Yerel mahkemece "nitelikli hırsızlık" suçundan suça sürüklenen çocuk hakkında ceza verilmesine yer olmadığına yönelik hükme, o yer Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olmakla yapılan incelemede;
I-) İLK DERECE MAHKEMESİNDE YAPILAN YARGILAMA
1-) İDDİA:
Ordu Cumhuriyet Başsavcılığının 10/12/2018 tarih ve 2018/4529 Esas 2018/12995 soruşturma sayılı iddianamesi ile; "... müşteki E. A.'ın Subaşı Mahallesi Zübeyde Hanım Caddesi üzerinde bulunan İdeal Market isimli işyerinin mağaza sorumlusu olduğu, olay günü saat 15.30 sıralarında kamera görüntülerini izlediği esnada bir erkek çocuğun 5 litrelik 37,90 TL değerinde pet çotanak marka ayçiçek yağını cebinden çıkarmış olduğu bir poşete koyduğunu gördüğü, bu durumu müştekinin markette bulunan işyeri görevlilerine söylediği ve işyeri görevlilerinin bu şahıs para ödemesi yapmadan çıkacağı esnada şahsı durdurdukları, erkek çocuğun suça sürüklenen çocuk S. D.'in olduğu, suça sürüklenen çocuk Sezer'in almış olduğu yağı işyeri görevlilerine teslim ettiği, müşteki E.'ın suça sürüklenen çocuk Sezer'den olay nedeniyle şikayetçi olduğu, suça sürüklenen çocuk Sezer'in alınan savunmasında üzerine atılı suçlamaları samimi bir şekilde ikrar ettiği,
Suça sürüklenen çocuğun ikrarı, müşteki beyanı, güvenlik kamera görüntüleri izleme tutanağı ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde suça sürüklenen çocuğu üzerine atılı suçu belirtilen şekilde işlemiş olduğu anlaşılmakla ..." suça sürüklenen çocuğun bina içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlığa teşebbüs suçundan yargılamasının gizli yapılarak eylemine uyan TCK'nın 142/2.h.2, 35, 31/3 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
2-) SAVUNMA:
Suça sürüklenen çocuğun kovuşturma aşamasındaki savunmasında: " ... 27/11/2018 günü saat:16.00 sıralarında zübeyde hanım caddesi üzerinde bulunan ideal market isimli işyerine gittim. Bir süre içeride gezdikten sonra yağların olduğu reyona yöneldim. 37,90 TL olan 5 litrelik petçotanak marka ayçiçek yağını alarak dışardan getirmiş olduğum poşete koydum. Akabinde çıkışa doğru yöneldim. Daha sonra mağaza görevlisi beni farketti. Kasanın orada beni yakaladı. Henüz işyerini terketmemiştim. Almış olduğum ayçiçek yağını mağaza görevlilerine teslim ettim. Bu olayı paraya ihtiyacım olması sebebiyle gerçekleştirdim. Olay nedeniyle pişmanım. Üzerime atılı suçlamayı bu şekilde kabul ederim ..." şeklinde savunmada bulunmuştur.
3-) İLK DERECE MAHKEMESİNİN DAYANDIĞI DELİLLER:
1-)Şikayetçi E. A. beyanında: 27/11/2018 günü saat:15:30 sıralarında işyerimde bulunurken rutin kamera görüntülerine incelerken bir erkek çocuğun reyondan maddi değeri 37,90 TL olan 5 litre Ayçiçek yağını alarak cebinden çıkardığı poşetin içersine koyduğunu gördüm. Market kapısından çıkacağı esnada görevlilerimiz şahsı durdurdular. Yağın parasını ödemediği için bizde polisi arayarak şikayette bulunduk. Olay sonrası çocuk 5 litrelik yağı tarafımıza teslim etmiştir. Başka bir zararımız yoktur. Şikayetçiyim. Davaya katılmak istemiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
2-) 28/11/2018 tarihli kamera tespit tutanağı,
3-) 29/11/2018 tarihli güvenlik kamera görüntüleri izleme tutanağı,
4-) 27/11/2018 tarihli tutanak, suça sürüklenen çocuğa ait nüfus ve sabıka kayıtları
4-) YAZILI DELİLLER:
İddia, savunma, 28/11/2018 tarihli kamera tespit tutanağı, 29/11/2018 tarihli güvenlik kamera görüntüleri izleme tutanağı, 27/11/2018 tarihli tutanak, suça sürüklenen çocuğa ait Adli Sicil Kaydı, Nüfus Kayıt örneği ve tüm dosya kapsamı.
