(5237 S. K. m. 53, 58, 63, 314) (5271 S. K. m. 280)
Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında istinaf incelemesinin yapılan açık duruşması sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Amasya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 18/05/2017 tarih 2017/3012 soruşturma, 2017/891 esas, 2017/211 iddianame sayılı iddianamesi ile; Sanık ........'un silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK.nın 314/2, 53/1, 63, 58/9, Terörle Mücadele Kanununun 5. maddeleri gereğince cezalandırılması talebiyle mahkememize kamu davası açılmıştır.
Amasya Ağır Ceza Mahkemesinin 13/03/2018 tarihli, 2017/262 (Esas) ve 2018/181 (Karar) sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Söz konusu başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafinin istinaf dilekçesi içeriğine göre, heyetçe yapılan müzakere sonucunda;
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilerek, vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Üye Hakim tarafından hazırlanan inceleme raporu doğrultusunda, gizli tanık garsondan gele geçen belgedeki sanığın durumunun tespiti ve bu belgelerin okunması, sanığın eylemleri ile ilgili beyanda bulunan bir kısmı mahkemece dinlenmeyen ancak hükme esas alınan tanıkların beyanlarının tespiti amacıyla 5271 sayılı CMK'nın 280/1-e maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanılmasına karar verilmiştir.
SANIK ........'un DAİREMİZCE ALINAN SAVUNMASINDA: Daha önce aşamalarda üzerime atılı suçlamalara ilişkin savunmamı yapmıştım, o ifadelerim doğrudur, aynen tekrar ederim, savunmama ekleyecek başka bir husus yoktur" dedi. LÜZUMA BİNAEN SANIKTAN SORULDU: "........ isimli şahsı bir dönem 2014 yılı temmuz - 2015 yılları arasında yaklaşık 11 ay gibi bir süre birlikte çalışmamızdan tanırım, kendisi kantinde çalışıyordu, bu sebeple alışveriş yapmak için gittiğim de kendisi ile görüşmüşlüğüm vardır, bunun haricinde bir diyaloğum yoktur, ........ isimli şahsı da yine birlikte çalıştığımız dönemde tanırım " dedi. SANIĞA GARSON İSİMLİ GİZLİ TANIKDAN ELE GEÇİRİLEN SD KARTTAKİ VERİ İNCELEME RAPORUNDAKİ İBARELER OKUNDU SORULDU: Söz konusu tespit ve değerlendirmelerin kim ve ne şekilde yapıldığı belli değildir, bu nedenle kabul etmiyorum dedi. Sanığın dosyada kovuşturma aşamasında İlk Derece Mahkemesinde vermiş olduğu savunması okundu. Doğrudur tekrar ederim dedi. Nüfus ve adli sicil kaydı okunarak soruldu: Okunan kayıtlara bir diyeceğim yoktur. Tanık beyanlarında aleyhe olan hususları kabul etmiyorum, yine tanığın görevden uzaklaştırıldığımız yönünde ki beyanı doğru değildir, o dönem yasal bir boşluk oluşmuştu, bundan kaynaklıdır, dedi.
TANIK ........'ün SEBGİS VASITASIYLA DAİREMİZCE ALINAN BEYANINDA: Ben Sanığı aynı iş yerinde 2006-2011 yılları arasında birlikte çalıştığımız nedeniyle tanırım, sanık hakkında ki suçlamalar konusunda bilgi sahibi değilim, ben herhangi bir şekilde sanık ile bu yapının herhangi bir faaliyetinde birlikte olmadım, 2006-2011 yılları arasında zaman zaman birbirimizin evine gidip geldiğimiz olmuştur, dedi.
TANIK ........'ın SEBGİS VASITASIYLA DAİREMİZCE ALINAN BEYANINDA:Sanığı meslektaşım olması nedeniyle tanırım, sanığın hakkındaki suçlamalar konusunda bilgi sahibi değilim, ben 2010 yılına kadar o dönem cemaat olarak bilinen bu yapının sohbetlerine katıldım, katıldığım sohbetlerde sanığı da görmüşlüğüm vardır, sohbetler dini konularda yapılır zaman zaman risale diye tabir edilen kitaplardan bölümler okunurdu, sohbetler esnasında görevimiz ile ilgili herhangi bir talep ya da telkinle karşılaşmadık, himmet ya da başka bir isim altında maddi taleplerde bulunulmadı, biraz önce de belirttiğim gibi 2010 yılından sonra ben katılmadım, sanığın katılıp katılmadığı yönünde bir bilgim yoktur, " dedi. ÇELİŞKİ NEDENİYLE SORULDU: "Ben belirttiğim gibi 2010 yılına kadar bu sohbetlere katıldım, daha sonra iş yoğunluğu nedeniyle bu sohbetlere katılmadım, 17-25 aralıktan sonra da tamamen bıraktım, dedi.
