Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2016-1-58 (Önaraştırma)
Karar Sayısı : 16-36/608-271
Karar Tarihi : 03.11.2016
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Ömer TORLAK
Üyeler : Arslan NARİN, Fevzi ÖZKAN,
Adem BİRCAN, Şükran KODALAK
B. RAPORTÖRLER: Zeynep MADAN, Çağlar Deniz ATA, Zekeriya TURAN
C. BAŞVURUDA
BULUNAN : - Re’sen
D. HAKKINDA İNCELEME
YAPILAN : - Sasa Polyester Sanayi A.Ş.
Yolgeçen Mah. Turhan Cemal Beriker Bulvarı No:559, 01355
Seyhan, Adana
(1) E. DOSYA KONUSU: Sasa Polyester Sanayi A.Ş.’nin Türkiye’de tek üreticisi
olduğu dimentil teretalat (DMT) maddesini satmayı reddetmek suretiyle 4054 sayılı
Kanun’u ihlal ettiği iddiası.
(2) F. İDDİALARIN ÖZETİ: Başvuruda özetle;
- Türkiye'de üretilen tüm silikonların, macunların ve boyaların kanser yapan fitalat
içerdiği,
- Kendi teşebbüsleri bünyesinde fitalat içermeyen hammaddenin ar-ge çalışmalarının
tamamlandığı, fakat üretime geçilemediği,
- Üretime geçilememesinin, üretilmesi planlanan ar-ge ürününün hammaddesi olan
DMT maddesinin Türkiye’de tek üretici olan Sasa Polyester Sanayi A.Ş.’nin (SASA)
bu hammaddeyi satmayı reddetmesinden kaynaklandığı,
- SASA’nın kendilerine numune dahi vermediği,
- SASA’nın dünyanın en büyük DMT üreticisi olmasından dolayı yurtdışından DMT
ithalat girişimlerinin de olumsuz yanıtlandığı
ifade edilerek SASA hakkında gerekli işlemlerin yapılması talep edilmektedir.
G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 12.08.2016 tarih ve 4939 sayı ile giren
başvuru hakkında başvuru sahibinden yeterli bilgi alınamaması nedeniyle, 2012/2 sayılı
Rekabet İhlallerine İlişkin Başvuru Usulüne Dair Tebliğ’in 5. maddesinin dördüncü
fıkrası kapsamında başvuruya ilişkin herhangi bir işlem yapılmamasına dair raportör
görüşü üzerine Rekabet Kurulu (Kurul), 08.09.2016 tarih ve 16-30/510-M(2) sayılı
toplantısında başvuru konusu iddialara yönelik olarak 4054 sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun’un (4054 sayılı Kanun) 40. maddesinin birinci fıkrası uyarınca
önaraştırma yapılmasına re’sen karar vermiştir. İlgili karar uyarınca düzenlenen
25.10.2016 tarih ve 2016-1-58/ÖA sayılı Önaraştırma Raporu görüşülerek karara
bağlanmıştır.
16-36/608-271
2/11
(3) H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili raporda; 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca
SASA hakkında soruşturma açılmasına gerek olmadığı belirtilmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Hakkında Önaraştırma Yapılan Teşebbüs: Sasa Polyester Sanayi A.Ş. (SASA)
(4) SASA’nın ana faaliyet alanları polyester kesikli elyaf, polyester filament iplik, özel
polimerler gibi nihai ürünlerin ve polyester cips, DMT gibi ara ürünlerin üretimi ve
satışıdır. Adana’da kurulu bulunan SASA’nın entegre polyester üretim hatları
bulunmakta olup, SASA ayrıca DMT üretim tesisine de sahiptir. SASA tarafından
üretilen DMT’nin büyük çoğunluğu şirket tarafından üretime dönük olarak dâhili
tüketimde kullanılmakta ve az bir bölümü ise katı halde yurtdışına ve yurtiçine
satılmaktadır.
(5) Kurul’un 08.01.2015 tarih ve 15-02/24-10 sayılı kararıyla SASA’nın %51 oranındaki
hisselerinin ve kontrolünün lndorama Netherlands B.V. tarafından devralınması işlemine
izin verilmiş; fakat devir gerçekleşmemiştir. 26.02.2015 tarih ve 15-09/118-49 sayılı
Kurul kararıyla ise SASA’nın %51 oranında hissesinin Erdemoğlu Holding A.Ş.
(Erdemoğlu) tarafından Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş.’den devralınması işlemine izin
verilmiş ve devir işlemi gerçekleşmiştir. SASA’nın hâlihazırda hisselerinin %84,80’i
Erdemoğlu’na ait olup, %15,20 oranındaki hissesi halka açıktır. Dolayısıyla SASA,
hâlihazırda çoğunluk hisselerine sahip olan Erdemoğlu tarafından tek başına kontrol
edilmektedir.
I.2. İlgili Pazar
I.2.1. Pazar Hakkında Genel Bilgiler
(6) SASA polyester hammaddeleri ile polyester nihai ve ara ürünlerinin üretim ve satışını
yapmaktadır. Bu nedenle DMT’nin, alt ve üst pazarda bağlantılı olduğu ürünlerin ve
DMT’ye ikame olabilecek ürünlerin de incelemesi gerekmektedir.
