T.C.
SAMSUN
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1086
KARAR NO : 2025/1825
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ....
ÜYE: ....
ÜYE: ....
KATİP: ....
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/02/2025
NUMARASI: 2024/1091 2025/186
DAVACI: ....
VEKİLİ: ....
DAVALI: ....
VEKİLLERİ:....
DAVANIN KONUSU: İflas
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekilinin 30/08/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; davalı ile 09/10/2019 tarihli İnşaat ve Tünel İşleri Hidromekanik Tedarik HES Kuyuma/ Türkiye Ana sözleşmesi kapsamında eserin tamamlanarak teslim edildiği, kesilen faturalara yasal 8 günlük süre içerisinde ve sonrasında itiraz edilmediği, borcun ödenmemesi üzerine Samsun 6.noterliğinin 29/06/2021 tarihli ihtarnamenin keşide edildiğini, bunun üzerine davalı tarafın iade faturası düzenleyerek müvekkiline tebliğ ettiğini, müvekkilinin de iade faturasına noter kanalıyla itiraz ederek kabul etmediğini, davalı hakkında Vezirköprü icra müdürlüğünün .... esas sayılı dosya ile "iflas yolu ile adi takip" başlattığını, davalı takibe karşı itiraz ederek takibi durduğunu, işin DSİ genel müdürlüğü tarafından 23/10/2020 tarihinde geçici kabulünün yapıldığını, ....arafından 30/10/2020 tarihli tutanakla enerjiye uygun olduğunun onaylandığını, eksik ve ayıplı ifa iddiasının gerçeği yansıtmadığı gibi süresi içerisinde bildirilen eksik ve ayıpların tamamlandığını, esasen davalının sözleşmeyi feshetmediğini, müvekkili nam ve hesabına işlerin ikmalini sağlamadığını, patlayan boru sebebiyle müvekkilinin sorumluluğunun olmadığını, bu süreçte üretim kaybının olmadığını, takibe konu alacağın daha önce itirazın iptali davasına konu olduğunu, İstanbul Anadolu 3.asliye ticaret mahkemesinin .... sayılı dosyasında usulden red kararı verildiğini sonrasında hakem mahkemesince de yetkisizlik kararı verildiğini, bu davanın dayanağının yargıtay hukuk genel kurulunun .... esas .... karar sayılı ilamı olduğunu, bu karara göre tahkim sözleşmesinin bulunmasına rağmen iflas yoluyla ilamsız takip yapılmasını mümkün olduğunu beyanla Vezirköprü icra müdürlüğünün.... esas sayılı dosyasında davalının itirazının kaldırılarak depo kararı verilmesini ve gereği yerine getirilmez ise iflasına karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama neticesinde "1-Tüm dosya kapsamından; davacı tarafından davalı aleyhine Vezirköprü İcra Dairesinin .... Esas sayılı dosyası ile iflas yoluyla adi takip (örnek 11) yapıldığı, ödeme emrinin davalı borçlu şirkete 10/07/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafın 17/07/2024 tarihinde süresi içerisinde takibe itiraz ettiği, davacının ise itirazın kaldırılarak davalı için depo kararı tesisi ve borcun ödenmemesi halinde davanın iflasına karar verilmesi talebini içeren işbu davayı açtığı anlaşılmıştır.
2-Dava dilekçesi davalıya 15/09/2024 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekili cevap süresinin uzatılmasını süresi içerisinde verdiği dilekçe ile talep etmiş, mahkememizce ilk itirazlar hariç olmak üzere cevap süresi 2 hafta uzatılmıştır. Davalı 29/09/2024 tarihinde yani uzatılmamış cevap süresi içerisinde tahkim ilk itirazında bulunmuştur. İşbu itiraz HMK 116.maddesi gereği süresinde yapıldığından ve mahkememizin 18/12/2024 tarihli ön inceleme duruşmasının 12.bendinde deliller toplandıktan sonra değerlendirme yapılacağı belirtildiğinden tarafların tüm delilleri toplandıktan sonra öncelikle tahkim ilk itirazının incelenmesi gerekmiştir.
