AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 15661/07
Mehmet Yılmaz SAVAŞÇIN ve Diğerleri / Türkiye
Başkan,
Julia Laffranque,
Yargıçlar,
Işıl Karakaş,
Nebojša Vučinić,
Paul Lemmens,
Valeriu Griţco,
Ksenija Turković,
Stéphanie Mourou-Vikström,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismith’in katılımıyla 7 Haziran 2016 tarihinde Daire halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 29 Mart 2007 tarihinde gerçekleştirilmiş olan yukarıdaki başvuruyu dikkate alarak yapılan müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuranlar Mehmet Yılmaz Savaşçın, Ayşe Şayan Ataklı, Yılma Savaşçın ve Solmaz Gülper Refiğ Türk vatandaşlarıdır. Sırasıyla 1941, 1948, 1938 ve 1943 doğumlulardır. Mahkeme önünde İzmir’de görev yapmakta olan avukat Fatma Belgin Adalı tarafından temsil edilmişlerdir.
A. Davanın koşulları
2. Başvuranlar tarafından belirtildiği şekliyle davaya ilişkin olaylar aşağıdaki gibi özetlenebilir.
3. Başvuranlar 1976 yılında, İzmir’in Foça ilçesinin Yenifoça Salhan Beldesinden parsel numarası 2066 olarak tapu siciline işlenmiş olan 7.860 metrekarelik bir arazi parçası satın almışlardır.
4. 30 Kasım 1999 tarihinde, orman idaresi tarafından açılan davanın ardından, Foça Asliye Hukuk Mahkemesi, başvuranların tapu kaydının iptal edilmesine ve arazinin Hazine adına tapu siciline kaydedilmesine karar vermiş ve arazinin devlet ormanının bir parçası olduğuna hükmetmiştir. Başvuranlar tarafından gerçekleştirilen temyiz başvurusu ve karar düzeltme talebi Yargıtay tarafından reddedilmiş olup; karar 4 Şubat 2002 tarihinde kesinleşmiştir.
5. Başvuranlar 14 Haziran 2002 tarihinde Foça Asliye Hukuk Mahkemesi önünde dava açmışlardır. Eski Medeni Kanunun, Hazinenin tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan sorumlu olduğunu öngören 917. maddesi uyarınca maddi zararları için Hazineden tazminat talep etmişlerdir.
6. Foça Asliye Hukuk Mahkemesi 21 Aralık 2004 tarihinde, başvuranların tazminat talebini reddetmiştir. Yargıtay başvuranlar tarafından gerçekleştirilen temyiz başvurusunu ve karar düzeltme talebini reddetmiştir. Karar 31 Ekim 2006 tarihinde kesinleşmiştir.
B. İlgili iç hukuk kuralları ve uygulama
1. Arazinin devlet ormanı olarak belirlenmesi
7. 1982 Anayasasının 169. maddesine göre, Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları, kanuna göre Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz.
8. 31 Ağustos 1956 tarihli 6831 sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca, kadastro komisyonları, bir alanın devlet ormanı veya özel orman olarak sınıflandırılması konusunda karar vermektedir. Aynı kanunda, kadastro komisyonlarının görev yapma yöntemi de düzenlenmektedir (7-12. maddeler).
9. Arazinin devlet ormanı olarak belirlenmesine ilişkin ilgili iç hukuk kuralları ve uygulamalarına ilişkin tam açıklama Turgut ve Diğerleri / Türkiye kararında görülebilir (no. 1411/03, §§ 41-67, 8 Temmuz 2008).
2. 19 Ocak 2013 tarihli 6384 sayılı Kanunla ve 16 Mart 2014 tarihli kararnameyle kurulan Tazminat Komisyonu
10. 6384 sayılı Kanunun amacı, yargılamaların uzunluğu veya yargı kararların icra edilmemesi veya gecikmeli olarak icra edilmesine ilişkin olarak Mahkeme önünde yapılan başvuruların tazminat yoluyla çözülmesini sağlamaktır. Bu amaçla bir Tazminat Komisyonu kurulmuştur. İlgili iç hukuk kurallarına ilişkin tam açıklama Turgut ve Diğerleri / Türkiye kararında görülebilir ((k.k.), no. 4860/09, §§ 19-26, 26 Mart 2013).
11. Tazminat Komisyonu’nun konu bakımından yetkisi, 16 Mart 2014 tarihinde yürürlüğe giren bir kararnameyle genişletilmiştir. Kararname kapsamında, Tazminat Komisyonu’nun yetkisi, tutukluların Türkçe dışındaki diğer bir dilde yazışma yapma haklarının kısıtlanması ve cezaevi yetkililerinin çeşitli gerekçelerle süreli yayınları teslim etmeyi reddetmeleri gibi diğer şikâyetlerin incelenmesi bakımından da genişletilmiştir. İlgili iç hukuk kurallarına ilişkin tam açıklama Yıldız ve Yanak / Türkiye ((k.k.), no. 44013/07, §§ 9-17, 27 Mayıs 2014) kararında görülebilir.
