Olaylar – Başvuranlar görevini sürdüren veya eski yargıçlar ile yasal mirasçılarından oluşmaktaydı. 1999 tarihinde yargıçların maaşlarının %30 oranında azaltılmasının ardından başvuranlar maaşlarının kayıp kısmının ödenmesi talebiyle yerel mahkemeler önünde dava açmışlardır.2009-10 tarihinde Yüksek İdare Mahkemesi nihayetinde başvuranların taleplerinin kısmi olarak ödenmesine hükmettiğinde dava sona ermiştir. Başvuranlar Sözleşme’nin diğer maddelerinin yanı sıra 6§1 ve 13. maddelerine dayanarak, yerel yargılamaların aşırı uzun sürdüğünden ve bu bakımdan etkili bir hukuk yolu bulunmadığından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde şikâyetçi olmuşlardır.
Hukuki Değerlendirme – Madde 35§1: Litvanya Yüksek Mahkemesi 6 Şubat 2007 tarihli kararında Litvanya Medeni Kanununun 6.272. maddesinin, Sözleşme’nin 6§1 maddesiyle aynı şekilde, yargılamaların haksız bir şekilde uzun sürmesine ilişkin tazminat imkânı sağladığını tespit etmiştir. Bu karardan itibaren, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından yorumlandığı şekliyle Sözleşme’nin 6§1 maddesi, Litvanya mahkemeleri tarafından yargılamaların uzunluğu kapsamındaki tüm şikâyetler bağlamında uygulanmıştır. Ayrıca yargılamaların uzunluğunun makullüğünü değerlendirirken yerel mahkemeler, başvuran için neyin söz konusu olduğu, davanın karmaşıklığı ve başvuranın ve yerel makamların eylemleri gibi Mahkeme tarafından belirlenen kıstasları uygulamıştır. Mahkeme ayrıca, Hükümetin 6272. maddeyi aşırı uzun yargılamalar için tazminat hakkının açık bir şekilde tesis edildiği bir norm ile destekleme hususunda 2011 yılında yaptığı önerisini ve hukuk yargılamalarının hızlandırılmasını hedefleyen mevzuat değişikliklerini olumlu karşılamıştır. Mahkeme yukarıdakilerin ışığında 6272. maddenin bir hukuk yolu olarak etkililiğine ilişkin belirsizliğin, 6 Şubat 2007 tarihindeki adli yorumlanmayla ortadan kaldırıldığı kanaatine varmıştır. Mahkeme yorumunun, belirli bir hukuk yolunun ortaya çıkmasına yol açtığı durumlarda, içtihat gelişiminin yeterli ölçüde yasal kesinlik kazanmasına izin verilmesi amacıyla, ilgili kişiler yeni hukuk yoluna ancak, hukuk yolunun tesis edilmesini sağlayan karar tarihinden altı ay sonra başvurmakla yükümlü olabilirlerdi. Dolayısıyla Litvanya’daki ceza yargılamalarının veya idari yargılamaların uzunluğuna ilişkin başvurularını 6 Ağustos 2007 tarihinden sonra sunan başvuranların söz konusu hukuk yolundan yararlanmaları gerekliydi. Başvuranların davasında, Mahkemeye başvuruları 2009 ile 2011 yılları arasında sunulmuş olduğundan, yargılamaların uzunluğuna ilişkin şikâyetleri kabul edilemezdi.
Sonuç: kabul edilemez (iç hukuk yollarının tüketilmemesi).
(Ayrıca bk. Turgut ve Diğerleri/Türkiye (k. k.), 4860/09, 26 Mart 2013; 161 sayılı Bilgi Notu ve Balakchiev ve Diğerleri/Bulgaristan (k. k.), 65187/10, 18 Haziran 2013, 164 sayılı Bilgi Notu)
Full & Egal Universal Law Academy