3-HMK'nın 412.maddesinde tahkim sözleşmesinin tanımı yapılmıştır. Buna göre tahkim sözleşmesi tarafların sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkide doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tamamı veya bir kısmının çözümünün hakem veya hakem kuruluna bırakılması hususunda yaptıkları anlaşmadır. Öğretide de tahkimin tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri haklar ile ilgili olarak doğmuş ve doğabilecek uyuşmazlıkların mahkemeler yerine hakemler eliyle çözümlenmesi konusundaki anlaşmaları ve bu çerçevede yapılan yargılama sonucunda uyuşmazlığın kesin ve bağlayıcı biçimde çözümlenmesi olarak tanımlandığı görülmektedir.
4-Yargı, devletin temel fonksiyonlarından biri olup kural olarak taraflar arasındaki uyuşmazlıkların çözüm yeri mahkemelerdir. Ancak özel hukuka ilişkin uyuşmazlıkların çözümünde mahkemeler yerine hakemlere başvurulması konusunda sözleşme yapılabilir veya taraflarca akdedilen sözleşmelere bu yönde hüküm konulabilir. (HMK 412/2) Özel hukukun taraflara tanıdığı irade serbestliği kendisini sözleşme yapıp yapmamak, sözleşmenin karşı tarafını ve içeriğini belirlemek noktasında gösterdiği gibi taraflar arasında çıkmış veya çıkması muhtemel uyuşmazlıkları hakemler eliyle çözmek noktasında da gösterir. Hakem kararı devlet mahkemeleri tarafından verilen karar gibi bağlayıcıdır. Bu yönüyle tahkim alternatif uyuşmazlık çözüm yollarından biridir.
5-HMK 408 maddesine göre taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklardan veya iki tarafın iradelerine tabi olmayan işlerden kaynaklanan uyuşmazlıklar tahkim elverişli değildir. Tahkimin unsurları olarak; hakemlerin uyuşmazlığı çözüme kavuşturmada görevli olması, hakemlerin yapmış oldukları yargısal faaliyetin taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşmeye dayanması ve tahkimin özel bir yargılama usulü olması sayılabilir. Tahkime elverişliliğin belirlenmesindeki ölçüt uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin tarafların iradesine tabi olmayan işler arasında yer alıp almadığıdır. Tarafların iradesine tabi olmayan işler ise üzerinde anlaşmak suretiyle serbestçe tasarrufta bulunamayacakları kabul veya sulh yoluyla sona erdirilemeyecek kamu düzenine ilişkin uyuşmazlıklardır.
6-Taraflar arasında düzenlenen 09/10/2019 tarihli İnşaat ve Tünel İşleri Hidromekanik Tedarik HES Kuyuma/ Türkiye ana sözleşmenin 18.2.1.maddesi "taraflar arasında veya taraflara yönelik veya yasal halefleri arasında ve bu ana sözleşmeden kaynaklanan veya bunlarla bağlantılı olan tüm anlaşmazlıklar ve bununla bağlantılı olarak girilen tüm anlaşma ve sözleşmeler bu ana sözleşmenin ve bununla bağlantılı olarak girilen tüm sözleşmelerin ve anlaşmaların varlığı, geçerliliği, ihlali veya feshi ile ilgili tüm konularda özel uluslararası hukukun 48.maddesine göre tazminat talepleri ve yasal koruma konusunda geçici talepleri Viyana'da bulunan Federal Ekonomik/Ticaret Odasının Uluslararası Tahkim Mahkemesinde tahkim kurallarına dayanarak kesin olarak çözüme bağlanır. İhtilaf bu kurallara uygun olarak aday gösterilen 3 hakem tarafından çözülür ve olağan mahkemelere başvurma hakkı uygulanmaz..." şeklindedir. Görüldüğü üzere taraflar arasındaki sözleşme kapsamında dava konusu uyuşmazlık tahkime elverişli nitelikte özel hukuk ilişkilerinden kaynaklanan bir uyuşmazlık niteliğindedir. Nitekim taraflar arasında bu hususta bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
7-Bir tacirin iflas ettirilebilmesi için mutlaka iflas davası açılması gerekir. İİK'ya göre iflas yolları takipli iflas yolları olan genel (adi) iflas yoluyla kambiyo senetlerine mahsus iflas yolu ve takipsiz (doğrudan doğruya) iflas yoludur. Doğrudan iflas hallerinin bulunması durumunda mahkeme doğrudan iflas davasından başlamaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın tahkime elverişli olmayacağının, hakkında iflas davası açılan kişinin bir başkası ile yapmış olduğu tahkim sözleşmesinin hiç bir şekilde bu davanın konusu olmayacağının kabulü gerekir ki, öğreti ve uygulamada bu konuda görüş farklılığı bulunmamaktadır.
