Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2006-1-143 (Devralma)
Karar Sayısı : 07-11/70-22
Karar Tarihi : 1.2.2007
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Mustafa PARLAK
Üyeler :Tuncay SONGÖR, Prof.Dr. Zühtü AYTAÇ, Rıfkı ÜNAL,
Prof.Dr.Nurettin KALDIRIMCI, Süreyya ÇAKIN,
Mehmet Akif ERSİN.
B. RAPORTÖRLER: Mustafa Oğuzcan BÜLBÜL, Çiğdem ÜNAL
C. BİLDİRİMDE
BULUNAN : - ABS Alçı ve Blok Sanayi A.Ş.
Temsilcisi Av. İsmet CANTÜRK
Meşrutiyet Cad. No:31/6 Berker Apt. Kat:6 Kızılay/Ankara
D. TARAFLAR : - ABS Alçı ve Blok Sanayi A.Ş.
Libadiye Cad. Soyak Göztepe Sitesi
15. Blok D:281-284 34700 K.Çamlıca/İstanbul
- Edibe Nevra HATİBOĞLU
Eski Üsküdar Yolu Topçu İbrahim Sok.
Pak Plaza No:5-7 Kat:4 İçerenköy/İstanbul
- Mehmet Sait HATİBOĞLU
Ebuziya Tevfik Sok. No:2/4 Çankaya/Ankara
E. DOSYA KONUSU: SIAS Sivas Alçı Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin %99,95
oranındaki hissesinin ABS Alçı ve Blok Sanayi A.Ş. tarafından
devralınması işlemine izin verilmesi talebi.
F. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 26.9.2006 tarih ve 6489 sayı ile giren
bildirim üzerine, söz konusu devralmaya ilişkin olarak talep edilen ek bilgi ve
belgeler en son 5.1.2007 tarih ve 51 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal eden yazı
ile tamamlanmıştır.
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 7. maddesi ile 1997/1
sayılı Rekabet Kurulu'ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar
Hakkında Tebliğ'in ilgili hükümleri uyarınca yapılan inceleme sonucunda
düzenlenen 26.1.2007 tarih, 2006-1-143/Öİ-07-MOB sayılı Devralma Ön
İnceleme Raporu, 26.1.2007 tarih, REK.0.05.00.00-120/12 sayılı Başkanlık
önergesi ile 07-11 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.
G. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda;
05-01/3-3
2
- Söz konusu işlemin ciro eşiği itibarıyla 1997/1 sayılı Tebliğ kapsamında izne
tabi bir devralma olduğu,
- Devralma sonrasında 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesinde belirtilen, bir
hakim durumun yaratılması veya mevcut hakim durumun güçlendirilmesi,
böylece rekabetin önemli ölçüde azaltılmasının söz konusu olmadığı,
- Dolayısıyla söz konusu devir işlemine 4054 sayılı Kanun'un 7. maddesi
çerçevesinde izin verilmesi gerektiği
ifade edilmektedir.
H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
H.1. Taraflar
H.1.1. ABS Alçı ve Blok Sanayi A.Ş. (ABS)
Dosyada yer alan bilgilere göre; ABS, 1980 yılında alçı esaslı yapı malzemeleri
üretmek amacıyla kurulmuş olup, Bozüyük’teki ilk fabrikası 1982 yılında üretim
faaliyetine başlamıştır. Şirketin Bilecik-Bozuyük, Ankara-Gölbaşı, Mersin-Tarsus,
Erzurum-Aşkale ve Siirt’te olmak üzere toplam beş alçı fabrikası bulunmaktadır.
Bu fabrikaların 2003-2005 dönemindeki toplam toz alçı üretim kapasitesi ile
üretim ve satış miktarları aşağıdaki gibidir:
Tablo 1: ABS’nin 2003-2005 Dönemindeki Alçı Kapasite, Üretim ve Satış Rakamları
2003 2004 2005
Kapasite (Ton/Yıl) (…….) (…….) (…….)
Üretim (Ton/Yıl) (…….) (…….) (…….)
Kapasite Kullanım Oranı (%) (…….) (…….) (…….)
Satış (Ton/Yıl) (…….) (…….) (…….)
ABS’nin ilgili ürün pazarındaki 2005 yılı cirosu (…………) YTL olarak
gerçekleşmiştir.
H.1.2. SİAS Sivas Alçı Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Sias)
Dosyadaki bilgilere göre; Sias, 16.3.2004 tarihinde kurulmuş ve 1.4.2004
tarihinde 234.200 m² açık alan üzerinde kurulu 10,000 m² kapalı alanı bulunan
fabrikayı, Barit Maden T.A.Ş.’den “BMT Alçı” markası ve tüm personeli ile birlikte
satın almıştır. Şirket daha sonra ortak sayısını beşe çıkararak ve gerekli yasal
işlemleri tamamlayarak 14.10.2005 tarihinde Sias Sivas Alçı Sanayi ve Ticaret
Anonim Şirketi unvanını almıştır.
Şirketin Sivas’ta bulunan fabrikasının 2004 ve 2005 yılındaki toz alçı üretim
kapasitesi, üretim ve satış miktarları aşağıdaki gibidir:
Tablo 2: Sias’ın 2004-2005 Yıllarındaki Kapasite, Üretim ve Satış Miktarları
2004 2005
Kapasite (Ton/Yıl) (…….) (…….)
Üretim (Ton/Yıl) (…….) (…….)
Kapasite Kullanım Oranı (%) (…….) (…….)
Satış (Ton/Yıl) (…….) (…….)
05-01/3-3
3
Sias’ın 2005 yılındaki ilgili ürün pazarındaki cirosu (………….) YTL olarak
gerçekleşmiştir.
