(5271 S. K. m. 170, 173)
Yerel Mahkemece Hırsızlık ve Mala Zarar Verme suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine karşı sanık müdafii tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Katılanın kendisine ait otomobili olaydan önceki gün saat 17.30 sıralarında kapılarını kilitlemek suretiyle evinin önüne park halinde bıraktığı, sabah saat 06.30 sıralarında yanına vardığında park ettiği yerin ilerisine alındığını, şöfor mahalli kapısının kısmen açık olduğunu, sağ arka tekerinin patlamış olduğunu, arka tamponunun çarpmaya bağlı zarar gördüğünü, aracın torpido gözündeki 75 TL para ile müzik sistemine ekli iki adet hafıza kartının yerlerinde olmadığını, aracın dolu olan lpg tankının kullanıma bağlı boşalmış olduğunu belirlediği,
Olay yerini ve anını gösterir güvenlik kamerası görüntüsü elde edilemediği, olay yeri ilçesi içerisindeki ve ilçeye giriş-çıkış güzergahlarındaki tüm güvenlik kamerası görüntülerinin incelendiği, bu şekilde aracın olay günü gecesi saat 01.43 ila 02.23 aralığında ilçe merkezinde ilçeye giriş çıkış güvergahlarında seyir halinde olduğunun belirlendiği,
Aracın kapıları üzerinde bulunan kilit mekanizmaları ile kontak bölümünde yapılan inceleme sonucunda her birinin sağlam ve çalışır vaziyette olduklarının, herhangi bir zorlama ve benzeri müdahaleye uğratılmadıklarının, düz kontak ve benzeri bir uygulama yapılmadığının tespit edildiği,
Sanığın aynı tarih döneminde karıştığı benzer nitelikte başka bir olay kapsamında yakalandığı,aracın arka bagaj kapağı üzerinden alınan bir adet parmak izinin incelenmesi sonucunda sanığa ait olduğunun belirlenmesi üzerine bu eylemin de sanık tarafından işlendiğinin değerlendirildiği,
Sanığın alınan savunmasında araca gece vakti açık bırakılan tavan penceresini kullanararak girdiğini,içeride bulduğu bir anahtar görünümlü bir alet ile aracı çalıştırıp ayrıldığını, güvenlik kameralarına yansıyan süre boyunca dolaştıktan sonra aynı yere bıraktığını, araçta meydana gelen hasarın nedenini hatırlamadığını, araçtan herhangi bir şey çalmadığını anlattığı,
Araçtan elde edilen parmak izlerinin apfis sisteminde yapılan sorgusu neticesinde, sanığın 14.04.2018 günü Denizli ili merkezinde sürücü belgesiz ve alkollü olarak araç kullanırken yakalandığının, bu nedenle yapılan soruşturma işlemleri sırasında Özbekistan uyruklu ...... kimliğini kullandığının, soruşturmanın aşamalarında bu dosyadaki kimliğini beyan ettiğinin belirlendiği,
Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yapmış olduğu soruşturma sonununda sanık hakkında araçta oluşan zarar bakımından mala zarar verme suçundan ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiği, 2018/594 esas sayılı bir iddianame ile hırsızlık suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açtığı, bu iddianamenin 2018/319 değerlendirme numarası üzerinden iade edildiği, evrakın yeni bir soruşturma numarası aldığı, Cumhuriyet Başsavcılığı'nın sanık hakkında mala zarar verme suçundan bir kez daha ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiği, 2019/4 esas sayılı yeni bir iddianame düzenlemek suretiyle sanığın hırsızlık suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açtığı, bu iddianamenin 2019/3 değerlendirme numarasını aldığı, kabul edilerek esasa girdiği, tensip zaptında kabul edilen iddianame yerine iade edilen iddinameye ait tarih ve esas numaralarına yer verildiği,
Mahkemenin yargılama sırasında araçta oluşan zarar bakımından sanık hakkında TCK nun 151'inci maddesinin uygulanması ihtimaline binaen ek savunma verdiği, sanığın kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından cezalandırılmasına karar verdiği görülmüştür.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2011/3-269 esas, 2012/31 sayılı kararında açıklandığı üzere; ceza yargılama hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için, yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili, usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 170/1. maddesi uyarınca ceza davası, dava açan belge niteliğindeki icra ceza mahkemesine verilen şikâyet dilekçesi, son soruşturmanın açılması kararı gibi istisnai hükümler dışında, kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenecek bir iddianame ile açılır. Belirtilen kanunun 170. maddesinin 4. fıkrasında da; “İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır” düzenlemesine yer verilmiştir.
Anılan kanuni düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açıkça aykırılık oluşturacaktır. Öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak ifade edilen bu ilke uyarınca hâkim, ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuki çözüme kavuşturacaktır.
CMK ’nun 225/1. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasının sınırlarını, iddia makamının soruşturma aşamasında elde ettiği delillerden ulaştığı sonuca göre düzenlenen iddianame belirlemektedir. Bu bakımdan iddianamede, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. Böylelikle sanık; iddianameden üzerine atılı suçun ne olduğunu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde anlamalı, buna göre savunmasını yapabilmeli ve delillerini sunabilmelidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23/06/2015 gün ve 2013/700 Esas, 2015/241 karar sayılı kararında da ifade edildiği ve özel dairelerce de kabul edildiği üzere; aynı fiilden dolayı sanık hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi halinde , verildiği fiil itibariyle kişiler açısından hukuki güvenlik alanı oluşturan ve kesin hüküm benzeri sonuç doğuran kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan sonra aynı sanık hakkında aynı fiilden dolayı yeniden soruşturma yapılabilmesinin yeni delilin meydana çıkmasına ve CMK'nın 173/6. maddesi ile CMK'nın 172/2. maddesi gereğince idianame ve hüküm tarihleri itibariyle bir ceza muhakemesi şartı olarak öngörülen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz dilekçesi hakkında önceden karar veren merciin ve Sulh Ceza Hakiminin kararına bağlıdır.Kanun koyucu tarafından bu durum bir ceza muhakemesi şartı olarak öngörülmüştür.
Yukarıdaki şekilde özetlenen dosya kapması, kanun hükümleri ve Yargıtay uygulamaları birlikte ele alındığında;
1-İdianame içeriğine göre, sanığın mala zarar verme suçunu işlediğine dair bir anlatıma yer verilmemesi,mala zarar verme suçundan soruşturma aşamasında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması ,hırsızlığa konu malın aynına yönelik verilen zararların, mala zarar verme suçunu oluşturmamaması karşısında,
Eylemin mala zarar verme suçunun unsurlarını ne şekilde oluşturduğuna dair deliller gösterilip Cumhuriyet Başsavcıılğına suç ihbarında bulunulması suretiyle,atılı suçtan verilmiş ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın yöntemince kaldırılarak kamu davası açılması halinde, her iki davanın birleştirilerek sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken mala zarar verme suçundan ek savunma verilmek suretiyle duruşmaya devamla yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmiş olması,
2-Tensip zaptında iddianamenin kabulü kararına konu iddianeme yerine iade edilen iddianamenin tarihi ile esas sayısına yer verilmesi,
3-Yabancı uyruklu sanığın iki ayrı yerde iki ayrı kimlik belgesi kullanması, dosya içerisinde sanığın kimliğini ispat amacıyla üzerinden çıkan pasaportun tıpkı çekiminden başka bir belge bulunmaması karşısında, İnterpol Daire Başkanlığı aracılığı ile nüfus kaydı belgesi ya da pasaportunun bilgileri ile adli sicil kaydının ile getirtilip bu belgeler eklendikten sonra karar verilmesi gerekirken duruşmaya devamla hüküm kurulması,
4-Katılan anlatımları ve olay yeri inceleme raporundaki bilgilere göre, aracın kapıları kilitlenmiş vaziyette bırakılması, kapı kilitlerinde ve kontak bölümünde dışarıdan müdahale edildiğini gösterir herhangi bir zarar bulunmadığının belirlenmesi karşısında, eylemin 5237 sayılı TCK'nın 142/2-d maddesinde tanımlanan suçu oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan, aynı Kanun'un 142/2-h maddesi ile uygulama yapılması,
Hukuka aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan sanığın istinaf nedenleri bu bakımdan yerinde görülmekle, CMK'nın 289/1-d, 280/1-d maddeleri uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizinHÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kesin olmak üzere 10/05/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)