3. 9 Mart 2016 tarihli kararname
12. Bakanlar Kurulu 9 Mart 2016 tarihinde yürürlüğe giren bir kararname yayımlamıştır. Kararname uyarınca Tazminat Komisyonu’nun konu bakımından yetkisi yeniden genişletilmiştir.
13. Tazminat Komisyonu, kararnamenin aşağıda belirtilen 4. maddesi uyarınca aşağıdaki hususları incelemeye yetkilidir:
Madde 4
“a) Orman olduğu gerekçesiyle veya 31/8/1956 tarihli ve 6381 sayılı Kanunun 2/B maddesinin uygulanması nedenlerine bağlı olarak tapu kaydının iptal edilmesi veya kadastro tespiti ya da orman kadastrosu sonucu tapulu taşınmazın ormanlık alanda olduğunun tespit edilmesi üzerine mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yapılan başvurular;
b) Kıyı- kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesiyle tapu kaydının iptal edilmesi üzerine mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yapılan başvurular;
c) Taşınmazın imar planında kamu hizmetine tahsis edilmesi üzerine mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yapılan başvurular;
d) Ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlülere verilen disiplin yaptırımları üzerine özel ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yapılan başvurular;
e) Ceza infaz kurumlarında Türkçe yazılan mektup veya benzer iletilerin ceza infaz kurumu idaresi tarafından alınmaması veya gönderilmemesi üzerine özel ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yapılan başvurular.”
ŞİKÂYETLER
14. Başvuranlar Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesine dayanarak, yetkililerin mülkiyet haklarına yönelik müdahalesi hususunda şikâyette bulunmuşlardır. Ayrıca Sözleşme’nin 6. maddesine dayanarak, Yargıtay kararının gerekçeden yoksun olması nedeniyle adil yargılanma haklarının ihlal edildiği konusunda şikâyette bulunmuşlardır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği iddiası hakkında
15. Başvuranlar Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca, tapu kayıtlarının herhangi bir tazminat ödenmeksizin iptal edilmesinin, orantısız bir yük teşkil ettiği ve bu nedenle mülkiyetlerinin barışçıl olarak kullanılması haklarının ihlal edilmesine neden olduğu konusunda şikâyette bulunmuşlardır.
16. Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi aşağıdaki gibidir:
“Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”
17. Mahkeme, benzer bir başvuruyu incelemiş ve kamu yararına ilişkin talepler ile bireysel hakların korunması koşulu arasında adil bir denge sağlanmaması nedeniyle, 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (bk. Turgut ve Diğerleri / Türkiye, no. 1411/03, §§ 86-93, 8 Temmuz 2008).
18. Mahkeme, Sözleşme’nin 35 § 1 maddesi kapsamındaki iç hukuk yollarını tüketme kuralının amacının, Sözleşmeci Devletlere aleyhlerinde iddia edilen ihlalleri, söz konusu iddialar Mahkeme’ye sunulmadan önce önleme veya giderme imkânı tanımak olduğunu yineler. Dolayısıyla, söz konusu kural başvuranların öncelikle ulusal hukuk sisteminin sunduğu hukuk yollarına başvurmalarını mecbur kılmaktadır ve böylece Devletleri gerçekleştirmiş oldukları eylemlerini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde cevaplamaktan muaf tutmaktadır. İç hukuk yollarının tüketilip tüketilmediği hususunun değerlendirilmesi normal koşullar altında, Mahkeme önünde başvuru yapıldığı tarih dikkate alınarak gerçekleştirilir. Ancak Mahkeme’nin birçok durumda hükmettiği üzere, bu kural her davanın kendine özgü koşulları kapsamında haklı gerekçelere dayandırılabilen bazı istisnalara tabidir (bk. Aydemir ve Diğerleri / Türkiye ((k.k.), no. 9097/05, 9491/05, 9498/05, 9500/05, 9505/05, ve 9509/05, 9 Kasım 2010).
19. Mahkeme Ümmühan Kaplan / Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) davasında uygulanan pilot karar usulünün ardından, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 9 Ocak 2013 tarihinde yargılamaların uzunluğu ve yargı kararların icra edilmemesi veya gecikmeli olarak icra edilmesine ilişkin olarak Mahkeme önünde yapılmış başvuruların tazminat yoluyla çözümüne ilişkin 6384 sayılı Kanunu kabul ettiğini gözlemlemektedir (bk. Turgut ve Diğerleri / Türkiye (k.k.), no. 4860/09, §§ 19-26 ve 47-60, 26 Mart 2013).
