(5237 S. K. m. 53, 58, 63, 314) (3713 S. K. m. 5) (5271 S. K. m. 280, 317, 325) (16.CD. 24.04.2017 T. 2015/3 E. 2017/3 K.)
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında istinaf incelemesinin yapılan açık duruşması sonucunda;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Çorum Cumhuriyet Başsavcılığının 25/10/2017 tarih 2017/2994 esas sayılı iddianamesiyle özetle;sanığın örgüt üyesi olduğu yönündeki beyanlar,-....... kod adı ile-2008 yılından beri örgütün mahrem imamı olarak faaliyet gösterdiği yönündeki tespitler, örgüt üyelerinin gizliliğin temini amacı ile kullanmış oldukları bylock isimli program kullanıcısı olması, örgüte müzahir bankasya isimli bankada bulunan hesabı ve hesap hareketleri, örgüt bağlantılı dernek üyelikleri, tespit edilen açık alan faaliyetleri, sgk kayıtları ve tüm tahkikat evrakı münderecatı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, şüphelinin FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün çağrılarına uyarak, örgüt amaç ve hedefleri doğrultusunda eylem ve faaliyetlerine katıldığı, yaptığı faaliyet ve etkinliklerle terör örgütü çıkarları nezdinde çalıştığı, şüphelinin eylemlerinin çeşitliliği, devamlılığı, niteliği ve yoğunluğu dikkate alındığında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü Üyesi olduğu ve bu şekilde üzerine atılı 5237 Sayılı TCK'nun 314/2. maddesinde düzenlenen "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçunu işlediği konusunda hakkında kamu davası açılmasını gerektirecek nitelikte yeterli suç şüphesinin mevcut olduğu anlaşılmakla, sanık hakkında eylemine uyan 5237 Sayılı TCK'nun 314/2, 3713 sy. Yasanın 5/1. Maddesi, TCK.53, 58/9, 63 ve 5271 Sayılı CMK'nun 325/1 maddesi gereği yargılama giderlerinin şüpheliden tahsiline talebiyle kamu davası açılmıştır.
Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/03/2018 tarihli, 2017/735 (E) ve 2018/160 (K) sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Söz konusu başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanık ve müdafinin istinaf dilekçeleri içeriğine göre,
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilerek, vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Üye Hakim tarafından hazırlanan inceleme raporu doğrultusunda, suçun sübutunun yeniden yargılamayı gerektirmesi kanısına ulaşıldığından, 5271 sayılı CMK'nın 280/1-e maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanılmasına karar verilmiştir.
SANIK SEGBİS VASITASIYLA DAİREMİZCE ALINAN SAVUNMASINDA: Daha önceki savunmalarımı tekrar ederim, aşamalarda savunmalarımı ayrıntılı yapmıştım, ayrıca mahkemenizin incelemesine sunulmak üzere de sağlık mazeretim nedeniyle tahliye talebimi içeren dilekçemi ve yazılı savunmamı da ayrıntılı olarak sundum, sağlık raporlarım ile beraber göndermiş olduğum bu dilekçelerimin içerini de aynen kabul ve tekrar ederim, Bank .......'da talimatla hesap açtırma, açma ya da para yatırma durumum sözkonusu değildir, 2.700 TL'lik para kredi kartı ödemesinden ibarettir, talimata istinaden yatırılmamıştır, zaten talimat dönemi dışında bir dönemdir, Bank ....... hesabımı da maaş hesabı olarak 15 yıl önce çalışmış olduğum kurumun isteği üzerine açılmış bir hesaptı, dosya kapsamında tanık olarak beyanları bulunan ....... ve ....... şahsımın örgütle irtibatımın olmadığını ifade etmişlerdir, ifadeleri dosyada mevcuttur, dilekçem ekinde de gerekli belgeleri gönderdiğim üzere ağır uyku apnesi rahatsızlığım bulunmaktadır, bu rahatsızlığım mevcut seyri itibariyle hayati tehlikeye maruz bırakacak boyuttadır, sunduğum raporda da bu durum açıkça belirtilmiştir, 23 aydır atılı suçtan tutuklu bulunmaktayım, eşim ev hanımıdır, benden başka ailemin geçimini sağlayacak kimse yoktur, mevcut suçlamalar itibariyle geçimini sağlayabilecek bir iş de bulamamaktadır, silahlı terör örgütüne kesinlikle üye olmadım, dosya kapsamında bu suçu işlediğime dair somut delil yoktur, bu bakımdan öncelikle atılı suçtan beraatime, şayet mahkemeniz aksi kanaatte ise TCK'da düzenlenmiş olan hata ile ilgili hükümlerin tarafıma uygulanması talebim vardır, ayrıca hayati tehlike boyutunda seyreden sağlık durumum, tutuklulukta geçirmiş olduğum süre, sabit ikametgah sahibi olmam da dikkate alınarak adli kontrol hükümleri uygulanmak suretiyle de olsa tahliyeme karar verilmesini talep ediyorum şeklinde savunmada bulunmuştur.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA: Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan gizli ve kriptolu haberleşme programı Bylock'u kullandığı, sanığın örgütün finans kaynaklarından Bank .......'da hesabı bulunduğu, 25/12/2013 tarihinde örgüt lideri Fetullah Gülen'in bankanın ekonomik gücünü ayakta tutulması gerektiği yönünde vermiş olduğu talimat sonrasında rutin hareketlilik dışında hesabını aktif olarak kullandığının tespit edildiği, sanığın örgütle iltisaklı Özel ....... Eğitim Kurumları A.Ş.'de SGK kayıtlarının tespit edildiği, sanığın örgütle iltisaklı ....... Derneği ve ....... Derneği üyesi olduğu, tanık anlatımlarına göre örgütsel protesto gösterilerine katıldığının anlaşıldığı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının örgütün mahrem imamlarına yönelik yürütmüş olduğu soruşturma kapsamında elde edilen dijital materyallerde sanığın ....... Kod adını kullanarak mahrem polis imamı olduğunun belirtildiği, sanığın silahlı terör örgütü üyeliği için gerekli çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk teşkil eden eylem ve faaliyetler gerçekleştirdiği ve atılı suçu işlediği anlaşılmakla, sanık hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçundan TCK'nun 314/2, 3713 sayılı TMK'nun 5/1, TCK'nun 53/1-2-3, 58/9, 63. Maddeleri gereğince teşdiden ve hakkaniyete uygun olarak cezalandırılmasına, sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, uygulanan ceza miktarı, tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak tutukluluk halinin devamına karar verilmesi kamu adına talep ve mütaala olunur demiştir.
Silahlı terör örgütü üyeliği suçu; silahlı bir örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih etmek suretiyle işlenmektedir. Bu bakımdan eylemin iradi olması ve örgüte iştirak bilinç ve iradesiyle hareket edilmiş olması gerekir. Suç, örgüte üye olma fiilinin gerçekleştiği anda tamamlanmakla birlikte, üyelik süresince eylem temadi etmektedir. Failin, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetleri silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturacaktır. Ancak faile, örgüt tarafından verilen önemli bir görev veya sorumluluk, tek başına failin örgüt üyesi olduğunu ortaya koyabilecektir. Öte yandan örgüte üye olmak, fiili bir katılma olup örgüte üye olmak için örgüt yöneticilerinin rızasının varlığına gerek yoktur, tek taraflı iradeyle bile örgüte katılmak mümkündür.