H.2. İlgili Pazar
H.2.1. İlgili Ürün Pazarı
Alçı taşı (jips) doğal olarak oluşan ve iki mol su içeren bir Kalsiyum Sülfat
mineralidir. Alçı, bileşiminde iki molekül kristal su bulunan alçı taşının (CaSO4
2H2O), yarım molekül su kalacak şekilde ısı verilerek uçurulması ve öğütülmesi
ile elde edilen suyla karıştırılınca tekrar katılaşarak bağlayıcılık özelliği taşıyan
bir yapı malzemesidir. Alçı üretimindeki ana süreçler; taş kırma, pişirme,
öğütme- seperasyon, katkılama, paketleme-stoklama olarak 5 başlık altında
toplanmaktadır.
Günümüzde alçı taşı kullanımında, genel toplamın %5’i zirai amaçlı, %10-15
kadarı ise endüstriyel kullanım olarak adlandırılabilecek uygulamalarda
tüketilmektedir. Geri kalan alçı taşının tamamı inşaat sektöründe kullanılan alçı
türlerinin imalatında tüketilir. Toz alçı üretiminde, 1 ton toz alçı elde edebilmek
için yaklaşık 1,25 - 1,35 ton alçı taşı kullanılmaktadır. Diğer bir deyişle, alçı taşı,
toz alçıya dönüştürülürken ağırlığının %25-35’ini kaybetmektedir.
Genel olarak toz alçı sektörü şeklinde adlandırılan pazarda alçı türevi pek çok
ürün bulunmaktadır. Başlıca ürünler;
i) Kalıp Alçıları
- Teksir kalıbı alçısı
- Porselen kalıp alçısı
- Seramik kalıbı alçısı
- Kiremit kalıbı alçısı
ii) Tıpta Kullanılan Alçılar
- Diş alçısı
- Ortopedik alçı
iii) İnşaat sektöründe kullanılan alçılar ve türevleri
- İnşaat alçısı
- Kartonpiyer alçısı
- Saten perdah alçısı
- Perlitli sıva alçısı
- Makine sıva alçısı
- Derz dolgu alçısı
- Yapıştırma alçısı (alçı plaka, duval blok)
- Dolu gövdeli duval blok
- İki yüzü kartonlu alçı plaka
iv) Alçı taşı
- Tüvenan alçıtaşı
- Mikronize edilmiş alçıtaşıdır.
05-01/3-3
4
Bu ürünler içerisinde dosyanın konusunu teşkil edenler “İnşaat sektöründe
kullanılan alçılar” sınıfında yer alan ürünlerdir. Toz alçı, doğrudan ya da dolaylı
olarak inşaat sektörüne hitap etmektedir.
Alçı ve alçıdan mamul ürünlerin, sıhhatli ve ekonomik olmaları nedeniyle
kullanımları giderek artmaktadır. Yüksek oranda ısı yalıtımı sağlaması, ateşe
dayanıklılık, nem ve ses düzenleyiciliği özelliklerine sahip bir ürün olan alçı,
Türkiye’de yapı sektöründe yakın zamanda kullanımı yaygınlaşmış bir üründür.
Alçının ticari ürün olarak değeri kullanım alanının yaygınlaşmasına bağlı olarak
hızla artmaktadır. Özellikle alçı taşının nihai ürünün girdileri arasında en önemli
maliyeti oluşturması ve kaliteli ürün üretebilmek için alçı taşının saflık özelliğinin
yüksek olması gerekliliği nedeniyle, toz alçı üreten fabrikalar ülkemizde alçı
taşının doğada en saf ve en bol olduğu bölgelerde madene en yakın mesafede
kurulmuştur. Bahsedilen özellikleri en fazla gösteren bölgenin Ankara - Bala
bölgesi olması nedeniyle, alçı fabrikalarının birçoğu Ankara civarında
kurulmuştur (ABS, Tepe-Knauf, Dalsan, BPB, Atışkan). Bu özellikleri gösteren
diğer merkezler, Sivas (SİAS), Niğde, Erzurum (ABS) ve Güney Doğu Anadolu
bölgesinde Siirt (ABS), Batman (Fernas Alçı) çevreleridir. Karadeniz, Marmara
ve Ege Bölgesi ile Batı Akdeniz’de alçı taşı bulunmadığı için bu bölgelerde alçı
fabrikası bulunmamaktadır.
Toz alçı çeşitli katkı maddeleri ve kimyasallar katılarak kullanılacağı amaca göre
çeşitlendirilmekte ve nihai ürün haline getirilen toz alçının maliyetinin önemli bir
kısmını birçoğu ithal olan bu katkı maddeleri oluşturmaktadır. Karışımın
formülasyonuna göre alçı-su karışımının plastikliği, uygulama kolaylığı, duvara
yapışması, donma (katılaşma) süresi ve yüzey sertliği istenildiği şekilde
ayarlanmaktadır. Toz alçının özellikleri, alçı taşının pişirilme tekniğine ve
formülasyonu ve karışım teknolojisine göre önemli değişiklikler göstermektedir.
İnşaat alçıları günümüzde el marifeti ile duvara uygulandığı gibi AB’de de
yoğunlukla kullanılan makineli uygulama da son dönemde giderek artmaktadır.
Yukarıdaki değerlendirmeler ışığında, devralmaya konu şirket olan Sias’ın
üretim alanı perlitli sıva alçısı, saten perdah alçısı, kartonpiyer alçısı, makine
sıva alçısı ve inşaat alçısından ibaret olduğu da dikkate alınarak, ilgili ürün
pazarı “toz alçı pazarı” olarak tespit edilmiştir.