20. Tazminat Komisyonu’nun yetkisi 16 Mart 2014 ve 9 Mart 2016 tarihli kararnamelerle genişletilmiştir.
21. Mahkeme iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle 16 Mart 2014 tarihli Kararnamenin kapsadığı mükerrer başvuru kategorilerinin kabul edilemez olduğunu bildirmiştir (bk. kamulaştırmayla ilgili hususlara ilişkin Yıldız ve Yanak / Türkiye (k.k.), no. 44013/07, §§ 9‑17, 27 Mayıs 2014, ve tutukluların resmi olmayan dilleri kullanmaları konusundaki kısıtlamalara ilişkin Bozkurt / Türkiye (k.k.), no. 38674/07, §§ 12-21, 10 Mart 2015).
22. 9 Mart 2016 tarihli kararname Tazminat Komisyonu’nun konu bakımından yetkisini daha da genişletmiştir. Tazminat Komisyonu, arazinin devlet ormanının bir parçası olarak belirlenmesi durumunda, başvuranların tapu senetlerinin iptal edilmesi nedeniyle mülkiyetin barışçıl olarak kullanılması hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikayetleri inceleme yetkisine sahiptir (bk. yukarıdaki 12 ve 13. paragraflar).
23. Bu nedenle Tazminat Komisyonu, Mahkeme’nin uygulamalarına uygun olarak, bu tür başvuranlara tazminat ödenmesine hükmetme konusunda yetkilidir. Tazminat Komisyonu tarafından ödenmesine hükmedilen tazminat, kararın kesinleşmesinin ardından üç ay içerisinde Adalet Bakanlığı tarafından ödenecek olup; vergi ve harçtan muaf tutulacaktır. Tazminat Komisyonu’nun kararına karşı Bölge İdare Mahkemesi önünde itirazda bulunulabilir. İdare Mahkemesi üç ay içerisinde davaya ilişkin kararını bildirmek durumundadır. Başvuran Bölge İdare Mahkemesi kararına karşı Anayasa Mahkemesi önünde de bireysel başvuruda bulunabilir (bk. Ahmet Erol / Türkiye (k.k.), no. 73290/13, 6 Mayıs 2014).
24. Mahkeme, iç hukuk düzeyinde verilen tazminatların, Mahkeme tarafından benzer davalarda verilen miktarlarla kıyaslandığında yetersiz olması durumunda; başvuranların Sözleşme’nin 34. maddesi anlamında halen “mağdur” olduklarını iddia edebileceklerini ve Mahkeme’ye yeniden başvuruda bulunabileceklerini kaydetmektedir.
25. Yukarıdaki görüşler ışığında Mahkeme, başvuranların 6384 sayılı Kanun kapsamındaki yeni hukuk yolunu kullanarak Sözleşme kapsamındaki şikayetleri bakımından tazminat talebinde bulunmaları gerektiği sonucuna varmıştır.
26. Başvurunun bu kısmı Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4. maddesi uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmemesi gerekçesiyle reddedilmelidir.
B. Sözleşme’nin ihlal edildiği iddia edilen diğer maddeleri hakkında
27. Başvuranlar Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, iç hukuk yargılamalarının adil olmadığı hususunda şikâyetçi olmuştur. Ayrıca Yargıtay kararlarının yeterli gerekçeden yoksun olduğunu iddia etmişlerdir.
28. Mahkeme başvuranların bu şikayetler hakkında başka detay sunmadıklarını gözlemlemektedir. Dava dosyasında, çekişmeli yargılamaların gerçekleştiği yerel mahkemelerin, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamındaki gereklilikleri yerine getirmediğini gösteren herhangi bir hususun yer almadığını kaydetmektedir. Ayrıca temyiz mahkemesi, bir temyiz başvurusunu reddederken, basit şekilde alt mahkeme kararının gerekçelerini uygun bulabilir (bk. García Ruiz / İspanya [BD], no. 30544/96, § 26, AİHM 1999‑I, ve Helle / Finlandiya, 19 Aralık 1997, §§ 59-60, Karar ve Hüküm Derlemeleri 1997‑VIII).
29. Mahkeme, elindeki tüm belgeler ışığında ve şikayet konusu hususların yetki alanı içerisinde olduğu kadarıyla, bu şikayetlerin Sözleşme veya ekli Protokollerinde belirtilen hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğinin göstergesi olmadığı sonucuna varmıştır. Bu nedenle Mahkeme Sözleşme’nin 35 §§ 3 (a) ve 4. maddeleri uyarınca, bu şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle reddetmektedir.
İşbu gerekçelerle Mahkeme oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğunu beyan eder.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş ve 30 Haziran 2016 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Stanley NaismithJulia Laffranque
Yazı İşleri MüdürüBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy