Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 12/12/2018 tarih 2018/10973 esas sayılı iddianamesiyle özetle; sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan eylemine uyan 3713 sayılı TMK'nın 7/1 maddesi delaletiyle 5237 Sayılı TCK'nın 314/2, 3713 sayılı TMK'nın 5/1, TCK'nın 53, 58/9 ve 63 maddeleri gereğince cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
Samsun 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 21/05/2019 tarihli, 2018/443 (Esas) ve 2019/197 (Karar) sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Söz konusu başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafinin istinaf dilekçesi içeriğine göre, heyetçe yapılan müzakere sonucunda;
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilerek, vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Üye Hakim tarafından hazırlanan inceleme raporu doğrultusunda, suçun sübutunun yeniden yargılamayı gerektirmesi kanısına ulaşıldığından, 5271 sayılı CMK'nın 280/1-e maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanılmasına karar verilmiştir.
SANIK ....DAİREMİZCE ALINAN SAVUNMASINDA: Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum, bu hususta daha önce savunmalarımı yapmıştım, aynen tekrar ederim, bana isnat edilen bylock programı bulunan hat ile ilgili eşim yargılanarak ceza almıştır, söz konusu programı kesinlikle kullanmadım, " dedi.
Sanığa dosya kapsamına gelen tespit ve değerlendirme tutanakları okundu. SORULDU: " Tespit değerlendirme tutanaklarında ekli olan kişileri tanımıyorum, böyle bir program kullanmadığım için tespit ve değerlendirme tutanaklarını da kabul etmiyorum, bana ait değildir, .... isimli şahsı da tanımıyorum, kaldı ki okunan isimler erkektir, " dedi.
SANIKTAN İDDİA MAKAMININ ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINA VE ESASA KARŞI DİYECEKLERİ SORULDU: "Daha önceki savunmalarımı tekrar ediyorum, ben terörist değilim, beraatime karar verilmesini talep ediyorum" dedi.
SANIK MÜDAFİİNDEN SORULDU: " Her ne kadar 2 adet tespit ve değerlendirme tutanağı gelmiş ise de bir tanesinde kullanıcı adı ....'dır, .... mahkemeye ibraz etmiş olduğumuz beyanları içerisinde çevresinde .... ismi ile tanındığı ve bu şekilde kendisine hitap edildiğini söylemiş, diğer tutanakta ise şifre ….. şeklinde olup bu sanığın eşi ....'in plaka numarasıdır, yine bu tespit değerlendirme tutanağında ismi geçen...., ....'e ilişkilendirilen tespit ve değerlendirme tutanağında da ekli olarak bulunan şahıslardan birisidir, tüm bu hususlarla ilgili olarak .... yargılanarak ceza almıştır, ayrıca 6443 ID ile aranan kişiler arasında .... isimli şahıs yer almakta olup bu şahısla ilgili Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama neticesinde söz konusu ID nın .... isimli şahsa ait olmadığı gerekçesi ile beraat kararı verilmiştir, tüm bu hususlar tespit değerlendirme tutanaklarının hata payının bulunduğunu ve müvekkilimize isnat edilen bylock programı ile ilgili eşinin yargılanarak ceza aldığı hususları göz önünde bulundurulduğunda mahkemenizin yine ibraz etmiş olduğumuz bir kararında belirtildiği üzere kullanıcısı sanık olmadığı anlaşılan ya da böyle bir şüphenin oluştuğu durumlarda beraat kararlarının da verilmiş olduğu gözetilerek müvekkilimizin beraatine karar verilmesini talep ediyoruz " dedi.
SANIK MÜDAFİNDEN İDDİA MAKAMININ ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINA VE ESASA KARŞI DİYECEKLERİ SORULDU:" Mütalaada aleyhe olan hususları kabul etmiyoruz, söz konusu yapının bir terör örgütü olduğu 15 Temmuz darbe girişimi ile ortaya konulmuştur, müvekkilimiz hakkındaki iddialar ise bu tarihten önceye dayalıdır, müvekkilimizin darbe girişimi ile irtibatı ve ilişkisine dair herhangi bir faaliyetine ya da bu konuda delil bulunmadığı ortadadır, hakkındaki bylock programı kullandığı yönündeki iddialar ise son online tarihi de göz önünde bulundurulduğunda darbe ile irtibatlı ve bu tarihte kullanıldığı yönünde bir tespit bulunmadığı gibi söz konusu delilin hukuka aykırı olarak ele geçirildiği de sabittir, müvekkilimizin eşi bylock kullanıldığı iddia edilen hattı kendisinin kullandığını belirtmiş ve bu hat nedeniyle daha önce yargılanarak cezalandırılmıştır, söz konusu husus dosya kapsamındaki HTS raporundan da müvekkilin eşi tarafından kullanılmış olabileceğini ortaya koymaktadır, bu husustaki açıklamalarımızı bu celse yapmıştık, aynen tekrar ediyorum, son olarak 6443 nolu ID ile ilgili aranan kişilerden .... isimli şahsın kadın değil erkek olduğu Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/270 Esas sayılı kararı ile ortaya konulmuştur, buna ilişkin kararı mahkemenize ibraz ediyoruz, bu nedenle Meryem olarak yapılan tespitin de yapmış olduğumuz açıklamalar karşısında bir erkek şahıs olabileceği olasıdır, buna ilişkin durumun netleştirilmesi gerekir, tüm bu hususlar ve daha önceki savunmalarımız karşısında atılı suçun manevi unsurunun gerçekleşmediği, bu nedenlerle müvekkilimizin beraatine karar verilmesi gerektiği ve bu doğrultuda karar verilmesini talep ederiz "dedi.
