(5271 S. K. m. 231, 253, 279) (5237 S. K. m. 2, 7, 253)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
CMK'nın 279.maddesinde sayılan istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-)Tehdit suçundan kurulan hükümde; f) bendi olarak "sanığa hükmolunun sonuç ceza hapisten çevrilen adli para cezası olduğundan CMK'nın 231.maddesinin uygulanmasına yer olmadığına" ve g) bendi olarak "Sanığın tüm dosya kapsamına göre üzerine atılı suçu işlediği sabit olmakla inkara yönelik savunma yapmış olması karşısında mahkememizce sanık hakkında olumlu düşünmememize engel olduğundan sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine yer olmadığına" şeklinde yasal olmayan tabirler kullanılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasına karar verilmiş ise de; sanığın adli sicil kaydında mevcut Çekerek Asliye Ceza Mahkemesi'nin 12/06/2008 tarih ve 2008/75-82 E.K. sayılı HAGB ilamının 14/07/2008 tarihinde kesinleşip, 5 yıllık denetim süresi içerisinde herhangi bir suç işlememesi nedeniyle 15/07/2013 tarihi itibariyle açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak düşme kararı verilmesi gerektiği de dikkate alındığında sanığın suç tarihi itibariyle sabıkasız olduğunun kabul edilerek buna hakkında CMK'nın 231/6. maddesindeki yasal unsurlar dikkate alınıp, değerlendirilerek sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
2-) Her ne kadar "öncelikle tehdit ve hakaret suçları ile ilgili olarak uzlaşma formu düzenlenmiş ve katılanın uzlaşmayı kabul etmediği anlaşılmıştır." şeklindeki gerekçe ile taraflar arasında uzlaşma hükümlerinin uygulanması yoluna gidilmemiş ise de; uzlaşma teklif formunun 2015 yılına ait olup o tarihteki geçerli olan mevzuata göre TCK'nın 106/1-1.cümle maddesinde düzenlenen tehdit suçunun uzlaşmaya tabi olmadığı, müsnet suçun uzlaşmaya tabi olmadığı bir dönemde CMK'nın 253/5.maddesinde belirtilen uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişinin uzlaşmak istemiyorum şeklinde beyanının alınmasının uzlaşmanın sağlanamadığı şeklinde düşünmenin de hukuka aykırı olacağı dikkate alınarak bu nedenle taraflar arasında yeniden uzlaşma işlemi yapmak gerektiği anlaşılmış, hükümden önce 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK'nın 106/1-1.cümle maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın hükmü bozulan ilk ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Kesin olmak üzere 12/07/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)