Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2006-3-16 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 07-28/256-89
Karar Tarihi : 28.3.2007
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Tuncay SONGÖR (İkinci Başkan) 10
Üyeler : Rıfkı ÜNAL, Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI, M. Sıraç
ASLAN, Süreyya ÇAKIN, Mehmet Akif ERSİN
B. RAPORTÖRLER: Aydın ÇELEN, Pelin ERDOĞAN
C. ŞİKAYET EDEN : - Reşit DOĞAN
Doğan Kuyumculuk Pamukçu Pazarı No: 33 Şanlıurfa
Temsilcisi: Av. Ömer KARAKUŞ
Hamidiye Mah. Bahadır Sok. Çekilmez Apt. No: 7 20
Şanlıurfa
D. HAKKINDA SORUŞTURMA YAPILAN:
- Şanlıurfa Kuyumcular Odası
Oniki Eylül Cad. Kutbettin Sok. No: 13 Şanlıurfa
Temsilcisi: Av. Mehmet Burak ÖZGELİŞ
Tekel Cad. 4. Sok. Çankaya Apt. Kat: 3 No: 4 Şanlıurfa
30
E. DOSYA KONUSU: Şanlıurfa Kuyumcular Odası’nın belirlediği altın
satış fiyatlarına uymayan Reşit DOĞAN’ın faaliyetlerinin Oda tarafından
zorlaştırıldığı iddiası.
F. İDDİALARIN ÖZETİ: Reşit DOĞAN’ın temsilcisi Av. Ömer KARAKUŞ,
Şanlıurfa’da kuyumculuk sektöründe faaliyet gösteren müvekkilinin serbest
piyasa ekonomisinin gereklerine göre ticaret yaptığını, Şanlıurfa Kuyumcular
Odası’nın altın satışında Oda kararlarına uymadığı ve bütün esnafın altını
aynı fiyattan satması gerektiği gerekçesiyle harcının kesileceğini bildirdiğini,
ayrıca durumu tüm üyelere tebliğ ettiğini iddia etmiştir. 40
G. DOSYA EVRELERİ
Rekabet Kurumu kayıtlarına 24.2.2006 tarih ve 1150 sayı ile giren şikayet
dilekçesinde Reşit DOĞAN’ın temsilcisi Av. Ömer KARAKUŞ, Oda’nın tüm
esnafın aynı fiyat üzerinden alım satım yapması gerektiği yönündeki kararının
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’a aykırı olduğundan
hareketle, fiyat tespiti uygulamasına son verilmesini talep etmiştir.
07-28/256-89
2
Diğer yandan, Kurum kayıtlarına 27.2.2006 tarih ve 1170 sayı ile giren 50
Şanlıurfa Kuyumcular Odası Başkanı Nihat İŞÇİ imzalı dilekçede, Oda’nın
kuruluş tarihi olan 1985 yılından bu yana gerek genel kurul, gerekse yönetim
kurulu kararlarına göre sabit fiyat uygulandığı, İstanbul Borsası’ndan foreks
sistemi ile temin edilen altın fiyatları alınarak SMS ile 22 ayar altın ve
Cumhuriyet altını fiyatlarının üyelere bildirildiği, tüketiciyi korumak için sabit
fiyat uygulaması yapıldığı belirtilerek, uygulamanın 4054 sayılı Kanun
açısından değerlendirilmesi istenmiştir.
Başvuru dilekçesi üzerine 17.3.2006 tarih ve 2006-3-16/İİ-06-AÇ sayılı İlk
İnceleme Raporu hazırlanmıştır. 60
Söz konusu İlk İnceleme Raporu’nun Kurul’da görüşülmesi sonucunda alınan
23.3.2006 tarih ve 06-20/260-M sayılı Kurul Kararı ile; konuya ilişkin olarak
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ihlal edilip edilmediğinin tespiti için,
Şanlıurfa Kuyumcular Odası hakkında aynı Kanun’un 40. maddesinin birinci
fıkrası gereğince soruşturma yapılmasına karar verilmiştir.
31.3.2006 tarihinde, Kanun'un 43. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tarafa
soruşturma açıldığına dair bildirimde bulunularak 30 gün içinde ilk yazılı
savunmasını göndermesi istenmiştir. Oda’nın ilk yazılı savunması süresi 70
içinde Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
Kurul, 7.9.2006 tarih ve 06-61/844-M sayılı Kararı ile; yürütülmekte olan
soruşturmanın 23.9.2006 tarihinde sona eren süresinin, 4054 sayılı Kanun’un
43. maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde 23.9.2006 tarihinden itibaren 2 ay
uzatılmasına karar vermiştir.
Soruşturma sonucunda hazırlanan 22.11.2006 tarih ve SR/06-24 sayılı
Soruşturma Raporu Kanun'un 45. maddesinin birinci fıkrası uyarınca
Başkanlıkça tüm Kurul Üyeleri ile ilgili tarafa tebliğ olunmuş ve aynı maddenin 80
ikinci fıkrası gereğince taraftan 30 gün içinde yazılı savunmasını göndermesi
istenmiştir. Oda’nın ikinci yazılı savunması yasal süresi içinde Kurum'a intikal
etmiştir.
Soruşturma Heyeti’nin hazırladığı 5.1.2007 tarihli "Ek Yazılı Görüş", Kanun'un
45. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, 8.1.2007 tarihinde tüm Kurul Üyeleri ve
tarafa tebliğ edilmiştir. Tarafın ek görüşe karşı cevabı yasal süresi içinde
Rekabet Kurumu'na intikal etmiştir.
Rekabet Kurulu'nun 8.3.2007 tarih ve 07-19 sayılı toplantısında, yürütülen 90
soruşturma ile ilgili olarak 28.3.2007 tarihinde sözlü savunma toplantısı
yapılmasına karar verilmiş ve sözlü savunma toplantısı davetiyeleri, Kanun'un
46. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ilgililere gönderilmiştir.
28.3.2007 tarihinde sözlü savunma toplantısı yapılmıştır.
Rekabet Kurulu 28.3.2007 tarihinde 07-28/256-89 sayılı nihai kararını
vermiştir.
07-28/256-89
3
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili Rapor’da; 100
1- Şanlıurfa Kuyumcular Odası’nın altın satış fiyatlarını pazar dışında
belirleme, belirlenen fiyatlara uymayan üyelerin faaliyetlerini zorlaştırma ve
kuyumcuların Cumartesi günleri dükkanlarını kapatmaları yönünde karar
alarak mal arzını kontrol etme eylemlerinin 4054 sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun’un 4. maddesinde yasaklanan eylemlerden sırasıyla “Mal
veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kar gibi her
türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesi” şeklindeki (a) bendi, “rakip
teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, kısıtlanması veya piyasada faaliyet
gösteren teşebbüslerin boykot ya da diğer davranışlarla piyasa dışına 110
çıkartılması yahut piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi” şeklindeki (d)
bendi ve “mal veya hizmetin arz ya da talep miktarının kontrolü veya bunların
piyasa dışında belirlenmesi” şeklindeki (c) bendi ile uyum gösterdiği sabit
görülerek, Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiği;
2- Ayrıca 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesindeki koşullar sağlanmadığından
bu ihlaller bakımından mevcut haliyle muafiyet verilmesinin mümkün olmadığı;
3- Ancak yukarıda sayılan ihlallerden sadece altın alış ve satış fiyatının
belirlenmesi ihlali bakımından, Şanlıurfa Kuyumcular Odası tarafından 120
açıklanan fiyatların tavsiye veya maksimum niteliğinde olması halinde,
Kanun’un 5. maddesindeki koşulları sağlayabileceğinden muafiyetten
yararlanılabileceği;
4- Şanlıurfa Kuyumcular Odası’nın 4054 sayılı Kanun'un 16. maddesinin ikinci
fıkrası gereğince para cezası ile cezalandırılmaları gerektiği; para cezasının
tespitinde altın alış ve satış fiyatının belirlenmesine yönelik olarak etkin bir
sistem kurulmuş olmasının, belirlenen fiyatlara uymayan üyeye çeşitli
yaptırımlar uygulanmasının, fiyat belirleme eylemine uzunca bir süredir devam
ediliyor olmasının ağırlaştırıcı unsur olarak; Şanlıurfa Kuyumcular Odası’nın 130
sabit fiyat uygulamasının yasal sakıncası olup olmadığını gerek Şanlıurfa
Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliği’ne gerekse Rekabet Kurumu’na
danışmasının ve soruşturma açılması sonrasında sabit fiyat uygulamasına
son verilmesinin hafifletici unsur olarak göz önünde bulundurulabileceği
ifade edilmektedir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. İlgili Pazar
I.1.1. İlgili Ürün Pazarı 140
Soruşturmaya taraf olan Oda üyelerinin kuyumculuk sektöründe faaliyet
gösterdikleri dikkate alınarak ilgili ürün pazarı, “kuyumculuk pazarı” olarak
belirlenmiştir.
I.1.2. İlgili Coğrafi Pazar
Teşebbüslerin faaliyet gösterdikleri alanın rekabet koşullarının yeterli
derecede homojen ve özellikle komşu bölgelerden hissedilir derecede farklı
07-28/256-89
4
olması, ilgili coğrafi pazarın tespitinde büyük bir önem taşımakta ve belirleyici 150
olmaktadır.
Soruşturmaya taraf olan Oda üyesi kuyumcular satışa sundukları altını
genellikle Şanlıurfa dışından temin etmelerine rağmen, bu ürünleri
Şanlıurfa’daki müşterilere satmaktadırlar. Bu nedenle, “Şanlıurfa ili sınırları”
ilgili coğrafi pazar olarak belirlenmiştir.
I.2. Haklarında Soruşturma Yürütülen Taraf
I.2.1. Şanlıurfa Kuyumcular Odası
160
1973 yılında kurulan ve merkezi Oniki Eylül Cad. Kutbettin Sok. No: 13
ŞANLIURFA olan Oda’ya, Şanlıurfa’da faaliyet gösteren kuyumcular kayıt
olmaktadır. Oda, 4 Ağustos 1964 tarihinde yürürlüğe giren 507 sayılı Esnaf ve
Sanatkarlar Kanunu esaslarıyla kurulmuştur. Esnaflık yapanların sicil
işlemlerine 1984 yılı itibarıyla başlanmıştır. 1991 yılında çıkarılan ve 507 sayılı
Kanun’da değişiklik yapan 3308 sayılı Kanun’a göre kanun kapsamına alınan
mesleklerle ilgili olarak Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu ve tüm
alt teşkilatı kurularak görev ve yetkileri düzenlenmiştir.