Sanık .... soruşturma aşamasında Samsun 3. Sulh Ceza Hakimliğinde alınan savunmasında: "Ben üzerime atılı suçlamayı anladım. Emniyette ve Savcılıkta ayrıntılı olarak beyanda bulundum doğrudur aynen tekrar ederim. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yapmış olduğu imaj çalışmalarını kabul etmiyorum. .... numaralı hat eşim adına kayıtlı olup eşim tarafından kullanılmaktaydı. Eşim .... hakkında FETÖ üyesi olduğu iddiasıyla 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi ve İstinaf tarafından karar onaylandı. Yargılama sırasında eşim hattın kendisine ait olduğunu söyledi ve bu durum hükme esas alındı. Eaggle ve Bylock kullandığım iddiasını kabul etmiyorum. Ben ev hanımıyım. 5,7,10 ve 21 yaşlarında bakmakla yükümlü olduğum çocuklarım vardır. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Fetö üyesi olduğum iddiası doğru değildir. Eşim tutuklu olduğu için çocuklarıma ben bakıyorum. Tutuklanmam halinde ailem mağdur olacaktır. Benden başka bakacak kimseleri olmadığı için tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmayı talep ederim" şeklinde savunma yapmış, İlk derece mahkemesinde alınan savunmasında: "Eşim .... Atakum da bulunan … Lisesinde öğretmenlik yapmıştır. Eşim adına kayıtlı olan … nolu hattı eşim kamu görevlisi olduğu için Avea'dan çıkartmıştı, bu hattı çoğunlukla eşim kullanırdı ancak kendisi derslerinin olmadığı zamanlar evde bulunur bana yardım ederdi. Bu zamanlar ben bu hattan ailemi arar konuşurdum. Bu hattı daha çok eşim kullanırdı, yine eşim kendi adına kayıtlı olsa da kullanmam için ….'den … 'lü bir numara çıkartmıştı. Bu hattı 2016 yılına kadar kullandım. Ben bylock iddiasını kabul etmiyorum bu programı kullanmadım. 2014 yılına kadar eşimin iki telefonu vardı. .... nolu hat bir telefona, diğer hattı da başka bir telefona takılıydı. 2014 yılı sonunda eşim telefonlardan birisini oğlumun kullanması için kendisine verdi. O dönemde .... nolu hattı kendi kullanmaya başladı. Ailemin çoğu kamu personeli olduğu ve ücretsiz olduğu için eşim evde bulunduğu zaman ailemle bu telefon üzerinden konuştuğum olmuştur. Eşim .... Samsun 4. ACM sinde yargılandı, söz konusu hat bu kararda da hükme esas alındı. Eşim şuanda tutukludur, dosyası İstinaftadır. Suçlamaları kabul etmiyorum, beraatimi talep ediyorum" şeklinde savunma yapmıştır.