TANIK ........'ın SEBGİS VASITASIYLA DAİREMİZCE ALINAN BEYANINDA:Sanıkla 2004-2012 yılları arasında farklı şubelerde olmak kaydıyla beraber çalışmıştık, bu nedenle kendisini tanırım, sanığın hakkındaki iddia ve savunmalar konusunda bir bilgi sahibi değilim, kendisi ile beraber herhangi bir sohbet ortamında yer almadık ancak kendi bulunduğum sohbet ortamlarında ismini duymuştum, aynı sohbet grubunda olmasakta kendisinin başka bir sohbet grubuna katıldığını duymuştum, 2011-2012'dan sonraki durumundan da bilgi sahibi değilim, dedi.
TANIK ........'nun SEBGİS VASITASIYLA DAİREMİZCE ALINAN BEYANINDA: Ben 2004 yılında Çorum'a geldiğimde sanık personel şubede çalışıyordu, sanığı bu nedenle tanırım, sanığın ne zaman çorum'dan ayrıldığını ise bilmiyorum, ben zira Çevik Kuvvetteydim birimlerimiz farklıydı, sanıkla 2007-2008 yılları içerisinde kısa bir süre aynı sohbet grubu içerisinde yer aldık, sohbetler dini konularda yapılırdı, görevimiz ile ilgili herhangi bir telkin ya da talep ile karşılaşmadık, bizden herhangi bir maddi talepte de bulunulmadı, daha sonrası ile ilgili bilgi sahibi değilim, dedi.
TANIK ........'ın SEBGİS VASITASIYLA DAİREMİZCE ALINAN BEYANINDA:15 Temmuzdan yaklaşık 6 ay kadar önce Merzifon polis okulunda kendisiyle birlikte çalıştık, 15 Temmuz öncesi yaklaşık 30 kişilik polis okulunda çalışan sanığında arasında bulunduğu kişinin açığa alındığını, daha sonra Amasya il Emniyet Müdürlüğü tarafından ilçelere görevlendirildiğini biliyorum, çalışma ortamından dolayı bildiğim şeklindeki beyanım bu yönde anlaşılsın, başka da bir bilgim bulunmamaktadır, görevden el çektirildiği için bu yapıya mensup olduğunu düşündüğüm için bu şekilde beyanda bulundum, dedi.
TANIK ........'ın SEBGİS VASITASIYLA DAİREMİZCE ALINAN BEYANINDA: Ben 2003-2016 yılları arasında Çorum Emniyet Müdürlüğünde çalıştım, sanıkta burada çalışıyordu, ancak çorumdan ne zaman ayrıldığını bilmiyorum, sanık hakkındaki iddia ve savunmalar konusunda bilgi sahibi değilim, 2007 yada 2008 yılları arasında 1 kez katılmış olduğum bir sohbette sanıkla karşılaştım, bunun haricinde başka da bir bilgim yoktur, " dedi.ÇELİŞKİ NEDENİYLE SORULDU: Ben kendisi ile bir kez karşılaştım, dedi.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA: Ankara Cumhuriyete Başsavcılığının 2017/68532 sayılı soruşturma dosyasında gizli tanık GARSON tarafından ibraz edilen MicroSD karta göre düzenlenen güncel veri inceleme raporuna göre polis memuru olan sanık ........'un 2015 yılı Mart ayına kadar SAYA (FETÖ mensubu olup "gassalın elindeki meyyit" olarak ifade edilen zaafları olmayan, her şeyiyle kendisini örgüte teslim etmiş polis memurlarından) olarak nitelendirildiğinin anlaşıldığı, etkin pişmanlık kapsamında beyanda bulunan ........ beyanında; sanığı polis okulundan devresi olması nedeniyle tanıdığını, FETÖ/PDY yapılanması içerisinde ve okulda son derece aktif olduğunu, diğer öğrencileri örgüte ait evlere çağırdığını, evlerde ........ videolarını izlettirdiğini belirterek sanık ........'u kesin ve net olarak teşhis ettiği, tanık ........ beyanında; sanık ........ ile polis okulunda öğrenim gördükleri dönemde sanığın mescitte öğrencilere imamlık yaptığını, örgüte ait yurda davet ettiğini, öğrencileri örgüte kazandırmaya çalıştığını, birlikte pikniklere gittiğini, sanığın o dönem ........ isimli şahsın yardımcısı konumunda örgüte adam kazandırmak için uğraştığını belirttiği, tanık ........ Amasya Polis okulunda bir süre birlikte çalıştıklarını, sanığın 15 Temmuz öncesi görevden el çektirildiğini belirttiği, gizli tanık Karayel beyanında; sohbet toplantılarına gittiklerinde sanık ........ ve ........ isimli şahısların sohbet ortamına cep telefonu ile girilemeyeceğini belirterek cep telefonlarını topladığını, kendisinin sorması üzerine de telefonların dinlendiği için böyle bir işlem yaptıklarını belirttiğini beyan ettiği, dosya kapsamında tanık anlatımları ve veri inceleme raporu kapsamı göz önüne alınarak, sanığın örgüt içerisinde aktif bir konumda olduğu, sohbet hocalığı yaptığının anlaşıldığı, sanığın örgütün finans kaynaklarından olan Bank F1'da hesabının bulunduğu, 02/01/2015 ile 20/06/2016 tarihleri arasında havale, EFT ve ATM'den para yatırma yoluyla ayrı işlemlerde toplamda 27.050,14 TL hesaba para girişi olduğunun anlaşıldığı, sanığın ikametinde yapılan aramada ........'in vaazının yer aldığı CD'nin ele geçirildiği, sanığın eylemlerinin çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk arz ettiği, bu şekilde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısı içerisinde yer almak suretiyle üzerine atılı suçu işlediği göz önüne alınarak ilk derece mahkemesince sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, istinaf talebinin ESASTAN REDDİNE dair karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur, dedi.
Silahlı terör örgütü üyeliği suçu; silahlı bir örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih etmek suretiyle işlenmektedir. Bu bakımdan eylemin iradi olması ve örgüte iştirak bilinç ve iradesiyle hareket edilmiş olması gerekir. Suç, örgüte üye olma fiilinin gerçekleştiği anda tamamlanmakla birlikte, üyelik süresince eylem temadi etmektedir. Failin, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetleri silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturacaktır. Ancak faile, örgüt tarafından verilen önemli bir görev veya sorumluluk, tek başına failin örgüt üyesi olduğunu ortaya koyabilecektir. Öte yandan örgüte üye olmak, fiili bir katılma olup örgüte üye olmak için örgüt yöneticilerinin rızasının varlığına gerek yoktur, tek taraflı iradeyle bile örgüte katılmak mümkündür.
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amacı, yapılanması ve eylemleri ile ilgili olarak benzer konuda İlk Derece Mahkemesi sıfatı ile verilmiş ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26/09/2017 tarihli kararıyla onanan Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24/04/2017 tarihli, 2015/3 esas ve 2017/3 sayılı kararında, FETÖ/PDY adli silahlı terör örgütünün, küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda belirtilen Cumhuriyetin temel niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hal ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütü olduğu, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1.maddesinde tanımlanan, amaca ulaşmak için silah başta olmak üzere her türlü cebir ve şiddeti araç olarak kullanan 5237 sayılı TCK'nın 314/1-2.maddesi kapsamında kalan silahlı bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Tanık beyanlarına göre örgüt toplantılarına katıldığı, bu toplantılarda sohbet hocalığı yaptığı, bu doğrultuda tanık ........'ın beyanında sanığın örgüt toplantılarında görmediğini, ancak örgüte mensup olduğunu çalışma ortamından dolayı bildiğini, tanık ........'nun ifadesinde sanığın örgüt toplantılarında Kuran okuduğunu, sohbetlere katıldığını, tanık ........'ın beyanında sanığın örgüt toplantılarına katıldığını, bu toplantılarda Kuran okuduğunu, gizli tanık Karayel'in beyanında gittiği sohbet toplantılarında sanığı gördüğünü, Çorum Emniyetinde FETÖ kapsamındaki en aktif şahıslardan birinin olduğunu ve kesinlikle örgütten ayrıldığını sanmadığını, Tanık ........'in beyanında sanık ile birlikte 1992 yılında Erzurum polis okulunda okuduğunu, kendi dönemlerinin 300 kişi olduğunu, bunlardan yaklaşık 250'sinin o zamanlar cemaat denilen yapıya mensup olduğunu gördüğünü, sanığında okulda imamlık yaptığını hatırladığını ifade ettikleri, sanık savunmasında üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini, örgüte üye olmadığını, örgütün kendi aralarında haberleşmek için kullandığı programların