AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 56866/10
Resul SAVUR / Türkiye
4 Aralık 2018 tarihinde
Başkan
Julia Laffranque,
Hâkimler
Valeriu Griţco,
Stéphanie Mourou-Vikström
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (“İkinci Bölüm”), Daire olarak toplanarak, 5 Ağustos 2010 tarihinde yukarıda belirtilen başvuruyu ve Davalı Hükümet tarafından sunulan görüşleri ve başvuran tarafından cevaben sunulan görüşleri dikkate alarak, gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY
Başvuran Resul Savur, Türk vatandaşı olup, 1990 doğumludur ve Diyarbakır’da tutuklu bulunmaktadır. Başvuran, Mahkeme önünde İstanbul Barosuna bağlı Avukatlar M. Şahin ve S. Şahin tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
Davanın kendine özgü koşulları, taraflarca ifade edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir:
Başvuran, 14 Temmuz 2008 tarihinde, Diyarbakır’da düzenlenen bir gösteriye katılmıştır.
Mevcut durumda, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, 16 Nisan 2009 tarihli bir kararla, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşlerine ilişkin 2911 Sayılı Kanuna, Terörle Mücadele’ye ilişkin 3713 Sayılı Kanuna ve Türk Ceza Kanunu’nun 220. maddesinin 6. fıkrasına dayanarak, başvuranın hapis cezasına mahkûm edilmesine karar vermiştir.
Yargıtay, 8 Şubat 2010 tarihli bir kararla, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin kararını onamıştır.
Terörle Mücadele’ye İlişkin 3713 Sayılı Kanunu ve Toplan ve Gösteri Yürüyüşlerine İlişkin 2911 Sayılı Kanunu değiştiren, 25 Temmuz 2010 tarihli resmi Gazetede yayımlanan 27652 Sayılı Kanun’un kabul edilmesinin ardından, başvuran Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinden 16 Nisan 2009 tarihli karanın gözden geçirilmesini talep etmiştir.
Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, 30 Temmuz 2010 tarihli kararla, başvuran hakkında verilen hapis cezalarının infazının ertelenmesine karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi önündeki bireysel başvuru, 23 Eylül 2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, 14 Mart 2013 tarihli kararla, başvuran hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir.
Taraflarca verilen bilgilere göre, başvuran Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuruda bulunmamıştır.
ŞİKÂYETLER
Başvuran, Sözleşme’nin 6, 10 ve 11. maddelerini ileri sürerek, cezai mahkûmiyetinin, adil yargılanma, ifade ve gösteri özgürlüğü haklarının ihlal etmesinden şikâyet etmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Başvuran, Sözleşme’nin 6, 10 ve 11. maddelerini ileri sürerek, cezai mahkûmiyetinin, adil yargılanma, ifade ve gösteri özgürlüğü haklarının ihlal etmesinden şikâyet etmektedir.
Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmediğine ilişkin bir kabul edilemezlik itirazında bulunmaktadır. Hükümet, Uzun/Türkiye ((kk.), No. 10755/13, §§ 69 ve 70, 14 Mayıs 2013) İçtihadına atıfta bulunarak, başvuranın 23 Eylül 2012 tarihinde yürürlüğe giren bireysel başvuru uyarınca, Anayasa Mahkemesi önünde daha önce Mahkeme huzurunda ileri sürdüğü iddiaları sunmadığını savunmaktadır.
Başvuran bu itirazlar hakkında görüş bildirmemektedir.
Mahkeme, başvuranın yapabilecek iken yürürlükte olan ulusal hukuk uyarınca, Mahkeme önünde ileri sürdüğü iddiaları hakkında Anayasa Mahkemesi önünde başvuruda bulunmadığı konusunda taraflarca itiraz edilmediğini tespit etmektedir. Başvuran, kendi adına bu tür bir muafiyeti destekleyebilecek hiçbir koşul sunmamaktadır.
Sonuç olarak, başvuru, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1 ve 4. fıkraları uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle, reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, Oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilerek, 17 Ocak 2019 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıJulia Laffranque
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy