10 yıl hizmeti bulunma şartını taşımayan mühendis …’ın 1. dereceli Yapı Kontrol Müdürlüğü kadrosuna 02.03.2018 tarihine kadar vekaleten, bu tarihten sonra da asaleten atanarak müdürlük kadrosu için öngörülen yan ödeme ve ek ödeme tutarlarının ödendiği görülmüştür.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 68’inci maddesinin (B) fıkrasında, kurumların 1’inci ve 2’nci dereceli kadrolarına en az 10 yıl, 3’üncü ve 4’üncü dereceli kadrolarına en az 8 yıl hizmeti bulunan ve yükseköğrenim görenlerin atanabileceği hükümleri yer almaktadır.
Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmelik’in,
“Görevde yükselme ve unvan değişikliğine tabi kadrolar” başlıklı 5’inci maddesinde:
“(1) Görevde yükselmeye tabi kadrolar aşağıda belirtilmiştir:
a) Yönetim hizmetleri grubu,
1) Müdür, şube müdürü,
…” hükmü,
“Görevde yükselme sınavına tabi olarak atanacaklarda aranacak özel şartlar” başlıklı 7’nci maddesinde:
“(1) 5 inci maddenin birinci fıkrasında sayılan unvanlara görevde yükselme suretiyle yapılacak atamalarda aşağıdaki özel şartlar aranır.
a) Müdür ve şube müdürü kadrosuna atanabilmek için,
1) 657 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin (B) bendinde belirtilen atanma şartlarını taşımak,
2) Fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olmak,
…” hükmü,
yer almaktadır.
Bu hükümlere göre, bir personelin 1. dereceli müdürlük kadrosuna asaleten atanabilmesi için diğer şartlarla birlikte, 10 yıl hizmeti bulunma şartını taşıması gerekmektedir.
Bu nedenle, toplam 9 yıl hizmeti olan ve dolayısıyla 10 yıl hizmeti bulunma şartını taşımayan adı geçen şahsın söz konusu müdürlük kadrosuna asaleten atanması mümkün değildir.
Diğer taraftan, 657 sayılı Kanun’un “Vekalet görevi ve aylık verilmesinin şartları” başlıklı 86’ncı maddesinde, bir görevin memurlar eliyle vekaleten yürütülmesi halinde aylıksız vekaletin asıl olduğu, bazı haller dışında boş kadrolara ait görevlerin lüzum görüldüğü takdirde memurlara ücretsiz olarak vekaleten gördürülebileceği belirtilmektedir.
Kanun’un 175’inci maddesinin ikinci fıkrasında ise , “Ancak, kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet edenlere vekalet aylığı ödenebilmesi için, vekilin asilde aranan şartları taşıması zorunludur.” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanun’un 152’nci maddesine istinaden yürürlüğe konulan ve 2018/11547 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 2018 yılında da uygulanmasına devam edilen 17.04.2006 tarihli ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karar’ın 9’uncu maddesinde:
“1) 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi uyarınca,
a) 1) Kurumlarınca bir göreve kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet ettirilenlere,
aa) Vekaletin, 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine binaen yapılması ve bu hususun onayda belirtilmiş olması,
bb) Vekaletin, Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadro veya görevler için ilgili Bakan, diğer kadro veya görevler için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesi,
cc) Vekillerin, genel ve ilgili özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadro veya görevler için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) bir arada taşımaları,
kaydıyla, vekalet ettikleri kadro veya görevler için bu Karar uyarınca öngörülen zam ve tazminatların toplam net tutarının, asli kadro veya görevleri karşılığında fiilen aldıkları zam ve tazminatların toplam net tutarından fazla olması halinde, aradaki fark, 657 sayılı Kanunun 175 inci maddesindeki oranlar dikkate alınmaksızın, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve vekalet görevinin fiilen yapıldığı sürece ödenir.
2) aa) Esas ve usule ilişkin olarak yukarıda belirtilen şartları bir arada taşımayanlara,
…
vekalet nedeniyle öngörülen zam ve tazminatlar ödenmez.” hükmü,
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ek 9’uncu maddesinin beşinci fıkrasında:
“Birinci fıkra kapsamına giren personelden, kurumlarınca bir kadroya kurum içinden veya kurum dışından vekalet ettirilenlere, vekaletin 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine istinaden yapılmış ve bu hususun onayda belirtilmiş olması, vekalet görevinin Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması gereken kadrolar için ilgili bakan, diğer kadrolar için asili atamaya yetkili amir tarafından verilmesi, vekalet eden personelin asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadrolar için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) taşıması kaydıyla vekalet ettikleri kadro için öngörülen ek ödemenin asli kadroları için öngörülen ek ödemeden fazla olması halinde, aradaki fark, vekalet görevine başlanıldığı tarihten itibaren ve bu görev fiilen yapıldığı sürece ödenir. Ancak, mehil müddeti, yıllık izin, mazeret izni, hastalık ve refakat izni, geçici görev, vekalet, görevden uzaklaştırma, hizmet içi eğitim, seminer ve kurs nedenleriyle görevlerinden ayrılanlara vekalet edenlere bu şekilde ödeme yapılmaz.” hükmü
yer almaktadır.
Bu hükümlere göre de, bir görevi vekaleten yürüten personele vekalet görevi nedeniyle ödeme yapılabilmesi için vekalet eden personelin asaleten atanmada aranan tüm şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadro veya görevler için bu sınavlara girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) bir arada taşıması gerekmektedir.
Bu nedenlerle, 10 yıl hizmeti bulunma şartını taşımayan adı geçen şahsın söz konusu müdürlük kadrosuna önce vekaleten, daha sonra da asaleten atanması nedeniyle müdürlük kadrosu için öngörülen yan ödeme ve ek ödeme tutarlarının ödenmesi mümkün olmadığından kendi kadrosu ile müdürlük kadrosu için öngörülen söz konusu ödeme tutarları arasındaki fark kamu zararıdır.
Savunmada belediye personelinin belediye başkanı tarafından atandığı, bu nedenle de, hatalı atamalardan kaynaklanan kamu zararından harcama yetkililerinin sorumlu tutulmamaları gerektiği iddia edilmektedir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32’nci maddesinde, “Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır.
Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun ve diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.” hükmü yer almaktadır.
Bu hükme göre harcama yetkilileri, harcama talimatlarının ve buna konu olan harcamaların bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygunluğundan sorumludurlar. Savunmada da değinilen Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007 tarihli ve 5189/1 sayılı kararında da bu sorumluluk açıkça belirtilmektedir. Bu nedenle, savunmada öne sürülen iddiaların kabul edilmesi mümkün değildir.
Sorguda sorumlu tutulan Belediye Başkan Yardımcısı … söz konusu vekaleten atama onayında imzası olmadığından, meydana gelen kamu zararında sorumluluğu bulunmamaktadır.
Bu itibarla, toplam … TL kamu zararının,
… TL’sinin atamayı yapan (Belediye Başkanı) ..., Harcama Yetkilisi (Yapı Kontrol Müdürü) … ile Gerçekleştirme Görevlisi (Memur) …
… TL’sinin atamayı yapan (Belediye Başkanı) ..., Harcama Yetkilisi (Yapı Kontrol Müdürü) … ile Gerçekleştirme Görevlisi (Memur) ...’ya,
… TL’sinin, atamayı yapan (Belediye Başkanı) ..., Harcama Yetkilisi (Yapı Kontrol Müdürü) … ile Gerçekleştirme Görevlisi (İşçi) ...’e,
6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53’üncü maddesi gereği işleyecek faizleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen ödettirilmesine,
Anılan Kanun’un 55’inci maddesi uyarınca işbu ilamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.