Tanık .... ilk derece mahkemesinde alınan beyanında: "Adıma kayıtlı .... ve .... nolu hatları ben kullandım. Ben 2014 yılı 11. Ayına kadar aktif şekilde sonu 3290 ile biten hattı kullandım, bu hattı daha sonra oğluma kullanması için verdim. 2014 yılı 11. Ayından sonra ise sonu 3800 ile biten hattı aktif şekilde kullanmaya başladım, bu hattı 2017 yılında iptal ettirdim. Eşim bu hatları kullanmamıştır. Meslek öğretmeni olduğum için vaktimin çoğunu evde geçiriyordum. Telefon özelliği itibariyle ailesini aramak için eşim bu hatları kullandığı oluyordu. Ben Samsun 4. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandım ve 7 yıl 6 ay ceza aldım, Yargıtay tarafından hüküm onandı, şuanda hükümlü konumundayım. Mahkeme yukarıda bahsettiğim her iki numarayı da baz alarak karar verdi" şeklinde beyan etmiş, tanıktan eşinin kendisine ait bir telefonu ve hattının bulunup bulunmadığı sorulduğunda: "2014 yılı 11 ayından sonra eşim ….'den ….'lü bir hattı çıkartarak bu hattı kullanmaya başladı. Bu tarihten önce kendi adına kayıtlı bir hattı yoktu. 2014 yılı 11 ayına kadar eşimin bir telefonu yoktu, kendi adına bir hat çıkartıktan sonra dokunmatik olmayan bir telefon aldı ve onu kullanmaya başladı. Bu tarihten önce eşim adıma kayıtlı olan hatları ve telefonumu kullanırdı" şeklinde beyan etmiştir.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA: "Sanık hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan kamu davası üzerine yapılan yargılama sonucunda Samsun 2.Ağır Ceza Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine ve 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin hükmün ve dosyanın incelenmesinde,
Sanık .... FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullandığı gizli haberleşme programı bylock programını .... no.lu gsm hattı üzerinden kullandığının tespit edildiği, sanık bu programı kullanmadığını belirtmiş ve polis yapılanmasında mahrem imam konumunda olan eşi ....'in beyanında telefon hattının kendisi adına kayıtlı olduğunu, 2014 yılı Kasım ayından itibaren bu hattı aktif şekilde kullandığını, eşinin bu hattı kullanmadığını, telefonun özelliği nedeniyle nedeniyle bazen eşinin bu telefondan ailesini aradığını belirtmiş ise de, bu beyanı eşi olan sanık ....'i kurtarmaya yönelik beyan niteliği taşıdığı, zira sanık ....'in eşi olan .... hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün emniyet yapılanması ile ilgili X1 isimli gizli tanık tarafından Ankara CBS'ye ibraz edilen micro sd kart kapsamına göre düzenlenen veri inceleme raporunda ....'in eşi hakkında örgüt mensubu olduğu, örgüt içerisindeki görevinin öğretmenlik olduğu, kullandığı telefonun yukarıda bylock tespit edilen .... olduğu ve örgüt içerisinde özel bir vazifesinin bulunmadığının belirtildiği, sanığın eşi .... hakkında da mahrem polis imamı olarak rapor tanzim edildiğinin anlaşıldığı, yine bu konuda HTS analiz ve değerlendirmesine göre .... no.lu telefon hattının sanık ....'in kullandığının değerlendirildiği,
Sanık ....'in örgütün finans kaynaklarından olan Bank Asya'da FETÖ/PDY silahlı terör örgütü liderinin 25/12/2013 tarihinde Bank Asya'nın ekonomik gücünün ayakta tutulmasına yönelik vermiş olduğu talimat sonrası döneme denk gelecek şekilde 05/02/2015 tarihinde 140 TL miktarlı ve 10/03/2015 tarihinde 180 TL miktarlı katılım hesapları açtığı, sanığın bu hesapları vadelerinden önce kapatmak suretiyle Bank Asya yararına hareket ederek Bank Asya'ya destek olduğunun anlaşıldığı,
Dosya kapsamında yukarıda açıklanan deliller göz önüne alınarak sanığın eylem ve faaliyetlerinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği için gerekli çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk teşkil eden eylem ve faaliyetler olduğu, sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği anlaşılmakla, bu kapsamda ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünün usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından istinaf talebinin ESASTAN REDDİNE karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur. " şeklinde mütala da bulunmuştur.
Silahlı terör örgütü üyeliği suçu; silahlı bir örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih etmek suretiyle işlenmektedir. Bu bakımdan eylemin iradi olması ve örgüte iştirak bilinç ve iradesiyle hareket edilmiş olması gerekir. Suç, örgüte üye olma fiilinin gerçekleştiği anda tamamlanmakla birlikte, üyelik süresince eylem temadi etmektedir. Failin, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetleri silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturacaktır. Ancak faile, örgüt tarafından verilen önemli bir görev veya sorumluluk, tek başına failin örgüt üyesi olduğunu ortaya koyabilecektir. Öte yandan örgüte üye olmak, fiili bir katılma olup örgüte üye olmak için örgüt yöneticilerinin rızasının varlığına gerek yoktur, tek taraflı iradeyle bile örgüte katılmak mümkündür.
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amacı, yapılanması ve eylemleri ile ilgili olarak benzer konuda İlk Derece Mahkemesi sıfatı ile verilmiş ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26/09/2017 tarihli kararıyla onanan Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24/04/2017 tarihli, 2015/3 esas ve 2017/3 sayılı kararında, FETÖ/PDY adli silahlı terör örgütünün, küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda belirtilen Cumhuriyetin temel niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hal ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütü olduğu, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1.maddesinde tanımlanan, amaca ulaşmak için silah başta olmak üzere her türlü cebir ve şiddeti araç olarak kullanan 5237 sayılı TCK'nın 314/1-2.maddesi kapsamında kalan silahlı bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Samsun 2.Ağır Ceza Mahkemesince; "Sanığın eşi .... adına kayıtlı ancak kendisinin kullandığı tespit edilen.... nolu hat üzerinden FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmış olduğu bylock programını kullandığının ve internet trafik kayıtlarına göre 22/01/2015 - 06/05/2015 tarihleri arasında14defa bylock programına erişim sağladığının tespit edildiği, örgüt içerisinde mahrem yapılanmada bulunduğu iddia olunan kişiler hakkında gönderilen veri inceleme raporlarından birinin de sanığın eşi ....'e ait olduğu, bu veri inceleme raporunda sanıkla ilgili kısımlarda" imajı alınan dijital verideki eşinin örgüte mensup olup olmadığı kısmında "evet" yazdığı, imajı alınan dijital verideki eşinin görevi kısmında "öğretmen" yazdığı, imajı alınan dijital verideki eşinin telefon kısmında "….." yazdığı", bu veri inceleme raporundaki bilgilerin sanığın bilgileri ile uyuşması ve dosyada bulunan diğer bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde veri inceleme raporunun mahkememizce hükme esas alındığı, tüm bu hususlar bir bütün halinde değerlendirildiğinde sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek katılıp hiyerarşisine girdiği, bu şekilde sanığın yoğunluk, süreklilik ve çeşitlilik gösteren eylemleri birlikte değerlendirildiğinde sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit görüldüğünden suç konusunun önem ve değeri, sanığın suçun işleniş biçimi ve sanığın kasta dayalı kusurunun düzeyi gözönünde bulundurularak alt sınırdan ceza tayini suretiyle sanığın cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Her ne kadar sanık bylock kullanmadığını savunmuş ise de; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun göndermiş olduğu CD'nin içerisinde yer alan kayıtlara göre sanığın bylock tespit tutanağında bylock un ilk tespit edildiği tarihte hatlarını kullandığı imei numaralarının bylock tespit tutanağında yer alan imei numaraları ile uyuşması ve sanığın bu hattı kendisi tarafından kullanıldığının veri inceleme raporu ve HTS kayıtları ile tespit edildiği, internet trafik bilgilerine göre sanığın bylock programına erişim sağladığının tespit edilmesi karşısında sanığın bylock konusundaki savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik ve birbirleri ile çelişen savunmalar olduğu kanaatine varılmıştır.
Sanığın Bankasya da 2010 yılında hesap açtırdığı ve Bankasya'nın TMSF'ye devrinden sonrada hesabını kullanmaya devam ettiği, hesap hareketlerinin düzenli olduğu, durum karşısında sanığın talimatla hareket ettiğine ilişkin mahkememizde her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir kanaat oluşmadığından bu husus hükme esas alınmamış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denilerek sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Dosyaya istinaf aşamasında gelen 187649 ve 6443 ID numaralı Bylock Tespit Değerlendirme Tutanaklarından …. ve …. kullanıcı adları ile münhasıran FETÖ/PDY Terör Örgütü üyelerinin bir kısmı tarafından kullanılan Bylock isimli haberleşme programını kullandığı anlaşılan Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, sanık ile ilgili hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda bireyselleştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafinin istinaf dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden sanık müdafinin hükme yönelik istinaf başvurusunun 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Sanık .... hakkında Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/05/2019 tarih ve 2018/443 esas, 2019/197 sayılı kararı ile Silahlı Terör Örgütü üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükümünde usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşılmakla, sanık müdafinin hükme yönelik istinaf başvurusunun CMK'nın 280/2. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
Dair; sanığın ve sanık müdafinin yüzüne karşı, Cumhuriyet Savcısı ....'ın (....) huzurunda, yüzüne karar verilenler açısından tefhim tarihinden itibaren 15 gün içerisinde, Yargıtay nezdinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere, Dairemize veya başka yer Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine veya herhangi bir Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemesine dilekçe verilmesi veya zabıt katibine beyanda bulunulması, cezaevinde bulunanlar yönünden aynı süre içerisinde bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle hükmün temyiz edilebileceğine dair, temyiz etmediği takdirde hükmün kesinleşeceği hususu da belirtilerek, isteme uygun olarak oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/03/2020 (¤¤)