8-İflas yoluyla takipte bulunulması üzerine açılacak iflas davasında ise borçlunun takibe itiraz edip etmemesine göre farklı ihtimaller bulunmaktadır. Somut olayda davalı iflas yoluyla takibe süresinde itiraz ettiğinden bu yönde değerlendirmeler yapılacaktır. İflas yoluyla başlatılan takibe itiraz edildiğinde alacaklının mahkemeden borçlunun itirazının kaldırılmasını ve iflasına karar verilmesini talep etmesi gerekir. Burada aslında birlikte ileri sürülen iki talep bulunmaktadır. İflas davasına bakacak ticaret mahkemesi öncelikle maddi hukuka göre alacağın mevcut olup olmadığını tespiti konusunda bir yargılama yapması ve alacağın varlığını tespit etmesi halinde iflas davası aşamasına yani ikinci aşamaya başlaması gerekir. İflas takibine itiraz edilmemesi üzerine açılan iflas davasında doğrudan iflas yargılaması başlamaktadır. Buna karşın iflas takibine itiraz edilmesi üzerine açılan iflas davasında iflas yargılaması hemen başlamamakta öncelikle alacağın varlığı tespit edilmekte, bundan sonra iflas davası başlamaktadır. Nitekim İİK'nın 156/3 maddesinde yer alan "borçlu ödeme emrine itiraz etmişse takip durur ve alacaklı bu itirazın kaldırmasıyla beraber borçlunun iflasına karar verilmesini bir dilekçeyle ticaret mahkemesinden isteyebilir" şeklindeki hükmü dikkate aldığımızda bu durum açıkça görülmektedir.
9-İflas takibine itiraz edilmemiş olması ile takibe itiraz edilmiş olması halindeki yargılama usulünün farklılığı en belirgin şekilde iflas ilanlarında da ortaya çıkmaktadır. İflas takibine itiraz edilmemesi üzerine açılan iflas davasında iflas ilan ve bildirimleri davanın başında tensip ile birlikte yapılırken, iflas takibine itiraz üzerine açılan davada alacak tespit edilip itirazın kaldırılmasına karar verildiğinde iflas ilan ve bildirimleri yapılmaktadır. Burada alacağın esası hakkında neticeden bir karar verilmese de ara kararla "itirazın kaldırılmasına ve depo emrinin yerine getirilmesine" karar verilmekle depo emrinin yerine getirilmemesi halinde iflas ilan ve bildirimlerinin yapılması gerekmektedir. İşte bu durum dikkate alındığında iflas takibine itiraz edilmesi üzerine borçlunun iflasının istenmesinde birbirinden ayrılması mümkün olan iki talebin yargılamasının birbirini takip eder şekilde ve birinin sonucuna göre diğerinin değerlendirilebileceği bölünebilen iki talepli bir dava olduğunu görmekteyiz.