7.6.2005 tarihinde kabul edilen 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Kanunu 507 170
sayılı Kanun’u yürürlükten kaldırmıştır. 5362 sayılı Kanun’da öngörülen
koşulları karşılayan eskiden kurulmuş odaların tüzel kişiliklerinin devam
edeceği düzenlenmiştir. 5362 sayılı Kanun’a göre oda kurulabilmesi için üye
sayısının en az 5001 olması gerekmektedir. Esnaf ve sanatkarların Esnaf ve
Sanatkarlar Sicil Müdürlüğü’nde sicil kayıtları yapılmadıkça odaya hiçbir
şekilde kaydı yapılamamaktadır. Kanun kapsamındaki esnaf ve sanatkarlar,
çalışmaya başladıkları tarihten itibaren durumlarını 30 gün içinde bağlı
bulundukları sicile tescil ve Sicil Gazetesinde ilan ettirmekle yükümlüdür.
17.11.2006 itibariyle Oda’ya kayıtlı üye sayısı 316’sı aktif üye olmak üzere 180
554’tür2.
I.3. Yapılan Tespit ve Deliller
İlk inceleme, tarafın yazılı savunmaları ve soruşturma sürecinde 4054 sayılı
Kanun'un 14, 15 ve 44. maddeleri uyarınca yapılan yerinde incelemeler ve
ilgililerden bilgi isteme sonucunda elde edilen bulgular aşağıda sunulmuştur.
I.3.1. Altın Alım ve Satım Fiyatının Belirlenmesine İlişkin Eylemler
190
1. 1990 ve 1991 yıllarının değerlendirildiği çalışma raporunda Oda Başkanı
Mehmet Nuri KANBUR, yukarı çarşıda kurulan merkezi sistem sayesinde
fiyatların anında anons edilmeye başlandığını ve fiyat ayarlaması
uygulamasında %95 başarı sağlandığını ifade etmiştir.
1 507 sayılı Kanun uyarınca bu sayı 100 idi.
2 5362 sayılı Kanun’a göre vergi mükellefiyetini sildiren üyelere 6 ay içinde yeniden tesis
ettirmeleri halinde üyeliklerine devam edebilmektedir. Pasif üyeler, sicil kaydı dondurulan
üyeler anlamına gelmektedir.
07-28/256-89
5
2. 5-6.11.1993 tarihinde yapılan genel kurulda Oda Başkanı Mehmet Nuri
KANBUR tarafından sunulan çalışma raporunda, o dönemde uygulanmakta
olan fiyat birliğine ve Cumartesi günleri dükkan kapatmaya devam edileceği
belirtilmiştir.
200
3. 1999 tarihinde yapılan genel kurulda Oda Başkanı Ömer BELİT tarafından
sunulan çalışma raporunda, önceki yönetimin almış olduğu tek fiyat kararının
uygulandığı, Oda’dan merkezi sistem ile her tarafa aynı anda hoparlör ile
fiyatların belirtileceği, yönetimin fiyat birliği konusunda esnaftan büyük destek
gördüğü, desteğin devam etmesi halinde “artniyetli” üyelerle fiyat konusunda
mücadelenin süreceği ifade edilmiştir.
4. 6.1.2002 tarihli genel kurul toplantısında sunulan Oda Başkanı Mehmet
Nuri KANBUROĞLU’nun çalışma raporunda, semt kuyumculuğunun artması
nedeniyle fiyat denetleme imkanı ortadan kalktığından fiyatların serbest 210
bırakılması konusunda çalışmalar yapılacağı ifade edilmiştir.
5. 27.2.2005 tarihli genel kurul toplantısında sunulan Oda Başkanı Mehmet
Nuri KANBUROĞLU’nun 2002-2004 yıllarına ait faaliyet raporunda, kuyumcu
sayısının az olması ve Oda’nın aldığı kararlara riayet edilmesi nedeniyle 1990
yılında başlatılan sabit fiyat birliğinin yaklaşık 14 yıl devam ettiği, son
zamanlarda yapılan toplantılarda söz verilmesine rağmen Oda’nın belirlediği
fiyatlara riayet edilmediği, kuyumcu sayısının artması nedeniyle Oda
yöneticilerinin denetleme olanakları bulunmadığından yönetim kurulu olarak
sabit fiyatları serbest bırakmak zorunda kaldıkları belirtilmiştir. 220
6. Yönetim kurulu tarafından 10.3.2005 tarih ve 172 sayı ile kuyumcu üyelerin
menfaati ve çoğunluğun istemesi üzerine altın fiyatlarının sabit olmasına karar
verilmiştir.
7. Yönetim kurulu tarafından 31.3.2005 tarih ve 177 sayı ile esnafın menfaati
için ve vatandaşın aldanmaması için sabit fiyat uygulamasına geçilmesine
karar verilmiştir.
8. 9.10.2005 tarihinde yapılan genel kurulda görüşülmek üzere üyelerden fiyat 230
birliği uygulaması hakkında imza toplanmış, 125 üye uygulanması yönünde oy
kullanırken, 65 üye uygulamayı kabul etmemiştir.
9. Şikayetçi Reşit DOĞAN, Oda’ya gönderdiği 17.11.2005 tarihli yazıda Oda
kaydının silinmesini talep etmiş ve 14.11.2005 tarihinden itibaren alınan
kararlara uymayacağını bildirmiştir. Yazıda ayrıca, Ramazan Bayramında Oda
başkanı ve diğer bazı üyelerin dükkanları açık olduğu halde başkanın
şikayetçinin dükkanını kapatmaya çalıştığına, Oda’nın sabit fiyat uyguladığına,
Kuyumcular Çarşısı’nda düşük fiyat uygulayanlara ceza yazılmazken merkeze
uzak semtlerde düşük fiyatla satış yapan üyelere ceza yazıldığına yönelik 240
iddialarda bulunulmuştur.
10. 2.1.2006 tarihli cevap yazısında Oda Başkanı Nihat İŞÇİ; Esnaf ve
Sanatkarlar Kanunu uyarınca maliye ve sicil kaydı devam eden üyelerin üyelik
kaydının silinmesinin mümkün olmadığını, iddiaların gerçeği yansıtmadığını,
07-28/256-89
6
oy çokluğu ile alınan yönetim kurulu kararlarına uyulmasını, kararlara itirazı
varsa yasal yolların açık olduğunu, o tarihe kadar alınan kararlara
uyulduğunu, altının dünyada değeri ve borsası bulunduğundan hareketle, bu
fiyatın altında veya üstünde fiyatla satılmasının düşünülemeyeceğini
belirtmiştir. 250
11. 5.1.2006 tarihinde Oda Başkanı Nihat İŞÇİ tarafından Şanlıurfa Odalar
Birliği Başkanlığı’na gönderilen yazıda, 1973 yılından beri bazı kişilerin karşı
çıkmasına rağmen fiyat birliğinin devam ettiği, Oda’nın dünya borsasına bağlı
olarak altın fiyatını alarak esnafa bildirdiği, bunun altında fiyat uygulanmasının
mümkün olmadığı, vatandaşın mağdur olmaması için sabit fiyat uyguladıkları,
üye Reşit DOĞAN’ın Oda kaydının silinmesini talep ederek alınan kararlara
uymayacağını bildirdiği, bilezik üreten bu kişinin ucuza satması nedeniyle
diğer 300 üyenin mağdur olduğu ve Reşit DOĞAN’ın amacının beraberlik
içindeki esnafın düzenini bozmak olduğu belirtilerek, gereken işlemin 260
yapılması talep edilmiştir.
12. Oda Başkanı’nın üyelere hitaben yazdığı diğer bir yazıda ise, yönetim
kararlarının esnafın menfaati için olduğu ifade edilerek, radyo ve televizyon
yayınlarında fiyat konusunda Oda’nın almış olduğu yönetim kurulu ve genel
kurul kararlarına uymayacağını ilan eden ve uymadığı sabit görülen Reşit
DOĞAN’ın harcının ikinci bir duyuruya kadar kesildiği ve yasal yoldan
işlemlere başlandığı bildirilmiştir.
13. Oda Başkanı Nihat İŞÇİ Kurum’dan görüş isteme yazısında, Oda’nın 270
kuruluş tarihi olan 1985 yılından bu yana gerek genel kurul, gerekse yönetim
kurulu kararlarına göre sabit fiyat uygulandığını, İstanbul Borsası’ndan foreks
sistemi ile temin edilen altın fiyatları alınarak SMS ile 22 ayar altın ve
Cumhuriyet altını fiyatlarının üyelere bildirildiğini, tüketiciyi korumak için sabit
fiyat uygulaması yapıldığını belirtmiştir.
14. 3.4.2006 tarihinde görüşülen Oda Başkanı Nihat İŞÇİ, fiyat birliği
konusunda yaklaşık bir yıl önce karar alınmasına rağmen, üyelerin isteği
üzerine 2006 yılının başından beri fiili olarak sabit fiyat uygulamasına
geçildiğini, her gün dünya ve İstanbul altın borsası fiyatlarına bakarak üyelerin 280
cep telefonlarına SMS yoluyla altın satış fiyatlarını gönderdiklerini belirtmiştir.
Üyelere has (24 ayar külçe altın), bilezik (22 ayar 916 milyem), tam, yarım ve
çeyrek Ata Liranın eski ve yeni tarihli satış fiyatı bildirilirken, işçilik içeren
ürünlerin fiyatlarına müdahale edilmemektedir. Fiyat birliğinin amacını fiyatlar
serbest bırakıldığı zaman düşük fiyatla mal satmak isteyen kuyumcunun
kalitesiz ve düşük ayarlı ürünlere yönelmeleri olarak açıklayan Oda Başkanı,
Türkiye’nin birçok ilinde odalar veya dernekler kanalıyla fiyat birliği
sağlandığını, bu uygulamanın yasak olduğunu bilmediklerini ve Kurul’un
istemesi halinde uygulamaya son verebileceklerini vurgulamıştır.
