Yerel Mahkemece Yağma, Nitelikli Dolandırıcılık, Tefecilik suçlarından verilen mahkumiyet hükmüne karşı sanık müdafii tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Katılanlardan ....'nin olay tarihi döneminde nakit paraya ihtiyaç duyduğu, kişilere kazanç karşılığı ödünç para vermek suretiyle tefecilik yaptığını bildiği sanıktan para istediği, sanığın nakit parası olmadığını, bir çek belgesi getirmesi halinde bunu ilgili finans kuruluşları aracılığında vadesinden önce üzerindeki yazılı olan miktarın altında nakte çevirebileceğini beyan ettiği, katılanın 18.07.2017 günü 88.000 TL bedelli bir çek belgesi getirip sanığa teslim ettiği, sanığın belgeyi nakte çevirdiğini beyan ederek katılana 15.000 TL tutarında ödeme yaptığı, çek bedelinin vadesi geldiğinde, çek bedelinin bölüşülerek ödenmesinin, katılanın ilaveten almış olduğu aldığı bedel ile bu bedel üzerinden işleyecek 1500 TL faiz ödemesinin kararlaştırıldığı, sanığın çekin günü geldiğinde belgeyi 44.000 TL bedel ile nakte çevirdiğinden ve 63.000 TL lik ödeme yaptığından bahisle katılandan 25.000 TL tutarında ödeme talep ettiği, katılanın başlangıçta kararlaştırılan miktar dışında bir ödeme yapmayacağı yönünde karşılık verdiği, sanığın bunun üzerine harekete geçtiği, 23.10.2017 günü katılan kullanımındaki cep telefonu hattına yönelik olarak göndermiş olduğu kısa iletilerde, 25.000 TL ödememesi halinde belge bedelinin tamamını ödemek zorunda kalacağı, kendisini rezil edeceği, insan içine çıkarmayacağı, diz kapaklarına sıktıracağı, kafa göz kıracağı, gece vakti evinden aldıracağı yönünde tehdit sözleri söylediği, iletilerin tutanağa bağlandığı, katılanın olayları bu şekilde anlattığı,
Sanığın katılan ile aralarındaki ilişkiyi doğrulduğu, çek belgesini banka şubesine müracaatla 44.000 TL üzerinden nakde çevirdiğini, paranın 15.000 TL nın katılana verdiğini, kalanını kendisinin aldığını, çekin günü geldiğinde 69.000 TL ödeme yaptığını, katılanın da dönem içinde doğan borçlarıyla birlikte 19.000 TL ödeme yaptığını, iletilerin kendisi tarafından gönderilmediğini, o tarih döneminde telefonunu katılanın işyerinde şarja bıraktığını, katılanın kendisini aradığını, işyerine gelen bir şahsın telefonuna format atacağını, bunun için ekran şifresini vermesi gerektiğini söylediğini, ekran şifresini katılana verdiğini, katılanın bu esnada ilgili iletileri düzenlemiş olabileceğini anlattığı, sanık savunmasında geçen banka şubesi ile yapılan yazışma sonucunda sanığın olay tarihi döneminde bankaya müracaatla herhangi bir çek işlemi yapmadığının belirlendiği,
Sanığın bu şekilde katılana ceza hukukunda suç olarak tanımlanabilecek şekilde kazanç karşılığı ödünç para verdiğinin, katılan tarafından kabul edilen miktar ödemesine karşın, bunun dışında ve ödenmiş alacağın çok üzerinde ilave para istemek suretiyle yağmaya teşebbüs suçunu işlediğinin sübut bulduğu görülmüştür.