10-İki talebin bölünmesinin ve ayrı ayrı değerlendirilmesinin mümkün olup olmadığına göre uyuşmazlığın tahkime elverişli olup olmadığı tespit edilmelidir. Bu durumda öncelikle alacağın var olup olmadığı, yani itirazın yerinde olup olmadığı dava konusu yapılmaktadır. Bu dava ise niteliği itibariyle bir alacak davası olduğundan maddi hukuka göre bir değerlendirme yapılması gerekecektir. Bu değerlendirme sırasında bir tahkim sözleşmesinin varlığının tespiti halinde ve ilk itiraz olarak ileri sürülmesi durumunda sözleşmenin dikkate alınması gerekir. Öyleyse ilk aşama itibariyle davanın tahkime elverişli olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
11-Taraflar arasında akdedilen 09/10/2019 tarihli sözleşmenin 18.2.1 maddesinde sözleşmeden kaynaklı tüm uyuşmazlıkların Viyana'da bulunan Federal Ekonomik/Ticaret Odasının Uluslararası Tahkim Heyetinde tahkim kurallarına dayanarak kesin olarak çözüme bağlanması öngörülmüştür. Davalı da cevap süresi içerisinde usulüne uygun olarak tahkim ilk itirazında bulunmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık niteliği itibariyle tahkime elverişlidir. Bu halde tarafların aralarındaki uyuşmazlığı öncelikle sözleşmedeki tahkim hükümlerine uygun olarak çözüme kavuşturmaları gerekir. Davacı tahkim sözleşmesi kapsamında gerekli başvuruları yaparak davalının itirazının haksızlığını tespit ettirmesi, alacaklı olduğunu ispat etmesi gerekir. Ancak bu aşamadan sonra kamusal nitelikteki iflas aşaması başlayabilecektir. Bu nedenle taraflar arasındaki yetkili yargı yeri seçiminin ortadan kaldıracak şekilde doğrudan iflas takibi yapılması ve buna dayanarak iflas davası açılması mümkün görülmediğinden süresinde yapılan tahkim ilk itirazının kabulü ile davanın usulden reddi gerekmiştir. Nitekim Yargıtay 6.HD. 16/10/2024 tarih .... esas .... karar sayılı ilamında da aynı hususlar vurgulanmıştır.
12-Esasında davacı daha önce yaptığı takibe itiraz üzerine itirazın iptalini talep etmiş, İstanbul Anadolu 3.Asliye Hukuk mahkemesinin .... esas .... karar sayılı ilamıyla davanın tahkim ilk itirazının kabulü sebebiyle usulden reddine karar verilmiş, karar derecattan geçerek kesinleşmiştir. Davacı sonrasında sözleşme hükümlerine göre tahkime başvuru yapmış, .... dosya ile yapılan yargılama sonucu sözleşmenin 18/3 maddesi uyarınca iki aşamalı tahkim prosedürünün izlenmesinin gerektiği, öncelikle taraflarca açıkça ve net bir şekilde öngörüldüğü üzere hakem olarak hareket eden EE/TSV önünde işlemleri başlatmaları ve ancak bu işlemlerin tamamlanmasından sonra duruma göre Viyana kuralları uyarınca kurulan bir tahkim heyeti önünde sözleşmenin 18.2 maddesi uyarınca tahkim talebinde bulunması gerektiği sonucuna vararak talebi yetkisizlik nedeniyle reddetmiştir. Kararın tenfizi için açılan Ankara 12.asliye ticaret mahkemesinin .... esas sayılı dosyanın da derdest olduğu anlaşılmıştır.
13-Davacı taraf bu kez Vezirköprü icra dairesinin.... esas sayılı dosyasında iflas yoluyla adi takip yapmış, itiraz üzerine işbu davayı açmış, Hukuk Genel Kurulunun .... esas .... karar sayılı ilamını dayanak olarak göstermiştir. İşbu kararda özetle "...iflas davaları kamu düzenine ilişkin sonuçları olan ve davalı şirketin iflasına karar verilmesi halinde davacı dışında tüm alacaklıları ilgilendiren nitelikte bir davadır. Genel iflas yoluyla icra takibi, itirazın kaldırılması ve iflas talebi, birbirini izleyen işlemlerden oluşan bir bütün olup icra takibini sağlıklı yürütülmesi için bir bütünü parçalara ayrılmaması gerekir. İflas yoluyla takipte itirazın kaldırılması talebinin tahkimde çözülmesi gerektiğinin kabulü halinde hakem kararından sonra iflas talebi için mahkemeye başvurulması usul ekonomisine aykırılık teşkil edecektir...hak arama özgürlüğünü kısıtlayacak şekilde tahkim şartının varlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde değildir..." şeklindeki gerekçe ile iflas yoluyla yapılan takipte tahkim şartının uygulamayacağına ikinci görüşmede oy çokluğuyla karar verilmiştir. Doktrinde de bu yönde ve aksi yönde görüşler bulunmaktadır.
14-Hukuk Genel Kurulunun anılan kararına yazılan muhalefet şerhinde de açıklandığı üzere iflas davası takip hukuku müessesi olmakla birlikte genel mahkemelerde dava konusu alacağın varlığı ve miktarının maddi hukuk kurallarına göre esastan incelendiği ve HMK hükümlerine göre yargılama yapılmakta olup, Cebri İcra Hukukunun kapsamı dışında olduğundan bu alanlarda tahkimin bertaraf edilerek Türk mahkemelerinin yetkili kabul edilmesinin mümkün olmayacağı, iflas davasının karekteristik özellikleri olan depo emri ve gerekirse iflas kararları verilmeden önce davayla ilgili olarak verilmesi gereken ilk kararın takip konusu alacağın varlığının ve miktarının tespiti olduğu, genel iflas yoluyla takibe itiraz üzerine açılan davada, iflas takibi konusu alacağın var olup olmadığı hususunun taraflar arası tahkim anlaşması var ise ancak tahkimde çözülebileceği, burada alacağın varlığı ortaya konulduktan sonra iflas yoluna başvurulabileceğine ilişkin görüşler bulunmaktadır. (.... , genel (adi) iflas yoluyla takibe itirazın kaldırılması ve iflas davasının tahkime elverişliliği, .... Milletler Arası Yetki Anlaşması İflas Davası Üzerindeki Etkilerine İlişkin Bir Yargıtay Kararının Değerlendirilmesi, DEÜHFD, 16 özel sayı .... )
15-Öte yandan tahkim şartının varlığı durumunda itirazın kaldırılması ve iptal davası açılması söz konusu olduğunda ilk aşama olan itirazın kaldırılması yargılaması için tahkime gidildiği ve hakemden karar alındığı takdirde, genel iflas yoluyla takip yapılıp itiraza uğraması halinde ilk aşamanın hakem nezdinde yargılamasının tamamlanması nedeniyle atlanıp iflas davası aşamasına geçilmesi yerine şartlarının mevcut olması halinde hakem kararından sonra doğrudan İİK 177 maddeye göre hareket edilmesi yani doğrudan doğruya iflas halleri kapsamında alacaklının talebiyle iflas davası açılması mümkün ve alacaklının daha lehine bir durum olduğu da ifade edilmelidir. (.... Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Çerçevesinde Tahkim Şartının Varlığı Halinde Genel İflas Yoluyla Takip Yapılmasının Değerlendirilmesi, Ankara Hacıbayram Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.XXVI.Y 2022 Sa. 3)
16-Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun .... esas .... karar sayılı ilamının TMK 2.maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı çerçevesinde de değerlendirilmesi gerekmektedir. Söz konusu maddeye göre herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Taraflarca yapılan sözleşme hükümleri taraflar için esas teşkil etmektedir. Dolayısıyla sözleşme hükümlerinin gereği gibi taraflar iradelerine uygun olarak yerine getirilmesi büyük önem arz eder. Taraflarca uyuşmazlık konusunda bir tahkim şartı veya anlaşması yapılması durumunda uyuşmazlıkların çözümü için taraf iradelerinin tahkime gitme yönünde olduğu şüphesizdir. Tahkim şartına rağmen taraflardan birinin genel mahkemelere başvurmasının önüne geçilmesi amacıyla HMK 116/1-b maddesinde tahkim ilk itirazı düzenlenmiştir. Tahkim şartını bertaraf etmek ve etkisiz hale getirmek isteyen tarafın yapabileceği şey ise yerel mahkemece uyuşmazlığın tahkime elverişsiz olduğu değerlendirilmesinin yapılmasını sağlamaktır. Ancak bu sayede hakem yargılamasından kaçınabilecektir. (.... Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Çerçevesinde Tahkim Şartının Varlığı Halinde Genel İflas Yoluyla Takip Yapılmasının Değerlendirilmesi, Ankara Hacıbayram Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.XXVI.Y 2022 Sa. 3)
17-Böylece taraflar arasındaki tahkim şartına rağmen bu şartın uygulanabilir olmaktan çıkarılması sonucunu doğuracak şekilde genel iflas yoluyla takip yapılması HMK 2.maddesinde düzenlenen dürüstlük kurallarına aykırı olacağı gibi ahde vefa ilkesine de aykırılık teşkil edeceği açıktır. Somut olayda davacının uyuşmazlık konusuyla ilgili daha önceden yaptığı takip sonucu açtığı davanın tahkim ilk itirazı sebebiyle usulden reddedildiği bilahare sözleşme hükümlerine göre tahkime başvurduğu ancak bu talebininde iki aşamalı tahkim prosedürünün izlenmemesi sebebiyle yetkisizlik ile sonuçlandığı nazara alındığında tahkim şartını etkisiz hale getirmek, dolanmak amacıyla iflas yoluyla takip yapmasının dürüstlük kurallarına ve sözleşmeyle bağlılık kurallarına aykırı olacağı kanaatine varılmıştır. Kaldı ki bu tür uyuşmazlıklara bakan özel daire olan Yargıtay 6.HD.'nin (.... esas .... karar) ve öncesinde bu tür uyuşmazlıkları çözümlemekle görevli 23.HD.'nin görüşleri de aynı yöndedir. (Yargıtay 23.HD'nin .... esas.... karar sayılı ilamı,)" şeklindeki gerekçe ile tahkim ilk itirazı sebebiyle davanın usulden reddine dair karar verildiği anlaşılmıştır.
Davalı 29/09/2024 tarihli ilk itiraz cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki 09/10/2019 tarihli sözleşmenin 18.maddesinde tahkim hükümlerinin bulunduğunu, buna göre uyuşmazlığın tahkim usulüne göre çözümünün talep edilmesinin gerektiği, davacının önce 518.720,84 USD bakiye alacağı iddiasıyla İstanbul Anadolu 7.icra dairesinin .... esas sayılı dosyasında takip başlattığını, itiraz üzerine açılan davada İstanbul Anadolu 3.asliye ticaret mahkemesinin .... esas sayılı dosyasında tahkim ilk itirazı kabul edilerek davanın usulden reddine karar verildiğini, kararın yargıtay tarafından onandığını, davacı tarafın bu defa Viyana Uluslararası Tahkim Mahkemesinde dava açtığını, hakem heyeti tarafından 22/12/2023 tarihli karar ile davanın yetkisizlik nedeniyle reddine karar verildiğini, tenfizi için açtıkları davanın derdest olduğu, davacı tarafın dayandığı hukuk genel kurul kararının yargıtayın kökleşmiş içtihatlarına aykırı olduğunu ve uygulanamayacağını, bu hususun TMK 2 maddesindeki dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil edeceğini beyanla öncelikle tahkim ilk itirazı sebebiyle davanını usulden reddini talep ettiği anlaşılmıştır.
Davalı vekili 11/10/2024 tarihli cevap dilekçesinde ise; uyuşmazlığın 09/10/2021 tarihli ana sözleşmeden kaynaklandığını, sözleşme kapsamındaki ücretin 6.792.813,67 USD +KDV tutarında sabit fiyat olup aşamalı ödenmesinin öngörüldüğünü, davacıya toplam 6.840.000,00 USD ödendiğini, %3 lük ek tutarın alıkonulduğunu, Vezirköprü Sulh Hukuk Mahkemesinden yaptırılan delil tespitinde eksik ve kusurlu işlerin belirlendiğini, yapılması için davacıya ihtar gönderildiğini, tarafların 10/02/2021 tarihinde GRAZ'da yapılan toplantıda uzlaşmaya vardıklarını ve 4 taksitle 412.821,51 USD ödenmesinin kararlaştırıldığını, bu kapsamda 175.000,00 USD ilk taksitin ödendiğini, buna karşı davacının uzlaşma kapsamındaki edimlerini yerine getirmediğini, işi tamamlamadığını, tamamlanması için gereken tutarın 17.182.000,00 TL olduğunun anlaşıldığını, eksik ve kusurlu işler sebebiyle müvekkilinin zarara uğradığını, kesin kabul ve hakedişlerinin yapılmadığını, işin süresinde teslim edilmediğini, alt yükleniciye yapılan ödemelerin talep edilemeyeceğini, faturaya itiraz edilmemesi sebebiyle alacak iddiasında bulunmasının hukuki dayanağının olmadığını, davacının ağır kusuruyla meydana gelen zarar sebebiyle tazminat sorumluluğunun söz konusu olduğunu, müvekkilinin talep edebileceği alacak kalemleri yönünden takasa mahsup def'inde bulunduklarını beyanla davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır.