290
Harç kesmenin ne anlama geldiği sorulan Oda Başkanı, harç kesme
geleneğinin çok eski dönemlere dayandığı, tellalların kuyumcuları gezerek
kendisine satması için verilen altınları kuyumculara göstererek en fazla fiyatı
veren kuyumcuyu altın sahibine bildirdiği, bunun karşılığında komisyon aldığı,
harç kesmenin de harcı kesilen kuyumcuya tellalın uğramasının yasaklanması
07-28/256-89
7
anlamına geldiği beyanında bulunmuştur. Esnaflık kurallarına uymayan
kuyumcunun harcı kesilmektedir. Tellalın son dönemdeki görevi, Oda’nın
belirlediği fiyatları kuyumculara yazılı olarak dağıtmak ile sınırlandırılmıştır,
ancak SMS gönderme uygulaması başladıktan sonra tellalın bu görevi de
sona ermiştir. 300
Kuyumcu Reşit DOĞAN’ın televizyona verdiği reklamlarda altın satışında fiyat
birliğine uymadığını ve Oda’nın bildirdiği fiyatların altında satış yaptıklarını
duyurması üzerine Reşit DOĞAN’ın harcının kesildiğini ifade eden Oda
Başkanı, anılan kişinin bir hafta sonra bildirilen fiyatlara uyacağını belirttiğini
ve hakkında alınan harç kesme kararının kaldırıldığını eklemiştir. 20 yıl tellallık
yapan Halil BIÇAK da, 3-4 yıl öncesine kadar Oda’nın belirlediği fiyatları
kuyumcuları tek tek gezerek dağıttığını, belirlenen fiyattan düşüğe satan
kuyumcuları kontrol ettiğini ve uyardığını, düşük fiyatla satan kuyumculara
Oda’nın ceza kesebildiğini belirtmiştir. 310
15. 4.4.2006 tarihinde görüşülen şikayetçi Reşit DOĞAN, Şanlıurfa’da
gereğinden fazla kuyumcu bulunduğunu, Oda’nın uygulamakta olduğu sabit
fiyat politikasının da kuyumculuk mesleğinden anlamayan kişilerin piyasada
tutunabilmelerini ve yenilerinin açılmasını sağladığını, çıraklıktan yetişmiş biri
olarak bilezik ürettiğini, İstanbul’daki bağlantıları sayesinde uygun maliyetlerle
İstanbul’dan altın temin edebilmesi nedeniyle fiyatların serbest bırakılması
halinde daha ucuza satabileceğini belirtmiştir. Oda’nın fiyatlarına
uymayacağını reklamlarda duyurması üzerine üyelere SMS yoluyla fiyatlar
bildirilmesine rağmen fiyat kontrolü yapılmadığını, önceki dönemlerde 320
kuyumcuların uyguladıkları fiyatların yakından takip edildiğini, hatta Oda’nın
belirlediği fiyattan daha düşük fiyatla altın satan birçok esnafa bağış adı
altında ceza kesildiğini vurgulamıştır.
16. 4.4.2006 tarihinde Oda Başkanı Nihat İŞÇİ tarafından Şanlıurfa Esnaf ve
Sanatkarları Odaları Birliği Başkanlığı’na gönderilen yazıda, geçmiş
dönemlerde başlanan sabit fiyat uygulamasına devam edildiği, uygulamanın
yasal olarak bir sakıncası olup olmadığı sorulmuştur. Aynı tarihte Şanlıurfa
Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliği Başkanlığı, Oda’ya gönderdiği 43 sayılı
yazıda, genel kurul ve yönetim kurulu kararları ile üyeler arasındaki karışıklığı 330
önlemek için karara bağlanan sabit fiyat uygulamasının yasal açıdan bir
sakıncasının olmadığını belirtmiştir.
17. 6.4.2006 tarihli görüşmede Şanlıurfa Esnaf ve Sanatkarları Birliği Genel
Sekreteri M. Şefik BAKAY, Oda’nın kendilerine yazı göndererek fiyat birliğinin
yasal olarak bir sakıncası olup olmadığını sorduğunu, Birlik olarak genel
kurulun bu yönde aldığı kararı göz önünde bulundurarak bu tür bir
uygulamada herhangi bir yasal sakınca olmadığını bildirdiklerini, ancak
rekabet hukuku bakımından bu uygulamanın ihlal olduğunu bilmediklerini
ifade etmiştir. 340
18. Yerinde incelemelerde Raportörlerce 25 kuyumcuyla görüşülmüş, Oda
tarafından altın alış ve satış fiyatlarının SMS olarak cep telefonlarına
gönderildiği, Oda’nın belirlediği fiyatın altında altın satan kuyumculara ceza
verildiği beyan edilmiştir. Fiyatların serbest bırakılması halinde bazı
07-28/256-89
8
kuyumcuların fiyatları indirebilmek için sahte ürüne yönelebildikleri ya da
düşük ayarlı altın satabildikleri belirtilmiştir.
I.3.2. Rakiplerin Faaliyetlerinin Zorlaştırılmasına İlişkin Eylemler
350
1. 5.1.2006 tarihinde Oda Başkanı Nihat İŞÇİ tarafından Şanlıurfa Odalar
Birliği Başkanlığı’na gönderilen yazıda, 1973 yılından itibaren bazı kişilerin
karşı çıkmasına rağmen fiyat birliğinin devam ettiği, Oda’nın dünya borsasına
bağlı olarak altın fiyatını alarak esnafa bildirdiği, bunun altında fiyat
uygulanmasının mümkün olmadığı, vatandaşın mağdur olmaması için sabit
fiyat uyguladıkları, üye Reşit DOĞAN’ın Oda kaydının silinmesini talep ederek
alınan kararlara uymayacağını bildirdiği, bilezik üreten bu kişinin ucuza
satması nedeniyle diğer 300 üyenin mağdur olduğu ve Reşit DOĞAN’ın
amacının beraberlik içindeki esnafın düzenini bozmak olduğu belirtilerek,
gereken işlemin yapılması talep edilmiştir. 360
2. Oda Başkanı’nın üyelere hitaben yazdığı yazıda, yönetim kararlarının
esnafın menfaati için olduğu ifade edilerek, radyo ve televizyon yayınlarında
fiyat konusunda Oda’nın almış olduğu yönetim kurulu ve genel kurul
kararlarına uymayacağını ilan eden ve uymadığı sabit görülen Reşit
DOĞAN’ın harcının ikinci bir duyuruya kadar kesildiği ve yasal yoldan
işlemlere başlandığı bildirilmiştir.
3. 3.4.2006 tarihli görüşmede kendisine harç kesmenin ne anlama geldiği
sorulan Oda Başkanı, harç kesme geleneğinin çok eski dönemlere dayandığı, 370
tellalların kuyumcuları gezerek kendisine satması için verilen altınları
kuyumculara göstererek en fazla fiyatı veren kuyumcuyu altın sahibine
bildirdiği, bunun karşılığında komisyon aldığı, harç kesmenin de harcı kesilen
kuyumcuya tellalın uğramasının yasaklanması anlamına geldiği beyanında
bulunmuştur. Esnaflık kurallarına uymayan kuyumcunun harcı kesilmektedir.
Tellalın son dönemdeki görevi, Oda’nın belirlediği fiyatları kuyumculara yazılı
olarak dağıtmak ile sınırlandırılmıştır, ancak SMS gönderme uygulaması
başladıktan sonra tellalın bu görevi de sona ermiştir.
Kuyumcu Reşit DOĞAN’ın televizyona verdiği reklamlarda altın satışında fiyat 380
birliğine uymadığını ve Oda’nın bildirdiği fiyatların altında satış yaptıklarını
duyurması üzerine Reşit DOĞAN’ın harcının kesildiğini ifade eden Oda
Başkanı, anılan kişinin bir hafta sonra bildirilen fiyatlara uyacağını belirttiğini
ve hakkında alınan harç kesme kararının kaldırıldığını eklemiştir. 20 yıl tellallık
yapan Halil BIÇAK da, 3-4 yıl öncesine kadar Oda’nın belirlediği fiyatları
kuyumcuları tek tek gezerek dağıttığını, belirlenen fiyattan düşüğe satan
kuyumcuları kontrol ettiğini ve uyardığını, düşük fiyatla satan kuyumculara
Oda’nın ceza kesebildiğini belirtmiştir.
I.3.3. Mal Arzının Kontrolüne İlişkin Eylemler 390
1. 1990 ve 1991 yıllarının değerlendirildiği çalışma raporunda Oda Başkanı
Mehmet Nuri KANBUR, yukarı çarşıda kurulan merkezi sistem sayesinde
fiyatların anında anons edilmeye başlandığını ve Cumartesi günleri dükkan
kapatma uygulamasında %95 başarı sağlandığını ifade etmiştir.
07-28/256-89
9
2. 5-6.11.1993 tarihinde yapılan genel kurulda Oda Başkanı Mehmet Nuri
KANBUR tarafından sunulan çalışma raporunda, o dönemde uygulanmakta
olan fiyat birliğine ve Cumartesi günleri dükkan kapatmaya devam edileceği
belirtilmiştir. 400
3. 6.1.2002 tarihli genel kurul toplantısına sunulan Oda Başkanı Mehmet Nuri
KANBUROĞLU’nun çalışma raporunda, turist sayısının artmasıyla birlikte
Cumartesi günleri dükkanların kapalı olması nedeniyle yöreye ait takıları alma
imkanlarının bulunmaması üzerine, valiliğin ricada bulunduğu, genel kurul
sonrasında Cumartesi günleri tam gün dükkanların açılacağı ifade edilmiştir.
4. Yönetim kurulu tarafından 10.3.2005 tarih ve 172 sayı ile kuyumcu üyelerin
menfaati ve çoğunluğun istemesi üzerine Haziran - Temmuz - Ağustos
aylarında Cumartesi günü saat 14.00’te dükkanların kapatılmasına karar 410
verilmiştir.
5. 9.10.2005 tarihli genel kurul toplantı tutanağında gündem maddelerinden
biri olarak Cumartesi günleri saat 14.00’ten sonra dükkan kapatılması yer
almaktadır. Yönetim kurulu yönergesi üzerine genel kurulda işyerlerinin
Cumartesi günleri saat 14.00’ten sonra kapatılmasına oybirliğiyle karar
verilmiştir.
6. Raportörlerce 6.4.2006 tarihli görüşmede Oda Başkanı Nihat İŞÇİ,
Şanlıurfa’da yaz döneminin çok sıcak geçmesi ve esnafın yoğun çalışması 420
sonucu dinlenmek isteyen üyelerin Cumartesi günleri 14.00’te dükkanların
kapatılmasına karar verdiklerini, daha sonra bu uygulamanın tüm yıla
yayılmasının talep edilmesi üzerine, halen bu uygulamayı sürdürdüklerini,
ancak Rekabet Kurulu tarafından istenmesi halinde uygulamaya son
verebileceklerini belirtmiştir.
