Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurularının reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 13/03/2018 tarih, 2018/1446 esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı görülmüştür.
Trabzon 3.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 09/04/2019 tarih, 2018/136 (E) ve 2019/172 (K) sayılı kararı ile, sanık ....'in terör örgütü propagandası yapma suçundan beraatine karar vermiş olup, iş bu karara karşı o yer Cumhuriyet Savcısı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.
Dosyanın yapılan tetkiki sonucunda;
Sanığın üzerine atılı suçtan beraatine dair karar verilmiş ise de;
Silahlı terör örgütü üyeliği suçundan hakkında kamu davası açılıp, yapılan yargılama sonunda terör örgütü propagandası yapma suçundan beraatine karar verilen sanığın, yargılama aşamasında bizzat seçtiği bir müdafii bulunmadığı gibi kendisi için CMK'nın 156. maddesi gereğince re'sen görevlendirilmiş bir müdafiinin de bulunmadığı, sanığa isnat edilen “silahlı terör örgütü üyeliği” suçunun niteliği dikkate alındığında, CMK'nın 150. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca hakkında müdafii görevlendirilmesinin zorunlu olduğu, aksi durumun, Anayasanın 36. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde teminat altına alınan adil yargılanma ilkesine aykırı olacağı ve savunma hakkının kısıtlanmasını doğuracak biçimde kovuşturmada müdafii hazır bulundurulmaksızın beraat hükmü kurulmak suretiyle CMK'nın 150/3, 188/1, 197/1 ve 289/1-a-e maddelerine muhalefet edilmesi sonucunu doğuracağı, nitekim; Yargıtay 16. C.D.'nin 16/05/2019 tarihli, 2018/7173 esas ve 2019/4397 karar sayılı ilamınında da bu doğrultuda olduğu dikkate alındığında; Yargıtay 16. C.D.'nin 16/05/2019 tarihli, 2018/7173 esas ve 2019/4397 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere yasal zorunluluk olan müdafîi tayin edilmeksizin sanığın savunması alınarak 5271 Sayılı CMK'nın 150/3, 188/1 197/1 ve 289/1-a-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle hüküm tesis edilmiş olması,
Ayrıca;
Dosyaya hükümden sonra istinaf aşamasında gelen tanık …..'in sanığın mütevelli olduğu yönündeki beyanları itibariyle bu tanığın da dinlenerek hüküm tesis edilmesi gerektiği ve sanık hakkında TCK 314/2 maddesinden kamu davası açılmasına karşılık hüküm bölümünde çelişkiye sebebiyet verecek şekilde bu hususa değinilmeksizin sanığın doğrudan terör örgütü propagandası suçundan beraatine karar verilmiş olması,
Hususları kanuna aykırı olup o yer Cumhuriyet Savcısının istinaf başvurusu bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün başkaca yönleri incelenmeksizin 5271 Sayılı CMK'nın 289/1-a-e maddesi delaletiyle aynı yasanın 280/1-d maddesi uyarınca BOZULMASINA,
SONUÇ: Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair kesin olmak üzere 29/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)