İSTİNAFA BAŞVURAN TARAFLAR ve İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf başvuru talebinde bulunan davacı vekili dilekçesinde özetle, mahkemenin kendi kabulü ile çeliştiğini, alacağın varlık ve miktarını tespit için hakem huzurunda dava açmak üzere davacıya süre verilmesine, tahkim davasının bekletici mesele yapılmasına karar vermek olması gerektiğini, iflas davasının açılması ile mahkemece koruma tedbirlerine hükmedildiğini bu tedbirlerin akibetinin düşünülmeksizin, hiçbir yasal temeli olmaksızın bir yargılama prosedürünü orta yerinden ikiye bölmenin hukuken isabetsiz olduğunu, bir yandan tahkim davalarının yabancı hakem önünde devam ederken öte yandan iflas davası açmalarının tahkim şartını etkisiz hale getirmek, dolanmak amacıyla iflas yoluyla takip yapmak olarak değerlendirilmesinin anlamanın mümkün olmadığını ileri sürerek, kararın kaldırılarak, talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
DELİLLER :
Tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Dava, iflas yoluyla ilamsız takibe karşı yapılan itirazın kaldırılması depo kararı verilmesi ve davalının iflasına ilişkindir.
Yerel mahkemece, tahkim ilk itirazı sebebiyle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; istinaf edenin sıfatı ve istinaf sebepleri ile sınırlı yapılan inceleme neticesinde; davacı tarafından davalı aleyhine Vezirköprü İcra Dairesinin .... Esas sayılı dosyası ile iflas yoluyla adi takip (örnek 11) yapıldığı, ödeme emrinin davalı borçlu şirkete 10/07/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafın 17/07/2024 tarihinde süresi içerisinde takibe itiraz ettiği, davacının da itirazın kaldırılarak davalı için depo kararı tesisi ve borcun ödenmemesi halinde davanın iflasına karar verilmesi istemi ile bu davayı açtığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 18.2.1 maddesinde, sözleşmeden kaynaklı tüm uyuşmazlıkların Viyana'da bulunan Federal Ekonomik/Ticaret Odasının Uluslararası Tahkim Heyetinde tahkim kurallarına dayanarak kesin olarak çözüme bağlanmasını öngörülmüştür. Davacı tarafından, davalının takibe yaptığı itirazın kaldırılarak davalı için depo kararı tesisi ve borcun ödenmemesi halinde davanın iflasına karar verilmesi talep edilmiş ise de; taraflar arasındaki sözleşmenin 18. Maddesi gereğince, davacının öncelikle tahkimde alacağının varlığını ispatlayacak ve miktarını tespit edecek bir karar alması, bu karara istinaden borçlu aleyhine iflâs yolu ile takip yapması ve iflâs davası açması gerekirken, tahkim şartını etkisiz hale getirecek şekilde doğrudan iflâs takibi yapması ve bunu dayanak göstererek iflâs davası açmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine dair mahkeme gerekçesi ve kararında isabetsizlik olmadığı, verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, gerekçede hata edilmediği, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (benzer yönde Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin.... esas, .... karar sayılı ilamı)
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Davacının istinaf kanun yolu başvurusunun esastan REDDİNE,
2.İstinafa başvuran davacı tarafça istinaf karar harcı peşin yatırıldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
3.İş bu kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürü tarafından taraflara tebliğine.
Dair, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde TEMYİZ YOLU açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.19/11/2025
....
Başkan
....
¸e-imza
....
Üye
....
¸e-imza
....
Üye
....
¸e-imza
....
Katip
....
¸e-imza
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 19/11/2025
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İMZA ile imzalanmıştır!