in (….) huzurunda, tüm kurulan hükümler yönünden Yargıtay nezdinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere, yüze karşı verilenler yönünden kararın tefhim tarihinden itibaren 15 gün içinde Dairemize veya başka yer Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine veya herhangi bir Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemesine dilekçe verilmesi veya zabıt katibine beyanda bulunulması, cezaevinde bulunanlar yönünden aynı süre içerisinde bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle hükmün temyiz edilebileceğine dair, temyiz etmediği takdirde hükmün kesinleşeceği hususu da belirtilerek, isteme aykırı olarak oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/07/2020 (¤¤)