H.2.2. İlgili Coğrafi Pazar
Toz alçı pazarında iki unsur nakliye masraflarını artırmak suretiyle maliyet
artışına neden olmaktadır. Bunlar, hammadde kaynaklarına olan mesafe ile
pazara olan mesafedir. Hammadde olarak çıkarılan alçı taşının çıkarıldığı yer ile
üretim yapılan fabrikanın birbirine uzak olması, hammadde olarak çok düşük
fiyatlarla satılan alçı taşının değerinin üzerinde nakliye ödenmesi anlamına
gelmektedir ki bu durumda nihai ürün olarak üretilecek alçının satış fiyatına etki
eden unsurlardan birisi olarak göze çarpmaktadır. Bu nedenle, düşük maliyetle
alçı üretmek isteyen teşebbüslerden beklenen, alçı taşının çıkarıldığı yer ile alçı
fabrikasının aynı yerde ya da birbirine yakın olarak kurulması şeklindeki
davranıştır. Nitekim, raportörlerce pazarda faaliyet gösteren teşebbüslerle
yapılan görüşmelerde edinilen bilgilerden; alçı taşı rezervlerine yakın bir fabrika
05-01/3-3
5
kurulmasının, nihai ürün olan toz alçının satışlarında belirli bir oranda avantaj
sağladığı; ancak, alçı taşı rezervlerinin yanında kurulmasa da, alçı taşı
rezervlerine karayoluyla makul bir mesafede olan ya da tren yolu ile taşımaya
müsait olan bir fabrika kurulmasının mümkün olduğu anlaşılmaktadır.
Nitekim alçı taşı çıkarılan yerler ile toz alçının üretilip satıldığı pazarlar genellikle
birbiriyle yan yana olmamaktadır. Şöyle ki, alçı taşı çıkarılan yerler genellikle
pazara uzak, etrafından ciddi boyutta bir yerleşim olmayan ve mücavir alan
dışında kalan yerlerdir. Dolayısıyla, toz alçı pazarında faaliyet gösteren
teşebbüslerin, alçı taşına yakın fabrika kurmayı maliyet açısından avantajlı
bulmakla beraber, kaynaktan ziyade pazara yakın olmayı (özellikle büyük
şehirlere yakın fabrikalar kurmayı) tercih ettiği durumların da olduğu örnekler
bulunmaktadır.
Alçı taşının ve daha sonra da üretilen toz alçının nakliyesine yönelik en önemli
husus, ülkenin batısından doğusuna doğru yapılan nakliyenin, doğusundan
batısına doğru olan nakliyesinden daha pahalı olduğu bu durumun, toz alçı
pazarının yapısını etkileyen en önemli unsur olduğudur. Ülkenin doğusu ile
batısı arasındaki karşılıklı nakliyenin maliyetinin birbirinden farklı olmasının
nedenleri ise;
Ülkenin doğusundaki ulaşımın, yolların daha dik ve bozuk olması yanında
kış mevsimde hava koşullarının da kötüleşmesiyle, batıya göre daha zor
şartlarda yapılması,
Batıdan doğuya doğru yapılan nakliyenin çift yönlü yapılabilmesi imkanı
çok daha fazlayken (örneğin Akdeniz bölgesine doğudan toz alçı satışı
yapan bir teşebbüsün kamyonları, toz alçıyı götürüp dönüşte doğu illerine
yaş sebze ve narenciye getirmektedir), doğudan batıya doğru yapılan
nakliyelerde genellikle kamyonların dolu gidip boş dönmesi,
olarak özetlenebilir.
Batı-doğu istikametindeki nakliye koşullarındaki olumsuzluklar bir yana, özellikle
kış mevsiminde, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin kendi içindeki
nakliye bile oldukça zor koşullarda yapılmaktadır. Buna ilaveten, doğuda inşaat
sezonunun batıya kıyasla çok daha kısa olması, bölgedeki talebin daha çok
mevsimsel olmasına ve bölgeye toz alçı satışı yapan teşebbüslerin karşı karşıya
olduğu talep Nisan-Eylül döneminde artmakta, Ekim-Mart döneminde ise
azalmaktadır. Batıdaki duruma bakıldığında, turistik bölgelerde yazın getirilen
inşaat yasağına rağmen, iklim koşullarının neredeyse yılın tamamında inşaata
imkan tanıyacak derecede müsait olduğu ve dolayısıyla talebin doğuya göre
daha istikrarlı ve bir yıla yayılmış olduğu görülmektedir. Ayrıca ülkenin
batısındaki yolların daha elverişli olması, bazı şehirler arasında otobanla ulaşım
imkanı olması, bölgenin kendi içindeki ticaret hacminin çift yönlü nakliyeye
imkan tanıması ve ülkenin doğusunda farklı illere serpilmiş belirli sayıda fabrika
bulunmasına rağmen, batıda (alçı taşı rezervi olmaması nedeniyle) fabrika
bulunmaması, ülkenin doğusundaki ve batısındaki toz alçı pazarının yapısal
özellikleri itibarıyla birbirinden ayrıldığını göstermektedir.
Söz konusu bilgiler ışığında, ilgili coğrafi pazar, toz alçı pazarının yukarıda
ayrıntılarına yer verilen özellikleri itibarıyla Ankara da dâhil olmak üzere “Doğu
05-01/3-3
6
ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi, İç Anadolu’nun Doğusu, Orta ve Doğu
Karadeniz ve Akdeniz Bölgesi” olarak tespit edilmiştir.