5-) İLK DERECE MAHKEMESİNİN GEREKÇESİ:
"..."Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 15.12.2009 gün ve 6/242-291 Sayılı içtihadında belirtildiği üzere, "... daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma" görüşünün, TCK'nın 145. madde uygulamasında bütünüyle reddedilmesi mümkün değil ise de, maddenin, Somut olayda; yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması da olanaklı değildir. 145. maddenin gerek ilk şekli, gerekse değiştirilmiş biçimi; ortak tanımlama ile, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan değerin az olmasını temel almaktadır.
TCK'nın 145. maddesine göre, faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması yeterli olup, hâkim indirim oranını TCK'nın 3. maddesinde öngörüldüğü üzere “işlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır.
Değer azlığı nedeniyle ceza vermekten vazgeçme kararı verilecek ise; malın değerinin azlığı yanında “suçun işleniş şekli ve özellikleri” de dikkate alınmalıdır. TCK'nın 145. maddesinin uygulanmasında hâkime takdir hakkı tanınmış olup, hâkim takdir hakkını kullanırken keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle uygulama yapmalıdır. " somut olayda da;
Ssç Sezer'in suç tarihinde 37,90 TL değerindeki ayçiçek yağını suça konu marketten parasını ödemeksizin market kapısından çıkacağı esnada market görevlilerince yakalanması olayında, ssç nin henüz market içerisinde olması, çalınan malın 37,90 TL gibi günümüz şartlarına göre çok cüz i bir miktar olması, ssç nin samimi beyanları, pişmanlığı ve daha önce benzer bir suça karışmamış olması halleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, hiç suç işlememiş ve öğrenci oln ssç ye verilecek cezanın bu çocuğu kazanmaya değil kaybetmeye yönelik olacağı bu durumun da çocuk kanunun ruhuna aykırı olacağı, beklenen faydayı sağlamayacağı düşünülerek Ssç hakkında 5237 Sayılı TCK'nun 145. maddesi gereğince hırsızlık suçundan CEZA VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA dair karar verilmesi hususunda mahkememizde tam bir vicdani kanaat hasıl olmuştur.
Suça sürüklenen çocuğun soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki savunma ve beyanları ile dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; suça sürüklenen çocuk hakkında bireysel özellikleri, sosyal çevresi göz önüne alınarak işlediği suçun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği hususunda mahkememizde yeterli kanaat oluştuğundan ayrıca Sosyal İnceleme Raporu alınmasına gerek görülmemiştir... " şeklinde olduğu;
6-) İLK DERECE MAHKEMESİNİN HÜKMÜ:
" ... Ssç hakkında her ne kadar HIRSIZLIĞA TEŞEBBÜS (TCK m.142/2-h,35) suçundan cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış ise de; çalınan malın değerinin azlığı nazara alınarak 5237 Sayılı TCK'nin 145 maddesi aracılığı ile 5271 Sayılı CMK.nin 223 (4) madde ve fıkrasının d) bendi hükmü uyarınca ssç hakkında CEZA VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA ... " karar verildiği anlaşılmıştır.
II-DAİREMİZCE YAPILAN YARGILAMA
1-) İSTİNAF NEDENLERİ:
O yer Cumhuriyet savcısı istinaf talebinde özetle; Suça sürüklenen çocuğun toplam değeri suç tarihi itibariyle 37,90 TL olan ayçiçek yağını cebinden çıkarmış olduğu bir poşete koyarak çalmaya teşebbüs etmesi şeklindeki eylemi nedeniyle suçun işleniş şekli ve özellikleri itibariyle ceza vermekten vazgeçilemeyerek hırsızlık konusunu oluşturan malın değerinin az olması nedeniyle TCK'nın 145. maddesi gereğince verilen cezadan belirlenecek oranda indirim yapılması gerektiği halde sanığa suça konu malın değerinin az olması gerekçe gösterilerek incelemeye konu suçun işleniş şekli ve özellikleri gözetilmeden, 5237 Sayılı TCK'nın 145. maddesi uyarınca mahkumiyeti yerine ''ceza verilmesine yer olmadığına” karar verilmesinin usul ve esas yönünden Kanun'a aykırı bulunduğundan kararın istinâfen kaldırılmasına karar verilmesi yönünde istinaf isteminde bulunmuştur.
