Yerel Mahkemece Mala Zarar Verme suçundan verilen mahkumiyet hükmüne karşı sanık müdafii tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Taraflar arasında, sanığın kızının kendi rızası bulunmadığı halde katılanların oğlu ile evlenip aşamalarda ayrılması olaylarına dayalı dargınlık bulunduğu, katılanlara ait evin olay günü yangın sonucunda yanarak zarar gördüğü, olay yerinden elde edilen materyaller üzerinde yapılan incelemeler sonucunda yangın başlatıcı veya hızlandırıcı herhangi bir madde bulunmadığının belirlendiği, katılanların eylemin sanık ve diğer aile fertleri tarafından işlendiğini ileri sürdükleri, olay kapsamında sanık ile birlikte sanığın oğulları olan Ramazan, A., İ. ve İ. A. hakkında soruşturma yürütüldüğü, soruşturma sonunda tüm şüpheliler hakkında delil yetersizliğine dayalı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, evrakın fail veya faillerin tespiti amacayıla daimi arama kararına bağlandığı, ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın katılanlar tarafından yapılan itiraz üzerine Ordu Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen 2014/409 değişik iş sayılı karar uyarınca kesinleştiği,
Taraflar arasında tehdit suçuna ilişkin olarak yürütülen 2016/2474 Sayılı başka bir soruşturma sırasında bilgi sahibi sıfatıyla beyanına başvurulan Aysel ve İ. Arı isimli şahısların bir hasta ziyaretinde bulundukları sırada sanığın katılanların oğlunu kastederek "Evini de yaktım, kurtulamadım" şeklinde sözler söylediğini ifade ettiklerinden bahisle, bu sözler yeni delil kabul edilmek suretiyle, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılarak sanık hakkındaki soruşturmaya devam olunduğu,
Cumhuriyet Başsavcılığının Aysel ve İ. Arı beyanlarından hareketle sanık hakkında atılı eylemi işlediğinden bahisle 23.06.2016 günü iddianame düzenlediği, iddianamenin 24.06.2016 günü kabul edilerek kovuşturmaya geçildiği,
İ. Sarı'nın sanığın "Adamın evini yaktılar, hala adam olmadığı" şeklinde sözler söylediğini duyduğunu,"Evini de yaktım, kurtulamadım" şeklinde sözler söylemediğini, soruştumadaki beyanın tutanağa yanlış geçirildiğini anlattığı,
Aysel Sarı'nın aradan zaman geçtiği için soruşturmadaki beyanını hatırlamadığını söylediği, soruşturma beyanının okunması üzerine doğru olduğunu bildirdiği,
Mahkemenin suçun sübut bulduğunu kabil ederek sanığın mahkumiyetine karar verdiği görülmüştür.
CMK nun karara konu iddianamenin düzenlendiği ve kabul edildiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 173/6 maddesine göre, bir kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın reddedilmesi halinde; Cumhuriyet savcısının yeni delil varlığı nedeniyle kamu davasını açabilmesi için, önceden verilen dilekçe hakkında karar vermiş olan ağır ceza mahkemesinin bu hususta karar vermesinin gerekmektedir.
Yasa maddesi iddianamenin kabulünden sonra, ancak karar tarihinden önce, 02/01/2017 günü yayımlanan 680 Sayılı KHK nın 11. maddesiyle değiştirilmiş, itirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi için 172. maddenin ikinci fıkrası hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
CMK 172/2. maddesinin iddianamenin düzenlendiği ve kabul edildiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan şekline göre ise kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra aynı fiilden dolayı kamu davası açılması yeni delil meydana çıkması şartına bağlanmıştır. Bu hüküm de iddianamenin kabulünden sonra,ancak hüküm tarihinden önce 02/01/2017 tarihinde yayımlanan 680 Sayılı KHK nin 10. maddesiyle değiştirilmiş, bu şekilde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamayacağı hükme bağlanmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23/06/2015 gün ve 2013/700 Esas, 2015/241 karar sayılı kararında da ifade edildiği ve özel dairelerce de kabul edildiği üzere; aynı fiilden dolayı sanık hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi halinde, verildiği fiil itibariyle kişiler açısından hukuki güvenlik alanı oluşturan ve kesin hüküm benzeri sonuç doğuran kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan sonra aynı sanık hakkında aynı fiilden dolayı yeniden soruşturma yapılabilmesinin yeni delilin meydana çıkmasına ve CMK'nın 173/6. maddesiyle CMK'nın 172/2. maddesi gereğince idianame ve hüküm tarihleri itibariyle bir ceza muhakemesi şartı olarak öngörülen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz dilekçesi hakkında önceden karar veren merciin ve Sulh Ceza Hakiminin kararına bağlı olduğu, kanun koyucu tarafından bu durumun bir ceza muhakemesi şartı olarak öngörülmesi karşısında; aynı fiile ilişkin olarak daha önceden verilip itirazen kesinleşen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar bulunduğu halde, CMK'nın 173/6. maddesiyle CMK'nın 172/2. maddeleri gereğince belirlenen ceza muhakemesi şartı gerçekleşmemesine rağmen, sanıklar hakkında aynı fiilden dolayı kamu davası açılması hususunun bir hukuk devletinde kanuna, adil yargılanma hakkına ve "non bis in idem" ilkelerine aykırılık oluşturacağı,
CMK'nun 223. maddesinin 8. fıkrasına göre, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilmesi gerektiği, Mahkemenin öncelikli olarak şartın gerçekleşip gerçekleşmediğini tespit ile gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı vermesi, gelecek sonuca göre karar vermesi gerekirken açılan dava üzerine yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olduğu,
Bu hususun dosya içeriği ve delil durumuna göre yeniden yargılamayı gerektirmediği, olayın daha fazla araştırılmasına ihtiyaç duyulmadan 5271 Sayılı CMK'nın 303/1. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak dosya üzerinden karar verilmesinin mümkün olduğu anlaşılmakla;
1- )Ünye 2. Asliye Ceza Mahkemesi' nin 25.10.2018 tarih , 2016/328 esas ve 2018/626 karar sayılı HÜKMÜNÜN KALDIRILMASINA,
2- ) Aynı fiil nedeniyle daha önce kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi ve bu kararın itirazen kesinleşmesinden ötürü kovuşturmanın yapılmasının yeni bir delil elde edilmesine ve bu hususta merciince bir karar verilmesi şartına bağlı tutulması, şartın henüz gerçekleşmediğinin anlaşılması karşısında, şartın gerçekleşmesini beklemek üzereCMK'nın 223/8. maddesi gereğince kamu davasının DURMASINA,
3- )Dosyanın, karardan bir örneğin Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilerek kovuşturma şartının gerçekleşip gerçeleşmeyeceğinin takibi ile sonucuna göre işlem ifasını temin için İLK DERECE MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
SONUÇ: Dair, CMK nun 268. Maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 7 gün gün içinde Dairemize bir dilekçe verilmesi yada zabıt katibine bir beyanda bulunulması ve beyanın tutanağa geçirilip Hakime onaylatılması veya bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi yada Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla, ceza evinde bulunanlar için cezaevi idaresi aracılığıyla dilekçe göndermek suretiyle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi nezdinde İTİRAZ kanun yolu açık olarak, 16.05.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)