hiçbirisini kullanmadığını, cemaat denilen yapı ile hiçbir ilişkisinin bulunmadığını, sohbetlerine gitmediğini, gazete ve dergilerine abone olmadığını, çocuğunu iyi bir eğitim alması için bu kurumlara gönderdiğini, çocuğunun başarılı bir öğrenci olduğunu ve özel okuldan burs kazandığını, bu sebeple çocuğunu bu okula gönderdiğini, bu okulun örgüt ile bir bağının olduğunu bilmediğini, zira devletin kontrolünde yasal şartlara haiz bir okul olduğunu, BankF1dan 2007 yılında kredi kartı aldığını, diğer birkaç bankada da kredi kartının olduğunu, bu bankaların kredi kartı ücreti almadıkları için bu bankalardan ihtiyaçları sebebiyle kredi kartı aldığını, hiçbir kimsenin talimatı ile hesap açtırmadığını, hesabına para yatırmadığını, hesabında gözüken işlemelerin büyük çoğunun kredi kartı ödemesi olduğunu, mevduatında herhangi bir artışa sebep olmadığını, tanık beyanlarını kabul etmediğini, beyanların gerçekle bir ilgisinin olmadığını, tanık ........ beyanında 17-25 Aralık öncesinde sohbete gidenlerin isimleri verdiğini belirtmesine rağmen 2014 yılından sonra beraber çalışmamıza rağmen ismini vermesinin çelişki olduğu ve bu beyanın gerçeği yansıtmadığı, tanık ........'i hatırlamadığını, bundan 25 yıl öncesine dair beyanda bulunduğunu, unutulmuş veya yanlış hatırlanmış hususlar olabileceği, yine tanıkların ise kendilerini kurtarmak, cezaevine girmemek için isimler verdiklerini, kendisinin isminin de bu şekilde verilmiş olabileceğini, zira iş arkadaşları tarafında personel şubeden çalışmasında dolayı pek sevilmeyen biri olduğunu, tanık beyanlarında geçen sohbetlere kesinlikle katılmadığını, kendisini kimsenin sohbetlere davet etmediğini, silahlı terör örgütüne üye olmak kastıyla hareket etmediğini, eylemlerinin suç oluşturmayacağını, her ne kadar sanık suçlamaları kabul etmemiş ise de sanık hakkında birden fazla tanık beyanının olduğu söz konusu beyanların birbirleri ile örtüşür nitelikte olduğu, tanık ........ dışındaki beyanların soyut ifadelerden ziyade somut olaylarla dayandığı, tanık ........'ın ifadesi ise iş yerinde kimlerin örgüte mensup olabileceğine dair yorum olduğu, bu yorumun dahi dikkate alınması gerektiği, zira örgütün gizli bir yapılanmaya gittiği, kendi kimliklerini, yapılarını gizlemeye çalıştıkları, üç-beş kişilik sohbet gruplarında oluşan hücre tipi yapılaşmanın olduğu, bu sebeple herkesin herkesi sohbetlerde görmesinin mümkün olmadığı, ancak kişilerin beraber uzun süre aynı yerde çalışan iş arkadaşlarını tanıyabileceği, kişinin hangi meşrepte, hangi görüşten olacağını bilebileceği, bu doğrultuda tanık ........'ın iş arkadaşı hakkındaki beyanlarına itibar edilmesi gerektiği, zira sanık ile hiçbir husumetinin olmadığı, diğer tanık beyanlarının ise somut olaylara dayandığı, sanığın sohbetlere geldiği, sohbetlerde Kuran okuduğu yönünde ifadelerin olduğu, bu ifadelere itibar edilmesi gerektiği, tanık ........'in beyanın ise soyut olduğu, sanığın örgütten olduğuna dair kesin ifadeler barındırmadığının anlaşıldığı, buna rağmen diğer tanık beyanlarının sanığın örgüt toplantılarına katıldığını ifade etmeleri karşısında bu beyanlara itibar edilmesi gerektiği, birbirini tanımayan tanıkların aynı ismi söylemelerinin rastlantı olamayacağı, bu tanık beyanlarına karşı sanığın örgüt toplantılarına gitmediği yönündeki beyanlarının örgütün inkar politikasının görünümü olduğu, birçok dosyada sanıkların haklarındaki suçlamaların çok açık olmasına rağmen örgüt talimatı ile inkara başvurduğu, sanıkların kendi öz kardeşlerini akraba olarak ifade ettiği, herkes tarafında bilinen örgüte ait kurumların kime ait olduğunu bilmediklerini, bu yapıdan hiçbir şekilde haberi olmadıkları beyan ettikleri, bu hususların ise bir örgüt stratejisi olduğu, sanığında hakkındaki bütün beyanları reddetmesi ve çocuğunu gönderdiğini okulun hangi