İşçi ücreti
… İl Özel İdaresinde çalışan ve 2005 öncesinde Köy Hizmetlerinin çalışanı olan ... işçi tarafından 2001 yılında daimi kadroya geçtikleri tarihten itibaren geçmişte çalıştıkları sürelerin derece ve kademeden sayılarak intibaklarının yapılması, intibak sonrası tespit edilen derece ve kademe üzerinden ödenecek ücretlerinin belirlenmesi amacıyla idare aleyhine yerel mahkemede dava açılmıştır. (örnek dava tarihi 25.01.2013)
Davaların … 1. ve 2. İş Mahkemelerinde görüşülmesi neticesinde, işçi lehine kabul edildiği ve işçiye ödenmesi gereken ücret farkı, yıpranma prim farkı, yasal ilave tediye farkı ve akdi ilave tediye farkı alacaklara ilişkin kararların bazılarında “brüt” ibaresi yer alırken, bazı kararlarda bu ibareye yer verilmeksizin bilirkişi tarafından hesaplanan tutarın davalı idareden alınarak davacıya verilmesi yönünde hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Davaların İş Mahkemelerinde karara bağlanmasının ardından, davacı vekili tarafından, alacakların tahsili için süre kaybetmeksizin, … 1, 2, 3 ve 4. İcra Daireleri nezdinde haciz işlemlerinin başlatıldığı, 28 Ocak 2013 ile 8 Şubat 2013 tarihleri arasında tüm davalara ilişkin takip dosyalarının icra dairelerinde oluşturulduğu, icra dairelerinin icra takibini, net veya brüt olmasına bakmaksızın, mahkeme kararında yer alan rakam üzerinden başlattıkları görülmüştür.
İcra takiplerinden sonra işçi alacaklarının toplam tutarı …. TL’ye çıkmıştır. (mahkeme kararı ile işleme başlama tarihi arasındaki faiz, %4.55 oranında harç ve masrafların ve nispi/maktu avukatlık ücreti eklenmiştir.) Bu hesaplama neticesinde … İl Özel İdaresi Hukuk Müşavirliği, … tarihli yazısı ile İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğünden, İcra Müdürlüklerince belirlenen tutarların ilgili icra dairelerine ödenmesi gerektiğini belirtmiştir.
Bu arada tüm davacıların vekili olan avukat … …, … tarihinde özel idareye verdiği bir dilekçeyle açılan tüm alacak davalarının yerel mahkemelerde işçiler lehine sonuçlandığından bahisle, işçi-işveren barışının sağlanması vb. gerekçelerle idareyle uzlaşmaya hazır olduklarını ve yapılacak bir uzlaşma protokolü ile tüm dava ve icra takiplerinden feragat edeceklerini belirtmiştir.
İl Özel İdaresi Hukuk Müşavirliğince … tarihinde, uzlaşma sağlanmasının idarenin menfaatine olduğu, uzlaşma talebi ile uzlaşma protokolünün değerlendirilip karara bağlanması için komisyon kurularak uzlaşma sağlanmasının uygun olacağı yönünde görüş bildirmiştir.
Bu görüşe istinaden … tarihli olurla kurulan komisyonun aynı tarih ve 1 kararı ile işçiler tarafından açılan derece-kademe intibakı ve ücret farkına ilişkin davaların özel idare aleyhine yerel mahkemece karara bağlandığı ve temyiz aşamasında olduğu, uzlaşma talebinin yerinde olduğu ve idare menfaatine uygun düştüğü, bu doğrultuda protokol hükümleri çerçevesinde uzlaşma maddelerindeki usul ve şartlarla işçi alacaklarının ödenmesinin uygun olacağına karar verilmiştir.
Bu arada yerel mahkeme kararları, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi tarafından da … tarihinde onanmıştır.
Bunun üzerine … tarihinde bu kararın uygulanması için Genel Sekreter Yardımcısı … … ve Genel Sekreter … …’nun takdimi ile … Valisi … … tarafından olur verilmiştir.
Uzlaşma Protokolü çerçevesinde, Köy Hizmetleri kökenli … işçi için icra dairelerince hesaplanan toplam … TL üzerinden %5 indirim yapılmak suretiyle kalan … TL’nin, Mali Hizmetler Müdürlüğü tarafından … tarihinde, avukat ….’nun …… Merkez Şubesindeki şahsi hesabına havale edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemelerce hükmedilen tutarın brüt olduğu ve bu tutarın içerisinde %14 SGK işçi payı, %1 İşsizlik Fonu ve kesilecek gelir vergisinin olduğu bilinmektedir. Ancak, İcra ve İflas Kanunun 32 nci maddesi gereğince idare aleyhine icra takibatı başlatılan bir giderin icra dairelerine ödenmesi sırasında, vergi veya başka bir kesinti yapma imkanı bulunmamaktadır. Bu husus, bu olaya has bir problem olmayıp kamunun taraf olduğu benzer birçok uyuşmazlıkta karşılaşılan bir durumdur. İcra dairesinde haciz aşamasına gelmiş ve miktar yönüyle kesinleşmiş bir borç ile ilgili uzlaşma aşamasında, davacıya indirimin dışında vergi ve pirim kesintisi şartı koşmanın hukuka uygun olmakla birlikte davacı açısından kabul edilecek bir durum olmayacağı açıktır. Başka bir deyişle böyle bir şart, uzlaşmayı kabul etmemekle aynı anlama gelmektedir. Dolayısıyla yargı sürecinin de tamamlandığı dikkate alındığında idarenin yapabileceği ya uzlaşmayı kabul etmeyerek icra dairesince belirlenen tutarları davacıya ödeyerek davayı sonuçlandırmak veya mevcut uygulanan şekliyle uzlaşmayı kabul etmektir.
Sonuç olarak, … 1. ve 2. İş Mahkemelerince verilen ve Yargıtay tarafından … tarihinde onanarak kesinleşen kararlara ilişkin açılan icra takiplerinin kesinleşmesi nedeniyle icra dairelerine … TL ödeme yapmak yerine uzlaşma yoluyla %5 indirim sağlanarak işçilere toplam … TL ödeme yapılması idarenin menfaatine olup bu itibarla,
a) İşçilere yapılan ücret niteliğindeki ödemelerden gelir vergisi ve SGK paylarının kesilmesi gerektiği hususunda şüphe bulunmamakla birlikte, icra dairelerine yapılacak bu tür ödemelerde herhangi bir kesinti yapılma imkanı bulunmadığından ve yapılan işlemde idarenin açık menfaatinin olduğu anlaşıldığından, işçilere ödenmek üzere avukat hesabına havale edilen tutardan kesilmesi gerektiği ileri sürülen … TL için kamu zararı oluşmadığından ilişilecek bir husus bulunmadığına,
(Üye … …’ın, “... işçi tarafından yerel mahkemelerde açılan davalarda, bilirkişi tarafından hesaplamalar yapılmış olup, mahkemelerce de bu tutar üzerinden hüküm tesis edilmiştir.
Brüt tutar ifadesi yapılması gereken kanuni kesintilerin hükmedilen tutarlar içinde olduğunu ifade etmektedir. Ancak idarece bu hususta gerek icra safhasında gerekse uzlaşma safhasında herhangi bir itiraz öne sürülmeden ödeme yapılmıştır.
Bu nedenle mahkemelerce hükmedilen tutarlardan yapılması gereken kanuni kesintilerin yapılmayarak brüt tutarlar üzerinden uzlaşma yapılması nedeniyle kamu zararına sebebiyet verilmiştir ve kamu zararının tahsili gerekir. Öte yandan söz konusu kamu zararının sorumluları Uzlaşma Protokolünü imzalayanlar değildir. Zira söz konusu Uzlaşma Protokolü konuya ilişkin olarak sadece alacakların ödenmesi konusunda bir iradeyi yansıtmakta olup hesaplama ve ödenecek miktar konusunda herhangi bir hüküm vermemektedir. İdarece söz konusu huşular dikkate alınarak hesaplamanın yapılması, kanuni kesintiler yapıldıktan sonra ödemenin yapılması gerekeceğinden Uzlaşma protokolünü imzalayanların sorumluluğa dahil edilmemesi gerekir.” şeklindeki ve
Üye … …’ in ise, “Uzlaşma neticesinde Avukat … …’nun şahsi hesabına, mahkemelerce belirlenen brüt tutarlar toplamı olan … TL yatırılmıştır. Burada icra dairelerine yapılan herhangi bir ödeme söz konusu değildir. Şayet icra dairelerine bir ödeme yapılmış olsa dahi ödemeyi yapan yer … İl Özel idaresi olduğundan yine kesintiler yapılarak brüt tutar net tutara çevrilerek ödeme yapılacaktı. Yapılan yasal kesinti tutarlarının listesi İcra Müdürlüklerine resmi bir kurumca bildirildiğinden İcra Müdürlüğündeki dosyalar da kapanmış olacaktı. İcra Müdürlüklerine yapılan bir ödeme söz konusu olmadığından, kanunen kesintisi yapılmak zorunda olan sigorta primleri ve vergiler avukatın şahsi hesabına geçmiştir.
Ayrıca, … tarihli … İl Özel İdaresi ile Davacı/ İşçiler adına Avukat … … arasında düzenlenen Uzlaşma Protokolünde yer alan,
“A.1.(c) – Dava ve icralardan feragat neticesinde idarece yasal olarak mahkemelerden geri alınabilecek tüm harçların idareye iade edilmesine davacı/ işçiler tarafından muvafakat edilecektir.
A.1.(d) – Davacıların icra takiplerinden yapacakları feragat neticesinde doğacak harçları kendileri tarafından karşılanacaktır. Bu harç hiçbir şekilde idareden talep edilmeyecektir.” hükümleri gereği mahkeme kararlarında yer alan harç tutarlarının mahsup edilmesi sonucu tespit edilecek yeni kamu zararı tutarının sorumlularından tazmin edilebilmesi için denetçisine muhtıra verilmesi gerekir.” şeklindeki karşı görüşlerine karşın),
oy çokluğuyla,
b) Avukat hesabına yatırılan … TL’nin, … TL’sinin avukatlık ücreti karşılığı olarak gösterildiği, ancak ödeme aşamasında idarece, avukatlık ücretinin ödenmesi sırasında serbest meslek makbuzu veya fatura aranmadığı anlaşıldığından söz konusu oluşabilecek vergilerin ilgili vergi dairesine intikal ettirilip ettirilmediği tespit edilememiştir. Bu nedenle, söz konusu hususun ilgili vergi dairesince takibe alınmasının sağlanması amacıyla konunun Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığına yazılmasına,
(Üye … …’ın: “Avukatlık ücretine ilişkin vergilerin ilgili vergi dairesine intikal ettirilip ettirilmediği hususunun sadece denetçisi tarafından sorgu konusu edilmesi için konunun Başkanlığa yazılması gerektiği” şeklindeki karşı görüşüne karşın,
Üye … …’in ise, “Avukatlık ücretine ilişkin vergilerin ilgili vergi dairesince takibe alınmasının sağlanması amacıyla konunun Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığına yazılmasının yanı sıra bu hususun denetçisi tarafından sorgu konusu edilmesi için Başkanlığa yazılması gerektiği” şeklindeki ilave görüşüyle),
oy çokluğuyla,