Sarısülük / Türkiye – 64126/13 - 25 Mart 2014 tarihli karar [II. Bölüm]
Olaylar – 2013 yılının Mayıs ayında, İstanbul’da Taksim Meydanı’nda bulunan Gezi Parkı’nda, bu parktaki ağaçların kesilerek yerine alışveriş merkezi yapılmasına karşı barışçıl bir protesto yapılmıştır. Polisin müdahalesi çatışmaya sebep olmuştur. Türkiye’nin büyük şehirlerinde haftalar boyunca Hükümet karşıtı protestolar sürmüştür. 2013 yılının Haziran ayında, başvuranların akrabası Ankara’daki bir protesto esnasında kafasından kurşunla vurulmuştur. Hemen ardından bir soruşturma başlatılmıştır ve başvuranlar dava açmıştır. Birkaç gün sonra akrabaları hayatını kaybetmiştir. Soruşturmaya yönelik birkaç adım atılmıştır. 2013 yılının Temmuz ayında, savcı, iddianamesini Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunmuştur. Dava ile ilgilenen daire, davalının eyleminin görev esnasında gerçekleştiğini ve Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca, yargılamaların askıya alınarak İçişleri Bakanlığı organlarından alınması gereken onayın beklenmesine karar vermiştir. Bu onay daha sonra verilmiştir. Davalı, duruşmalara kimliğini gizleyen kıyafetlerle katılmıştır ve duruşmalar video-konferans şeklinde yapılmıştır. Medyanın davaya olan yoğun ilgisinden dolayı, tartışmalar ilk duruşmanın dışında gerçekleşmiştir. 2013 yılının Aralık ayında gerçekleşen duruşmada, yargıçlar görevlerinden çekilmişlerdir. Hatta bazı yargıçların duruşma esnasında uyuyakaldıkları belirtilmiştir. Yargıçların görevden çekilme kararları geçersiz sayılmıştır. Daire başkanı bu geçersizliğe olağanüstü bir itirazda bulunmuştur.
Hukuki değerlendirme – Madde 35 § 1: İnsan haklarının korunması açısından, Sözleşme tarafından ortaya konulan koruma mekanizmasının ulusal sistemin tamamlayıcısı olarak görülmesi büyük önem taşımaktadır. Mevcut davada, başvuranların akrabalarının ölümüne yol açan olaylar 2013 yılının Haziran ayında gerçekleşmiştir ve suçlanan polis memuru aleyhine açılan ceza davası sürmektedir. Mevcut kararın tarihinde, yetkililerin bir adım atabilmek için yalnızca dokuz ayları vardır. Polis memurunu yargılamak için, sürecin etkinliği üzerinde olumsuz etkisi olabilecek bir idari yetkilendirme gerekli olsa bile, asıl soruşturma olayların başından beridir hiç duraksamamıştır. Ayrıca yargılamalar da duraksamaya uğramamış, ya da yargılama süreleri zaman aşımına uğramamıştır; dolayısıyla soruşturmanın etkin olmadığına dair erken bir belirti görülmemiştir.
Polis operasyonlarının, yerel kanunlarla, keyfi hareketlere ve orantısız güç kullanımına karşı olan bir sistem için yeterli bir şekilde düzenlenmesi gerektiği doğrudur. Dolayısıyla, Mahkeme, hem Devlet yetkilileri tarafından yapılan hareketlerin gerçekten de şiddete yol açtığını, hem de bu tür hareketleri çevreleyen olayların, hazırlık ve denetleme dahil olmak üzere, koşullarını göz önünde bulundurmalıdır. Özellikle de, kolluk kuvvetlerinin, öldürücü silahların kesinlikle gerekli olup olmadığını değerlendirme konusunda eğitilmesi gerekmektedir ve bu eğitimin yalnızca ilgili kuralları okumaktan ibaret değil, temel bir değer olarak insan hayatına saygı konusunun büyük önemi göz önünde bulundurularak yapılması gerekmektedir. Bir kişinin ölümüne yol açan bir polis operasyonunun değerlendirilmesinde, mevcut davanın özel koşullarında, yetkililerin planlama, uygun emirler verilmesi ve denetleme yapılması açısından herhangi bir hayati tehlike teşkil edilmediğinden ve yetkililerin önlemlerini, kaynaklarını ve metotlarını kullanırken herhangi bir ihmalde bulunup bulunmadığından emin olmaya yönelik yeterli önlemleri alıp almadığını göz önünde bulundurmak oldukça önemlidir.
Buna rağmen, mevcut davanın koşullarında, Mahkeme, başvurunun yapılması gereken zamandan çok daha erken yapılmış olduğunu göz önünde bulundurarak, davanın olaylarını incelemeyi bırakmıştır. Ayrıca, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapma bağlamında başvuranları iç hukuk yollarını kullanmaktan muaf kılacak herhangi bir delil de ortaya konulmamıştır. Ancak, ulusal yargının sürüncemeli yapılarından ve/veya kuruluşlarından kaynaklı sebeplerle uygun sonuçlar alınamadığında, başvuranlar Mahkeme’ye tekrar başvuruda bulunabilirler.
Sonuç: kabul edilemez (iç hukuk yollarının tüketilmemesi).
Full & Egal Universal Law Academy