2-) C.SAVCISININ ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASI:
"... SSÇ S. D. hakkında Ordu Çocuk Mahkemesince verilen "ceza verilmesine yer olmadığına dair" kararın O yer C.Savcısı tarafından SSÇ aleyhine istinaf edilmesi üzerine yapılan yeniden yargılama neticesinde;
SSÇ'nin olay günü saat 15:30 sıralarında müştekiye ait İdeal Market isimli iş yerine girerek raflarda bulunan 5 lt.lik 37.90 TL değere haiz ayçiçek yağını cebinde bulunan poşete koyarak iş yerinden ayrılmak istediği, ancak bu esnada güvenlik kameralarını izlemekte olan market görevlisinin SSÇ'yi görüp güvenlik personelini uyarması üzerine SSÇ'nin marketten ayrılamadan üzerinde bulunan suça konu sıvı yağ ile birlikte yakalandığı, SSÇ'nin alınan ifadesinde isnad edilen suçu maddi durumunun iyi olmaması nedeniyle işlediğini beyan ettiği,
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucu suça konu eşyanın düşük bir değere haiz olması, suçun işlenişindeki özellikler gözönüne alınarak SSÇ hakkında TCK 145 ve CMK 223/4 maddeleri gereği "ceza verilmesine yer olmadığına dair karar" verilmişse de dosya kapsamına göre; O yer C.savcısının istinaf dilekçesinde belirttiği şekilde SSÇ hakkında "ceza verilmesine yer olmadığına dair karar" verilmesinin hukuka uygun olmadığı, ancak suça konu eşyanın değeri göz önüne alınarak belirlenecek cezadan uygun oranda indirim yapılması gerektiği anlaşıldığından;
Ordu Çocuk Mahkemesi'nin ilgili kararının CMK 280/2 madde gereği "KALDIRILMASINA", SSÇ'nin eylemine uyan TCK 142/2.h, 145, 35/2, 31/3 maddeleri gereği CEZALANDIRILMASINA, karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur ... " yönündedir.
3-) SANIĞIN SAVUNMASI:" ... Ben ürünü almıştım ancak henüz dışarı çıkmamıştım, ürün bedelini de ödeyebilirdim, daha çıkmamıştım, önceki savunmalarım doğrudur tekrar ederim ... " şeklindedir
4-) DAİREMİZCE TOPLANAN DELİLLER:
Başka delil toplanmamıştır.
III. DELİLLERİN VE İSTİNAF NEDENLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
O yer Cumhuriyet savcısının istinaf itirazlarının değerlendirilmesi açısından yeniden yargılama yapılması amacıyla CMK'nın 280/1-c maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerinin başlanmasına karar verilmiştir.
Yapılan yargılama, dosyadaki duruşma tutanakları, iddia, savunma, 28/11/2018 tarihli kamera tespit tutanağı, 29/11/2018 tarihli güvenlik kamera görüntüleri izleme tutanağı, 27/11/2018 tarihli tutanak, adli sicil kaydı, nüfus kayıt örneği diğer belge ve deliller ile istinaf isteminin kapsamına göre;
Suça sürüklenen çocuğun suç tarihinde 37,90 TL değerindeki ayçiçek yağını suça konu marketten parasını ödemeksizin market kapısından çıkacağı esnada market görevlilerince yakalandığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince suça sürüklenen çocuğun henüz market içerisinde olması, çalınan malın 37,90 TL gibi günümüz şartlarına göre çok cüzi bir miktar olması, suça sürüklenen çocuğun samimi beyanları, pişmanlığı ve daha önce benzer bir suça karışmamış olması halleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, hiç suç işlememiş ve öğrenci olan suça sürüklenen çocuğa verilecek cezanın bu çocuğu kazanmaya değil kaybetmeye yönelik olacağı bu durumun da çocuk kanunun ruhuna aykırı olacağı, beklenen faydayı sağlamayacağı gerekçeleri ile suça sürüklenen çocuk hakkında TCK'nın 145. maddesi gereğince hırsızlık suçundan ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmıştır.
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.11.2015 tarih ve 2015/6-9-420 Sayılı kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Yargıtay Ceza dairelerinin aynı yöndeki yerleşmiş içtihatlarında da belirtildiği şekilde;
5237 Sayılı TCK'nun 145. maddesinde; “Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir” hükmü yer almakta iken, anılan hüküm, 29.06.2005 gün ve 5377 Sayılı Kanun'un 16. maddesiyle; “Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir” şeklinde değiştirilmiştir.
Madde ile hırsızlık suçlarında, suça konu değerin azlığı nedeniyle hâkime, cezada indirim yapma veya ceza vermeme yönünde geniş bir taktir yetkisi tanınmıştır.
TCK'nun 145. maddesinin gerek ilk şekli, gerekse değiştirilmiş biçimi; ortak tanımlama ile, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan değerin az olmasını temel almaktadır. Değer azlığı ile kanun koyucu tarafından neyin kastedildiği, tereddütleri önleyecek şekilde açıklığa kavuşturulmamış, rakamsal bir sınırlandırma getirilmemiş ve fakat hâkime, yargılama konusu maddi olayla ilgili olarak takdir ve değerlendirme yetkisi tanınmıştır. Ne var ki, kanun koyucu, hâkimin takdirini, soyut ve farklı bir disiplinle sınırlandırmıştır. O da; “az olarak kabul edilecek değerin” hâkimin takdirinde, ceza vermekten vazgeçmesini gerektirecek ehemmiyetsiz ölçüde olması, başka bir ifade ile değere dayalı ihlalin ceza verilmemeyi nasafeten haklı saydıracak alt düzeyde bulunmasıdır. Hâkim, çalınan veya çalınmaya teşebbüs edilen bu değerin azlığını ya indirimli bir cezayla ya da suçun işlenmesindeki özellikler itibarıyla ceza vermemekle değerlendirebilecektir.