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amacı, yapılanması ve eylemleri ile ilgili olarak benzer konuda İlk Derece Mahkemesi sıfatı ile verilmiş ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26/09/2017 tarihli kararıyla onanan Yargıtay 16. Ceza Dairesinin24/04/2017 tarihli, 2015/3 esas ve 2017/3 sayılı kararında, FETÖ/PDY adlı silahlı terör örgütünün, küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda belirtilen Cumhuriyetin temel niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütü olduğu, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1.maddesinde tanımlanan, amaca ulaşmak için silah başta olmak üzere her türlü cebir ve şiddeti araç olarak kullanan 5237 sayılı TCK'nın 314/1-2. maddesi kapsamında kalan silahlı bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
Öte yandan FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının, örgüt içinde gizli haberleşme programı olarak kullandıkları ByLock üzerinde durmak gerekir. ByLock uygulamasına ilişkin hazırlanan teknik raporda ve yukarıda zikredilen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/3 esas ve 2017/3 sayılı kararında da belirtildiği üzere, bu uygulama üzerinden, sesli arama, yazılı mesajlaşma, e-posta iletimi ve dosya transferinin gerçekleştirilebildiği, bununla, kullanıcıların, örgütsel mahiyetteki haberleşme ihtiyaçlarının, başka herhangi bir haberleşme aracına ihtiyaç duyulmadan karşılandığı, By-Lock programının, global bir uygulama görüntüsü altında münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanımına sunulmak amacıyla oluşturulduğu ve sözkonusu programın, anılan silahlı terör örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağ olduğunun somut delillere dayanması nedeniyle, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliğinin sübutu için, bu ağa dahil olmanın yeterli olduğu, sanıkların ağ içinde başka bir kişi ile görüşme yapmış olmasının da gerekmediği, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğu ve programın, gizlilik prensibi dahilinde örgüt içi haberleşmeyi sağlamak amacıyla kullanıldığı sabittir. (Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliği'nin, ByLock programının yüklü olduğu ana harrdisk ve flash bellek üzerinde CMK'nın 134. maddesi uyarınca inceleme yapılmasına dair 09/12/2016 tarihli ve 2016/6774 D.İş nolu kararı ile Ankara 6. Sulh Ceza Hakimliği'nin, ByLock uygulamasına ait IP adreslerine hangi tarihlerde kaç defa bağlanıldığının tespitine ilişkin CMK'nın 135. maddesi uyarınca verilen iletişimin tespitine dair 01/06/2017 tarihli ve 2017/4061 D.İş nolu kararının dosya içerisine alındığı anlaşılmıştır.)
Dolayısıyla ByLock haberleşme programına FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içerisinde faaliyet göstermeyen hiçbir kişinin ulaşmasının mümkün olmadığı, örgütün kendi üyesi ve elemanı saymadığı hiç kimseye bu programı yüklemediği, kural olarak, silahlı terör örgütü üyeliği suçunun sübutunda, failin, örgütsel eylem ve faaliyetleriyle ilgili süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk unsuru aranmakta ise de, münhasıran örgüt mensuplarının haberleşme aracı olarak kullandığı yetkili birimlerce ortaya konulan ByLock programını yükleyen veya kullanan şahısların, tek başına bu eylemleri nedeniyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üyesi olduklarının kabulü gerektiği,
Bu nedenle, ByLock programına ilişkin resmi kurumlarca ortaya konulan bilgi ve kayıtlar, soruşturma veya kovuşturma aşamasında aksi ispatlanmadıkça FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçunun sübutunu gösteren kesin bir delildir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütü üyeliği suçu bakımından Mahkememize açılan davanın yapılan yargılaması neticesinde gerek kovuşturma, gerekse soruşturma aşamasında toplanan deliller ile tüm dosya kapsamı bir bütün halinde değerlendirildiğinde;
-Dosya kapsamındaki aşamalarda alınan tanık .......'nın beyanı ile sanığın yapı bünyesinde düzenlenen adliye önü protestosuna katıldığını tespit ettiğinin anlaşıldığı, diğer tanık ....... her ne kadar kovuşturma aşamasında alınan beyanında sanığın yapı içerisindeki eylem ve faaliyetlerini bilmediğini beyan etmiş ise de hazırlık aşamasında alınan beyanında sanığın yapı içerisinde bulunduğunu beyan ettiğinin anlaşıldığı, tanığın hazırlık aşamasındaki beyanlarının ayrıntılı ve kapsamlı olduğu görülmekle ve diğer deliller ile birlikte değerlendirildiğinde tanığın hazırlık aşamasındaki beyanına itibar edilmesi gerektiği kanaatine varıldığı,
-Sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olan ....... Derneği ve Çorum ....... Derneği üyesi olduğu, her ne kadar söz konusu dernekler legal görünümlü olsa bile kolluk tarafından yapılan araştırma tutanağı doğrultusunda söz konusu derneklerin FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğunun tespit edildiği ve bu derneklerin FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün stratejileri ve amaçları doğrultusunda hareket ettiğinin tespit edildiği, bu haliyle sanığın bahsi geçen derneklere üyeliğinin diğer sayılan delillerle birlikte değerlendirilmesinde sanığın terör örgütü ile olan organik bağını ortaya koyduğunun anlaşıldığı,
-Sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olan Özel ....... Eğitim Kurumları A.Ş. tarafından sigorta primlerinin yatırıldığı,
-Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın FETÖ/PDY terör örgütünün mahrem imamlarına yönelik yürütmüş olduğu soruşturma neticesinde sanığın örgütün mahrem yapılanması içerisinde yer aldığı ve ....... kod adını kullandığının anlaşıldığı,
-Sanığın Bank ....... isimli bankanın müşterisi olduğu ve 2014 yılı Ağustos ayı ve öncesi bakiyesinin bulunmadığı, FETÖ/PDY Terör Örgütü lideri Fetullah Gülen'in bankaya yönelik yaptırımlar nedeni ile bankaya para yatırın talimatı üzerine sanığın hesabında rutin hareketin dışında 2014 yılı Eylül ayı bakiyesinin 2.734,68 TL olduğu, her ne kadar sanık savunmasında yatırmış olduğu bu parayı talimat gereği yatırmadığını iddia etmiş ise de, sanığın talimat öncesi hesap bakiyesinin olmamasına rağmen talimatın verildiği tarihin hemen ardından Türkiye genelinde yoğun hesap hareketliliğinin yaşandığı dönemde sanık tarafından rutin dışı olarak para yatırıldığı yine yukarıda sayılan eylemlerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın talimat gereği para yatırdığının kabulü gerektiği, sanığın bu eyleminin örgütsel faaliyet çerçevesinde değerlendirilmesinin gerektiği,
-17 Aralık 2013 tarihinden sonra FETÖ/PDY Terör Örgütü üyeleri tarafından telefon dinlemeleriyle ilgili tedbir alınmaya başlandığı, bu kapsamda örgüt görüşmelerinin LİNE, Whatsapp, VİBER, Hİ, KAKOA TALK, COVER ME vb. programlar üzerinden yapıldığı, bu programların güvenlik zaafiyeti olduğundan örgütün bu programları kullanmaktan vazgeçtiği, FETÖ/PDY Terör Örgütü Lideri Fethullah GÜLEN’den gelen talimatla örgüt üyelerinin yoğun olarak BYLOCK denilen programı kullandığı ve Bylock üzerinden mesajlaşmak suretiyle bilgi alışverişini sağladıkları, bu hususta Bylock programı üzerinden görüşme yapmayanların örgüte ihanet ettiği hususunun bildirildiği, bu kapsamda soruşturma aşamasında yapılan araştırmalar neticesinde ve kovuşturma aşamasında gelen Bylock içerikleri ve raporlarından, ayrıca BTK HTS analiz raporlarından anlaşılacağı üzere sanığın Bylock isimli programı yüklediği, kendisine ait ID ve kullanıcı adı oluşturduğu ve örgüt üyelerinin ekli bulunduğu ayrıca ilgili numaranın sanığın kendisinin kullandığını ikrar ettiği, bu şekli ile Bylock kullanıcısı olduğunun tespit edildiği,