I.4. Savunmalar ve Değerlendirilmesi
Tarafın ilk inceleme ve soruşturmaya ilişkin tüm savunmaları ve sözlü
savunma tutanakları incelenerek aşağıda değerlendirilmiştir. 430
I.4.1. Altın Alım ve Satım Fiyatının Belirlenmesine İlişkin Savunmalar ve
Bunların Değerlendirilmesi
Savunmada, altın alış ve satış fiyatının belirlenmesine ilişkin olarak;
- Değerli bir maden olan altının kalitesiz ve düşük ayarlı işlenmesini ve
tüketicilerin mağdur olmasını önlemek için Oda tarafından satılan ürünlerin
denetlendiği,
440
- Altın piyasasında serbest fiyat sistemine geçilmesi durumunda
kuyumcuların altının değerini düşürme yoluna başvurabileceği, etkin bir
denetim ve fiyat kontrolü yapılmadığı takdirde kalitesiz altın üretimi
meydana geleceği, bu nedenle sabit fiyat sistemi uygulandığı,
07-28/256-89
10
- Oda’nın uyguladığı sistemin sabit fiyat uygulaması olmadığı, sadece bazı
altın satımlarında belirli fiyatlar kabul edilerek uygun hareket edilmesinin
istendiği, fiyatların dünya piyasası ve İstanbul Altın Borsası’ndan foreks
sistemi ile alınıp kuyumculara bildirildiği,
450
- Sabit fiyat sisteminin sadece 22 ayar 916 milyem bilezik, eski ve yeni tarihli
tam, yarım ve çeyrek Ata lira için geçerli olduğu, işçilik konusunda
kuyumcuların serbest olduğu,
- Yönetim kurulunda üyelerin menfaati ve çoğunluğunun istemesiyle altın
satışlarında belirli bir fiyat sisteminin kabul edildiği, şikayetçinin dahi fiyat
birliğini istediği, bundan önceki yönetimlerin de aynı uygulamada
bulundukları, yönetimin tereddüt doğması nedeniyle Şanlıurfa Esnaf ve
Sanatkarları Odaları Birliği’ne sabit fiyat uygulamasının herhangi bir yasal
sakıncası olup olmadığını sorduğu ve sakınca olmadığı cevabı üzerine bu 460
uygulamaya devam edildiği,
- Aynı konuda Rekabet Kurumu’na da başvurularak görüş istendiği, 4054
sayılı Kanun’un 27. maddesinin (b) bendi uyarınca başvuruyu muafiyet
açısından değerlendirmesi gerektiği, ayrıca 3.4.2006 tarihinde yönetim
kurulunun toplanarak Kurul karar verinceye kadar bu sisteme son verildiği,
- 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Kanunu’nun 11. maddesinin (l) bendinde
odalara ürünlerin kalitesini ve ücret tarifelerine uyulup uyulmadığını
denetlemek görevinin verildiği, 470
- 5362 sayılı Kanun’un 62. maddesinde esnaf ve sanatkarlarca üretilen mal
ve hizmetlerin fiyat tarifelerinin odalarca hazırlanacağının ve birlik yönetim
kurulunca onaylanacağının düzenlendiği, fiyat tarifelerinin uygulanacak
azami hadleri göstereceği, anılan madde uyarınca fiyat belirleme
zorunluluğunun doğduğu, 4054 sayılı Kanun’dan sonra yürürlüğe giren
5362 sayılı Kanun’un öncelikli olduğu, iki kanunun çelişki içerisinde olduğu,
- Oda’nın 5362 sayılı Kanun’dan doğan haklarını kullandığı, belirtilen
fiyatların azami nitelikte olduğu, çünkü belirtilen fiyatların kuyumcuların 480
uyması gereken “alt had” özelliği taşıdığı, burada fiyat konusunda “alt sınır”
belirlemek suretiyle tüketiciyi korumanın amaçlandığı, bu nedenle Oda’nın
cezalandırılmaması, en fazla uyarılması gerektiği,
- Türkiye’nin birçok il ve ilçesinde odalar veya dernekler vasıtasıyla fiyat
birliğinin denetlendiği, kuyumcular odalarının çoğunluğunun fiyat birliği
konusunda karar alarak uyguladıkları,
- Tüm bunlara rağmen hukuka saygılı Oda’nın yanlış bir tutum içinde
bulunmamak üzere 3.4.2006 tarihinde yönetim kurulunun toplanarak fiyat 490
birliğine son verdiği,
- Reşit DOĞAN’ın iddialarının oda başkanlığı seçimini kaybetmesinden
kaynaklandığı, ilgili kişinin asıl amacının düşük ayarlı altın üreterek
tüketiciyi dolandırmak olduğu, Ayar Evi tarafından yapılan denetlemede
07-28/256-89
11
eksik milyemle Cumhuriyet altın satmak istediğinin tespit edildiği ve
hakkında cezai müeyyide uygulandığı,
- Oda tarafından sabit fiyatın altında satılması halinde ceza kesilmediği, ceza
kesildiğini iddia eden kuyumculardan ceza makbuzunun istenmesi 500
gerektiği, ceza kesildiğini belirten üyelerin Oda’ya böyle bir durum
olmadığını beyan ettiği,
iddia edilmiştir.
Öte yandan, Oda üyesi 15 kuyumcu 20.10.2006 tarihinde Kurum’a
gönderdikleri yazılarda, Oda çatısı altında esnaf olarak kaçak ve sahte altınla
mücadele ettiklerini belirterek, sabit fiyat uygulamasının sona ermesi
durumunda kaçak ve sahte altının çoğalacağını ileri sürmüşlerdir.
510
Ayrıca Viranşehir Kuyumcular Derneği, Suruç Kuyumcular Derneği ve Siverek
Kuyumcular Derneği’nin Şanlıurfa Kuyumcular Odası’na 29.11.2006 tarihinde
gönderdikleri yazılar ek savunma olarak sunulmuştur. Yazılarda, benzer
ifadelerle, Şanlıurfa’da altın fiyatının serbest bırakılması ile birlikte
bölgelerinde sahte altının çoğaldığı ifade edilmiş ve Oda Başkanı’ndan
gereğini yapması rica edilmiştir.
Sözlü savunma toplantısında da yukarıdaki savunmalara benzer ifadeler
kullanılarak, foreks sisteminden öğrenilen külçe, 22 ayar bilezik ve Ata liraların
fiyatlarının SMS yoluyla üyelere bildirildiği, işçilik fiyatlarına karışılmadığı, 520
tüketici ve kuyumcuların korunmasını amaçladıkları, denetimin olmadığı
dönemlerde düşük ayarlı mallar arttığından yönetime geldiklerinde ayar evi
kurarak düşük ayarlı malların Şanlıurfa’da satışını önledikleri, sabit fiyat
uygulanmadığı, soruşturma açılmasından sonra alınan karar uyarınca artık
üyelere fiyat bildirmedikleri, bu nedenle sahte altının arttığı ve kaçakçılık
şubesinin hepsini kontrol edemediği ifade edilmiştir.
Savunmada yer verilen, fiyat serbestisinin düşük ayarlı kalitesiz ürünlerin
ortaya çıkmasına neden olacağı savına katılmak mümkün değildir. Düşük
ayarlı kalitesiz ürünlerle mücadele etmenin yolunun, fiyat birliği sağlamakta 530
olmayacağı kanaatine varılmıştır. Fiyat birliği olduğu takdirde düşük ayarlı
ürün satan kuyumcular yaptıkları her bir satıştan daha fazla kazanç elde
edebileceklerdir. Emniyet birimleri ve Maliye’nin düşük ayarlı altınları
denetlemesinin mümkün olmadığı iddiası da yersiz bulunmaktadır. Oda,
kalitesiz ürünleri denetlemek için yerinde bir yaklaşımla kendi bünyesinde bir
ayar evi kurmuştur. Oda’nın denetleme görevi bu alanda olmalı, düşük ayarlı
ürünlerin tespit edilmesi halinde gerekli makamlara başvurulmalıdır. Bu itibarla
Oda’nın savunmasında, denetlemenin yolu olarak sabit fiyat sistemini
göstermesi yerinde değildir.
540
Soruşturma döneminde elde edilen belgeler incelendiğinde, 1990 yılından
itibaren fiyat birliğinin uygulandığı görülmektedir. Bu belgelerden fiyat birliğinin
amacının düşük ayarlı altınları denetlemek olduğu anlaşılmamaktadır. Örneğin
bir belgede, fiyat birliği konusunda esnafın desteğinin devam etmesi halinde
“artniyetli” üyelerle fiyat konusunda mücadelenin süreceği belirtilmiş, ancak
07-28/256-89
12
düşük ayarlı ürünlerin denetlenmesi amacından söz edilmemiştir. Aynı
biçimde yönetim kurulu kararlarında da üyelerin menfaati için sabit fiyat
uygulamasına geçildiği belirtilmiştir. 5.1.2006 tarihinde üyelere gönderilen Oda
Başkanı imzalı yazıda, esnafa bildirilen fiyatların altında satış yapılmasının
mümkün olmadığı, bilezik üreten Reşit DOĞAN’ın ucuza satması nedeniyle 550
esnafın mağdur olduğu ifade edilmiştir. Bu yazıda da Reşit DOĞAN’ın ucuza
mal satmasının ürünlerin düşük ayarlı olmasından kaynaklandığı ya da bu
nedenle tüketicinin mağdur olduğu yönünde bir ifade bulunmamaktadır.
Aksine esnafın mağdur edilmesinden söz edilmektedir. Bilezik üreten Reşit
DOĞAN, uygun maliyetlerle İstanbul’dan altın temin etmesi nedeniyle daha
ucuza satabilmektedir. Bu itibarla, Oda tarafından üyelere bildirilen fiyatın
sabit fiyat niteliğinde olması halinde, tüketicinin aynı ürünü daha ucuza alma
imkanı ortadan kalkmaktadır.
Oda başkanı tarafından yapılan başvurunun 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi 560
kapsamında değerlendirilmesi talep edilmiştir. J.1.1. nolu bölümde muafiyet
değerlendirmesine yer verilecektir.
Savunmada, 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Kanunu’na atıfta
bulunulmuştur. Anılan Kanun’un 11. maddesinde odalara ücret tarifelerine
uyulup uyulmadığının kontrolü görevi verilmiştir. Ancak bu madde hükmünün
aynı Kanun’un 62. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. 62.
maddede fiyat tarifelerinin azami hadleri gösterdiği belirtilmiştir. Odalarca
yapılacak kontrol, esnaf ve sanatkarların belirlenen fiyat tarifelerinin üzerinde
satış yapıp yapmadıkları yönünde olmalıdır. Oysa mevcut dosyada, düşük 570
fiyatla yapılan satışlar rahatsızlık yaratmakta ve bunlar engellenmeye
çalışılmaktadır.
Fiyat belirlenmesine yönelik iddialara ilişkin olarak öncelikle belirtmek gerekir
ki, savunmada sabit fiyat, azami had, alt had-sınır kavramlarının birbirleri ile
karıştırıldığı görülmektedir. 5362 sayılı Kanun ile 4054 sayılı Kanun arasında
çelişki olduğu yönündeki iddia da birbirlerinden tamamen farklı bu kavramlar
arasındaki farkın tam olarak anlaşılamamasından kaynaklanmaktadır. Bu
nedenle, söz konusu kavramlar arasındaki farkı açıklamak ihtiyacı doğmuştur.
580
5362 sayılı Kanun’un 62. maddesinde yer alan azami had ifadesi “üst sınır”
anlamına gelmektedir. Yukarıda da belirtildiği üzere, odalara verilen kontrol
görevi, esnaf ve sanatkarların belirlenen fiyat tarifelerinin üzerinde satış yapıp
yapmadıkları biçimindedir. Oysa savunmada, belirtilen fiyatların kuyumcuların
uyması gereken “alt had” özelliği taşıdığı, fiyat konusunda “alt sınır”
belirlendiği, bu nedenle belirtilen fiyatların azami nitelikte olduğu ifade
edilmektedir. Savunmanın bu bölümünde açıkça bir hata bulunmaktadır.
Oda’nın belirlediği fiyatların alt sınır olduğu doğrudur, ancak bu alt sınır 5362
sayılı Kanun’un izin verdiği azami had değildir. Oda’nın uyguladığı alt sınır
5362 sayılı Kanun’da izin verilmeyen asgari haddir. Dolayısıyla, 5362 sayılı 590
Kanun’un, odaların, üyelerinin fiyatlarını sabit veya alt (asgari) seviye olarak
belirlemelerine müsaade eden bir tarafı bulunmamaktadır ve bu Kanun ile
4054 sayılı Kanun arasında bir çelişkiden bahsetmek mümkün değildir.
07-28/256-89
13
Ayrıca, savunmalarda Oda’nın sabit fiyat uygulayıp uygulamadığı konusunda
çelişkili ifadelere yer verilmiştir. Savunmaların kimi yerlerinde sabit fiyat
uygulandığı belirtilerek sabit fiyat sisteminin gerekçeleri ortaya konulmaya
çalışılırken, başka yerlerde ise sabit fiyat uygulanmadığı iddia edilmektedir.
Doğrusu; düşük fiyatla yapılan satışların kuyumcu esnafı açısından rahatsızlık
yaratması ve tüm kuyumcuların aynı fiyattan satış yapmalarının sağlanmaya 600
çalışılmasıdır. Elde edilen belgelerden de sabit fiyat uygulandığı
anlaşılmaktadır. Nitekim Oda Başkanı Kurum’a yapılan başvuruda da 1985
yılından itibaren gerek genel kurul, gerekse yönetim kurulu kararlarına göre
sabit fiyat uygulandığını dile getirmiştir. Aynı biçimde Oda Başkanı Şanlıurfa
Odalar Birliği Başkanlığı’na gönderdiği yazıda da, fiyat birliğinin devam ettiğini,
bildirilen fiyatların altında satış yapılmasının mümkün olmadığını, sabit fiyat
uyguladıklarını belirtmiştir.
Oda’nın altın fiyatlarını belirlerken İstanbul Altın Borsası’nı dikkate alıyor
olması söz konusu fiyat belirleme eyleminin ihlal niteliğinde olmadığını 610
göstermemektedir. Altın fiyatının borsada belirleniyor olması Türkiye’de
faaliyet gösteren kuyumcular arasında fiyat rekabetinin yaşanmayacağı
anlamına kesinlikle gelmemelidir. Bu durum, işçilik içeren ürünler haricinde
Darphane tarafından basılan ve ayarı/gramı standart olan ürünler için dahi
geçerlidir. Başka bir ifadeyle, kuyumcuların Ata, tam, yarım ve çeyrek gibi
standart ürünlerin satış fiyatlarını diledikleri gibi düşürebilmelerinin önünde
hiçbir engel bulunmaması gerekmektedir.
Yönetim kurulunda üyelerin çoğunluğunun istemiyle altın satışlarında sabit
fiyat sisteminin kabul edildiği, bundan önceki yönetimlerin de aynı uygulamada 620
bulundukları yönündeki savunmalar, ihlalin bulunmadığını göstermeye yeterli
değildir. Benzer şekilde, şikayetçinin fiyat birliğini isteyip istememesi de ihlalin
varlığı konusunda belirleyici değildir.
Diğer yandan, birçok il ve ilçelerde sabit fiyat uygulandığı iddiası, rekabet
ihlalini ortadan kaldırmamaktadır. Dosya mevcudu bilgi ve belgelerden
Şanlıurfa Kuyumcular Odası tarafından 1990 yılından itibaren sabit fiyat
uygulandığı, zaman zaman bu uygulamaya ara verildiği anlaşılmıştır.
Teşebbüs birliği tarafından fiyat belirlenmesi en ağır rekabet ihlallerinden
biridir. Nitekim Rekabet Kurulu’nca aynı konuda Manisa Turgutlu Sarraflar ve 630
Kuyumcular Derneği hakkında yürütülen soruşturma kapsamında da altın alış
ve satış fiyatının belirlendiği, uymayan üyelere cezai yaptırım uygulandığı
tespit edilmiş, Kurul’un 26.3.2002 tarih ve 02-16/176-70 sayılı Kararı ile,
Dernek’in eylem ve işlemlerinin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında
bulunduğu gerekçesiyle Kanun’un 16. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca
Dernek’e para cezası uygulanmıştır. Ayrıca dosya mevcudunda, belirlenen
fiyatlara uymayan ve Oda üyeliği nedeniyle üyeliğine son verilmesi
yaptırımının uygulanması mümkün olmayan bir üyenin toptancılar, tellal ve
diğer kuyumcularla alışverişte bulunması engellenmiştir. Ancak, Oda’nın sabit
fiyat uygulamasının yasal sakıncası olup olmadığını gerek Şanlıurfa Esnaf ve 640
Sanatkarları Odaları Birliği’ne gerekse Rekabet Kurumu’na danışması ve
soruşturma açılması sonrasında sabit fiyat uygulamasına son verilmesi
hafifletici unsurlar olarak dikkate alınmıştır.
07-28/256-89
14
Soruşturmanın konusu, şikayetçi Reşit DOĞAN’ın Oda tarafından belirlenen
sabit fiyatın altına satış yapması nedeniyle harcının kesilmesi suretiyle
faaliyetinin zorlaştırılmasıdır. Soruşturma kapsamında, harcının kesilmesinin
sabit fiyatın altında satmasından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Oda Başkanı
bir yazısında, yönetim kurulu ve genel kurul kararlarına uymayan Reşit
DOĞAN’ın harcının kesildiğini belirtmiştir. Yine Oda Başkanı tarafından 650
Şanlıurfa Odalar Birliği Başkanlığı’na gönderilen yazıda da, sabit fiyat
uygulamasına uymayan Reşit DOĞAN’ın ucuza bilezik satması nedeniyle
diğer 300 üyenin mağdur olduğu ve Reşit DOĞAN’ın amacının beraberlik
içindeki esnafın düzenini bozmak olduğu belirtilerek, gereken işlemin
yapılması talep edilmiştir.
Viranşehir Kuyumcular Derneği, Suruç Kuyumcular Derneği ve Siverek
Kuyumcular Derneği’nin Şanlıurfa Kuyumcular Odası’na gönderdiği yazılar,
Oda tarafından, fiyat serbestisinin düşük ayarlı kalitesiz ürünlerin ortaya
çıkmasına neden olacağı şeklindeki iddialarının delili olarak gönderilmiştir. 660
Ancak, bu iddia ve sunulan deliller inandırıcı bulunmamıştır. Şayet ilçelerde
sahte ürünler çoğaldı ise bunu ilgili ilçe derneklerinin Emniyet Müdürlüğü
Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şube Müdürlüğü’ne bildirmeleri gerekir.
Soruşturma döneminde Raportörlerce görüşülen ve Oda’nın sabit fiyat
uyguladığı, fiyatlara uymayan kuyumculara ceza kestiği yönünde beyan veren
kuyumcular Oda’nın sorması üzerine Oda’ya gönderdikleri yazılarda, görüşme
sonunda düzenlenen tutanağı okumadıkları, okuma-yazmaları iyi olmadığı için
tutanağın içeriğinin farkına varamadıkları, beyanının tutanağa yanlış
aktarıldığı gibi gerekçeler ileri sürerek aslında sabit fiyat uygulaması 670
olmadığını iddia etmişlerdir. Hemen belirtmek gerekir ki, soruşturma
döneminde kuyumcularla yapılan görüşmeler sonunda hazırlanan tutanaklar,
tutanaklarda da açıkça belirtildiği üzere, ilgili kişiye okutturulduktan sonra
imzalattırılmıştır. Dolayısıyla, tutanakların yanlış kaleme alındığı veya
okunmadan imzalandığı türünden iddialar inandırıcı değildir. Ayrıca, görüşülen
kuyumcuların hemen hemen tamamına yakını Oda’nın sabit fiyat uyguladığını,
bu fiyatlara uymayanlara ceza verilebildiğini dile getirmiştir. Bu kuyumculardan
bir kısmının beyanını değiştirmek istemesi sabit fiyat uygulandığı gerçeğini
hiçbir şekilde değiştirmemektedir.
680
I.4.2. Rakiplerin Faaliyetlerinin Zorlaştırılmasına İlişkin Savunmalar ve
Bunların Değerlendirilmesi
Savunmada, rakiplerin faaliyetlerinin zorlaştırılmasına ilişkin olarak;
- 5362 sayılı Kanun’un 11. maddesinin (l) bendine atıfta bulunularak, odanın
mesleki teamüle aykırı davranışları belirlenen üyelere yazılı ihtarda
bulunmak görevinin bulunduğu, Reşit DOĞAN’a da bu bağlamda yazılı
uyarıda bulunulduğu,
690
- Reşit DOĞAN’ın harcının kesilmesinin, fiyat tarifelerine uymayacağını ilan
etmesi nedeniyle azami fiyat haddinin altında satış yapmasının
engellenmek istenmesinden kaynaklandığı,
07-28/256-89
15
- Şanlıurfa Kuyumcular Odası’nda yıllardır ahilik geleneğinin devam ettiği,
ahilik geleneğinin bir parçası olarak tellalların kuyumcuların altınlarını
esnafı gezerek en fazla fiyatı verene satmasına aracılık ettiği, harcın
kesilmesinin herhangi bir kuyumcunun esnaflık kurallarına uymaması
durumunda tellalın o kuyumcuya fiyat sormak için uğramaması ve altını
göstermemesi anlamına geldiği, tellallık müessesesinin son yıllarda ortadan 700
kalkarak bildirimlerin üyelere SMS yolu ile gerçekleştirildiği,
- Reşit DOĞAN’ın harcının kesilmesi olayında, ilgili kuyumcuya karşı bir
yaptırımda bulunulmasının istenmediği, herhangi bir yönetim kurulu
üyesinin imzasının bulunmadığı yazının göstermelik bir karar olduğuna
işaret ettiği, yazıda her ne kadar yasal işlemlere başlandığı belirtilse de
böyle bir durumun söz konusu olmadığı, Reşit DOĞAN’ın harcının
kesilmesinin tüketiciye duyurulmadığı,
- Harcı kesilen Reşit DOĞAN’ın Oda’ya bağlı olarak faaliyet göstermeye 710
devam ettiği, sadece ahilik geleneğinin uygulandığı, işlemin ihtar niteliğinde
olduğu, şikayetçinin piyasa dışına çıkartılmasının söz konusu olmadığı,
- Dernek tarafından ticaret serbestisinin ortadan kaldırılmasının
amaçlanmadığı, Dernek olarak amaçlarının altın piyasasında rekabet
özgürlüğünü sağlamak ve tüketicilerin haklarının korunması olduğu, Dernek
bünyesinde ticaret serbestisini önleyici davranışların kabul görmediği,
- 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin (d) bendinde rakip teşebbüsten
bahsedildiği, şikayetçi teşebbüsün rakip teşebbüs olmadığı, dolayısıyla 720
maddenin bu bendinin uygulanamayacağı
iddia edilmiştir.