.... isimli şahsın bankadan 250.000 TL tutarında kredi çektiği, kredinin teminatı olmak üzere alacaklı banka tarafından borçlunun arazi ve araçları üzerine rehin konulduğu, sanığın bu krediye kefil olduğu, kredinin ödenmediği, alacaklı banka tarafından icra takibi başlatıldığı, bankanın asıl borçludan tahsilat yapamadığı, kefil borçlu sıfatıyla sanığa yöneldiği, sanığın banka görevlilerine hitaben teminat amacıyla üzerine rehin konulan malların kendisine devrini sağlayacak şekilde alacağın temliki halinde borcu ödeyeceği yönünde beyanda bulunduğu, banka görevlilerinin sanığın borcun kefili olması nedeniyle bu talebi kabul etmediği, sanığın bu aşamadan sonra banka görevlileri, borçlu ve katılan H. Kuş ile bir araya geldiği, borç miktarının tamamını katılan adına havale etmesi, katılanın bu miktarı ilgili kredi borcuna mahsuben alacaklı bankaya aktarması, bu şekilde alacağı ve ekindeki teminatları temlik alması, bu işlemin ardından borcun teminatı olan malların borçlu tarafından katılana temlik edilmesi, katılan tarafından da kendisine aktarılması hususunda anlaşmaya vardığı, 14.12.2017 günü oğlu ....'nun müdürü olduğu bir tüzel kişilik hesabından katılan adına 290.000 TL para gönderimi sağladığı, bu esnada açıklama kısmına "ödünç para" ibaresi yazdırdığı, paranın aynı gün borçlu adına mevcut bulunan kredi hesabına aktarıldığı, kredinin teminatı olan malların katılana temlik edildiği, sanığın bu aşamadan sonra katılan ile tekrar bir araya geldiği, İ. Erdal isimli şahsa vekaletname vermesini istediği, diğer işlemlerin bu şahsın vekaletinde yürüyeceğini beyan ettiği, alınan vekalete dayalı yapılan işlem sonucunda malların kendisi adına değil, havale işlemine aracılıkta kullandığı oğlunun yöneticisi olduğu tüzel kişilik adına temlikini sağladığı, ardından kredi miktarının üzerinde bir bedelle .... isimli şahsa sattığı, parasını mal edindiği, tüm işlemlerin tamamlanmasından sonra katılan adına gönderimi yapılan havale işlemine ilişkin banka belgesinde yer alan "ödünç para" ibaresinden hareketle, bu belgeyi ibraz suretiyle, katılandan herhangi bir alacağı olmamasına karşın, katılan aleyhine icra takibi başlattığı,
Katılan ile borçlu …..'ın olayları bu şekilde anlattıkları, banka müdürü tanık ….. ile ….'ın kendileriyle ilgili bölümleri bakımından katılan ve borçlu beyanlarını doğruladıkları, ancak taraflar arasındaki ilişkinin ayrıntısını bilmediklerini, işlemlerin sanığın talep ve talimatına uygun yürütüldüğünü anlattıkları, ....'nun alınan beyanlarında, babası sanığın olay günü aradığını, katılanın paraya ihtiyaç duyduğunu beyan ederek olaya konu miktarı havale etmesini istediğini, diğer ayrıntıları bilmediğini anlattığı, sanığın alınan savunmalarında suçlamayı kabul etmediği, ....'ın kredi borcuna kefil olduğunu, borcun ödenmediğini, borcun katılan tarafından ödendiğini, borçlunun mallarını katılana devrettiğini, yaptığı takibin katılana verdiği ödünç paraya dayalı olduğunu anlattığı,
Sanığın bu şekilde, hileli araçlar kullanarak, bir güven kurumu olan bankaların olağan faaliyetlerinden ve bu faaliyeti yürüten görevlilere başkalarını kolaylıkla aldatabilecek mahiyette duyulan güvenden yararlanmak, banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıklarını araç olarak kullanarak haksız çıkar elde etmek, daha fazla haksız çıkar elde etmek adına katılan hakkında kamu kurumu niteliğindeki icra dairesi aracılığında icra takibi yapmak suretiyle, banka veya kredi kurumları ile kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin sübut bulduğu görülmüştür.
Hakkında sahtecilik suçundan yargılama yapılarak beraat kararı verilmiş bulunan ....'ın, hakkında aynı suçtan yargılama yapılarak beraat kararı verilmiş bulunan .... aracılığında olay tarihi döneminde sanığa ulaştığı, kazanç karşılığı 14.000 TL borç para istediği, sanığın şahsa hayvan vereceğini, karşılığında 19.000 TL tutarlı senet istediğini beyan ettiği, şahsın eşi katılan A. adına senet tanzim edip verdiği, sanığın senedi aldığı, hayvanları teslim etmediği, sattığını beyan ettiği, şahsa 14.000 TL para verdiği, senedi icraya koyduğu, bu aşamadan sonra senetteki imzanının sahteliğinin ortaya çıktığı, sahtecilik suçu bakımından .... ve ....'ün yargılanıp beraat ettiği, .... ve katılanın olayları bu şekilde anlattığı, sanığın ve ....'ün anlatımları kabul etmediği, katılanlardan …., …. ve ….'ın da alınan beyanlarında sanığın değişik zamanlarda kendilerine kazanç karşılığı ödünç para verdiğini anlattıkları,
Sanığın bu şekilde değişik zamanlarda birden fazla kişiye kazanç karşılığı ödünç para vermek suretiyle zincirleme tefecilik suçunu işlediğinin sübut bulduğu görülmüştür.
Yağmaya teşebbüs suçuna konu iletilerin atıldığı saatin gece vakti olması karşısında eylemin nitelikli yağma suçuna vücut verip vermediğinin tartışılmaması alayhe istinaf olmadığından eleştirilmekle yetinilmiştir.
Sanığın, katılana yönelik işlediği dolandırıcılık eyleminde TCK'nın 158/1-f ve 158/1-d maddelerini ihlal etmesi nedeniyle hakkında alt hadden uzaklaşarak ceza hükmü kurmak gerekip gerekmeyeceği gözetilmeksizin, yazılı şekilde eksik ceza tayini, aleyhe istinaf olmadığından eleştirilmekle yetinilmiştir.
Tefecilik suçundan yapılan uygulamada kanun maddesinde yer almasına rağmen ayrıca para cezasından uygulama yapılmaması aleyhe istinaf olmadığından eleştirilmekle yetinilmiştir.
Yüksek Yargıtay'ın istikrar kazanmış kararlarında da vurgulandığı üzere tefecilik suçunun mağduru; esasında faizli borç-alacak ilişkisinden ibaret olan sözleşmenin taraflarından biri olan, ancak eylemi hukukumuzda suç kabul edilmemiş olan faizle borç alan kişi değil, Hazine İdaresidir. Tefecilik suçundan yapılan uygulamada cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tespiti esnasında hukuken tefecilik suçunun mağduru sayılmayan kişilerin uğradıkları mağduriyetlerin de gerekçe yapılması, diğer gerekçelerin yerinde olması karşısında sonuca etkili görülmediğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Bunun dışında kamu davası sırasında duruşmaların kanuna uygun biçimde yürütüldüğü ve 5271 Sayılı CMK'nın 280/1-b maddesi gereğince hükmün bozulmasını gerektirecek ve aynı Yasanın 289. Maddesinde belirtilen hukuka kesin aykırılık hallerinin mevcut olmadığı,
Soruşturma ve kovuşturma evrelerinde ileri sürülen iddia ve savunmalar ile ikame edilen delillerin denetimi sağlayacak biçimde ve eksiksiz olarak sergilenerek tespit edildiği, yargılama sonucunda dosyaya yansıyan tüm bilgi ve kanıtların gerekçeli kararda yöntemince tartışılarak ulaşılan vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye, hakimin takdirine ve özellikle mahkumiyet kabulüne ilişkin usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı,
Bu bağlamda ilk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı saptanmış olmakla, sanık müdafiinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 5271 Sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
SONUÇ: Dair, 5271 Sayılı CMK'nın 286/2. maddesi uyarınca kesin olmak üzere, 26/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)