H.3. Değerlendirme
H.3.1. İşlemin Niteliği
Bildirim konusu işlem, Sias’ın Edibe Nevra Hatiboğlu ve Mehmet Sait
Hatiboğlu’na ait %99,95 oranındaki hissesinin ABS’ye devri işlemidir. Söz
konusu işlem, Sias’ın kontrolünün ABS’ye geçmesi sonucunu doğurması
nedeniyle, 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesine dayanılarak çıkarılan 1997/1
sayılı Tebliğ’in 2. maddesi anlamında bir devralmadır.
H.3.2. Eşikler Yönünden Değerlendirme
1997/1 sayılı Tebliğ’in 4. maddesinde “…bir birleşme veya devralma sonucunda
birleşmeyi veya devralmayı gerçekleştiren teşebbüslerin, ülkenin tamamında
veya bir bölümünde ilgili ürün piyasasında, toplam pazar paylarının, piyasanın %
25’ini aşması halinde veya bu oranı aşmasa bile toplam cirolarının yirmibeş
trilyon Türk Lirası’nı aşması halinde Rekabet Kurulu’ndan izin almaları
zorunludur” ifadesi yer almaktadır. Bu açıdan değerlendirildiğinde bildirim
konusu işlem, tarafların 2005 yılında ilgili ürün pazarındaki toplam ciroları
(………...) YTL olarak gerçekleştiğinden, 1997/1 sayılı tebliğ kapsamında izne
tabi bir işlemdir.
H.3.3. Hakim Durum Değerlendirmesi
4054 sayılı Kanun'un 7. maddesiyle, rekabeti önemli ölçüde azaltacak şekilde
hakim durum yaratan ya da var olan bir hakim durumu güçlendiren
yoğunlaşmalar yasaklanmaktadır. “Hakim durum”un ne olduğu ise, aynı
Kanun’un 3. maddesinde, “Belirli bir piyasadaki bir veya birden fazla
teşebbüsün, rakipleri ve müşterilerinden bağımsız hareket ederek fiyat, arz,
üretim ve dağıtım miktarı gibi ekonomik parametreleri belirleyebilme gücü”
şeklinde tanımlanmaktadır. Bir başka deyişle hakim durum, pazardaki diğer
aktörlerin davranışlarını dikkate alma gereksinimini ortadan kaldıracak ölçüde bir
ekonomik büyüklüğe sahip olmak şeklinde ifade edilebilir.
4054 sayılı Kanun’un ilgili maddelerinde ya da ikincil mevzuatında hakim
durumun belirlenmesine ilişkin mutlak ölçütler (pazar payı, ciro, vs.)
bulunmamaktadır. Bununla birlikte, 1997/1 sayılı Tebliğ’in 6. maddesinde,
Kanun'un 7. maddesi kapsamında bir değerlendirme yapılırken özellikle hangi
hususların dikkate alınması gerektiği belirtilmektedir. Buna göre söz konusu
maddede;
"Bu değerlendirmelerde özellikle:
a) İlgili piyasanın yapısı ve ülke içinde veya dışında yerleşmiş olan
teşebbüslerin fiili ve potansiyel rekabeti bakımından ülkedeki etkin rekabetin
korunması ve geliştirilmesi ihtiyacı;
b) İlgili teşebbüslerin, pazardaki durumu, ekonomik ve mali güçleri,
sağlayıcı ve kullanıcı bulabilme alternatifleri, arz kaynaklarına ulaşabilme veya
05-01/3-3
7
pazarlara giriş olanakları; pazara girişte herhangi bir yasal veya diğer giriş
engelleri, ilgili mal ve hizmetlere olan arz-talep eğilimleri, aracı ve son
tüketicilerin menfaatleri, rekabet engeli şeklinde olmayan ve tüketiciye avantajlar
sağlayan teknik ve ekonomik süreçteki gelişmeler ve diğer hususlar göz önünde
tutulur."
şeklindeki ifadelerle, birleşme ve devralmalar bağlamında hakim durum
analizlerinde dikkat edilmesi gereken noktalara işaret edilmektedir. Bu
bağlamda, başvuru konusu dosyanın tarafları olan ABS ve Sias’a ilişkin
değerlendirmelere aşağıda yer verilmiştir.
H.3.3.1. Pazar Payları
Genel olarak, hakim durum denilince akla gelen ilk kavram bir ekonomik güç,
başka bir deyişle pazar gücü olmaktadır. Pazar gücünün en büyük
göstergelerinden birisi ise, teşebbüslerin sahip olduğu pazar paylarıdır.
Tarafların pazar payı, hakim durum analizlerinde AB Komisyonu tarafından da
bakılan ilk ve en önemli unsurlardan birisidir.
Başvuru konusu bildirim tarafları olan ABS ve Sias’la beraber ilgili ürün
pazarında toz alçı satışı bulunan BPB, Dalsan, Entegre Harç Sanayi ve Ticaret
A.Ş. (Entegre), Knauf, Fernas ve Atışkan Alçı A.Ş.’nin (Atışkan) 2004 ve 2005
yıllarındaki toz alçı satış miktarları ve bu satışlardan elde ettikleri pazar payları
aşağıdaki gibidir:
Tablo 3: 2004-2005 Yılı Pazar Payları
Miktar (ton/yıl) Pazar Payı (%)
2004 2005 2004 2005
ABS (…….) (…….) (…….) (…….)
SİAS (…….) (…….) (…….) (…….)
DALSAN (…….) (…….) (…….) (…….)
KNAUF (…….) (…….) (…….) (…….)
BPB (…….) (…….) (…….) (…….)
ENTEGRE (…….) (…….) (…….) (…….)
FERNAS (…….) (…….) (…….) (…….)
ATIŞKAN (…….) (…….) (…….) (…….)