Maddenin ilk metninde yapılan değişiklikte; “suçun işleniş şekil ve özellikleri göz önünde bulundurularak” ibaresinin, “cezada indirim” seçeneğinden sonra ve “ceza vermekten vazgeçilebilir” seçeneğinden önce yazılmasının, suça konu malın değerine ilişkin cezada indirim ve ceza vermekten vazgeçme hallerinde farklı değerlendirme yapılmasını gerektirmeyeceği açıktır. Bu nedenle; “az ceza verme” seçeneğinde daha yüksek değerin aranacağı, “ceza vermekten vazgeçme” halinde ise daha az bir değerin aranmasının gerekli olduğu sonucuna ulaşılmamalıdır.
Hâkim, bu değerlendirmenin yanı sıra her somut olayda, suçun işleniş şekli, mağdur veya sanığın konumu, olayın gerçekleştiği yer ve zamanı dikkate almalı, 5237 Sayılı TCK'nun 3. maddesinde öngörüldüğü üzere, “işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde ceza adaletini sağlamalıdır. Görüldüğü gibi madde ile getirilen sistem, sadece malın değerinin objektif ölçütlere göre belirlenerek, cezadan indirim veya ceza verilmemesinden ibaret değildir. Olayın özelliği, mağdurun konumu, failin kişiliği ve suçun işleniş şekli, her olayda değerlendirmeye konu edilmeli, meydana gelen haksızlığa faili iten etkenler ve bu haksızlığın mağdur üzerindeki etkileri de gözetilmeli, maddenin uygulanıp uygulanmaması ve özellikle ceza verilmeme haliyle ilgili seçeneğin, eylemin failine uygun düşüp düşmeyeceği belirlenmeli ve muhakkak ki şekillenen takdirin gerekçesi kararda gösterilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Dairemizce davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılan duruşmada suça sürüklenen çocuğun savunması alınmış, suça sürüklenen çocuk heyetimizce de gözlemlenmiş, suça konu dosya dışında hakkında bir soruşturma bulunmadığı, suça sürüklenen çocuğun Anadolu Lisesinde öğrenci olduğu, anne babasının on yıldır ayrı yaşadıkları, kendisinin annesi ile birlikte kaldığı, annesinin zaman zaman temizlik işlerine gittiği, kendisinin de bu hırsızlık girişimini içinde bulunduğu yukarıda belirtilen durumların psikolojik etkisi ile yaptığı kanaatine varılmış, olayın özelliği, mağdurun konumu, failin kişiliği ve suçun işleniş şekli değerlendirilmiş, meydana gelen haksızlığa faili iten etkenler ve bu haksızlığın mağdur üzerindeki etkileri gözetilmiş, ceza verilmeme seçeneğinin suça sürüklenen çocuğun sosyo-ekonomik ve psikolojik haline uygun düşeceği anlaşılmış, bu hali ile ilk derece mahkemesince verilen ceza verilmesine yer olmadığına hükmünün usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varılmıştır.
Açıklanan gerekçeler karşısında 5271 Sayılı CMK'nın 280/2.maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
SONUÇ: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Yapılan yargılama, dosyadaki duruşma tutanakları, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi içeriğine göre yapılan incelemede;
Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlığa teşebbüs suçundan cezalandırılması istemiyle açılan dava sırasında duruşmaların kanuna uygun biçimde yürütüldüğü, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde ileri sürülen iddia ve savunmalar ile ikame edilen delillerin denetimi sağlayacak biçimde ve eksiksiz olarak sergilenerek tespit edildiği, yargılama sonucunda dosyaya yansıyan tüm bilgi ve kanıtların gerekçeli kararda yöntemince tartışılarak ulaşılan vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Bu bağlamda ilk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde hE.gi bir eksiklik olmadığı, saptanmış olmakla, o yer Cumhuriyet savcısının istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 5271 Sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dair; Suça sürüklenen çocuk ve müdafiinin (SEGBİS ile) yüzüne karşı, Cumhuriyet Savcısı Olcay ÖZDEMİR (41990) huzurunda, 5271 Sayılı CMK'nın 286/2. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 11.03.2020 tarihinde oybirliğiyle açık oturumda verilen karar okunup anlatıldı. (¤¤)