(7) SASA, DMT ürününü polyester kesikli elyaf, polyester filament iplik, özel mühendislik
polimerleri, polyester cips ürünlerinin girdisi olarak kullanmakta ve üretiminden arta
kalan kısmını da satmaktadır. Hammaddesi DMT olan ve SASA tarafından üretilen
polyester, temel olarak hammaddesi sentetik, insan yapımı lif olarak tanımlanabilir.
Polyester petrokimya ürünü paraksilenin (Px) oksidasyona tabi tutulması ve akabinde
ortaya çıkan TPA (terephthalic acid)’nın saflaştırılması sonucu ortaya çıkan PTA
(purified terephthalic acid) veya DMT’nin MEG (monoethylene glycol) ile bir araya
getirilerek polimerleşme adı verilen kimyasal reaksiyona girmesi suretiyle üretilmektedir.
PTA isimli polimer hammaddesi DMT’ye kıyasla daha düşük maliyetli üretime elvermesi
nedeniyle dünyada daha çok tercih edilmektedir. DMT ve PTA’nın her ne kadar
benzeşen ürünlerin üretiminde kullanılsalar da farklı üretim süreçleri gerektirmeleri,
farklı maliyetlerle üretilmeleri, işleme maliyetlerinde farklılaşmaları ve bu
hammaddelerden üretilen nihai ürünlerde ortaya çıkan nitelik farklılıkları nedeniyle
birbirlerine gerek arz gerekse talep yönünden tam olarak ikame olmadıkları
anlaşılmaktadır. Örneğin, PTA’dan görece daha şeffaf ürün elde edilmesi nedeniyle pet
şişe üretiminde PTA tercih edilmektedir.
16-36/608-271
3/11
(8) PTA’dan üretilen polyester ile DMT’den üretilen polyester arasında ürün nitelikleri ve
kalite bakımından farklılık oluşabilmekte ve bu farklılıklar PET (polietilen tereftalat) şişe
üretiminde veya tekstilde kullanım yönünden müşteri tercihlerini etkileyebilmektedir.
Buna ek olarak DMT’nin ve DMT ile gerçekleştirilen üretimin eski bir teknoloji olarak
kabul edildiği ve DMT’nin içeriğinde yer alan methanol maddesinin zararlı olduğu
anlaşılmakta, bu hususlar da DMT’nin PTA karşısında hammadde olarak ikame olma
niteliğini etkilemektedir. Bu nedenle de yaklaşık son on yıldır dünyada yeni DMT üretim
yatırımı yapılmamaktadır. Ayrıca viskozitesi düşük polyester cips üretiminde hammadde
olarak PTA veya DMT kullanılabilirken viskozitesi yüksek polyester cips üretiminde
yalnızca PTA kullanılabilmektedir. Bu nedenle viskozitesi yüksek polyester cips
üretiminde PTA ve DMT ürünlerinin birbirlerine ikame olmadıkları değerlendirilmektedir.
Diğer taraftan, polyesterden üretilen başka bir ürün grubu olarak da özel mühendislik
polimerlerinden (Polybutylene Terephthalate-PBT) söz edilebilir. SASA tarafından
yalnızca DMT kullanılarak üretilmekte olan bu polimerler, sertlik, dayanıklılık ve sünme
oranının düşüklüğü gibi kendilerini değerli kılan istisnai özellikleri olan ürünlerdir. Bu
materyaller, sahip oldukları bu özellikleri sayesinde vites, rulman, elektronik ürünler ve
otomotiv yedek parçaları gibi yapısal ürünlerin üretiminde kullanılmaktadır.
(9) Dosya kapsamında başvuru sahibi ile yapılan görüşme sonucunda başvuru sahibinin
üretmeyi planladığı ürünün di izo butilz tereftalat (DİBT) olduğu, bu ürünün üretiminde
DMT’nin hammadde olarak kullanıldığı, DMT’nin daha düşük derecede kaynaması
nedeniyle DİBT’nin üretim sürecinde DMT yerine PTA’nın ikame olarak kullanılamadığı
anlaşılmıştır.
(10) Sonuç olarak tekstil sektöründe kullanılan DMT ve PTA hammaddeleri, kimyasal
yapıları gereği birbirinin yerine kullanılan ürünler olsa da, üretim süreçleri birbirinden
farklı olup, bu üretim sürecinin özellikle polyester ve alt pazar ürünler için sabit
maliyetlerinin değiştirilmesi kısa dönemde mümkün olmamaktadır. Ayrıca DMT daha
eski yöntemli üretimlerde kullanılmakta, DMT işlenmesi sonrası zararlı toksin madde
ortaya çıkmakta ve DMT ile PTA’dan üretilen ürünler nitelikleri ve kalite bakımından
farklılaşmaktadır. Bu farklılık PET şişe üretiminde veya tekstilde kullanım yönünden
müşteri tercihlerini etkilemekte ve viskozitesi yüksek polyester cips gibi bazı ürünlerde
sadece DMT kullanılabilmektedir. Bu nedenlerle, DMT ve PTA’nin aynı ilgili ürün pazarı
içerisinde değerlendirilmesi mümkün değildir.
I.2.2. İlgili Ürün Pazarı
(11) Dosya kapsamında DMT ve PTA’nın kimyasal özellikleri benzer olsa da yukarıda da
ayrıntılarıyla değinildiği üzere, üretim süreçlerinin, hammadde olarak kullanıldığı
ürünlerin üretim süreçlerinin, işlenmelerinden sonra ortaya çıkan atık maddelerin, bu
ürünlerden üretilen nihai ürünlerin kalitesinin farklı olmasından dolayı DMT ve PTA’nın
ikame olamayacağı anlaşılmaktadır. Ayrıca PET şişe gibi ürünlerde sadece PTA bazlı
ve izoftalik asit, (IPA) içeren PET’in kullanılabilir olması, dosya kapsamında başvuru
sahibinin de üreteceğini iddia ettiği DİBT gibi ürünler için DMT ve PTA’nın kaynama
noktalarının farklılığı gibi teknik sebeplerden dolayı DMT ve PTA farklı pazarlarda yer
aldığından, ilgili ürün pazarı, “DMT pazarı” olarak belirlenmiştir.
I.2.3. İlgili Coğrafi Pazar
(12) İlgili ürün pazarında üretimi ve satışı gerçekleştirilen ürünler bakımından ülkenin
herhangi bir bölgesinde rekabet koşullarının diğer bölgelerden farklılık göstermesini
gerektiren hususların mevcut olmaması nedeniyle ilgili coğrafi pazar “Türkiye” olarak
belirlenmiştir.
16-36/608-271
4/11
I.3. Yapılan İnceleme ve Tespitler
I.3.1. Başvuru Sahibinden Elde Edilen Bilgiler
(13) Önaraştırma kapsamında, başvuru sahibi ile yapılan telefon görüşmelerinde;
- Başvuru sahibinin CEYKİMYA adı altında DOTP (Dioctyl Terephthalate) üretim
tesisleri kuran bir şirketinin olduğu,
- DİBT (di izo butilz tereftalat) adında kimyasal bir ürün üretmek için SASA’dan
telefon görüşmesiyle aylık 200 ton civarında DMT ürününü talep ettiği,
- Yurtdışı Almanya ve İran DMT üreticilerinden de ürün talep ettiği ancak bu
üreticilerin dünyanın en büyük DMT üreticisinin Türkiye’de olduğunu gerekçe
göstererek kendisine mal satmadığı, hatta bu üreticilerin kendisinin SASA’dan
ürün alamama nedenlerini sorguladıkları,
- DİBT ürününü TÜBİTAK tarafından gerçekleştirdikleri bir proje kapsamında
üretmeyi düşündükleri ve DİBT üretmek için DMT dışında alternatif başka
hammaddenin kullanılmasının mümkün olmadığı,
- DİBT ürününü boyacılık sektöründe fitalat içermeyen bir ürün olarak kullanmak için
geliştirdikleri,
- DİBT üretimi için henüz bir şirket kurma yoluna gitmedikleri,
- Hâlihazırda DİBT üretim planını yakın tarihte gerçekleştirmeyi düşünmedikleri,
ifade edilmiştir.
I.3.2. Önaraştırma Sürecinde Yapılan Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Bilgiler
(14) Önaraştırma kapsamında 27.09.2016 tarihlerinde SASA’da yerinde inceleme
yapılmıştır. Yerinde incelemede Satış Sorumlusu (…..)’den DMT İşletmesi Müdürü
(…..)’e 29.12.2015 11:48’de gönderilen e-posta ekinde tespit edilen tabloda teslimat
müşterisi (…..), sipariş müşterisi (…..) olan müşteriye 28.04.2015 tarihinde (…..) kg
DMT sevkiyatı yapıldığı tespit edilmiştir.
(15) Yine Satış Sorumlusu (…..)’den 06.01.2016 tarihinde gönderilen (…..)-Ankara/(…..)
konulu e-postada, şirket sevkiyat sorumlularından (…..) kg DMT sevkiyatının
gerçekleştirilmesi istenmiştir.
(16) 12.08.2016 tarihinde (…..) tarafından, “(…..)” e-posta adresiyle Satış Müdürü (…..),
Satış Sorumluları (…..),(…..),(…..) ve (…..)'e gönderilen e-postada, laboratuvar
deneylerinde kullanılmak üzere bir kg DMT isteğinde bulunulmuş; fakat bu talebine
yönelik olarak (…..)’a herhangi bir geri dönüş olup olmadığı tespit edilememiştir.
(17) Ayrıca SASA’nın satış departmanındaki bilgisayarlarda yapılan yerinde incelemede
birçok e-postada yurtdışına yapılan sevkiyatlar hakkında bilgi alışverişinde bulunulduğu
tespit edilmiştir. Yapılan sevkiyatlara ait e-posta verileri firma tarafından gönderilen
cevabi yazıdaki sevkiyat yapılan teşebbüslerle örtüşmektedir.
(18) Sonuç olarak, yerinde incelemede SASA’nın yurtiçi ve yurtdışına yaptığı DMT
satışlarına ait sevkiyat bilgilerine ulaşılmış, başvuru sahibinin iddialarının tersine, 4054
sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında mal vermenin teşebbüs tarafından sistematik
bir şekilde, dışlayıcı bir saikle ret edildiğine yönelik herhangi bir delile rastlanmamıştır.
16-36/608-271
5/11
I.3.3. Hakkında Önaraştırma Yürütülen Teşebbüsten Elde Edilen Bilgiler
(19) Önaraştırma kapsamında, bilgi talebi üzerine SASA tarafından gönderilen cevabi
yazılarda;
- SASA’nın polyesterin en yaygın tipi olan PET ürettiği, PET’i cips, elyaf ve iplik
olmak üzere üç ayrı formda piyasaya sunduğu, PET’in bir polimer olduğu ve
DMT’nin ham maddesinin MEG ham maddesi ile işleme sokulması sonucu
oluşturulduğu, PET’in ham maddesi olan DMT’yi de kendisinin ürettiği, DMT’nin
üretiminin temel amacının kendi ihtiyaçlarını karşılamak olduğu, toplam DMT
üretiminin çok küçük bir kısmının DMT’yi girdi olarak kullanan üretim tesislerinde
planlı ve plansız bakımlar gerçekleştirildiği zamanlarda DMT işletme kapasitesinin
düşürülmemesi için katı hale getirilip paketlendiği, bu şekilde oluşturulan DMT
stoğunun da talep olması durumunda satışta değerlendirildiği,
- DMT ve PTA maddelerinin polyester adlı sentetik madde ailesinin temel
hammaddeleri olduğu, en yaygın üretimi yapılan polyester tipinin ise PET olduğu,
PET’in 20. Yüzyılın ilk yarısındaki keşfi sonrasında PTA yeterli saflıkta
üretilemediği için, PET üretiminin DMT hammaddesi kullanılarak gerçekleştirildiği,
zaman içerisinde PTA’nın yeterli saflıkta üretilebilmesi ile DMT’nin yerini PTA’nın
aldığı, PET şişe üretiminde sadece PTA bazlı PET kullanılabileceği, tekstil,
mühendislik polimerleri, çeşitli plastik malzeme üretimleri için hem PTA hem de
DMT bazlı PET kullanılabildiği,
- Dünya çapında bütün yeni yatırımların PTA ve PTA bazlı PET şeklinde olduğu,
uzun zamandır DMT ve DMT bazlı PET yatırımı yapılmadığı,
- DMT’nin Türkiye’deki tek üreticisinin SASA olduğu, DMT’nin satış önceliği olan bir
ürün olmadığı, ancak kapasite fazlası olması durumundan DMT satışında genel
ticari kurallar baz alınarak satışın mümkün olduğu, SASA’nın doğrudan satışı
tercih etmekle birlikte DMT satışı için aracı firmalar üzerinden de satış
gerçekleştirebildiği,
- PET hammaddesi olarak DMT’nin yerini tüm dünyada PTA’nın almaya başladığı,
yaklaşık son on yıldır dünyada yeni DMT üretim yatırımı yapılmadığı, bu nedenle
yeni bir DMT üretim yatırımının maliyetini hesaplamanın zor olduğu,
- 2015 yılında Türkiye’ye yapılan (…..) ton’luk DMT ithalatını SASA’nın yaptığı, bu
ithalatı olduğu gibi kendi üretiminde girdi olarak kullandığı, dolayısıyla 2015 yılı için
Türkiye’de bir DMT pazarı olmadığı,
- Dünya pazarında SASA dışında ABD, Almanya, İran, Kore, Belarus, Japonya’da
da DMT üreticilerinin olduğu,
- Başvuru sahibinin ve sahibi olduğu CEYKİMYA’nın kendilerinden DMT talep
ettiğine yönelik bir kayıtlarının olmadığı,
- CEYKİMYA’nın talebi üzerine Şubat 2014 tarihinde sadece (…..) Beyaz Katı Ziyan
(Telef) satışı yapıldığı,
ifade edilmiştir.
16-36/608-271
6/11
I.4. Değerlendirme
(20) Başvuruya konu iddiaların bir ihlal olarak kabul edilmesi için SASA’nın öncelikle hâkim
durumda bulunması ve hakim durumun kötüye kullanıldığının gösterilmesi
gerekmektedir. İddialar kapsamında, SASA’nın Türkiye açısından DMT üretimi
bakımından hâkim durumda bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinden önce, genel
olarak uluslararası piyasalarda DMT satışı yapan herhangi bir firmanın hâkim durumda
bulunma olasılığı incelenecektir.
I.4.1. DMT Piyasasında Pazar Gücü ve Pazarın Yapısına İlişkin Değerlendirme
(21) 4054 sayılı Kanun’un 3. maddesinde hâkim durum; “Belirli bir piyasadaki bir veya birden
fazla teşebbüsün, rakipleri ve müşterilerinden bağımsız hareket ederek fiyat, arz, üretim
ve dağıtım miktarı gibi ekonomik parametreleri belirleyebilme gücü” şeklinde
tanımlanmıştır.
(22) Rekabetçi baskılardan belirgin şekilde bağımsız davranma gücüne sahip olan bir
teşebbüsün hâkim durumda bulunduğu kabul edilmektedir. Hâkim durum
değerlendirmesinde göz önünde bulundurulan temel unsurlar; incelenen teşebbüsün ve
rakiplerinin ilgili pazardaki konumu, pazara giriş ve pazarda büyüme engelleri ile
alıcıların pazarlık gücü olarak sınıflandırılmaktadır.