-Sanığın 14.12.2014 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma çerçevesinde FETÖ/PDY Terör Örgütüne müzahir basın yayın kuruluşlarının yönetici ve yazarlarının gözaltına alınması, uygulamalarını protesto amacıyla örgüte müzahir STK’ların öncülüğünde ülke genelinde Adliye Binaları önünde protesto eylemleri yapılması çağrısı sonrasında 15.12.2014, 16.12.2014, 19.12.2014, 23.12.2014ve 24.12.2014 tarihlerinde ilimiz Adliye Sarayı önünde gerçekleştirilen basın açıklaması ve oturma eylemine çağrı üzerine katılarak destek verdiği, bu şekli ile her ne kadar sanık kolluk ve sulh ceza hakimliği huzurunda verdiği ifadesinde bahse konu protesto gösterilerine basın özgürlüğünü savunduğundan, yasal protestolar olduğundan kendi isteği ile katıldığını belirtmiş ise de, Mahkememize sunmuş olduğu savunma dilekçesinde sadece 15.12.2014 tarihinde adliye önünde bulunan bankamatikten para çekmeye gittiğinde katıldığını beyan etmek suretiyle çelişkiye düştüğünün anlaşıldığı, sanığın çağrı üzerine basın açıklamasına katılmadığını beyan etmiş ise de sanığın farklı günlerde yapılan birden fazla basın açıklamasına katıldığı ve dosya kapsamında sanığın silahlı terör örgütü ile bağlantısını ortaya koyan diğer bahsi geçen deliler kapsamında sanığın protesto eylemlerine çağrı üzerine katıldığı, bu şekli ile sanığın FETÖ/PDY Terör Örgütü üyeleri ile irtibatlı olduğunun anlaşıldığı,
-Sanık aşamalardaki savunmalarında atılı suçlamayı inkar yoluna gitmiş ise de dosya kapsamındaki deliller hep birlikte değerlendirildiğinde; sanık savunmasının alması muhtemel cezadan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatine varılarak itibar edilmediği,
Sanığın yukarıda açıklandığı şekilde örgüt faaliyetlerinde bulunduğu ve FETÖ/PDY terör örgütüne ait olan bylock isimli haberleşme aracını kullandığı bu şekli ile sanığın terör örgütüne aidiyet duygusu içerisinde örgütün emir ve talimatlarını sorgulamadan yerine getirdiğinin anlaşıldığı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde sanığın çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetlerinin terör örgütü üyeliği boyutuna ulaştığı, yukarıda açıklanan nedenler dikkate alındığında; sanığın üzerine atılı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği anlaşılmakla, şeklindeki kabul ile sanığın çeşitlilik süreklilik ve yoğunluk teşkil eden örgütsel eylem ve faaliyetlerinin bulunduğu anlaşılmakla;
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/7734 esas ve 2017/5200 sayılı kararında belirtilen kriterlere göre somut olayda sanığın örgüt içerisindeki pozisyonunun yöneticilik vasfında ve mahiyetinde olmadığı, silahlı terör örgütü üyeliği boyutunda kaldığı, bu sebeple ilk derece mahkemesince sanığın silahlı terör örgütü üyesi olduğuna yönelik kabulünde herhangi bir isabetsizlik görülmediği, ancak sanık hakkında temel ceza belirlenirken eylemlerinin çeşitliliği, sürekliliği ve yoğunluğuna göre asgari hadden ayrılması yerinde ise de, TCK'nın 3. maddesindeki orantılılık ilkesi gözetilmeyip teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek, temel cezanın üst sınıra yakın olacak şekilde belirlenmesi suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayininde isabet bulunmadığından, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, 5237 sayılı TCK'nın 3 ve 61. maddesindeki ölçütler nazara alınarak alt sınıra yakın olacak şekilde hakkaniyete uygun şekilde uzaklaşılmak suretiyle, 6 yıl hapis cezası temel ceza olarak tercih edilerek sanığın müsnet suçundan cezalandırılmasına karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Sanık .......hakkında Çorum 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 05/03/2018 tarih, 2017/735 Esas, 2018/160 sayılı kararının CMK'nın 280/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-.......'in üzerine atılı FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunu işlediği sübut bulmakla; sanığın eylemine uyan TCK'nın 314/2. maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, işlenmesindeki özellikler, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı nazara alınarak takdiren ve teşdiden 6 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
3-3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5/1. Maddesi gereğince; sanığın atılı suçu terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlediği anlaşıldığından, hükmolunan cezadan yarı oranında artırım yapılmak suretiyle 9 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
4-TCK'nın 62/1. maddesi gereğince, sanığın yargılama sürecindeki olumlu davranışları ve cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri sanık yararına cezayı hafifletici takdiri indirim nedeni kabul edilerek cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın NETİCETEN 7 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
5-Suçun işleniş biçimine, delil durumuna ve oluşa göre sanık hakkında başkaca kanuni ve takdiri artırım veya indirim nedenlerinin uygulanmasına YER OLMADIĞINA,
6-Sanık hakkında yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK'nun 231 ve 5237 sayılı TCK'nın 50 ve 51. maddelerinin uygulanmasına YER OLMADIĞINA,
7-Sanığın kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak, 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (a), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar YOKSUN BIRAKILMASINA,
8-5237 Sayılı TCK'nın 58/9. maddesi uyarınca sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre ÇEKTİRİLMESİNE, sanık hakkında cezanın infazından sonra DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİNİN UYGULANMASINA,
9-Sanık hakkında hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucu doğuran haller nedeniyle geçirilmiş sürelerin 5237 sayılı TCK'nın 63. maddesi uyarınca aldığı cezadan MAHSUBUNA,
9-a-Sanık hakkında verilen ceza miktarı ile tutuklulukta kaldığı süre gözetildiğinde adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı değerlendirildiğinden HÜKMEN TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA, (hüküm özetinin Çorum L Tipi Kapalı Cezaevi Müdürlüğü'ne gönderilmesine)
b-Sanığın hükmen tutukluluk halinin devamına dair karara karşı kararın tefhiminden itibaren 7 gün içerisinde Dairemize sunulacak veya Dairemize gönderilmek üzere havale ettirilecek bir dilekçe ile ya da zapta geçirilmek koşuluyla Zabıt Katibine beyanda bulunmak suretiyle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesine İTİRAZ edilebileceğinin ihtarına, (ihtarat yapıldı)
10-Sanığın dijital platform (.... ve .........) üyeliğinin bulunup bulunmadığına dair cevabı yazılar ile sanıkla ilgili olarak yapılan arama işlemi sonucunda detayları arama el koyma tutanağında ve emniyet fezlekesinde belirtilen dijital materyallerin inceleme sonuçları tamamlanıp mahkememize gönderildiğinde DOSYAYA DELİL OLARAK SAKLANMASINA,
10-Soruşturma ve kovuşturma aşamasında yapılan posta gideri (9,50)TL, (4) adet tebligat gideri (48,00) TL olmak üzere toplam (57,50) TL'nin sanıktan alınarak hazineye gelir kaydına,
11-Sanığın sebebiyet verdiği ilk derece aşamasındaki posta gideri 9,50 TL, (4) adet tebligat gideri 48,00 TLolmak üzere toplam 57,50 TLile istinaf aşamasındaki 1 tebligat gideri 14,00 TL olmak üzere toplam 71,50 TL'nin sanıktan alınarak hazineye gelir kaydına, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince yazılmasına,
Dair; sanığın ve sanık müdafinin yüzüne karşı,Cumhuriyet Savcısı .....'ın (.......) huzurunda, yüzüne karar verilenler açısından tefhim tarihinden itibaren 15 gün içerisinde, Yargıtay nezdinde TEMYİZyasa yolu açık olmak üzere, yüze karşı verilenler yönünden kararın tefhim tarihinden itibaren 15 gün içinde Dairemize veya başka yer Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine veya herhangi bir Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemesine dilekçe verilmesi veya zabıt katibine beyanda bulunulması, cezaevinde bulunanlar yönünden aynı süre içerisinde bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle hükmün temyiz edilebileceğine dair, temyiz etmediği takdirde hükmün kesinleşeceği hususu da belirtilerek, isteme uygun olarak 01/11/2018 tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. (¤¤)