5362 sayılı Kanun’un 11. maddesinin (l) bendinde belirtilen mesleki teamüllere
aykırı hareket eden üyeye odanın yazılı ihtarda bulunma yetkisi rekabet
ihlalinin gerekçesi olmamalıdır. Kaldı ki orada söz edilen mesleki teamüllere
aykırı davranma kavramı, bildirilen fiyat tarifesinin altında satış yapılmasını
kapsamamaktadır. Çünkü anılan Kanun’un 62. maddesinde fiyat tarifelerinin
azami hadleri gösterdiği belirtilmiştir. Dolayısıyla, kanuni düzenlemeye aykırı 730
bir mesleki teamülün zaten olmaması gerekmektedir.
Savunmada, geçmiş dönem Oda başkanlarının ve bir tellalın beyanına
dayanılarak, harcın kesilmesinin bir yaptırım olmadığı ileri sürülmüştür.
Kendisi ile görüşülen Oda Başkanı’nın da belirttiği gibi, harcın kesilmesi harcı
kesilen kuyumcuya tellalın uğramasının yasaklanması anlamına gelmektedir.
Bu durumda harcı kesilen kuyumcunun müşterilerle ticaretine doğrudan
müdahale edilmese de dışlayıcı bir şekilde harcının kesildiğinin ilan
edilmesinden dolayı söz konusu kuyumcunun diğer kuyumcularla veya
toptancılarla ticaret yapması büyük ölçüde güçleşmektedir. Bu da bizatihi 740
rakibin faaliyetlerinin zorlaştırılmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla, bu
uygulamanın yaptırım niteliği taşımadığı iddiası kabul edilmemiştir.
07-28/256-89
16
Reşit DOĞAN’ın harcının kesilmesine ilişkin üyelere gönderilen yazıda
yönetim kurulu üyelerinden hiçbirinin imzası olmadığından yazının göstermelik
olduğu savı yerinde değildir. Yazının imzalı olması gerekmemekte olup,
önemli olan yazının içeriği ve oda başkanı tarafından gönderilmesi nedeniyle
üyeler üzerinde doğuracağı etkidir. Aynı biçimde tüketicilere duyurulmaması
da önem taşımamaktadır. Burada önemli olan, üyelerin sabit fiyat
uygulamasına uyulmaması halinde aynı biçimde dışlanacaklarını algılamaları 750
sonucunda sabit fiyat sistemine riayet etmeleridir.
Reşit DOĞAN’ın harcının kesilmesine rağmen Oda bünyesinde faaliyetine
devam ettiği belirtilmiştir. Oda Başkanı’nın üyeliğinin silinmesini talep eden
Reşit DOĞAN’a gönderdiği cevap yazısında da belirttiği üzere, Esnaf ve
Sanatkarlar Kanunu uyarınca maliye ve sicil kaydı devam eden üyelerin üyelik
kaydının silinmesi mümkün değildir. Bu nedenle zaten Oda’nın üyeliği sona
erdirme gibi bir yetkisi, bir başka deyişle bu yönde bir yaptırım uygulama
imkanı bulunmamaktadır. Bu itibarla Reşit DOĞAN’ın faaliyetini sürdürüyor
olması harcın kesilmesi biçiminde yaptırım uygulandığı ve bu yolla 760
faaliyetlerinin zorlaştırıldığı gerçeğini değiştirmemektedir.
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin (d) bendinde rakip teşebbüsten
bahsedildiği doğrudur. Ancak, şikayetçi teşebbüsün rakip teşebbüs olmadığı
yönündeki tespit doğru değildir. Zira şikayetçi Reşit DOĞAN, diğer Oda üyeleri
gibi kuyumculuk sektöründe faaliyet göstermektedir ve dolayısıyla rakip
durumundadır. 4054 sayılı Kanun’un 3. maddesi anlamında “piyasada mal
veya hizmet üreten, pazarlayan satan gerçek kişi” teşebbüs niteliğindedir.
I.4.3. Mal Arzının Kontrolüne İlişkin Savunmalar ve Bunların 770
Değerlendirilmesi
Savunmada, mal arzının kontrolüne ilişkin olarak;
- İlk İnceleme Raporu ve Kurul Kararı’nda yer almamasına rağmen
Raportörlerin, Oda Başkanı’na dükkanların Cumartesi kapanmasıyla ilgili
tutanak hazırlayarak imza ettirdikleri, sadece soruşturmaya konu esas
hususlar hakkında araştırma yapmaları gerekirken hiçbir şikayetin
olmamasına ve Kurul kararı bulunmamasına rağmen bu konuyu
araştırmalarının Kanun’un lafzına ve ruhuna aykırı olduğu, 780
- Oda genel kurulunun hafta sonu işyerlerinin kapatılması uygulaması
hakkında Oda Başkanı’na yetki verdiği, Oda Başkanı’nın yönetim kuruluna
devredilen yetkiyi 9.10.2005 tarihinde genel kurula geri verdiği, genel
kurulun işyerlerinin hafta sonu 14:00’te kapatılmasına karar verdiği,
- Kararı genel kurulun oybirliği ile aldığı, genel kurulda oybirliği ile alınmış bir
karar söz konusu iken, Oda yönetiminin cezalandırılmaması gerektiği ve
kararın herhangi bir kuyumcuya bir engelinin söz konusu olmadığı,
790
- Şanlıurfa’nın çok sıcak olması ve hafta sonları kuyumcuların mesireye
gitmeleri nedeniyle yıllardır bu uygulamanın sürdüğü, ancak soruşturma
açılması nedeniyle uygulamadan vazgeçildiği
07-28/256-89
17
iddia edilmiştir.
Ayrıca sözlü savunma toplantısında tüm üyelerin güvenlik nedeniyle
Cumartesi günleri kapatmak istediği, Emniyetin bir kişinin dükkanının açık
olması halinde koruyamayacağı, Cumartesi günleri dükkan kapama
uygulamasının sadece yaz aylarında yapıldığı belirtilmiştir. 800
Öncelikle belirtmek gerekir ki, raportörler incelemelerini yaparken şikayetçinin
veya ihbarcının dilekçesindeki iddialarla sınırlı değillerdir. İncelemeler,
Kurul’un raportörlere vermiş olduğu yetki çerçevesinde yapılmıştır. Kurul
Kararı’nda 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ihlal edilip edilmediğinin tespiti
için soruşturma açılmış, raportörler de bu kapsamda yerinde inceleme
sırasında haberdar olunan bu uygulama ile ilgili inceleme yapmıştır.
Diğer yandan, bir kararın genel kurulca oybirliği ile alınmış olması 4054 sayılı
Kanun bakımından ihlali ortadan kaldırmamaktadır. 810
Cumartesi günleri yarım veya tam gün işyerlerinin kapatılmasının gerekçesi
olarak savunmada, Şanlıurfa’nın çok sıcak olması ve hafta sonları
kuyumcuların mesireye gitmeleri gösterilmiştir. Kaldı ki, Raportörlerce yapılan
görüşmede Oda Başkanı, uygulamanın tüm yıla yayıldığını ifade etmiştir.
Ancak, bu durum ildeki kuyumcuların toplu olarak arzı sınırlamalarının
gerekçesi olarak ileri sürülemez.
Diğer yandan, uygulamadan soruşturma sonuçlanıncaya kadar vazgeçilmiş
olması da ihlali ortadan kaldırmadığı gibi, uygulamadan vazgeçilmesi, 820
aşamasında ceza takdirinde hafifletici unsur olarak değerlendirilmiştir.
J. GEREKÇE VE HUKUKİ DAYANAK
J.1. Altın Alım ve Satım Fiyatının Belirlenmesi
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca, “belirli bir mal veya hizmet
piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da
kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran veya doğurabilecek nitelikte
olan anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği kararları” hukuka aykırıdır.
830
Soruşturma döneminde elde edilen belgelerden, 1990 yılından bu yana fiyat
birliğinin uygulandığı anlaşılmaktadır. Belgelerde fiyat birliği ile düşük ayarlı
altınları denetlemenin amaçlandığı yönünde bir ifade tespit edilememiştir.
Örneğin yönetim kurulu kararlarında sabit fiyat uygulamasının üyelerin
menfaati için gerçekleştirildiği ifade edilmiştir. Uygulama uzun yıllardır devam
etmekte olup, 5.1.2006 tarihinde üyelere gönderilen yazıda Oda Başkanı,
esnafa bildirilen fiyatların altında satış yapılmasının mümkün olmadığını, Reşit
DOĞAN’ın ucuza satması nedeniyle esnafın mağdur olduğunu belirtmiştir.
Yazıdan, şikayetçinin ucuza mal satmasından rahatsızlık duyulduğu
anlaşılmaktadır. Ancak şikayetçinin ucuza mal satmasının ürünlerin düşük 840
ayarlı olmasından kaynakladığı ya da bu nedenle tüketicilerin mağdur
olduğuna ilişkin herhangi bir ifadeye rastlanmamıştır. Aksine duyulan
rahatsızlık, esnafın mağdur edilmesidir. Uygun maliyetlerle altın temin
07-28/256-89
18
edebilen Reşit DOĞAN, daha ucuza mal satabilmektedir. Bu nedenle, Oda’nın
sabit fiyat uygulaması sonucunda, tüketicinin aynı ürünü daha ucuza alma
imkanı ortadan kalkmaktadır.
Altın fiyatlarının Oda tarafından belirlenmesi ve tüm üyelerin bu fiyatlara
uyması üye kuyumculara menfaat sağlarken, tüketicilere faydası
bulunmamaktadır. Tüketicilerin altın alırken Oda’nın belirlediği minimum 850
seviye üzerinden, altın satarken ise maksimum düzey üzerinden alışveriş
yapması tüketiciye hiçbir fayda sağlamayacaktır. Oda’nın fiyat belirlemesinde
amaç, üyelerinin altınları belli bir fiyatın üzerinden satmalarını ve tüketiciden
altınları belli bir fiyatın altında satın almalarını sağlamaktır. Bu sistem,
tüketicinin aleyhine işlemektedir. Teşebbüs birliği tarafından fiyat belirlenmesi
en ağır rekabet ihlallerinden biridir.
Bu noktada, 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Kanunu’na değinmek yararlı
olacaktır. Anılan Kanun’un fiyat tarifelerine ilişkin iki düzenleme vardır. 62.
maddede odalarca hazırlanacak fiyat tarifelerinin azami hadleri gösterdiği 860
belirtilmiştir. Diğer yandan 11. maddede odalara ücret tarifelerine uyulup
uyulmadığının kontrolü görevi verilmiştir. Bu iki madde birlikte
değerlendirildiğinde, odalarca yapılacak denetimin esnaf ve sanatkarların
belirlenen fiyat tarifelerinin üzerinde satış yapıp yapmadıkları yönünde olması
gerekmektedir.
Altın fiyatının İstanbul Altın Borsasında belirleniyor olması kuyumculuk
sektöründe fiyat rekabetini engellememelidir. İşçilikli ürünlerin yanı sıra
Darphane tarafından basılan standart ayar ve gramajlı ziynet ürünleri için de
fiyat rekabeti mümkündür. Kuyumcuların ziynet ürünlerinin satış fiyatlarını 870
diledikleri gibi düşürebilmelerinin önünde hiçbir engel bulunmaması
gerekmektedir.
Yukarıda yer verilen değerlendirmeler ışığında, Oda’nın altın alış ve satış
fiyatını sabit olarak belirlediği ve dolayısıyla bu eylemin 4054 sayılı Kanun’un
4. maddesinin “Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan
maliyet, kar gibi her türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesi”
şeklindeki (a) bendi kapsamına girdiği tespit edilmiştir.
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamına giren anlaşma, uyumlu eylem ve 880
teşebbüs birliği kararlarının muafiyet için Kurul’a bildirilme yükümlülüğü 5388
sayılı Kanun ile ortadan kaldırılmıştır. Dolayısıyla, Kanun’un 4. maddesi
kapsamında ihlal içeren anlaşma, uyumlu eylem ve kararlara Kurul’un re’sen
muafiyet değerlendirmesi yapabilmesi mümkün olmuştur. Bu çerçevede,
Oda’nın altın alış ve satış fiyatını belirlemesinin muafiyet alıp alamayacağı
soruşturma kapsamında değerlendirilecektir.
J.1.1. Muafiyet Değerlendirmesi
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamındaki anlaşma, uyumlu eylem ve 890
kararlar, Kanun’un 5. maddesindeki koşulların varlığı halinde yasaklayıcı 4.
maddenin uygulanmasından muaf tutulabilmektedir. Bu noktada vurgulanması
gereken, muafiyet verilebilmesi için 5. maddedeki dört koşulun tamamının
07-28/256-89
19
sağlanması gerektiğidir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmaması
durumunda, diğer koşullar sağlansa dahi muafiyet verilemez. Kanun’un 5.
maddesinde muafiyetin koşulları şu şekilde sayılmıştır:
“ (a) Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni
gelişme ve iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin
sağlanması, 900
(b) Tüketicinin bundan yarar sağlaması,
(c) İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması,
(d) Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için
zorunlu olandan daha fazla sınırlanmaması.”
Oda’nın altın alış ve satış fiyatını belirlemesinin, muafiyet için aranan
koşullardan olumlu koşul olarak adlandırılan ilk iki koşulu sağlamadığı çok
açıktır. Oda tarafından belirlenen altın alış ve satış fiyatlarının uygulanması
zorunlu fiyatlar olması nedeniyle, bu uygulamanın getireceği ekonomik
gelişme veya iyileşmeden bahsetmek mümkün değildir. İkinci olumlu koşula 910
göre, ekonomik veya teknik gelişme ve iyileşmelerden tüketicilerin yarar
sağlaması gerekmektedir. Altın alış ve satış fiyatlarının sabit fiyat olarak
belirlenmesi sadece Oda üyelerine fayda sağlamaktadır. Bu uygulama
neticesinde, düşük fiyatla altın alma veya yüksek fiyatla altın satma imkanları
sınırlanan tüketiciler doğrudan zarar görmektedirler. Altın alış ve satış fiyatının
belirlenmesi ve tüm kuyumcuların belirlenen fiyatları uygulaması, hatta bu
fiyatlara uyulmasını sağlamak için harcın kesilmesi gibi birtakım yaptırımların
uygulanması sonucunda, ilgili pazarda rekabet tamamen ortadan kalkmakta
ve bu rekabet ihlali zorunlu olandan fazla bir kısıtlama getirmektedir.
Dolayısıyla, iki olumsuz koşul açısından da muafiyet verilmesi mümkün 920
değildir.
Şanlıurfa Kuyumcular Odası’nın altın alış ve satış fiyatını sabit olarak
belirlediği ve dolayısıyla bu eylemin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin (a)
bendi kapsamına girdiği, ayrıca Kanun’un 5. maddesindeki koşulların
sağlanamaması nedeniyle bu ihlal bakımından muafiyetin söz konusu
olamayacağı kanaatine ulaşılmıştır.
Oda tarafından belirlenen fiyatlar tüm üyelerin uyması zorunlu tutulan sabit
fiyatlardır. Mevcut durum bu olmasına rağmen, tavsiye veya maksimum 930
niteliğinde fiyat açıklamanın söz konusu dosya bakımından muafiyet alıp
alamayacağı da değerlendirilmiştir: Oda tarafından açıklanan fiyatlar tavsiye
veya maksimum niteliğinde olsa idi bu uygulama 4054 sayılı Kanun’un 5.
maddesindeki muafiyetin koşullarını sağlayabilecekti. Zira, Oda tarafından
açıklanan tavsiye veya maksimum niteliğindeki fiyatlar üyelerin altın
fiyatlarındaki dalgalanmaları takip etmelerini kolaylaştırırken, tüketicilerin de
altın fiyatları konusunda bilinçlenmelerini sağlayacaktı. Tavsiye veya
maksimum niteliğinde olmasından dolayı açıklanan fiyatlardan düşük fiyatlarla
satış yapmalarının önünde bir engel bulunmayan kuyumcular arasında
rekabet devam edebilecekti. Ancak, yukarıda da ifade edildiği üzere, Oda’nın 940
yıllardır belirlediği fiyatlar tavsiye veya maksimum niteliğinde değildir ve
mevcut haliyle bu uygulamanın 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca
muafiyet alması mümkün görülmemiştir.
07-28/256-89
20
J.2. Rakiplerin Faaliyetlerinin Zorlaştırılması
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin (d) bendinde rekabeti sınırlayıcı karar ve
eylemlere örnek olarak “rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması,
kısıtlanması veya piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin boykot ya da diğer
davranışlarla piyasa dışına çıkartılması yahut piyasaya yeni gireceklerin
engellenmesi” verilmiştir. 950
Şikayetçinin Oda tarafından uyarılmasına gerekçe olarak 5362 sayılı
Kanun’un 11. maddesinin (l) bendinde belirtilen mesleki teamüllere aykırı
hareket eden üyeye odanın yazılı ihtarda bulunma yetkisi gösterilmiştir.
Ancak, anılan madde rekabet ihlalinin gerekçesi olamayacağı gibi,
düzenlemede söz edilen mesleki teamüllere aykırı davranma, bildirilen fiyat
tarifesinin altında satış yapılmasını kapsamamaktadır. Zira, anılan Kanun’un
62. maddesi uyarınca fiyat tarifeleri azami hadleri göstermektedir.
Savunmada ileri sürülenin aksine, harcın kesilmesi bir yaptırım niteliğindedir. 960
Oda Başkanı’nın beyanına göre, harcın kesilmesi harcı kesilen kuyumcuya
tellalın uğramasının yasaklanması anlamını taşımaktadır. Bu durumda harcı
kesilen kuyumcunun müşterilerle ticaretine doğrudan müdahale edilmese de
dışlayıcı bir şekilde harcının kesildiğinin ilan edilmesinden dolayı söz konusu
kuyumcunun diğer kuyumcularla veya toptancılarla ticaret yapması büyük
ölçüde güçleşmektedir. Bu da bizatihi rakibin faaliyetlerinin zorlaştırılmasına
neden olmaktadır. Daha da önemlisi, bu tür yaptırımları gören ve bu
yaptırımlarla karşılaşmak istemeyen diğer kuyumcular fiyat rekabetine
girmekten kaçınacaktır.
970
Elde edilen belge ve bulgular ışığında, altın alış ve satış fiyatını pazar dışında
belirleyen Oda’nın alınan kararlara uymayan bir üyeye yaptırım uyguladığı ve
dolayısıyla kuyumcunun faaliyetlerinin zorlaştırıldığı, dolayısıyla bu eylemlerin
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin (d) bendi kapsamına girdiği tespit
edilmiştir.
Bu durumda rakip faaliyetlerinin zorlaştırılması eyleminin 4054 sayılı Kanun’un
5. maddesi kapsamında muafiyet alıp alamayacağı değerlendirilecektir.
J.2.1. Muafiyet Değerlendirmesi 980
4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sayılan dört koşul açısından
değerlendirme yapıldığında, öncelikle rakip faaliyetlerinin zorlaştırılması
eyleminin anılan koşullardan hiçbirini sağlamadığı belirtilmelidir. Oda
tarafından belirlenen fiyatlara uymayan üye hakkında harç kesme adı altında
diğer kuyumcularla alışverişin kesilmesi yaptırımı uygulanmaktadır. Harç
kesme yaptırımı neticesinde faaliyetleri güçleşen teşebbüs orta veya uzun
vadede piyasadan çıkmak durumunda kalabilecek ve piyasadan bu şekilde bir
veya birkaç aktörün eksilmesi rekabeti olumsuz yönde etkileyecektir. Ancak,
harç kesme yaptırımının rekabete olan asıl olumsuz etkisi başka bir açıdan 990
ortaya çıkmaktadır: Bu tür dışlayıcı bir yaptırımla karşı karşıya kalmak
istemeyen kuyumcular fiyat rekabetine girişmekten kaçınmakta ve dolayısıyla
piyasadaki etkin rekabet tamamen ortadan kalkmaktadır.
07-28/256-89
21
Birinci koşul açısından, belirlenen fiyatlara uymayan kuyumcuların
faaliyetlerinin zorlaştırılması eylemi ile malların üretim ve dağıtımında ve
hizmetlerin sunulmasında herhangi bir yenilik, ekonomik ya da teknik gelişme
sağlanması söz konusu değildir. Ekonomik ya da teknik bir gelişme
sağlamayan bir eylemin tüketiciye yarar sağlaması mümkün olmayacaktır.
Aksine piyasada rakiplerin faaliyetinin zorlaştırılması ya da engellenmesi 1000
yahut rakiplerin piyasa dışına çıkarılması uzun vadede rekabeti olumsuz
yönde etkileyeceğinden tüketici zarar görecektir. Diğer yandan rakip
faaliyetlerinin zorlaştırılmasının, rekabeti zorunlu olandan fazla kısıtladığı,
uygulanan yaptırımlarla fiyat birliğine uyulmasına zorlanarak rekabetin ortadan
kaldırıldığı dikkate alındığında, iki olumsuz koşulun da sağlanmadığı
görülmektedir. Bu itibarla, Şanlıurfa Kuyumcular Odası’nın pazar dışında
belirlenen altın alış ve satış fiyatına yönelik alınan kararlara uymayan bir
üyeye yaptırım uygulayarak faaliyetlerini zorlaştırması eyleminin 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesinin (d) bendi kapsamına girdiği, ayrıca Kanun’un 5.
maddesindeki koşulların sağlanamaması nedeniyle bu ihlal bakımından 1010
muafiyetin söz konusu olamayacağı kanaatine ulaşılmıştır.
J.3. Mal Arzının Kontrolü
Cumartesi günleri yarım ya da tam gün işyerlerinin kapatılmasının amacı,
yazın Şanlıurfa’nın çok sıcak olması ve hafta sonları kuyumcuların mesireye
gitmeleridir. Ancak, bu durum ildeki kuyumcuların toplu olarak arzı
sınırlamalarının gerekçesi olarak ileri sürülemez. Şanlıurfa’da sadece yazın
değil, tüm yıl boyunca uygulandığı belirtilen uygulama ile piyasada arzın
kontrolünü sağlamak amaçlanmakta, dolayısıyla arz miktarı piyasa dışında 1020
belirlenmiş olmaktadır.
Cumartesi günleri dükkanını açmak isteyen bir kuyumcunun işyerini
açmasının engellenmesi, rekabetin sınırlanması niteliğindedir. Cumartesi
günleri işyerlerinin kapatılması 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin “mal veya
hizmetin arz ya da talep miktarının kontrolü veya bunların piyasa dışında
belirlenmesi” şeklindeki (c) bendi kapsamındadır.
Bu durumda mal arzının kontrolü eyleminin 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi
kapsamında muafiyet alıp alamayacağı değerlendirilecektir. 1030
J.3.1. Muafiyet Değerlendirmesi
4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sayılan dört koşul açısından
değerlendirme yapıldığında, Cumartesi günleri işyerlerinin kapatılarak mal
arzının kontrolü eylemi ile malların üretim ve dağıtımında ve hizmetlerin
sunulmasında herhangi bir yenilik, ekonomik ya da teknik gelişme sağlanması
söz konusu değildir. Ekonomik ya da teknik bir gelişme sağlamayan bir
eylemin tüketiciye yarar sağlaması mümkün olmayacaktır. Aksine arz
miktarının piyasa dışında belirlenmesi sonucunda tüketicilerin temin 1040
kaynakları ortadan kalkacaktır. Cumartesi günleri işyerlerinin kapatılması
yoluyla mal arzının kontrolü uygulamasının tek faydasını kuyumcular
görmektedir. Bu eylem iki olumlu koşulu yerine getiremediğinden, diğer iki
07-28/256-89
22
olumsuz koşul açısından değerlendirilmesine gerek bulunmamaktadır.
Dolayısıyla, kuyumcuların, yılın hangi döneminde olursa olsun Cumartesi
günleri tam veya yarım gün toplu veya nöbetleşe olarak işyerlerini kapatmaları
ihlalinin muafiyet alması mümkün değildir. Bu şekilde hayata geçirilen mal
arzının kontrolü eyleminin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin (c) bendi
kapsamına girdiği, ayrıca Kanun’un 5. maddesindeki koşulların
sağlanamaması nedeniyle bu ihlal bakımından muafiyetin söz konusu 1050
olamayacağı kanaatine ulaşılmıştır.
K. SONUÇ
23.3.2006 tarih ve 06-20/260-M sayılı Kurul kararı uyarınca yürütülen
soruşturma ile ilgili olarak düzenlenen Rapora, toplanan delillere, sözlü
savunma toplantısındaki açıklamalara ve incelenen dosya kapsamına göre,
1- Şanlıurfa Kuyumcular Odası’nın faaliyetleri ile 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesini ihlal ettiğine Kurul Üyesi Mehmet Akif ERSİN’in farklı gerekçesi 1060
ve OYÇOKLUĞU ile,
2- Şanlıurfa Kuyumcular Odası’na, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine
muhalefetten aynı yasanın 16. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, 2005 yılı
72.483,5 YTL tutarındaki gayri safi gelirinin takdiren %1’i oranında olmak
üzere 724,8 YTL idari para cezası verilmesine, ancak verilecek para
cezası, asgari hadden aşağı olamayacağından, 2005/2 sayılı Tebliğ
uyarınca asgari ceza miktarı olan 5.800 YTL idari para cezası verilmesine
OYÇOKLUĞU ile
1070
karar verilmiştir.
07-28/256-89
23
28.03.2007 Tarih ve 07-28 / 256-89 Sayılı Kurul Kararı’na
KARŞI OY GEREKÇESİ
Şanlıurfa Kuyumcular Odası hakkında verilen Kurul Kararı’na;
a) Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Teşekkülü olarak kabul edilen Esnaf ve
Sanatkârlar Odalarının bulunduğu ilgili pazarlardaki benzer uygulamaların
öteden beri var olması ve ülkenin hemen her tarafında halen devam etmesi,
b) Söz konusu Oda yönetimlerinin, altına ait günlük azami satış fiyatlarını
belirlemek, rakiplerin faaliyetlerini zorlaştırmak, mal arzının kontrolünü
sağlamak şeklinde tanımlanan mevcut uygulamalarının, genel olarak ve
özellikle de sektöre özgü sebeplerle, hem meslek mensubu esnaflar, hem
tüketiciler hem de mesleki oda veya dernek teşkilini zorunlu kılan ” kamu
iradesi “ tarafından kamu yararı gerekçesiyle, öteden beri alenen ve zımnen
meşru görülmesi,
c)Soruşturma açılması kararından önce, ilgili pazar gibi, geleneksel olarak
varlığı ve farklı uygulamaları bilinen bir alanda, daha geniş çaplı bir ön
inceleme veya araştırma yapılmaması ve varsa, rekabete aykırı
uygulamaların tespiti ile ilgili esnaf ve dernek üyelerinin nasıl
davranacaklarının belirlenmemesi, sonra da 4054 sayılı Kanunun 9.3.
maddesine göre müeyyide destekli bir tebligatın yapılmaması,
d) Rekabete aykırı düşen yapı, işleyiş ve davranışları önlemenin soruşturma
dışı çeşitli yöntemlerinin bulunduğu, dolayısıyla, ilgili sektördeki ve ilgili coğrafi
pazarlardaki olumsuz etkileri ihmal edilebilir nitelikteki birtakım sınırlı, bireysel
veya istisnai uygulamaları soruşturma açmadan çözmek mümkün iken, bu
yola gidilmemesi,
e) Kuyumcular Odası’nca alınan bazı kararların ve ilgili coğrafi pazarda
rekabete aykırı olarak telakki edilebilecek birtakım davranışların, gerçekte,
rekabeti önemli ölçüde etkilememesi sebebiyle ve İlgili pazardaki işleyişin
tarihî, geleneksel ve mesleki açıdan arz ettiği önem göz önüne alınarak
mevcut uygulamalara muafiyet verilmesinin uygun olacağı,
f) Ayrıca, etkin yönetim anlayışına ters düşen tavır ve davranışlar içinde
olabilen Oda yönetim veya yöneticileri ile üyeler arasındaki bir takım
anlaşmazlıkların Rekabet Kurumu üzerinden çözülmeye çalışılması gibi bir
eğilimin de var olabileceğinin gözden uzak tutulmaması gerektiği,
gerekçeleriyle katılamıyorum.
Prof.Dr.Nurettin KALDIRIMCI
Kurul üyesi
07-28/256-89
24
(28.3.2007 tarihli, 07-28/256-89 sayılı Kurul Kararı’na)
FARKLI OY GEREKÇESİ
Soruşturma, Şanlıurfa Kuyumcular Odasının birtakım uygulamalarının
Kanun’un 4. maddesine aykırı olup olmadığının tespiti amacıyla açılmıştır.
Soruşturma Raporunda ihlal olarak üç eylem tanımlanmıştır. Bunlardan ilk ikisi; ‘altın
alım ve satım fiyatlarının Oda tarafından belirlenmesi’ ve ‘rakiplerin faaliyetlerinin
zorlaştırılması’dır. Bu konulara ilişkin tespitlere ve Kurulun değerlendirmelerine esas
itibariyle iştirak edilmektedir.
Ancak, üçüncü ihlal iddiası olan ‘mal arzının kontrolü’ne ilişkin
değerlendirmelere iştirak etmem mümkün olamamıştır. Mal arzının kontrolü ve
dolayısıyla Kanun’un ihlali olarak nitelendirilen eylem şudur: Kuyumcular Odası
Yönetim Kurulu, Genel Kurul Kararı uyarınca üyelerinin yaz (Haziran, Temmuz,
Ağustos) aylarında Cumartesi 14.00’den sonra dükkânların kapatılmasını
kararlaştırmış ve bunu uygulamaya geçmiştir. Bu eylem Soruşturma Heyeti tarafından
‘mal arzının kontrolü’ olarak nitelendirilmekte ve Kurul çoğunluğu da bu görüşe
iştirak etmektedir.
‘Mal arzının kontrolü’nün ihlal sayılabilmesi için piyasadaki rekabetin
üzerinde olumsuz etki doğurması gerektiği literatürde de benimsenen bir görüştür.
Teorik olarak, rakip teşebbüslerin bir araya gelerek piyasaya arz edecekleri ürün
miktarı üzerinde anlaşmaya varmalarının, arzın kısıtlanması ve böylece fiyatların
yükseltilmesi gibi rekabeti sınırlayıcı etkiler doğurması beklenmektedir. Bu nedenle
de bu tür uygulamalar ihlal kapsamında yer almaktadır. Ancak, bir teşebbüs birliği
olan Şanlıurfa Kuyumcular Odasının rakipler arasında rekabeti kısıtlama amacı
olmayan, bir anlamda çalışma düzenine ilişkin olarak aldığı bir mesleki kararı rekabet
kurallarına aykırı olarak değerlendirmek mümkün değildir. Bu uygulama teknik
anlamda ‘mal arzının kontrolü’ olarak nitelendirilemez. ‘Mal arzının kontrolü’ tek
başına değil, fiyatların artması, bilgi değişimi ve özellikle piyasa paylaşımı gibi başka
anlaşma veya uygulamalarla bir arada bulunduğunda anlamlı ve ihlal mahiyetindedir.
Aksinin kabulü, rekabet literatürüne pek de rastlanmayan ve benim katılmamın
mümkün olmadığı ilginç bir katkı olacaktır.
Bu itibarla, diğer ihlaller yönünden çoğunluk görüşüne katılmakla beraber,
mal arzının kontrolü olarak nitelenen uygulamanın ihlal olmadığı düşüncesiyle bu
farklı gerekçenin yazılması gereği ortaya çıkmıştır.
Mehmet Akif ERSİN
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy