Vekalet Ücreti
………. Kaymakamlığında görev yapan İlçe Nüfus İşleri Müdür Vekili ……….’a asilde aranan şartları taşımamasına rağmen zam ve tazminat farklarının ödenmesi sonucu konu edilen toplam ………. TL tutarındaki kamu zararı hususunda,
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Vekalet Görevi ve Aylık Verilmesinin Şartları” başlıklı 86 ncı maddesi, “Vekalet, İkinci Görev Aylık ve Ücretleri ile Diğer Ödemeler” başlıklı 175 inci maddesi hükümleri uyarınca kurum içinden boş yada dolu kadroya vekalet edenlere vekalet aylığının ödenebilmesi için vekilin asilde aranan şartları taşımasının zorunlu olduğu,
2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Kararın “Vekalet” başlıklı 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince de vekalet ücretinde olduğu gibi vekalet edilen kadro ile asli kadro arasındaki zam ve tazminat farklarının da vekilin genel ve ilgili özel mevzuatı uyarınca asaleten atanmada aranan tüm şartları taşıması halinde ödenebileceği,
İdare Mahkemesi ve Danıştay Kararlarında da asilde aranan şartları taşımayan vekile zam ve tazminat farklarının ödenmesinin mümkün olmadığının açıkça ifade edildiği görülmekle birlikte, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün ve E:1968/8, K:1973/14 sayılı kararında, idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı ve hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalı ödediği meblağı her zaman geri alabileceği, bunun dışında kalan hallerde, hatalı ödemenin istirdadının ise, hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzere, dava açma süresi içinde olanaklı olduğu ve bu süre geçtikten sonra istirdat edilemeyeceğinin belirtildiği,
Anılan içtihat gerekçesinde, iyi niyet kuralı üzerinde de durularak, idarenin sakat veya dolayısıyla hukuka aykırı işlemine,
a) İdare edilenlerin gerçek dışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa,
b) Veya geri alınan idari işlem yok denilecek kadar sakatlık taşımakta ise,
c) Yahut da hatalı işlemde idare edilenin kolayca anlayabileceği kadar ‘açık bir hata’ bulunmakta ise ve idareyi bu konuda haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye olanak bulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarak yapılan ödemeler için süre düşünülemeyeceği, bu ödemelerin her zaman geri alınabileceği, ancak bunun dışındaki hatalı ödemeler için memurun iyi niyetinin istikrar ve kanunilik kadar önemli olduğu ve bu nedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındaki hatalı ödemelerin ancak dava açma süresi içinde geri alınabileceğinin vurgulandığı, açık hatanın ise idarelerin bir yasal metnin uygulamasında açık ve esaslı bir yanılgıya düşmeleri sonucu oluşan, “mevzuat hükmünün yoruma ihtiyaç göstermeyecek kadar açık olduğu, idare edenlerin kasıt ya da ihmal içinde olmadıkları sürece, hükmü uygularken hataya düşmelerinin beklenemeyeceği” nitelikte olan, diğer bir deyişle belirgin ve kolaylıkla fark edilebilir nitelikteki hataları ifade ettiği, nitekim Danıştay 10. Dairesinin E:2003/474 ve K:2005/2591 sayılı Kararı ile Danıştay 8. Dairesinin E:2006/2880 ve K:2006/2896 sayılı Kararında da açık hata kavramı aynı şekilde tanımlanmış olduğu, bu çerçevede Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun yukarıda yer verilen Kararı uyarınca da anılan ilgiliye açık hata niteliğinde olup, yersiz ödenen vekalet ücretlerinin 60 günlük sınırlamaya tabi tutulmaksızın her zaman geri istenebilecek nitelikte olduğu,
Asilde aranan şartları taşımayan vekile zam ve tazminat farkı ödenmemesinin Anayasamızda yer alan angarya yasağı ilkesine aykırı olduğu yönündeki iddianın kabulü ise Anayasa Mahkemesinin 14.01.2014 tarihli ve 2013/5062 Başvuru No.lu Kararı gereğince hukuken mümkün olmadığı, tapu sicil müdürlüğünde şef olarak görev yapmakta iken tapu sicil müdürlüğü görevini yürütmek üzere görevlendirilen başvurucunun, anılan görevden dolayı tarafına vekalet ücreti ödenmemesi üzerine açtığı davada verilen karar nedeniyle anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek Anayasa Mahkemesine yaptığı başvuru sonucunda,
Üstlendiği görevin başvurucuya makul olmayan, orantısız bir külfet yüklediği söylenemeyeceğinden, daha fazla yetki ve sorumluluğu bulunan tapu sicil müdürlüğü görevini yürütmesi nedeniyle başvurucuya ayrıca bir ücret ödenmemesinin, Anayasa bağlamında zorla çalıştırma ve dolayısıyla angarya olarak nitelendirilemeyeceği, bu nedenle Anayasanın “Zorla çalıştırma yasağı” başlıklı 18 inci maddesine aykırılık oluşmadığı,
Ücrette adaletin sağlanması hakkı ise Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokollerin ortak koruma alanına girmediğinden “Ücrette adaletin sağlanması” başlıklı 55 inci maddesi hükmünün ihlal edilmediği,
şeklinde karar verildiği,
görüldüğünden, toplam ………. TL tutarındaki kamu zararının sorumlulara müştereken ve müteselsilen, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 53 üncü maddesi gereği işleyecek faizleri ile ödettirilmesine,
Üye Abdurrahman ACAR’ın, “Kanuna aykırı görevlendirme nedeniyle ödenen vekalet aylığı ile zam ve tazminata kamu zararı diyebilmek için öncelikle vekilin kendisine verilen hizmeti eksik, kusurlu ve hatalı yerine getirdiğinin tespiti gerekmektedir. Böyle bir tespit yapılmadan yerine getirildiği anlaşılan hizmet bedeline kamu zararı demek hem idari yargı kararlarına hem de 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71 inci maddesi hükümlerine aykırılık teşkil edecektir. Anayasamızda angarya yasağı bulunmaktadır. Her hizmetin bir bedeli vardır. Bu nedenlerle kendisine verilen hizmeti eksiksiz yerine getiren, cezai ve idari sorumluluğunu taşıyan ve asile ödenen miktardan fazla bir ödeme almayan ilgiliye ödenen vekalet ücreti ve/veya zam ve tazminat farkları ile ilgili olarak ilişilecek bir husus olmadığına karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.” şeklindeki ayrışık görüşüne karşı,
İlamın tebliğ tarihinden itibaren, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55 inci maddesi uyarınca altmış gün içinde temyiz ve 56 ncı maddesi uyarınca beş yıl içinde yargılamanın iadesi yolu açık olmak üzere,
oy çokluğuyla,
……….,
karar verildi.