(5271 S. K. m. 223, 279, 280, 303) (5237 S. K. m. 123)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
CMK'nın 279. maddesinde sayılan istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1- Hakaret ve Kasten Yaralama suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Sanığın kastının yoğunluğu, suçun işlendiği yer ve zaman, suçun işleniş biçimi gözönüne alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmemesi aleyhe istinaf bulunmadığından gözönüne alınmamıştır.
Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanığın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2- Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Türk Ceza Kanununun "hürriyete karşı suçlar" başlıklı yedinci bölümünde yer alan 123. maddesinde kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu; "sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla; telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine faile üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir" şeklinde hüküm altına alınmıştır.
Madde gerekçesinde açıkça belirtildiği üzere, bu suçla kişilerin huzur ve sükûnunun bozulması hususunda gösterilen davranışlar cezalandırılmakta, bu şekilde psikolojik ve ruhsal sükûn içerisinde yaşama hakları korunmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için özel bir maksatla hareket edilmesi, dolayısıyla ısrarla telefon etmek ya da gürültü yapmak veya aynı amaçla hukuka aykırı başka bir fiilde bulunmak suretiyle kişilerin rahatsız edilmesi ve bu hareketlerin de mağdurun huzur ve sükûnunu bozma amacıyla gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunun maddi unsuru; belirli bir kimseye ısrarla telefon edilmesi veya gürültü yapılması ya da hukuka aykırı bir başka davranışta bulunulması, korunan hukuki yarar; cinsel taciz suçundan farklı olarak ısrarlı davranışlarla kişilerin rahatsız edilmeden sükûn içerisinde, huzurlu ve sağlıklı bir şekilde yaşama haklarıdır. Suç oluşturacak eylemler bakımından herhangi bir sınırlama getirilmediğinden, seçimlik hareketli bir suçtur. Suçun manevi unsuru ise özel kast olup, eylemin sırf başkalarının huzur ve sükûnunu bozmak amacıyla gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu suç, ancak doğrudan kastla işlenebilir. Olası kastla ya da taksirle işlenmesi mümkün değildir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın olay günü aldığı alkolün de etkisiyle saat 01.30 ve 02.00 sıralarında yaklaşık yarım saat arayla katılanlar M. A. ile E. A.'un evine giderek ikinci gidişinde katılanlara hakaret etmesi ve katılan M.'ı darp etmesi şeklinde meydana gelen olayda kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun unsurları bulunmadığı halde beraat yerine mahkumiyete karar verilmesi,
Hukuka aykırı, sanığın istinaf istemi bu bakımdan yerinde görülmekle, bu aykırılık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5271 sayılı CMK'nun 7035 sayılı yasa ile değişik 280/1-a ve 303/1-a maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçuna ilişkin bölümlerin” çıkartılarak, yerine “Sanığın üzerine atılı Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun unsurları oluşmadığından CMK'nun 223/2-a maddesi uyarınca BERAATİNE,” paragrafının eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Kesin olmak üzere 02.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)