TOPLAM (…….) (…….) 100,00 100,00
ABS’nin Siası’ı devir alması varsayımı altında, ilgili coğrafi pazarda oluşan pazar
payları ve yoğunlaşma oranları ise şu şekildedir:
Tablo 4: Devir İşlemi Sonrasındaki Pazar Payları
Miktar (ton/yıl) Pazar Payı (%)
2004 2005 2004 2005
ABS+SİAS (…….) (…….) (…….) (…….)
DALSAN (…….) (…….) (…….) (…….)
KNAUF (…….) (…….) (…….) (…….)
BPB (…….) (…….) (…….) (…….)
ENTEGRE (…….) (…….) (…….) (…….)
FERNAS (…….) (…….) (…….) (…….)
ATIŞKAN (…….) (…….) (…….) (…….)
TOPLAM (…….) (…….) 100,00 100,00
05-01/3-3
8
Başvuru konusu işlemin tarafları olan ABS ve Sias’ın pazar paylarına ilişkin
veriler incelendiğinde, muhtemel bir devralma işlemi neticesinde ABS’nin ilgili
coğrafi pazardaki payının 2004 yılı rakamlarına göre %(…,..), 2005 yılı
rakamlarına göre ise % (…,..)’ya ulaştığı görülmektedir.
Ülkemiz mevzuatında, 1997/1 sayılı Tebliğ ile %25 olarak belirlenen oranın
altındaki yoğunlaşmaların per se hakim durum yaratmayacağı ve rekabetin
önemli ölçüde azaltılmasına yol açmayacağı varsayılmaktadır. Öte yandan,
mevzuatımızda yoğunlaşmaları doğrudan hakim durum konumuna sokabilecek
pazar payı eşikleri bulunmamakta, her olay kendi özellikleri çerçevesinde
değerlendirilmektedir.
Hakim durum analizlerinde, yoğunlaşmaya taraf teşebbüslerin işlem sonrası
pazar büyüklükleri kadar, pazardaki diğer teşebbüslerin payları da oldukça
önemli bir göstergedir. Piyasadaki gerçek rekabet koşullarının belirlenmesinde
dikkate alınması gereken bu husus, birleşen tarafların halihazırda ne kadar
rekabetçi bir baskı altında faaliyet gösterdiklerine dair bilgiler taşımaktadır. Eğer
piyasada yeterince rekabetçi baskı yaratabilecek büyüklükte (esas olarak pazar
payı, finansal büyüklük, araştırma-geliştirme gücü, ürün çeşitliliği, vs.) rakipler
yoksa, yoğunlaşma ile yüksek sayılabilecek pazar paylarına ulaşılması,
yoğunlaşma işlemi neticesinde hakim duruma geçildiğini kuvvetlendiren bir
unsur olarak dikkate alınmaktadır. Tespit edilen ilgili coğrafi pazarda başvuru
konusu işlemin tarafı olan ABS ve Sias haricinde kalan rakiplerden 2005 yılı
rakamlarına göre en büyük pazar payına sahip olan teşebbüs %(…,..) ile
BPB’dir. BPB’yi %(…,..) ile Dalsan, %(…,..)’lik pazar payı ile de Kanuf
izlemektedir. Ancak burada vurgulanması gereken en önemli husus, ABS’nin
tüm Türkiye’deki en büyük rakipleri olan BPB, Dalsan ve Knauf’un tespit edilen
coğrafi pazara olan satışlarının az ve pazar paylarının ABS’ye göre düşük
olmasının nedeninin, teşebbüslerin ticari politikalarının bu doğrultuda olmasıdır.
Başvuru konusu işlemin olası bir devir ile sonuçlanması durumunda, ABS’nin
ilgili coğrafi pazarda sahip olacağı pazar payları yüksek olmakla birlikte, hakim
durumun tespiti açısından sadece pazar payına bakmak her zaman doğru
sonuçlar vermemektedir. Dolayısıyla, dosya konusu işlemin tarafı olan ABS’nin
olası bir devralma işlemi sonucunda hakim duruma geçip geçmeyeceğine ilişkin
tespitte niceliksel kıstasların yanında niteliksel ölçütler de dikkate alınmalı ve
ABS’nin hakim durumda olup olmadığına bu incelemeler sonucunda karar
verilmelidir.
H.3.3.2. Potansiyel Rekabet-Pazara Giriş Engelleri
Potansiyel rekabet kavramı, pazarda halihazırda herhangi bir faaliyeti
bulunmamakla birlikte pazara giriş ihtimali olan teşebbüslerin yarattığı etki
olarak düşünülebilir. Potansiyel rekabet, gerçek manada mevcut olmamasına ve
pazar payı şeklinde ölçülememesine rağmen, pazardaki aktif teşebbüslerin
pazar gücünü azaltmaktadır.
Herhangi bir pazarda meydana gelebilecek bir yoğunlaşma neticesinde ya da
pazardaki mevcut yapı bünyesinde, bir teşebbüsün fiyatlarını kârlı bir biçimde
artırabilmesinin karşısında duran ilk engel pazardaki diğer teşebbüslerin
05-01/3-3
9
yaratacağı baskıdır. Bu bağlamda, toz alçı pazarında ABS’nin en büyük
rakiplerinin ilgili coğrafi pazara yaptıkları toz alçı satış miktarı ve sahip oldukları
pazar payları ABS’ye kıyasla düşük de olsa, bugün ilgili coğrafi pazarla çeşitli
ticari nedenlerle yeterince ilgilenmeyen söz konusu teşebbüslerin, bölgenin
ekonomik ve talep miktarı bakımından istedikleri düzeye ulaşması durumunda
pazardaki ağırlıklarını artırabilecek konumda olmalarının, ABS üzerinde mevcut
oyuncuların yarattığı bir potansiyel rekabet baskısı olarak düşünülmesi
gerekmektedir.