yapıya ait olduğunu bilmediğini beyan etmesi karşısında sanığın örgüt hiyerarşisi kapsamında hareket ettiğinin değerlendirildiği, sadece örgüt içi haberleşme programlarını kullana kişilerin örgüte üye olacağı hususunda bir içtihadın olmadığı, bilindiği üzere söz konusu örgütün geniş kitlelere yayıldığı, her örgüt üyesinin teknolojik veya kendilerine özgü sebepler ile söz konusu haberleşme programlarını kullanmasının örgüt üyeliği için zorunlu bir unsur olmadığı, sanığın örgütlerin kurumları ile ilişkisinin olduğu, çocuğunu örgütün eğitim kurumlarına gönderdiği, bankF1 hesabını aktif şekilde kullandığı, bu hususların dahi sanığın örgüt bünyesinde hareket ettiğini gösterdiği, yine sanığın polis okulunda imamlık yaptığına dair tanık beyanı, sohbet hocalığı yaptığına dair tanık beyanı dikkate alındığında sadece dinleyici olarak örgüt toplantılarına katılmadığı, bu toplantılarda hocalık yaparak görev üstlendiği, emniyet mahrem yapılanması dikkate alındığında örgüt üyelerinin bu şekilde kendi aralarında örgüt toplantıları yaptıkları ve örgütten olmayan şahısların bu toplantılara gitmedikleri, bu doğrultuda örgüt talimatı ile örgüt hiyerarşisi içerisinde hareket eden sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin sabit olduğu, bu sebeple sanığın üzerine atılı suçtan cezalandırılmasına dahilindeki ilk derece mahkemesi kabulünün yerinde olduğu,
Ancak ;
İlk derece mahkemesinin gerekçesindeki delillerinin tetkikinde, sanığın BankF1'da hesabı olmasına karşılık örgüt liderinin talimatının olduğu dönem itibariyle hareket ihtiva etmemesi, sanığın bu yapı kapsamındaki okuluna çocuğunu göndermesinin suç unsuru olarak görülmemesi dolayısıyla belirleyici delil olmadıkları, dairemizce tensip ara karar doğrultusunda sanığın bu yapı kapsamında gizli tanık garsondan elde edilen veride SAYA konumunda olduğunun tespit edilmiş olması, Fetö/PDY kapsamındaki hakim bilgi havuzundan tespit edilen tanıklar ........, ........, ........ beyanlarından sanığın eski tarihlerden 17-25 Aralık sonrasına kadar bu yapı kapsamında faaliyetlere katıldığının tespit edilmiş olması, yine hükme esas alınmasına rağmen sebep gösterilmeksizin dinlenilmeyen tanıkların ilk derece mahkemesi gerekçesinde belirtilen beyanları doğrultusunda sanığın örgüt içi faaliyetlerde bulunduğunun ortaya konulması itibariyle ilk derece mahkemesi dosyasındaki mevcut delil durumuna bu delillerinde eklenmesiyle ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu görülmekle, sanık müdafinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Sanık ........ hakkında Amasya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/03/2018 tarih ve 2017/262 esas, 2018/181 sayılı kararı ile Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan kurulan mahkumiyet hükümünde usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşılmakla, sanık müdafinin hükme yönelik istinaf başvurusunun CMK'nın 280/2. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
Dair; sanığın ve sanık müdafinin yüzüne karşı, Cumhuriyet Savcısı ........'ın (……) huzurunda, yüzüne karar verilenler açısından tefhim tarihinden itibaren 15 gün içerisinde, Yargıtay nezdinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere, yüze karşı verilenler yönünden kararın tefhim tarihinden itibaren 15 gün içinde Dairemize veya başka yer Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine veya herhangi bir Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemesine dilekçe verilmesi veya zabıt katibine beyanda bulunulması, cezaevinde bulunanlar yönünden aynı süre içerisinde bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle hükmün temyiz edilebileceğine dair, temyiz etmediği takdirde hükmün kesinleşeceği hususu da belirtilerek, isteme uygun olarak oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/04/2019 (¤¤)