(23) Dosya mevcudu bilgiler çerçevesinde bakıldığında, DMT ürününün esas olarak
polyester üretiminde bir girdi olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Polyester kuvvetli ve
aşınmaya dayanıklı olup, filmler ve poliester fiberler üretiminde çok kullanılan bir
polimerdir. Üretilen polyesterin yarısından fazlası giyecek yapımında, kalan kısmı plastik
şişeler, ip, kayışlar, enjeksiyon kalıplamada, araç camları silecekleri, açılır-kapanır üst
pencere, dilliler, kasnaklar ve yemek tepsileri gibi çeşitli ürünlerin yapımında
kullanılmaktadır.
(24) Dosya mevcudu bilgilerden, 2015 yılına ait DMT ihraç eden ülkeler ve ticaret
göstergeleri incelendiğinde, dünya DMT ihracat hacminin 97 milyon ABD Doları ve
110.121 ton olduğu, bu sebeple küresel anlamda dış ticaretinin oldukça dinamik olduğu
ortaya çıkmaktadır. Dünya çapında ihracat sıralamasında Almanya’nın %63’lük pazar
payı ile birinci, Güney Kore’nin %17,5’lik pazar payı ile ikinci, Japonya’nın %8,4’lük
pazar payı ile üçüncü, Türkiye’nin %6,4’lük pazar payı ile dördüncü, İran’ın %2,8’lik
pazar payı ile beşinci olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca bu beş ülkenin toplam dünya pazar
payının %98,1’ini oluşturduğu tespit edilmiştir.
(25) 2015 yılına ait DMT ithal eden ülkeler ve ticaret göstergeleri incelendiğinde ise dünya
DMT ithalat hacminin 101 milyon ABD Doları ve 106.508 ton olduğu görülmektedir.
Dünya çapında ithalat sıralamasında Lüksenburg’un %34, Çin’in %16, Hollanda’nın
%15, İtalya’nın %7 Fransa’nın %6 oranında pazar payına sahip olduğu ve bu beş
ülkenin toplam dünya pazar payının %78’ini oluşturduğu tespit edilmiştir. DMT pazarının
uluslararası özelliği ve bölgeler arası ticaret potansiyelinin de yüksek olduğu
görülmektedir.
16-36/608-271
7/11
(26) Dosya mevcudu bilgilerden ihracat fiyatları incelendiğinde, SASA’nın, Türkiye’deki tek
ihracatçı teşebbüs olduğundan yola çıkarak sattığı DMT’nin ihracat birim fiyatının 948
ABD Doları/ton olduğu ve DMT ihracaat pazarının %98’ini oluşturan ilk beş ülke
arasında en pahalı DMT satışını (Almanya: 851 ABD Doları/ton, Güney Kore: 940 ABD
Doları/ton, Japonya: 909 ABD Doları/ton) gerçekleştirdiği görülmektedir. Bu durum
yurtdışından DMT ithalatının da iktisadi açıdan rasyonel olabileceğine işaret etmektedir.
Bunun için ayrıca yurtdışından ithal edilen DMT’nin birim fiyatına bakmak
gerekmektedir. Dosya mevcudu verilerden 2015 yılında SASA’nın gerçekleştirdiği (…..)
ton DMT ithalat miktarının birim fiyatının 983 ABD Doları/ton olduğu ve bu fiyatın
SASA’nın yurtdışı ihracat rakamından sadece 43 ABD Doları daha fazla olduğu
anlaşılmaktadır. DMT ithalat birim fiyatının, satın alma gücü pariteleri Türkiye’den daha
düşük olan birçok ülkeden daha aşağıda olduğu da (Örneğin Hindistan: 1012 ABD
Doları/ton, Malezya: 1469 ABD Doları/ton) göz önünde bulundurulduğunda DMT
ithalatının da iktisadi olarak rasyonel olduğu değerlendirilmektedir.
(27) Diğer taraftan dış ticarette mesafenin de engel oluşturabileceği ve SASA’nın DMT’yi
ihraç ettiği ülkelere ortalama mesafesinin (4949 km), DMT’yi ithal ettiği ülkelere
ortalama mesafesinden (2112 km) daha fazla olduğu dikkate alındığında, Türkiye’ye
DMT ithal etmenin pazara yakınlığı açısından ihracata göre daha kolay olabileceği
değerlendirilmektedir.