Toz alçı pazarındaki gerçek rekabetin yanında, yeni girişlerin yaratacağı
potansiyel rekabetin ilgili pazardaki teşebbüslerin davranışları üzerinde disipline
edici bir etkisinin olup olmaması, temel olarak söz konusu pazardaki giriş
engellerinin derecesine bağlıdır. Eğer pazara giriş engelleri düşük ve bu itibarla
girişler kolay ve kısa sürede olabiliyorsa, yeni girişlerin yaratacağı potansiyel
rekabet, pazardaki mevcut rekabetin bir parçası olarak düşünülmektedir. Öte
yandan, pazara giriş engelleri yüksek ve dolayısıyla pazara girişler zor ve ancak
uzun vadede mümkünse, potansiyel rekabet olgusunun pazardaki rekabetçi yapı
üzerinde kayda değer bir etkisinin bulunmadığı kabul edilmektedir.
H.3.3.2.1. Yasal Giriş Engelleri
Devletin bazı düzenleyici faaliyetleri pazara girişleri değişik yollarla
etkileyebilmektedir. En çok görülen ve hissedilen engeller, belirli pazarlarda
faaliyet göstermenin özel izne veya lisansa tabi bulunması ve bu gibi izinleri
almanın zor ya da imkansız olmasıdır. Bu izinleri alma, maliyetli olmasa dahi (ki
çoğu zaman belirli bir maliyeti de bulunmaktadır) uzun zaman alıyorsa, bu
durum giriş engeli yaratabilir.
Toz alçının üretimi için gerekli olan alçı taşının elde edildiği madenleri
işletebilmek için “işletme ruhsatı” alınması gerekmektedir. Bu ruhsatı alabilmek
için de yerine getirilmesi gereken birçok yasal yükümlülük vardır. Son yıllarda
yerli ve yabancı yatırımcıların madencilik sektörüne yatırım yapmasını
kolaylaştırmak için işletme ruhsatı alabilmenin önündeki bürokratik engeller
azaltılmış da olsa, madencilik sektörünün insan sağlığı, çevre ve ülke ekonomisi
açısından stratejik bir sektör olarak değerlendirilmesi nedeniyle, maden işletme
ruhsatı almak yine de belirli bir süre gerektirmektedir. Dosyada yer alan
bilgilerden, alçı taşı madeni işletme ruhsatı alınabilmesi, madeni işletmek
isteyen teşebbüsün kararlılığına ve maden ruhsatı alınmak istenen arazinin
özelliklerine bağlı olmakla birlikte, ortalama 1 yıl zaman almaktadır.
Bu bağlamda, potansiyel rekabetin zaman boyutuna değinilmesi yerinde
olacaktır. ABD uygulamalarında potansiyel rekabetin hakim durum analizlerinde
bağlayıcı bir unsur olarak değerlendirilebilmesi için, potansiyel rakiplerin
piyasaya girmeleri ve bununla birlikte fiyatları etkileyebilmeleri için maksimum 2
yıllık bir sürenin varlığı öngörülmektedir. Bununla birlikte, AB mevzuatında söz
konusu süreye ilişkin bir hüküm bulunmamakla beraber, oluşan içtihatlara
bakıldığında, normal şartlarda Komisyon’un bir yıldan daha uzun süre alacak
muhtemel pazar girişlerini potansiyel rekabet baskısı bağlamında
değerlendirmelerinde dikkate almadığı görülmektedir.
05-01/3-3
10
Toz alçı üretiminde kullanılan alçı taşının, sadece ruhsat alıp yeni maden
işletmek suretiyle elde edilmediği ve toz alçı üretmek isteyen teşebbüslerin
ruhsat alacağı tarihe kadar geçen sürede alçı taşını diğer teşebbüslerden de
satın alabileceği göz önüne alındığında, toz alçı sektörüne yeni giriş yapmak
isteyen teşebbüslerin karşı karşıya olduğu ortalama 1 senelik sürenin giriş
engeli olarak değerlendirilemeyeceği kanaatine ulaşılmıştır. Nitekim ilgili coğrafi
pazardaki (mevcut durumda keşfedilmiş olan) alçı taşı madeni işletme
ruhsatlarına bakıldığında, pazara girmek isteyen teşebbüslerin önünde birçok
farklı alternatifinin olduğu görülmektedir.
İlgili coğrafi pazardaki rezerv durumuna ilave olarak, tüm Türkiye’de bugün
keşfedilmiş olan alçı taşı maden rezervlerinin teşebbüs bazındaki dağılımı şu
şekildedir:
Tablo 5: Türkiye Alçı Taşı Madeni Rezervlerinin Dağılımı
Görünür Rezervler (Ton) Rezerv Payı (%)
ABS (…………..) (…,..)
KNAUF (…………..) (…,..)
DALSAN (…………..) (…,..)
BPB (…………..) (…,..)
MADİNSAN+MAGET1 (…………..) (…,..)
ARA TOPLAM (…………..) (…,..)
BARİT MADEN T.A.Ş. (…………..) (…,..)
DİĞER (…………..) (…,..)
GENEL TOPLAM (…………..) 100,00
H.3.3.2.2. Ekonomik Giriş Engelleri
H.3.3.2.2.1. Ölçek Ekonomileri ve Sermaye İhtiyacı
Ölçek ekonomilerinin varlığı, yeni teşebbüsün fiyat rekabeti yapabilmesi için
büyük meblağlarda yatırım yapması ve geniş ölçekte üretim yapmasını
gerektirebilir. Her fabrikanın maliyetlerine bağlı olarak değişmekle birlikte, toz
alçı fabrikalarının faaliyetlerine devam edebilmesi için yılda 50-60 bin ton toz alçı
satması gerektiği kabul edilmektedir. Bu miktarda toz alçının üretilmesi için
gerekli olan kapasite ise yaklaşık 100.000 ton/yıl’dır. Dolayısıyla, pazara yeni
giriş yapmayı düşünen teşebbüslerin karşı karşıya olduğu ölçeğin ortalama
100.000 ton/yıl olduğu, ancak bu miktarın yatırım yapılan bölgenin özelliklerine
ve kurulan fabrikanın maliyetlerine göre daha da düşebileceği anlaşılmaktadır.
100.000 ton/yıl toz alçı üretim kapasitesi olan bir fabrikanın, kullanılan makine
ekipmanın yerli ya da yabancı olmasına, uygulanan güvenlik ve çevre
standartlarına göre değişmekle beraber, ortalama 4-5 milyon USD’ye mal
olacağı öngörülmektedir.
Alçının ürün özellikleri bakımından benzer nitelikler taşıdığı çimento
sektöründeki rakamlar dikkate alındığında2, bu ilk yatırım tutarının ve kurulması
1 Maget Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş., Madinsan Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin iştirakidir.
05-01/3-3
11
gereken kapasitenin, pazara yeni girmek isteyen teşebbüsleri caydıracak kadar
yüksek olmadığı, dolayısıyla bir giriş engeli olarak değerlendirilemeyeceği
kanaatine ulaşılmaktadır.
H.3.3.2.2.2. Fazla Kapasite
Ülkedeki toplam toz alçı üretim kapasitesi 2003 yılında 1.596.810 ton, 2004
yılında 2.003.357 ton ve 2005 yılında da 2.238.078 ton olmasına rağmen;
ülkedeki toz alçı talebi 2003 yılında 950.634 ton, 2004 yılında 1.307.551 ton ve
2005 yılında da 1.684.238 ton düzeyinde kalmıştır. Türkiye’deki toplam toz alçı
kapasitesinin, toplam toz alçı talebinden 2003 senesinde %59, 2004’te %65 ve
2005’te de yaklaşık %75 büyük olması, ülkedeki arz fazlasının mevcudiyetine
işaret etmektedir. Ancak bu durum, hem Türkiye çapında hem de ilgili coğrafi
pazar özelinde beklenildiği gibi teşebbüslerin pazara girişini engellememiş ve
(……….) ton/yıl kapasiteli Betta Alçı, Fernas ve Özdicle Alçı ile (………..) ton/yıl
kapasiteli Arslanlı Alçı pazara yeni giriş yapmıştır.
Toz alçı pazarında faaliyet gösteren teşebbüslerin hem Türkiye çapında hem de
ilgili coğrafi pazarda sahip olduğu bu fazla kapasitenin, ilgili coğrafi pazarın
doymamış bir pazar olması, son üç yıllık süreçte pazara 640.000 ton/yıl’lık yeni
kapasiteye sahip teşebbüslerin girmesini durduramamış olması ve sektördeki
batık maliyetlerin düşük olması nedeniyle toz alçı pazarında giriş engeli olarak
değerlendirilemeyeceği sonucu ortaya çıkmaktadır.
H.3.3.2.2.3. Dikey Bütünleşik Yapı
Dikey bütünlük, üretim zincirinin aşağısındaki ya da yukarısındaki faaliyetleri de
gerçekleştirmek anlamına gelmektedir. Diğer bir ifadeyle, geriye doğru
hammadde kaynaklarının temini ya da ileriye doğru perakende faaliyetlerinin
şirket bünyesine alınması dikey bütünlüğü ifade etmektedir. Hammadde
temininden perakende satışa kadar tüm faaliyetlerin aynı çatıda toplanması ise
tam dikey bütünleşmeyi tanımlamaktadır.
ABS’nin Sias’ı devralması ile toz alçı pazarında kalan tüm teşebbüslerin
(Dalsan, Knauf, BPB, Entegre, Fernas, Atışkan, Betta, Özdicle Alçı, Arslanlı
Alçı), toz alçı pazarında hammadde olan alçı taşının temininden perakende
satışa kadar tüm faaliyetlerinin aynı çatı altında toplandığı, dolayısıyla hepsinin
tam dikey bütünleşik yapıya sahip oldukları görülmektedir. Bu durum, pazarda
eski olan teşebbüsler bakımından da, pazara 2004 yılından itibaren yeni giriş
olan yapmış teşebbüsler bakımından da aynıdır. Dolayısıyla, toz alçı sektöründe
faaliyet gösteren teşebbüslerinin tamamının dikey bütünleşik yapıda olmasının,
bundan sonra toz alçı pazarına yeni girmek isteyen teşebbüslerin de bu yapıya
sahip olarak pazara gireceği düşünüldüğünde, önemli bir giriş engeli teşkil
etmeyeceği kanaatine ulaşılmıştır.
H.3.3.2.2.4. Marka Bağımlılığı
2 Rekabet Kurulu’nun 2.12.2004 tarih, 04-77 sayılı kararında, Türkiye çimento pazarına, optimum ölçek
kabul edilen 1.000.000 ton/yıl kapasiteli bir fabrika kurarak girmek isteyen bir teşebbüsün 100 milyon
USD’a ihtiyacı olacağı belirtilmektedir.
05-01/3-3
12
Pazara giriş engeli olarak değinilmesi gereken son husus, tüketicilerin marka
bağımlılığıdır. ABS, 1982 yılından beri toz alçı sektöründe faaliyet göstermekte
olan Türkiye’nin en eski toz alçı üreticilerinden birisidir. Devralma işlemine konu
olan Sias’ın sahip olduğu “BMT Alçı” markası ise, doğudaki ilk toz alçı
markalarından birisi olması itibarıyla tüketiciler gözünde önemli bir yere sahiptir.
Raportörlerce pazarda faaliyet gösteren oyuncularla yapılan görüşmelerde de,
ABS’nin ve “BMT Alçı”nın ilgili coğrafi pazarda önemli markalar olduğu teyit
edilmiştir. Ancak, büyük bölümünü milli gelirden ülkenin batısına göre daha az
pay alan illerin oluşturduğu ilgili coğrafi pazarda, katma değeri düşük ve fiyatı
ucuz ürünler satılmaktadır ve talebin fiyat esnekliği çok yüksektir. Dolayısıyla,
toz alçı satışlarını etkileyen en önemli unsur ürünün fiyatıdır. Her ne kadar ABS
ve “BMT Alçı” tüketicilerin gözünde önemli bir yere sahipse de, ilgili coğrafi
pazarda yapılan toz alçı satışlarındaki en önemli kriterin fiyat olması, ABS’nin ve
“BMT Alçı”nın marka bağımlılığını dengeleyen unsur olarak göze çarpmaktadır.
Yukarıdaki bilgiler ışığında, ABS’nin ve “BMT Alçı”nın ilgili coğrafi pazarda sahip
olduğu marka bağımlılığın, bölgede talebin fiyat esnekliğinin çok yüksek olması
nedeniyle geçerliliğini yitirdiği ve pazara yeni giriş yapmak isteyen tüketiciler
giriş engeli olarak nitelendirilemeyeceği kanaatine ulaşılmıştır.
H.3.4. Genel Değerlendirme
Başvuru konusu devralma işlemi sonrası, ABS’nin ilgili coğrafi pazarda sahip
olacağı pazar payları yüksek olmakla birlikte, hakim durumun tespiti açısından
sadece pazar payına bakmak her zaman doğru sonuçlar vermemektedir.
Dolayısıyla, dosya konusu işlemin tarafı olan ABS’nin olası bir devralma işlemi
sonucunda hakim duruma geçip geçmeyeceğine ilişkin tespitte niceliksel
kıstasların yanında niteliksel ölçütlerin değerlendirilmesi neticesinde, bu
ölçütlerin;
Pazara yeni giriş yapan teşebbüslerden maden işletme ruhsatı almak
isteyenler için gerekli olan ortalama 1 yıllık sürenin, ruhsat alınıncaya
kadar geçecek zaman içinde alçı taşı temin edebilecek alternatif temin
kaynaklarının bulunması,
Pazarda faaliyetlerinin kalıcı olmasını isteyen teşebbüslerin satması
gereken toz alçı miktarı bağlamında gereken toz alçı üretim miktarı ve
ölçeğinin çok yüksek olmaması ve bu nedenle, toz alçı üretimi yapmak
isteyen teşebbüslerin ilk yatırım maliyetlerinin düşük olması,
Toz alçı sektöründe batık maliyetlerin düşük olması,
Toz alçı sektöründe fazla kapasite bulunmasına rağmen, bu durumun son
üç yılda sektöre yapılan yeni girişleri engellememesi ve sektöre toplam
640.000 ton/yıl kapasiteli dört teşebbüsün girmesi,
Sektörde faaliyet gösteren şirketlerin dikey bütünleşik yapılarının pazarda
bir kapama etkisi yaratmaması,
İlgili coğrafi pazarda talebin fiyat esnekliğinin yüksek olması nedeniyle,
başvuru konusu devralma işleminin tarafı olan teşebbüslerin sahip olduğu
marka bağımlılığının etkisini yitirmesi,
05-01/3-3
13
Olası bir devralma işlemi neticesinde ABS’nin bir an için hakim duruma
geçtiği kabul edilse bile, ABS’nin ilgili coğrafi pazarda sahip olduğu
toplam (………..) ton/yıl kapasitesi karşısında, toplam (………..) ton/yıl
kapasiteli yerel rakipler (Fernas, Özdicle Alçı, Arslanlı Alçı, Betta Alçı)
yanında, Türkiye çapındaki büyük rakipleri olan BPB, Knauf ve Dalsan’ın
bölgede yeterli alternatif temin kaynağı yaratması ve söz konusu
teşebbüslerin ABS’nin hakim durumuna dayanarak olası fiyat yükseltme
girişimlerini talebin fiyat esnekliğini kullanarak engelleyecek olması,
İlgili coğrafi pazarda alçı taşı rezervlerinin bol olmasının potansiyel yeni
girişler açısından mevcut teşebbüsler üzerinde yarattığı rekabetçi baskı,
nedeniyle, yukarıda ayrıntılarına yer verilen unsurlardan hiç birisinin ilgili coğrafi
pazarda toz alçı sektörüne giriş yapmak isteyen teşebbüsler açısından pazara
giriş engeli olarak değerlendirilmemektedir.
I. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre,
Bildirim konusu işlemin 4054 sayılı Kanun'un 7. maddesi ve bu Kanun’a
dayanılarak çıkarılan 1997/1 sayılı “Rekabet Kurulu’ndan İzin Alınması Gereken
Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ”' kapsamında izne tabi olduğuna,
ancak işlem sonucunda aynı Kanun maddesinde belirtilen nitelikte hakim durum
yaratılmasının veya mevcut hakim durumun güçlendirilmesinin ve böylece ilgili
pazarda rekabetin önemli ölçüde azaltılmasının söz konusu olmadığına,
dolayısıyla bildirim konusu işleme izin verilmesine, OYBİRLİĞİ ile karar
verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy