Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
CMK'nın 279. maddesinde sayılan istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
A-)Sanık hakkında hakaret suçundan verilen düşme kararına yönelik yerel C.Savcısının istinaf başvurusunun incelenmesi sonucu;
Her ne kadar yerel mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucu sanık hakkında TCK.nın 125. maddesinin uygulanması ihtimaline binaen ek savunma hakkı da verilerek mağdurun şikayetinin bulunmaması nedeniyle de kamu davasının düşmesine karar verilmiş ise de; soruşturma aşamasında on beş yaşını bitirmiş olan mağdur A. A.'ın annesi olan sanıktan şikayetçi olmadığını belirtmesi nedeniyle sanık hakkında hakaret suçundan şikayet yokluğu nedeniyle Erbaa C.Başsavcılığının 24/04/2018 tarih ve 2018/434 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması nedeniyle artık bu suç yönünden kovuşturma şartı bulunmadığının gözetilmeyerek hüküm kurulması hukuka aykırı, yerel C.Savcısının istinaf başvurusu bu nedenle yerinde görülmekle birlikte bu hususun düzeltilmesi için duruşma açılmasına gerek bulunmadığından hüküm 3. bölümde yer alan "Her ne kadar Erbaa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 28/04/2018 tarih ve 2018/325 Esas sayılı iddianamesinin anlatım kısmında, sanık H. B.'nin kızı olan mağdur A. A.'a hakaret ettiğinden bahsedildiği, ancak sevk maddelerinde 5237 sy. TCK'nın 125/1 maddesinin gösterilmediği ve yapılan yargılamada sanığa 5237 sy. TCK'nın 125/1 maddesinin uygulanması ihtimaline binaen ek savunma hakkı verilerek ek savunması alınmış ise de, mağdur A. A. duruşmadaki beyanında şikayetten vazgeçtiğini beyan etmiş olduğundan, sanık hakkında açılan kamu davasının 5237 Sayılı TCK'nın 73/4 maddesi ve 5271 Sayılı CMK'nın 223/8 maddesi gereğince ŞİKAYETTEN VAZGEÇME NEDENİYLE DÜŞÜRÜLMESİNE" ibaresinin tümüyle hükümden çıkartılmak suretiyle DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
B-)Sanık hakkında tehdit suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik yerel C.Savcısının istinaf başvurusunun incelenmesi sonucu;
Her ne kadar yerel mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucu; "hükmedilen ceza süresi itibariyle, sanık lehine 5237 sy. TCK'nın 50.maddesinin uygulanmasına YER OLMADIĞINA" şeklinde yazılmak suretiyle sanık hakkında kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımların uygulanmamasına karar verilmiş ise de; sanık hakkında verilen cezanın sonuç olarak 6 ay hapis cezası olup, TCK.nın 49/2. maddesi uyarınca kısa süreli sayılan hapis cezası olması nedeniyle yerel mahkemenin bu yöndeki gerekçesinin hukuka aykırı olup, sanığın adli sicil kaydındaki tek ilamın Erbaa 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 30/12/2016 tarih ve 2015/1000-2016/586 E.K. Sayılı, basit yaralama suçundan verilen kesin nitelikteki 3.000 TL adli para cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin ilam olması, sanığın atılı suçlamaları ikrar edip olay nedeniyle pişman olduğunu söylemesi hususları birlikte değerlendirildiğinde TCK.nın 50/1. maddesinde sayılan suçlunun kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlık ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre sanık hakkında verilen kısa süreli hapis cezasının adli para cezası seçenek yaptırımına çevrilmesi gerekmesine rağmen yukarıda belirtilen gerekçe ile aksi yönde uygulama yapılması hukuka aykırı, yerel C.Savcısının istinaf başvurusu bu nedenle yerinde görülmekle birlikte bu hususun düzeltilmesi için duruşma açılmasına gerek bulunmadığından;
Hüküm 2. bölümde yer alan tehdit suçuna ilişkin bölümde yer alan; "Hükmedilen ceza süresi itibariyle, sanık lehine 5237 sy. TCK'nın 50.maddesinin uygulanmasına YER OLMADIĞINA" ve "Sanık aleyhine hükmedilen hürriyeti bağlayıcı cezanın kanuni sonucu olarak 24.11.2015 tarih ve 29542 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas 2015/85 Karar sayılı kararındaki iptal edilen hususlar gözetilerek 5237 Sayılı TCK'nın 53/1-2-3 madde fıkralarının UYGULANMASINA," ibarelerinin hükümden çıkartılarak yerlerine;
"Sanığa verilen kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın TCK'nun 50/1-a ve 52/2 maddeleri gereğince suçun işlenmesindeki özellikler, sanığın ekonomik ve sosyal durumu ile kişiliği göz önüne alınarak günlüğü takdiren 20,00-TL'den paraya çevrilerek sanığın ( 180 gün x 20,00 TL ) = 3.600,00-TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA",
"Sanığa verilen adli para cezasının TCK'nun 52/4. maddesi uyarınca sanığın ekonomik ve şahsi halleri göz önüne alınarak takdiren 24 eşit taksitle ve birer ay ara ile sanıktan tahsiline, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceğinin ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin sanığa ihtarına, (ihtarat yapılamadı)" ibarelerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
C-)Sanık hakkında alt soya karşı kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik yerel C.Savcısının istinaf başvurusunun incelenmesi sonucu;
Her ne kadar yerel mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucu; seçimlik ceza içeren kanun maddesine ilişkin olarak gerekçesini göstermeden sadece "suçun işleniş şekli ve fiilin özellikleri göz önüne alınarak" şeklindeki kanuni tabirleri tekrarlamak suretiyle hapis cezasını seçip, verilen sonuç hapis cezasının da 6 ay olup TCK.nın 49/2. maddesi uyarınca kısa süreli sayılan hapis cezası olması da dikkate alınmadan "hükmedilen ceza süresi itibariyle, sanık lehine 5237 sy. TCK'nın 50.maddesinin uygulanmasına YER OLMADIĞINA" şeklinde yazılmak suretiyle sanık hakkında kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımların uygulanmamasına karar verilmiş ise de; sanığın adli sicil kaydındaki tek ilamın Erbaa 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 30/12/2016 tarih ve 2015/1000-2016/586 E.K. Sayılı, basit yaralama suçundan verilen kesin nitelikteki 3.000 TL adli para cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin ilam olması, sanığın atılı suçlamaları ikrar edip olay nedeniyle pişman olduğunu söylemesi, mağdurun rapor içeriği, mağdurun şikayetinin bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde seçimlik cezalardan hapis cezasının seçilmesinin hukuka aykırı olması nedeniyle yerel C.Savcısının istinaf başvurusu bu nedenle yerinde görülmekle birlikte bu hususun düzeltilmesi için duruşma açılmasına gerek bulunmadığından
Hüküm 1. bölümde yer alan alt soya karşı kasten yaralama suçuna ilişkin bölümde yer alan; 1. madde fıkrasındaki "4 AY HAPİS CEZASI" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine;
"120 GÜN ADLİ PARA CEZASI" ibaresinin yazılması,
2. madde fıkrasındaki "6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine;
"180 GÜN ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA"
"Sanığın ekonomik ve şahsi durumu göz önünde bulundurularak TCK.nın 52/2 uyarınca beher günü 20,00 TL den, paraya çevrilerek sanığın 3.600,00 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA", "Sanığa verilen adli para cezasının TCK'nun 52/4. maddesi uyarınca sanığın ekonomik ve şahsi halleri göz önüne alınarak takdiren 24 eşit taksitle ve birer ay ara ile sanıktan tahsiline, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceğinin ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin sanığa ihtarına, (ihtarat yapılamadı)" ibarelerinin yazılması,
hükümde yer alan "Hükmedilen ceza süresi itibariyle, sanık lehine 5237 sy. TCK'nın 50.maddesinin uygulanmasına YER OLMADIĞINA" ve
"Sanık aleyhine hükmedilen hürriyeti bağlayıcı cezanın kanuni sonucu olarak 24.11.2015 tarih ve 29542 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas 2015/85 Karar sayılı kararındaki iptal edilen hususlar gözetilerek 5237 Sayılı TCK'nın 53/1-2-3 madde fıkralarının UYGULANMASINA" ibarelerinin ise tümüyle hükümden çıkartılması suretiyle DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Kesin olmak üzere 21/06/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)