Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından CMK'nun 280. maddesi gereği başvurunun esası hakkında incelemeye geçildi;
Dosyadaki duruşma tutanakları, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi içeriğine göre yapılan incelemede;
I-Mühür bozma suçuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Katılan dağıtım şirketinin mühürleme tutanağından önce özelleştirilmiş olması nedeniyle kanunen mühürleme yetkisine sahip olmadığı, bu bağlamda mühür bozma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla, yerel mahkemece verilen beraat kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı anlaşılmış olmakla, katılan ÇEDAŞ vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 5271 Sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
II-Karşılıksız yararlanma suçuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesine gelince;
Ayrıntıları CGK'nın 14.10.2014 gün ve 441-421 Sayılı kararında belirtildiği üzere; Anayasa'nın 141, 5271 Sayılı CMK'nın 34/1, 230 maddeleri ile 5271 Sayılı CMK'nun 289/1-g maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının istinaf denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve İstinaf Mahkemesi'nin bu işlevini yerine getirmesi için gerekçe bölümünde, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, ulaşılan kanaat ve delillerle sonuç arasında bağ kurulması, aralarında bağlantı kurulması gerekir, sırf delillerin arka arkaya sıralanması ile oluşturulmuş olan metnin, “yeterli ve geçerli bir gerekçe” niteliği taşımaz.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın aşamalardaki savunmalarında atılı suçlamayı kabul etmeyip suç tarihinde söz konusu adresle bir ilgisinin bulunmadığının beyan etmiş olduğu; 14/04/2016 tarihli kolluk tutanağında, "sanığın belirtilen adreste ikamet etmediği, bu adresten taşınarak Sakarya iline gidip kızının yanında kalmaya başladığının" belirtildiği; 28/12/2016 tarihli kolluk tutanağında, "bahse konu yerin iki katlı ev olduğu, ikinci katın halen E. Çelik'e ait olduğu, zemin katın ise İstanbul ilinde ikamet eden ve iki yıl önce belirtilen yere taşınan H. Çelik isimli şahsın ikamet ettiğinin" belirtildiği; 07/03/2017 tarihli kolluk tutanağında da, "evrakta belirtilen adreste sanığın ikamet etmediği, bahse konu adreste 2012 yılından itibaren H. Çelik isimli şahsın ikamet ettiği, belirtilen adresin H. Çelik almadan önce dükkan olarak kullanıldığı, sanığın kızı Figen Uysal'ın yanında Sakarya ilinde ikamet ettiğinin" belirtildiğinin anlaşılması karşısında; öncelikle tutanaklarda isimleri geçen H. Çelik ve E. Çelik isimli şahıslar hakkında dava açılması sağlanıp iş bu dosya ile birleştirilmesi sağlandıktan sonra sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın savunmalarına ve belirtilen tutanak içeriklerine neden itibar edilmediği de belirtilemeden, yazılı şekilde yetersiz gerekçe ile mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabul ve uygulama göre de,
Kendisini bir vekil ile temsil ettiren katılan lehine vekalet ücretine hükmolunmaması,
SONUÇ: Kanuna aykırı ve katılan ÇEDAŞ vekilinin istinaf itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kesin olmak üzere, 31/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)