Belediyenin Sosyal Yardım Hizmetleri Müdürlüğü kadrosuna atanabilmenin şartlarından biri olan belirli kadrolarda iki yıl çalışma şartını taşımayan mühendis …’ın anılan müdürlük görevine vekaleten atanarak yan ödeme ve ek ödeme farklarının ödendiği görülmüştür.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 68’inci maddesinin (B) fıkrasında, kurumların 1’inci ve 2’nci dereceli kadrolarına en az 10 yıl, 3’üncü ve 4’üncü dereceli kadrolarına en az 8 yıl hizmeti bulunan ve yükseköğrenim görenlerin atanabileceği hükümleri yer almaktadır.
Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik’in 7’nci maddesinde,
“(1) 5 inci maddenin birinci fıkrasında sayılan unvanlara görevde yükselme suretiyle yapılacak atamalarda aşağıdaki özel şartlar aranır.
a) Müdür ve şube müdürü kadrosuna atanabilmek için,
1) 657 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin (B) bendinde belirtilen atanma şartlarını taşımak,
2) Fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olmak,
3) Ekli (1) sayılı listede sayılan ve teknik öğrenim gerektiren müdürlüklere atanabilmek için, yükseköğretim kurumlarının, kadronun görev alanı ile ilgili eğitim ve öğretimde bulunan en az dört yıllık bölümlerinden veya bu bölümlere denkliği kabul edilen yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarının ilgili bölümlerinden mezun olmak,
4) Ekli (2) sayılı listede sayılan müdürlükler için son müracaat tarihi itibariyle iki yılı uzman, sivil savunma uzmanı, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru, eğitmen veya muhasebeci kadrosunda çalışmış olmak,” hükmü yer almaktadır.
Anılan Yönetmelik eki (2) sayılı listede sayılan müdürlükler arasında Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü de yer almaktadır.
Bu düzenlemelere göre, Belediyenin Sosyal Yardım Hizmetleri Müdürlüğü kadrosuna atanacak personelin diğer şartlarla birlikte, iki yıl uzman, sivil savunma uzmanı, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru, eğitmen veya muhasebeci kadrosunda çalışmış olma şartını da taşıması gerekmektedir.
657 sayılı Kanun’un “Vekalet görevi ve aylık verilmesinin şartları” başlıklı 86’ncı maddesinde, bir görevin memurlar eliyle vekaleten yürütülmesi halinde aylıksız vekaletin asıl olduğu, bazı haller dışında boş kadrolara ait görevlerin lüzum görüldüğü takdirde memurlara ücretsiz olarak vekaleten gördürülebileceği belirtilmektedir.
Kanun’un 175’inci maddesinin ikinci fıkrasında ise , “Ancak, kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet edenlere vekalet aylığı ödenebilmesi için, vekilin asilde aranan şartları taşıması zorunludur.” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanun’un 152’nci maddesine istinaden yürürlüğe konulan 2018/11547 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 2018 yılında da uygulanmasına devam edilen 17.04.2006 tarihli ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karar’ın 9’uncu maddesinde:
“1) 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi uyarınca,
a) 1) Kurumlarınca bir göreve kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet ettirilenlere,
aa) Vekaletin, 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine binaen yapılması ve bu hususun onayda belirtilmiş olması,
bb) Vekaletin, Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadro veya görevler için ilgili Bakan, diğer kadro veya görevler için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesi,
cc) Vekillerin, genel ve ilgili özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadro veya görevler için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) bir arada taşımaları,
kaydıyla, vekalet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde, aradaki fark, 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekalet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir.
2) aa) Esas ve usule ilişkin olarak yukarıda belirtilen şartları bir arada taşımayanlara,
…
vekalet nedeniyle öngörülen zam ve tazminatlar ödenmez.” hükmü,
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ek 9’uncu maddesinin beşinci fıkrasında:
“Birinci fıkra kapsamına giren personelden, kurumlarınca bir kadroya kurum içinden veya kurum dışından vekalet ettirilenlere, vekaletin 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine istinaden yapılmış ve bu hususun onayda belirtilmiş olması, vekalet görevinin Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadrolar için ilgili bakan, diğer kadrolar için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesi, vekalet eden personelin asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadrolar için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) taşıması kaydıyla vekalet ettikleri kadro için öngörülen ek ödemenin asli kadroları için öngörülen ek ödemeden fazla olması halinde, aradaki fark, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve bu görev fiilen yapıldığı sürece ödenir. Ancak, mehil müddeti, yıllık izin, mazeret izni, hastalık ve refakat izni, geçici görev, vekalet, görevden uzaklaştırma, hizmet içi eğitim, seminer ve kurs nedenleriyle görevlerinden ayrılanlara vekalet edenlere bu şekilde ödeme yapılmaz.” hükmü
yer almaktadır.
Bu hükümlere göre, bir görevi vekaleten yürüten personele vekalet görevi nedeniyle ödeme yapılabilmesi için vekalet eden personelin asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadro veya görevler için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) bir arada taşıması gerekmektedir.
Bu nedenle, iki yıl uzman, sivil savunma uzmanı, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru, eğitmen veya muhasebeci kadrosunda çalışmış olma şartını taşımadığı için Belediyenin Sosyal Yardım Hizmetleri Müdürlüğü kadrosuna atanması mümkün olmayan adı geçen şahsa anılan müdürlük görevini vekaleten yürütmesi karşılığında yan ödeme ve ek ödeme farklarının ödenmesi mümkün değildir.
Savunmada belediye personelinin belediye başkanı tarafından atandığı, bu nedenle de, hatalı atamalardan kaynaklanan kamu zararından harcama yetkililerinin sorumlu tutulmamaları gerektiği iddia edilmektedir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32’nci maddesinde, “Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır.
Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun ve diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.” hükmü yer almaktadır.
Bu hükme göre harcama yetkilileri, harcama talimatlarının ve buna konu olan harcamaların bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygunluğundan sorumludurlar. Savunmada da değinilen Sayıştay Genel Kurulunun, 14.06.2007 tarihli ve 5189/1 sayılı kararında da bu sorumluluk açıkça belirtilmektedir. Anılan kararda ayrıca, “5018 sayılı Kanunun 31’inci maddesi uyarınca bütçeyle ödenek tahsis edilen harcama biriminin en üst yöneticisi harcama yetkilisidir. Kanunda öngörülen harcama yetkilisinin izin, hastalık ve geçici görev gibi sebeplerle görevlerinde bulunmadığı durumlarda, bu kişilerin yerine, mevzuatlarında öngören usulle vekâleten atanan kişi asilin tüm yetki ve sorumluluklarını taşıyacağından harcama yetkisini de kullanacaktır. Bu nedenle, harcama yetkilisinin yerine, mevzuatında öngörülen usullere uygun olarak vekâleten atanan görevlinin, vekâlet ettiği göreve ait harcama yetkisini kullanmasından doğan sorumluluğun bu görevi vekâleten yürüten görevliye ait olduğuna oybirliğiyle,” denilmektedir. Buna göre, harcama yetkilisine vekalet eden görevlilerin harcama yetkisini kullanmasından doğan sorumluluk bu görevi vekâleten yürüten görevlilere aittir. Bu nedenlerle, savunmada öne sürülen iddiaların kabul edilmesi mümkün değildir.
Sorguda sorumlu tutulan Belediye Başkanı ...’ın söz konusu vekaleten atama onayında imzası olmadığından, meydana gelen kamu zararında sorumluluğu bulunmamaktadır.
Bu itibarla, toplam … TL kamu zararının,
… TL’sinin vekaleten atamayı yapan (Belediye Başkan Yardımcısı) ..., Harcama Yetkilisi (Fen İşleri Müdürü) ...ile Gerçekleştirme Görevlisi (Memur) …'a
… TL’sinin vekaleten atamayı yapan (Belediye Başkan Yardımcısı) ..., Harcama Yetkilisi (Fen İşleri Müdürü) ...ile Gerçekleştirme Görevlisi (Memur) ...’ya,
… TL’sinin vekaleten atamayı yapan (Belediye Başkan Yardımcısı) ..., Harcama Yetkilisi (Fen İşleri Müdürü) ...ile Gerçekleştirme Görevlisi (İşçi) ...’e,
… TL’sinin vekaleten atamayı yapan (Belediye Başkan Yardımcısı) ..., Harcama Yetkilisi (Belediye Başkan Yardımcısı) … ile Gerçekleştirme Görevlisi (İşçi) ...’e,
6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53’üncü maddesi gereği işleyecek faizleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen ödettirilmesine,
Anılan Kanun’un 55’inci maddesi uyarınca işbu ilamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oy çokluğuyla karar verildi.
Karşı Oy Gerekçesi:
Üye … karşı oy gerekçesi:
Teknik öğrenim gerektiren müdürlüklere müdür atanabilmek için lisans düzeyinde 4 yıllık teknik eğitim ve öğretimi bitirmek yeterli bulunmuştur. Örnek vermek gerekirse inşaat fakültesini bitiren bir mühendis kadrosundayken 2 yıllık ara bir tecrübeye ihtiyaç duymadan Fen İşleri Müdürü olarak atanabilmektedir. Dolayısıyla teknik öğrenimi bitirenlerin müdürlük kadrosuna atanması için okul bitirme yeterli görüldüğünden 2 yıllık şeflik, tahsildarlık vb görev yapma bunlar için aranmamalıdır. Kaldı ki bütün müdürlükler genel İdare hizmetleri sınıfındadır. Bu nedenlerle atama işlemi mevzuata uygun olduğundan konu hakkında ilişilecek husus bulunmadığına karar verilmesi gerekir.