Mahkemece "hırsızlık" suçundan sanıklardan O. K. hakkında verilen mahkumiyet kararına karşı sanık ve katılan kurum vekili tarafından, sanıklardan A. A. hakkında verilen beraat kararına karşı katılan vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olmakla dosya incelendi gereği görüşüldü;
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından CMK'nın 280. maddesi gereği başvurunun esası hakkında incelemeye geçildi.
Dosyadaki duruşma tutanakları, diğer belge, deliller ve mahkeme gerekçesi ile istinaf dilekçesi içeriğine göre yapılan incelemede;
Mağdurun olay yeri devlet okulunun okul aile birliği başkanı olduğu, okul kantini işletmesinin aile birliği tarafından yapılan ihale uyarınca geriye doğru yirmi yıldır sanıklardan A.A.'e verildiği, diğer sanık O. K.’ın işletmenin işçisi olarak görev yaptığı,
Olay tarihinde okulun elektrik tesisatında meydana gelen bir arıza nedeniyle yapılan çalışma esnasında kantin hizmetinde kullanılan salondaki 12 adet 40 watt gücündeki lambanın okul sayacından geçen elektrik enerjisi üzerinden çalıştığı, iki adet prizin okul sayacından gelen elektrik enerjisine bağlı olduğu, ancak prizlere bağlı herhangi bir alet bulunmadığı yönünde tekniker tutanağı düzenlendiği,
Sanıklardan A. A.'in işletmenin kendisi adına kayıtlı olduğunu doğruladığı, ancak fiilen diğer sanık tarafından yönetildiğini, kendisinin hesap alma dışında işletmeye uğramadığını anlattığı,
Sanıklardan O. K.'ın işletmede işçi olarak çalıştığını anlattığı, kantinin yerinin yaklaşık dokuz yıl önce değiştiğini, tespite konu salonun eskiden sınıf olarak kullanıldığını, kantine ait sanıklardan A. A. adına kayıtlı aboneliğe bağlı ayrı bir sayaç olduğunu, kantin elektriğini bu sayaçtan geçirerek kullandığını anlattığı,
Tutanak düzenleyicisi olan A. T. tanık sıfatıyla alınan beyanında 12 adet lambanın okula ait sayaç üzerinden geçen enerji ile beslendiğini tespit ettiğini, ancak kantin alanının başladığı sınırın belirli olmamasından ötürü tespitine konu lambaların kantin sahasında mı okul sahasında mı olduğunu belirleyemediğini, tutanakta yer alan prizlere ilişkin tespitlerin A. T. tarafından yapıldığını anlattığı,
A. T.' in tanık sıfatıyla alınan beyanında tutanak içeriğini doğruladığı,
Mahkemenin mahallinde keşif icra ettiği, ancak iddianın doğruluğu ile oluşan zararın miktarını tespit bakımından tarafsız bilirkişi eliyle herhangi bir inceleme yaptırmadığı,
Sanıklardan O. K.'ın mahkumiyetine, A. A.'in beraatine karar verdiği görülmüştür.
Yukarıdaki şekilde özetlenen dosya kapsamına göre,
1-) Birlikte suç işledikleri iddiası ile yargılanan faillerden birisinin savunulması sırasında diğer fail yönünden savunmada zaafiyet oluşacağı ve menfaat çatışması bulunduğunun anlaşılması halinde, CMK'nın 152, 1136 Sayılı Avukatlık Yasasının 38/1b, Türkiye Barolar Birliğince kabul edilen Avukatlık Meslek Kurallarının 35. Maddeleri gereğince, savunmalarının farklı müdafiler tarafından üstlenilmesinin sağlanması gerektiği kabul edilmekte, sanıkların gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasındaki beyanları itibarıyla, kantin işletmesinin fiilen kim tarafından yürütüldüğü hususunda aralarında menfaat çatışması bulunduğunun anlaşılması karşısında, sanıklara ayrı müdafi atanıp bu surette savunmalarının alınmaları gerektiğinin gözetilmemesi,
2-) Okul idaresince usulüne uygun olarak yapılmış aboneliğe bağlı sayaçtan geçen elektriğin idarenin bilgisi ve rızası dışında kantin işletmesine ait salondaki lambaların aydınlatılmasında kullanılması şeklinde işlendiği iddia olunan olayda;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na ait, Yargıtay Dairelerince de benimsenmiş bulunan 03.04.2018 tarih, 2017/17-1125 Esas ve 2018/131 Karar sayılı kararda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere;
Elektrik enerjisinden hukuken abonelik esasına göre yararlanılabilmesi, okul idaresinin elektrik dağıtıcısı kurum ile geçerli bir abonelik sözleşmesi yaparak aboneliğe bağlı sayaçtan geçen elektriğin sahibi hâline gelmesi, sanıkların da sahibinin rızası olmaksızın ve kendisi tarafından tüketilen elektriğin miktarının belirlenmesini önleyecek şekilde elektrik enerjisi tüketmesi eyleminin TCK'nın 163. Maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen karşılıksız yararlanma suçunu oluşturması,
Sanıklar hakkında düzenlenen iddianamede karşılıksız yararlanma tutarının belirtilmemesi, yargılama sırasında bu yönde bir bilirkişi raporu alınmaması, sanıklardan O. K.'ın kurum zararını gidermek istediğini beyan etmesi, istinaf talebine ekli kurum adına karar tarihinden sonra ödeme yaptığını gösterir makbuz ibraz etmesi,
Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 2018/2728 esas 2018/8802 karar, 2018/3925 esas 2018/9513 karar, Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 2016/12607 esas 2018/11081 karar sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, 02.07.2012 tarihinde kabul edilip 28344 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 Sayılı Kanun'un geçici 2. maddesinin 1. ve 2. fıkrası hükümleri birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde, maddede yapılan değişiklikle amaçlananın bu kapsam dâhilindeki suçlar bakımından zararın ödenmesi halinde, olayın sanık ya da sanıkları hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilerek işin esasına girilmesinin önlenmesi olduğu gözetilip, olay yerinde yapılacak keşif sonucunda alınacak bilirkişi raporuyla belirlenecek zararı makul bir süre içerisinde giderme yönünde sanıklara imkan tanınıp, zararını gidermeleri halinde 6352 Sayılı Kanun'un geçici 2/2. maddesi gereğince haklarında ceza verilmesine yer olmadığına karar verileceğine” dair bildirimde bulunularak sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayininin gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve soruşturma sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması,
SONUÇ: Kanuna aykırı ve sanıklar müdafii ile katılan kurum vekilinin istinaf itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, 5271 Sayılı CMK'nın 289/1 280/1 maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, CMK'nın 286/1. maddesi gereğince kesin olmak üzere, 11.03.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)