TÜRK MİLLETİ ADINA
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen beraat hükmüne karşı, o yer Cumhuriyet Savcısı tarafından süresinde yapılan istinaf başvurusu üzerine, dosya Daireye verilmekle, heyetçe incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
İstinaf isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonucunda;
Sanık hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, sanık ile ilgili hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı anlaşılmakla; O yer Cumhuriyet Savcısı istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden O yer Cumhuriyet Savcısının hükme yönelik istinaf başvurusunun 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın Dairemizce taraflara tebliğine, Yargıtay nezdinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde Dairemize veya başka yer Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine veya herhangi bir Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemesine dilekçe verilmesi veya zabıt katibine beyanda bulunulması, cezaevinde bulunanlar yönünden aynı süre içerisinde bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle hükmün temyiz edilebileceğine dair, temyiz etmediği taktirde hükmün kesinleşeceği hususu da belirtilerek, 14/03/2019tarihinde başkanın muhalifliğinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ:
Sanık hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan terörle mücadele kanunun5/1 ve 7/1 maddeleri delaletiyle, Türk Ceza Kanunun 314/2 maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
5237 Türk Ceza Kanunun 314/1 maddesinde " (1) Bu kısmın 4. ve 5.bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. ( 2 ) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir. " denilerek, örgüt üyeliği suçu ve unsurları belirtilmiştir. TCK.nın 314.maddesi bakımından, bir oluşumun, bir yapılanmanın, silahlı terör örgütü sayılabilmesi için; hiyareşik yapıya sıkı bir disiplinle, eylemli bir iş birliğine sahip olan ve en az 3 kişiden oluşan, yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli bir örgüt mevcut olmalıdır. Ayrıca bu örgüt, Türk Ceza Kanunun 2.Kitap 4.Kısım, 4 ve 5 bölümlerde yer alan suçları " amaç suç " olarak işlemek üzere kurulmuş ve silahlı olmalıdır.
Silahlı terör örgütü üyeliği suçu, silahlı bir örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyareşisine dahil olmayı tercih etmek suretiyle işlenmelidir. Bu bakımdan eylemin iradi olması ve örgüte iştirak iradesiyle hareket edilmiş olması gerekir. Failin, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetleri silahlı terör örgütüne üye olma suçunun unsurlarıdır.
Türk Ceza Kanunun 220/7 maddesinde ise; "örgüt içindeki hiyareşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Örgüt üyeliğinden dolayı verilecek ceza yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir. " denilerek yardım suçu düzenlenmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün finans kaynaklarından biri olan Bankasya isimli bankada terör örgütü liderinin talimatı sonrasında 23/01/2014 tarihinde katılım hesabı açtığı, sanığın veri inceleme raporunda örgüte herşeyi ile bağlı biri olarak tanımlanması ve örgüte 100 TL ödeme yaptığının anlaşılması karşısında terör örgütü liderinin talimatları doğrultusunda hareket ederek üzerine atılı suçun sübut bulduğu anlaşılmaktadır.
Bu kapsamda; her ne kadar sanık hakkında Türk Ceza Kanunun 314/2 maddesi uyarınca cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış ise de, Türk Ceza Kanunun 314/2 maddesinde düzenlenen terör örgütü üyeliği suçunun unsurlarından olan çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetlerinin dosya kapsımı itibariyle tam olarak tespit edilemediği, bu haliyle sanığın eyleminin Türk Ceza Kanunun 220/7 maddesinde düzenlenen " örgüt içindeki hiyareşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme " kapsamında kaldığı, bu nedenle sanık hakkında terör örgütüne üye olmak suçundan verilen cezadan Türk Ceza Kanunun 220/7 maddesi gereğince yardımın miktarı da göz önünde bulundurularak indirim yapılması gerektiği, bu nedenlerle istinaf taleplerinin reddine karar vermek gerektiği kanaati hasıl olduğundan sayın çoğunluğun istinaf talebinin reddi yönündeki kararına muhalif kalınmıştır. (¤¤)