(28) Yukarıdaki değerlendirmelerden anlaşıldığı üzere, Türkiye bakımından DMT ürünü,
herhangi bir kısıtlamaya tabi olmaksızın dış ticarete konu olabilen bir üründür. Yurt dışı
piyasa koşulları çerçevesinde, DMT üretimi ve satışı bakımından herhangi bir firmanın
hâkim duruma gelme olasılığı bulunmamaktadır. İç piyasa koşullarına bakıldığında da
tablo değişmemektedir. DMT pazarı, Türkiye coğrafi pazarı olarak ele alınıp
incelendiğinde, 2014 ve 2016 (ilk 9 ay) tarihleri arasındaki satılan ve üretimde kullanılan
DMT miktarları ve yüzdelik oranları incelendiğinde, 2014 yılında SASA ürettiği DMT’nin
sadece %(…..) oranını ((…..)), 2015 yılında %(…..)’ini ((…..)) ve 2016 yılında ise
%(…..)’ini ((…..)) satmıştır. Kalan kısım tamamen iç üretim sürecinde kullanılmıştır. Bu
veriler, SASA tarafından yapılan DMT üretiminin temel amacının teşebbüsün ham
madde ihtiyacını karşılamak olduğu, DMT’yi girdi olarak kullanan üretim tesislerinde
planlı ve plansız bakımlar gerçekleştirildiği zamanlarda DMT işletme kapasitesinin
düşürülmemesi için toplam DMT üretiminin çok küçük bir kısmının katı hale getirilip
paketlendiği, bu şekilde oluşturulan DMT stoğunun da talep olması durumunda satışta
değerlendirildiği yönünde SASA yetkililerince yapılan beyanları doğrulamaktadır.
(29) Türkiye pazarında, 2014 yılında yurtiçine 33 tonluk bir DMT satışı gerçekleşmiştir. Bu
miktar SASA’nın 2014 yılında ürettiği (…..) tonun oldukça altıdadır. 33 ton DMT yurtiçi
satışının %(…..) oranındaki kısmı SASA tarafından, geri kalan %(…..) oranındaki kısmı
ise ithalatla gerçekleşmiştir. 2015 yılında ise (…..) tonluk DMT yurtiçi satışının yaklaşık
tamamı ithalatla gerçekleşmiş, bu ithalatı yapan teşebbüsün de SASA olduğu tespit
edilmiştir. SASA 2015 yılında yurtiçinde sadece (…..) kg DMT satışı gerçekleştirmiştir.
2016 yılının Eylül ayına kadar ise yurtiçinde SASA’nın (…..) kg DMT dışında DMT satışı
bulunmamaktadır. Şirket yetkililerince 2015 yılında Türkiye’ye yapılan (…..) ton’luk DMT
ithalatının SASA’nın yaptığını ve bu ithalatın tamamının SASA’nın kendi üretiminde girdi
olarak kullandığı göz önüne alındığında, 2015 yılı için Türkiye’de bir DMT pazarının
olmadığına dikkat çekilmiştir.
16-36/608-271
8/11
(30) SASA üretiminden arta kalan sınırlı miktardaki satışlarını da yurt dışına
gerçekleştirmektedir. Teşebbüs 2014 yılı için satışlarının sadece %(…..)’ünü, 2015 yılı
için de %(…..)’ini yurtiçine gerçekleştirmiştir. Bir başka ifade ile SASA 2014-2016 yılları
arasındaki satışlarının %(…..) ‘sini yurt dışına gerçekleştirmektedir. DMT yetkililerince
bu duruma; DMT’nin satış önceliği olan bir ürün olmadığı, ancak kapasite fazlası olması
durumunda DMT satışında genel ticari kurallar baz alınarak satışın mümkün olduğu,
SASA’nın doğrudan satışı tercih etmekle birlikte DMT satışı için aracı firmalar üzerinden
de satış gerçekleştirebildiği ve genellikle uzun süreli kontratlarla yurt dışı satışları tercih
ettikleri şeklinde açıklama getirilmiştir.
(31) Yukarıda yer verilen bilgilerden de görüldüğü üzere, Türkiye DMT pazarında yıllar
içerisinde arz-talep gelişimi oldukça düzensizdir. Dosya kapsamında elde edilen
bilgilerden, arz tarafındaki düzensizliğin sebebinin, ilgili ürünün üretim süreçlerindeki
konumundan ve niteliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Talep açısından
bakıldığında ise polimer üretiminde PTA’nın giderek DMT’ye kıyasla daha çok tercih
edilmesinin yanı sıra alt pazarlara ürün tedarik eden firmaların DMT’den ziyade DMT’nin
işlenmesi sonucu oluşturulan ara ürünleri tercih etmesi gibi sebeplerden dolayı talep
olağan dışı bir seyir izlemekte, bu ise ilgili teşebbüsün piyasadaki konumuna dair ayrıksı
bir sonuç ortaya çıkarmaktadır. Normal şartlar altında teşebbüsün pazar payında ortaya
çıkan bu tür dalgalanmalar, alternatif üretim kaynaklarının rekabetçi baskısına işaret
edecek, bu ise teşebbüsün hâkim durumda bulunduğu yönünde bir analizi
güçleştirecektir.
(32) Sonuç olarak mevcut iç ve dış piyasa koşullarına bakıldığında, DMT üretimi ve satışı
bakımından, herhangi bir firmanın hâkim konumda olmadığı değerlendirilmektedir. Bu
çerçevede SASA’nın hâkim durumda olmadığının tespiti yeterli olmakla birlikte, sonucu
etkilemeyecek olsa da bütünlüğü sağlamak adına, mal vermeyi reddetme iddiasına
yönelik olarak SASA’nın eylemlerinin 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında
kötüye kullanma niteliği taşıyıp taşımadığı da incelenecektir.
I.4.2. Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması Değerlendirmesi
(33) Mal vermeyi reddetme eylemi Hâkim Durumdaki Teşebbüslerin Dışlayıcı Kötüye
Kullanma Niteliğindeki Davranışlarının Değerlendirilmesine İlişkin Kılavuz’da (KILAVUZ)
dışlayıcı davranışlardan biri olarak kabul edilmektedir. KILAVUZ’un 38. paragrafında;
“Bir teşebbüsün ürettiği mal ya da hizmetler ile sahibi olduğu maddi ya da gayri maddi
işletme unsurlarını diğer teşebbüslere sağlamaması ya da bunların diğer teşebbüsler
tarafından kullanılmasına doğrudan veya dolaylı olarak izin vermemesi sözleşme
yapmayı reddetme olarak ele alınmaktadır. Bu çerçevede hammadde niteliğindeki
fiziksel ürünler, belirli hizmetlerin sağlanabilmesi için gerekli altyapılar, ürün dağıtım
sistemleri ve fikri mülkiyet hakları ile korunan yahut korunmayan gayri maddi işletme
unsurları ya da bilgileri ile teşebbüslerin sözleşme yapma talebine konu olabilecek diğer
varlıklar anılan mal, hizmet ya da unsurlar arasında değerlendirilebilmektedir.” şeklinde
açıklama yer almaktadır.
16-36/608-271
9/11
(34) Öncelikle, dosya kapsamında mal vermenin reddi şeklinde bir davranışın olup
olmadığını tespit etmek için, başvuru sahibi ile ile SASA arasında mal talebine yönelik
gelişmeler incelenmiştir. Başvuru sahibi ile yapılan görüşmelerde SASA’dan telefonla
DMT talebinde bulunulduğu, fakat SASA’nın yurtiçine mal satmadığı iddia edilmiştir.
SASA’da yapılan yerinde incelemelerde ne başvuru sahibine ne de diğer başka bir
müşteriye mal vermenin sistematik ve rekabeti kısıtlayıcı bir saikle reddedildiği yönünde
somut bir tespit yapılabilmiştir. Ayrıca, SASA’dan başvuru sahibine veya sahibi olduğu
CEYKİMYA’ya yapılan mal sevkiyatı bilgileri de istenmiş ve bu kapsamda SASA’dan
CEYKİMYA’ya Şubat 2014 tarihinde 147.517 kg Beyaz Katı Ziyan (Telef) satışının
yapıldığı anlaşılmıştır. SASA buna ek olarak başvuru sahibinin DMT talebine dair şirket
kayıtlarında herhangi bir bilgi olmadığını beyan etmiştir. Bu kapsamda yapılan
incelemelerde gerek genel olarak gerekse başvuru sahibinin iddalarına yönelik olarak,
SASA’nın bir mal vermenin reddi davranışında bulunduğuna yönelik herhangi bir veri ya
da bulguya ulaşılamamıştır.
(35) KILAVUZ’da ihlalin tespiti için üç koşulun birlikte arandığı ifade edilmektedir. Buna göre;
- Reddetme, alt pazarda rekabet etmek için vazgeçilmez bir ürüne ya da hizmete
ilişkin olmalı,
- Reddetmenin, alt pazarda etkin rekabeti ortadan kaldırması muhtemel olmalı,
- Reddetmenin tüketici zararına yol açması muhtemel olmalıdır.
(36) SASA’nın eylemleri, söz konusu üç koşul bakımından aşağıda değerlendirilmektedir.
Vazgeçilmezlik Koşulu
(37) Bu koşulun değerlendirilmesine ilişkin olarak KILAVUZ’un 44. paragrafında, reddetmeye
konu unsurun alt pazarda etkin bir şekilde rekabet edebilmek için nesnel olarak gerekli
olmasının arandığı ifade edilmektedir. Yine KILAVUZ’da, nesnel gerekliliğin ise
reddetmenin olumsuz sonuçlarını -en azından uzun vadede- telafi edebilmek için alt
pazardaki rakiplerin başvurabilecekleri mevcut ya da potansiyel bir ikamesinin
bulunmaması halinde söz konusu olacağı belirtilmektedir.
(38) DMT ürününün bu bağlamda vazgeçilmez olup olmadığını değerlendirmek açısından
dış ticaretteki konumuna bakıldığında, ilgili ürünün homojen yapıda ve aynı kalitede
olması, ürünün çürüme, bozulma gibi fiziksel özelliklerini yitirebilecek yapıya sahip
olmaması, küresel piyasalarda dış ticaretinin yaygın olması ve ticaret hacminin fazla
olması, Türkiye pazarına ithalatın iktisadi açıdan rasyonel olması gibi gerekçelerle
somut olay çerçevesinde vazgeçilmezlik koşulunun sağlanmadığı değerlendirilmektedir.
Etkin Rekabetin Ortadan Kalkmasının Muhtemel Olması Koşulu
(39) Doktrinde bu koşulun, hakim durumdaki teşebbüsün sağladığı hammaddenin
vazgeçilmez olması gerektiğine ilişkin koşulun doğal bir sonucu olduğu belirtilmektedir.
Zira redde konu hammadde vazgeçilmez değilse, reddetmenin rekabet üzerinde önemli
bir etkide bulunacağı sonucuna varmak oldukça zor olacaktır. Nitekim KILAVUZ’un 46.
paragrafında, redde konu olan unsurun vazgeçilmezlik koşulunu sağladığının tespit
edilmesi halinde, etkin rekabetin ortadan kalkmasının muhtemel olup olmadığının
değerlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir.
(40) Etkin rekabetin ortadan kalkması ihtimali bakımından ise iddia konusu eylemin
taraflarının aynı alt pazarda faaliyetlerinin bulunması, diğer bir deyişle üst pazarda
hakim durumda bulunan firmanın alt pazarda da faaliyetinin bulunması önemlidir.
16-36/608-271
10/11
(41) Dosya konusu olayda ise üst pazarda hakim durumda olan teşebbüsün bu gücünü alt
pazardaki rakiplerini dışlamak üzere kullanması söz konusu değildir. Nitekim SASA
polyester, elyaf, polimer, iplik gibi tekstil sektöründe kullanılan ürünler üretirken,
şikâyetçi DMT’yi boyacılık sektöründe kullanılan DİBT üretiminde kullanmayı
planlamaktadır. Bu bağlamda incelenen olayda, polyester, elyaf, iplik sağlayıcısı
durumunda bulunan SASA’nın, başvuru sahibinin teşebbüsünün faaliyet gösterdiği
alanlarda herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı ve bu nedenle alt pazar(lar)da rekabetin
ortadan kalkmasından herhangi bir yarar elde edemeyeceği, aksine rekabetin sınırlı
olduğu bir alt pazarda pazarlık gücünün olumsuz yönde etkileneceği anlaşılmaktadır. Bu
nedenlerle, etkin rekabetin ortadan kaldırılması ihtimalinin de somut olayda bulunmadığı
sonucuna ulaşılmıştır.
Tüketici Zararına Yol Açılmasının Muhtemel Olması Koşulu
(42) Reddetmenin tüketici zararına yol açmasının muhtemel olup olmadığının
değerlendirilmesi aşamasında, tüketiciler bakımından sözleşme yapmayı reddetmenin
ilgili pazardaki olumsuz sonuçlarının, sözleşme yapma yükümlülüğü getirilmesinin
zaman içinde yaratacağı olumsuz sonuçlardan daha fazla olup olmayacağı
incelenmektedir. Bu çerçevede örneğin, hakim durumdaki teşebbüsün sözleşme
yapmayı reddetmesi sonucunda rakiplerin yenilikçi ürün ya da hizmetleri piyasaya
sürmesinin engellendiği ve/veya reddetme davranışıyla takip eden yeniliklerin önünün
tıkandığı hallerde muhtemel tüketici zararından bahsedilebilmektedir. Bu durum,
özellikle sözleşme yapma talebinde bulunan rakibin hakim durumdaki teşebbüsün
ürettiği mal ve hizmetler ile sınırlı kalmayarak potansiyel talebin olduğu yeni ve daha
gelişmiş mal veya hizmetler sunma amacını taşıdığı veya teknolojik gelişmeye katkıda
bulunmasının olası olduğu hallerde söz konusu olmaktadır1.
(43) Yukarıda da değinildiği üzere, başvuru sahibi, Türkiye'de üretilen tüm silikonların,
macunların ve boyaların kanser yapan fitalat içerdiğini, fitalat içermeyen hammaddenin
ar-ge çalışmalarının tamamlandığını fakat üretime geçilemediğini, üretime geçilememe
sebebinin ise üretmeyi planladıkları ürününün hammaddesi olan DMT maddesinin
Türkiye’deki tek üreticisi olan SASA’nın bu hammaddeyi satmayı reddetmesinin
olduğunu belirtmiştir. Her ne kadar önaraştırma sürecinde iddiaların ar-ge faaliyetlerine
ilişkin içeriğinin teknik yönden doğruluğunu ve gerçek hayatta uygulanabilirliğini tespit
etmek mümkün olmasa da başvuru sahibinin yenilikçi bir ürün ortaya çıkarmaya yönelik
çabalarının bulunduğu görülmektedir. Bu bağlamda olası bir mal vermenin reddi
eyleminin bu çabaya zarar verebileceği ve dolaylı olarak her seviyedeki tüketicilerin
faydalanabileceği yeni bir ürün ya da ara ürünün piyasaya sunulmasını
engelleyebileceği görülmektedir. İlave bilgi olarak, başvuru sahibinin SASA’nın mal
vermeyi reddinden bağımsız bir şekilde, söz konusu üretim planından ticari açıdan
vazgeçtiği anlaşılmaktadır.
(44) Yukarıda yer verilen bilgi ve değerlendirmeler sonucunda, SASA’nın hâkim durumda
olmadığı, yurt dışı piyasaların da etkisiyle piyasanın global niteliğinin ve rekabetçi
yapısının belirgin olduğu, SASA hâkim durumda olmuş olsaydı dahi, mal vermenin reddi
eyleminin ihlal olarak nitelendirilebilmesi için aranan koşulların somut dosyada
gerçekleşmediği kanaatine ulaşılmıştır.
1 KILAVUZ, para. 47.
16-36/608-271
11/11
J. SONUÇ
(45) Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre, 4054 sayılı Kanun’un 41.
maddesi uyarınca soruşturma açılmamasına OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy