Zamanaşımına Uğramış Harcırah Ödemeleri
2001-2009 dönemleri arasında …......... eğitimine katılan personele, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Ödenemeyen giderler ve bütçeleştirilmiş borçlar” başlıklı 34 üncü maddesi uyarınca zamanaşımına uğramış bulunan harcırah ödemelerinin yapılması sonucu …......... TL tutarında kamu zararına sebebiyet verilmesi hususu ile ilgili olarak dosyada mevcut bilgi ve belgeler incelenmiştir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun,
“Ödenemeyen giderler ve bütçeleştirilmiş borçlar” başlıklı 34 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında, “İlgili olduğu mali yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde alacaklıları tarafından geçerli bir mazerete dayanmaksızın, yazılı talep edilmediğinden veya belgeleri verilmediğinden dolayı ödenemeyen borçlar zamanaşımına uğrayarak kamu idareleri lehine düşer.”
“Ödeneklerin kullanılması” başlıklı 20 nci maddesinin (d) bendinde, “Kamu idareleri, bütçelerinde yer alan ödeneklerin üzerinde harcama yapamaz. Bütçeyle verilen ödenekler, tahsis edildikleri amaçlar doğrultusunda yılı içinde yaptırılan iş, satın alınan mal ve hizmetler ile diğer giderlerin karşılanmasında kullanılır. Ancak, ait olduğu malî yılda ödenemeyen ve emanet hesabına alınamayan zamanaşımına uğramamış geçen yıllar borçları ile ilama bağlı borçlar, ilgili kamu idaresinin cari yıl bütçesinden ödenir.”
hükümleri yer almaktadır.
Ayrıca, 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun,
“İhtiyari müracaat ve idari makamların sükütu” başlıklı 35 inci maddesinde,
“a) İhtiyari müracaat: Kesin işlem yapmaya yetkili makamlarca tesis edilen idari işlemlerin geri alınması, kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması, üst makamdan, yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açmak için belli olan süre içinde istenebilir. Bu müracaat işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur.
Altmış gün içinde cevap verilmez ise, istek reddedilmiş sayılır.
İsteğin reddi üzerine dava açma süresi başlar ve müracaat tarihine kadar geçmiş olan süre de hesaba katılır.
b) İdari makamların sükutu:
İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir eylem veya işlemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Bu halde yetkili makamlar en çok altmış gün içinde bir cevap verirler.
Bu süre içinde cevap verilmez ise, istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bitiminden itibaren idari dava açma süresi içinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açabilirler. Dava açılmayan haller ile davanın altmış günlük süre geçtikten sonra açılması sebebiyle dilekçenin reddi halinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra cevap verilirse, bunun tebliğinden itibaren dava açma süresi yeniden işlemeye başlar.
Müracaatçıya kayıt tarihi ve sayısını gösterir imzalı ve mühürlü pulsuz bir alındı kağıdı verilir.”
“Dava açma süresi” başlıklı 40 ıncı maddesinde de,
“Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açma süresi her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihinden itibaren kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde altmış gündür. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlardaki hükümlere göre ilan yolu ile bildirim yapılan hallerde, özel kanunda aksine hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihinden itibaren onbeş gün sonra başlar.
Kanuna göre ilanı gereken düzenleyici ve genel tasarruflara karşı, ilan tarihini izleyen günden itibaren altmış gün içinde dava açılabilir. Ancak bu tasarrufların kendilerine uygulanması üzerine, ilgililer düzenleyici tasarruf veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açmakta muhtardırlar. İlgililer ayrıca, düzenleyici tasarrufun kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni bir düzenleme yapılmasını uygulamadan itibaren altmış gün içinde idareden isteyebilirler. Bu isteklerinin reddi veya altmış gün içinde cevap verilmemesi halinde altmış günün bitiminden itibaren isteklerinin yerine getirilmemesi yolundaki işleme karşı altmış gün içinde dava açabilirler. Düzenleyici tasarrufun kaldırılmaması, değiştirilmemesi veya dava yoluyla iptal edilmemiş olması bu tasarrufa dayalı işlemin iptaline engel olmaz.”
denilmekte olup madde metninde yer verilen ve kamu düzenine ilişkin bulunan söz konusu dava açma süresi hak düşürücü niteliktedir ve mahkemece re’sen dikkate alınmaktadır.
Sorgu konusu husus incelendiğinde ise,
…......... Komutanlığının …......... tarihli “…......... Eğitimine Katılan Personele Harcırah Ödenmesi” konulu emir yazısında özetle, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Üçüncü Daire Başkanlığının …......... Bakanlığı aleyhinde verdiği …......... numaralı Karara istinaden geçmiş yıllarda söz konusu eğitime iştirak eden personel tarafından …......... Komutanlığı aleyhine açılması muhtemel davaların İdare aleyhinde sonuçlanması durumunda bütçeye ek mali yük oluşmaması maksadıyla hak sahibi personelin tespit edilerek kendilerine ödeme yapılabilmesi için bir çalışma başlatıldığı ve ödemelerin …........., …......... ve …......... Tedarik Merkez Komutanlıklarınca 2015 yılı bütçesinin “03.3.1.01 Yurt içi Geçici Görev Yollukları” ekonomik kodundan yapılacağının bildirildiği, harcama birimlerinin zamanaşımı hususundaki tereddütleri üzerine de Adli Müşavirliğin mütalaası alınarak ödemelere devam edilmesi gerektiği yönünde tekrar emir verildiği,
Bahse konu Adli Müşavirlik mütalaasında da, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununa atıfta bulunularak zamanaşımının bir def’i niteliğinde olduğu, zamanaşımına uğramış bir borcun da ödenebileceği, borçlunun zamanaşımı def’ini ileri sürmekten feragat edebileceği, İdare tarafından belirli bir alacağın hak sahibine ödenmesinde herhangi bir zamanaşımı bulunmadığı ve ayrıca 5018 sayılı Kanunda yer alan zamanaşımı hususunun, ilgili tutarlar ödeme emrine bağlanmadığı ve emanet hesaplarına alınmadığı için söz konusu olmayacağı gerekçeleriyle …......... eğitimine katılan personele geçmişe yönelik harcırah ödenmesinin uygun olacağının bildirildiği, bunun üzerine ilgili emir çerçevesinde ödemelere devam edildiği,
tespit edilmiştir.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, bütçeyle verilen ödeneklerin yalnızca yılı içindeki mal, hizmet ve diğer yasal giderler için kullanılabileceği, ancak istisnai olarak ilama bağlı borçlar ve zamanaşımına uğramamış olmak şartı ile ait olduğu mali yılda ödenemeyen ve emanet hesabına da alınamayan borçların cari yıl bütçesinden ödenebileceği, bahsi geçen zamanaşımı süresi içinde talep edilmesine rağmen söz konusu talebin reddi halinde reddedilme tarihinden talebe cevap verilmemesi halinde ise talebi takip eden altmış günün sonundan itibaren yine altmış gün içerisinde idari dava açılması gerektiği, dava sonucunda ilgili lehine hüküm verilmesi halinde de borç ilama bağlı bir borç olacağından cari yıl bütçesinden ödenebileceği anlaşılmaktadır.
Sorgu konusu harcırah ödemelerine gerekçe gösterilen Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin …......... tarihli ve …......... Esas, …......... Karar numaralı Kararı, …......... eğitimine katılan bir personelin 01.04.2013-07.06.2013 ve 17.06.2013-01.08.2013 dönemlerine ait harcırah alamaması işleminin iptaline ilişkin olup, bu dava ilgili personel tarafından 1602 sayılı Kanunun yukarıda bahsedilen 35 inci ve 40 ıncı maddelerine uygun olarak süresi içinde açıldığından Mahkemece reddedilmeyerek esasa geçilmiştir. Söz konusu olayda hem 5018 sayılı Kanundaki beş yıllık ödeme zamanaşımı süresi hem de 1602 sayılı Kanundaki altmış günlük dava açma süresi geçmemiştir. Diğer taraftan, başka bir personelin 04.04.2011-27.05.2011 döneminde alamadığı harcırah için açmış olduğu bir dava, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin …......... tarihli ve …......... Esas, …......... Karar numaralı Kararı ile 1602 sayılı Kanunun 35 inci ve 40 ıncı maddeleri gerekçe gösterilerek dava açma süresi açısından reddedilmiş ve anılan Kararda aynen, “Dava açma süresinin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle, davanın her aşamasında gerek tarafların talebi üzerine ve gerekse re’sen mahkemece dikkate alınması gerekmektedir.” ifadesine yer verilerek dava açma süresi re’sen dikkate alınmıştır. Zira, zamanaşımı konusundaki tereddütler ile geçmiş dönemlerde harcırahlarını eksik alan personelin açacağı davaların kaybedilmesi halinde ek mali külfet doğabileceği hususlarındaki görüşleri alınmak üzere …......... Bakanlığına yapılan başvuru üzerine anılan Bakanlık tarafından …......... Daire Başkanlığına gönderilen 17.02.2015 tarihli cevabi yazıda da özetle, görevlendirmelerine dair işlem evrakında geçici görev gündeliği ödenmeyeceği belirtilen ve bu yöndeki idari işlemin kendilerine tebliğinden itibaren altmış gün içinde İdareye müracaat etmeyen, dava açmayan ya da müracaat etmekle birlikte talepleri açıkça veya zımnen reddedilmesine rağmen süresi içinde dava açmayan personele 5018 sayılı Kanunda öngörülen beş yıllık sürenin geçmiş olması halinde rızaen ödeme yapılamayacağı ifade edilerek Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin dava açma süresinin geçirilmesi nedeniyle reddetmiş olduğu emsal Kararından da bahsedilmek suretiyle konu hakkındaki tereddütleri esasen ortadan kaldırmıştır.
Sorumluların zamanaşımının def’i sebebi olduğu ve İdarenin zamanaşımı def’inden feragat ederek zamanaşımı süresi geçmiş olsa da personel lehine olan bir ödemenin yapılabileceği şeklindeki iddiaları da, …......... Komutanlığının 5018 sayılı Kanun kapsamındaki genel bütçeli bir kamu idaresi olması ve kamu kaynağı kullanması nedeniyle yerinde değildir. Zamanaşımı def’i, özel hukuk borç ilişkilerinde uygulanan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile öngörülmüş bir durum olup, taraflarca ileri sürülebilmekte ve iddia edilmedikçe hakim tarafından re’sen dikkate alınamamaktadır. Özel hukuk borç ilişkilerinde kullanılan kaynağın kamu kaynağı değil de şahıslara ait bir kaynak olduğu göz önüne alındığında zamanaşımın def’i sebebi olması ve zamanaşımı def’inden feragat ederek ödeme yapılmasının kabulü çok makul karşılanmaktadır. Ancak, zamanaşımın kamuda def’i sebebi olarak kabul edilmesi ve söz konusu def’iden idarecilere feragat imkanı tanınması kamu kaynağı kullanan idareler arasında farklı uygulamalar yapılması suretiyle mali disiplini bozucu sonuçlar doğuracaktır. Şöyle ki, bir kamu idaresi zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle ödeme yapmamayı tercih edebilecek iken diğer bir kamu idaresi zamanaşımı def’inden feragat ederek ödeme yapma yoluna gidebilecektir. Böyle bir uygulama ise hem kamu kaynağının idarelerce farklı şekilde kullanılmasına imkan sağlayacak hem de ödemenin yapılmamasına karar verilen taraf için adaletsizliğe neden olacaktır. Zira, aynı koşula sahip başka bir alıcı, muhatabı kamu idaresinin zamanaşımı def’inden feragat etmesi nedeniyle alacağına kavuşacaktır. Sonuç itibarıyla, İdarenin zamanaşımı hususunda esas alması gereken mevzuat, konuyla ilgili özel kanun niteliğindeki 5018 sayılı Kanun olup 6098 sayılı Kanun, kişiler arasındaki özel borç ilişkilerini düzenleyen ve sözleşmeden, haksız fiilden ve sebepsiz zenginleşmeden doğan borçları içeren genel kanun konumundadır.
Dolayısıyla, İdare aleyhine infazı gereken bir yargı kararı ya da konuya ilişkin geçmişe yürüyecek yeni bir yasal düzenleme olmaksızın 5018 sayılı Kanun hükmüne göre zamanaşımına uğrayarak kamu lehine düşmüş olan bir alacağın ödenmesine imkan bulunmamaktadır. İdarenin işlemine dayanak teşkil eden Mahkeme Kararı bir personele ilişkin münferit bir karar olup, …......... Komutanlığı bünyesinde görev yapan ve ilgili eğitime katılmış olan personelin tamamının eğitim dönemleri ve dava açma süreleri göz önüne alındığında aynı koşulları sağlamadığı açıktır. …......... eğitimine 2001-2009 yılları arasında katılan personelin söz konusu eğitime ilişkin emirlerinde, 24 saat esasına göre kışlada kalacakları ve yatma, iaşe imkanı ile ulaştırma hizmetinin sağlanacağı belirtilmiş olup bu uygulamaya itirazı olan personelin mevzuat hükümleri uyarınca hareket ederek süresi içinde idari dava açması gerekmektedir. Diğer taraftan, İdarenin dava açma süresi geçmiş olmakla birlikte 5018 sayılı Kanunun 34 üncü maddesinde öngörülen beş yılık süre içinde başvuran personele ödeme yapması imkan dahilindedir. Zira, 1602 sayılı Kanunda öngörülen süre dava açmaya 5018 sayılı Kanundaki süre ise ödeme yapabilmeye ilişkindir. Ancak, sorgu konusu durumda her iki sürede geçmiş olduğundan ileride açılması muhtemel davalar ve bu davaların muhtemel olumsuz sonuçları olacağı düşüncesiyle İdarenin kendiliğinden ödeme yapmasına imkan bulunmamaktadır.
Sorumlu savunmalarında yer bulan ve sorgu konusu giderin ilgili olduğu yılda ödeme emrine bağlanmamış olması nedeniyle 5018 sayılı Kanunun 34 üncü maddesinde öngörülen beş yıllık zamanaşımına tabi olmadığı şeklindeki iddiası ise anılan maddenin birinci fıkrasıyla ilgili olup sorgu gerekçesi olan üçüncü fıkrada ödeme emrine bağlanma gibi bir koşul aranmamaktadır. Bu nedenle de, ödeme emrine bağlanan tutarların beş yıllık zamanaşımı süresi sonunda gelir yazılacağı öngörülmüşken üçüncü fıkrada bu sürenin sonunda borcun idare lehine düşeceği öngörülmüştür.
Geçmiş dönemlere ait harcırah ödemelerinin 5018 sayılı Kanunun “Kamu zararı” başlıklı 71 inci maddesi kapsamında kamu zararı olarak nitelendirilemeyeceği, mevzuatta öngörülmeyen bir ödemenin söz konusu olmadığı ve anılan maddenin sadece mal ve hizmet alımları nedeniyle oluşan fazla ödemeleri kamu zararı kabul ederek özlük haklarına ilişkin fazla ödemeleri kamu zararı olarak nitelendirmediği şeklindeki sorumlu savunmalarının da gerek madde metnine bakılması gerekse ortada kullanılan bir kamu kaynağı olması karşısında uygun olmadığı açıktır. 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesinde, kamu zararı, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması şeklinde tanımlanmış olup kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olan durumlar mal veya hizmet alımlarıyla sınırlı tutulmamıştır. Anılan maddenin ikinci fıkrasında da kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak durumlar sıralanarak (g) bendinde, “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” durumuna yer verilmiştir. Dolayısıyla, sorgu konusu ödeme, mevzuatta açıkça beş yıllık zamanaşımı süresi sonunda idare lehine düşeceği öngörülen ve bahsi geçen süre geçtikten sonra ödeme yapılabilmesi ancak ilama bağlanması yani bir mahkeme kararı bulunmasına ya da geçmişe yürüyecek yasal bir değişiklik olmasına bağlı bulunan bir borç olduğundan söz konusu bent kapsamında kamu zararına sebebiyet vermektedir.
Sorgu konusu kamu zararının kimlerin sorumluluğunda olduğuna karar verilebilmesi için ise, öncelikle Sorumlulardan ödeme emrini vermeleri nedeniyle sorumlu tutulan ancak harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi unvanları bulunmadığı için kendilerine hangi sıfatla sorumluluk yüklendiğini anlamadıkları şeklinde savunma gönderen Sorumluların durumlarının netliğe kavuşturulması ardından da harcama yetkilisi ile gerçekleştirme görevlisi unvanı bulunmakla birlikte sorgu konusu ödemeleri askeri hiyerarşi içerisinde kendilerine verilen emir ve emir ekinde yer alan Hukuk Hizmetleri Başkanlığı ve Adli Müşavirliğin hukuki mütalaası üzerine yapmaları nedeniyle sorumluluklarının kaldırılmasını talep eden Sorumlu savunmalarının irdelenmesi gerekmektedir.
5018 sayılı Kanunun “Hesap verme sorumluluğu” başlıklı 8 inci maddesinde yer alan, “Her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanlar, kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumludur ve yetkili kılınmış mercilere hesap vermek zorundadır.” hükmünden de açıkça anlaşılacağı üzere kamu kaynağından dolayı hesap verecek kişilerde unvan ayrımına gidilmemiş genel olarak kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanların söz konusu yetkinin karşılığı sorumluluğu taşıyacağı öngörülerek idare hukukunda geçerli olan yetki-sorumluluk dengesi prensibine de uygun bir düzenleme getirilmiştir.
Dolayısıyla, mevzuata aykırı bir ödemeden dolayı sorumluluğun belirlenmesinde her bir olayın münferiden değerlendirmeye tabi tutulması ve harcama süreci dikkate alınarak sadece ödeme emri üzerinde imzası bulunan harcama yetkilisi ile gerçekleştirme görevlisine değil bu kişiler ile birlikte genel olarak harcama yapılmasına ilişkin bağlayıcı talimat verme yetkisine sahip kişilere de yukarıda bahsedildiği üzere yetki-sorumluluk dengesi prensibine uygun olarak sorumluluk yüklenmesi gerekmektedir.
Ödeme emri belgeleri üzerinde imzası bulunan harcama yetkilileri ile gerçekleştirme görevlilerin sorumlulukları ise 5018 sayılı Kanun hükümleri uyarınca açık olup söz konusu sorumluluktan kurtulmak isteyen personelin ödemeye ilişkin itirazını ilgili ödeme emri belgesini şerhli imzalamak suretiyle ortaya koyması gerekmektedir. Ödeme emri belgesinin verilen emir ile Hukuk Hizmetleri Başkanlığı ve Adli Müşavirliğin hukuki mütalaası üzerine imzalanmış olmasının ise sorumluluğa bir tesiri bulunmamaktadır.
211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 8 inci maddesindeki, “Emir: Hizmete ait bir talep veya yasağın sözle, yazı ile ve sair surette ifadesidir.” hükmü ile “III- Astın vazifeleri” başlıklı 14 üncü maddesindeki,
“Ast, amir ve üstüne umumi adap ve askeri usullere uygun tam bir hürmet göstermeye, amirlerine mutlak surette itaate ve kanun ve nizamlarda gösterilen hallerde de üstlerine mutlak itaate mecburdur.
Ast muayyen olan vazifeleri, aldığı emri vaktinde yapar ve değiştiremez, haddini aşamaz. İcradan doğacak mesuliyetler emri verene aittir.
İtaat hissini tehdit eden her türlü tezahürler, sözler, yazılar ve fiil ve hareketler cezai müeyyidelerle men olunur.”
hükmü uyarınca emre aykırı hareket edememe durumu Kurumun kendi iç işleyişi açısından geçerlidir ve kamu kaynağının kullanılmasından doğan mali sorumluluğun belirlenmesinde esas alınacak temel mevzuat 5018 sayılı Kanun olup bu Kanunda da sorumluluk açısından özel kanunlarında yer alan hükümlere yönelik istisnai bir düzenleme yer almamaktadır.
Ayrıca, 26.09.2011 tarih ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu idareleri ve Özel Bütçeli idarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin “Hukuk birimlerinin görevleri” başlıklı 4 üncü maddesinde yer alan,
“(1) Hukuk birimleri, idarelerde muhakemat hizmetleri ile hukuk danışmanlığına ilişkin iş ve işlemleri yürütmekle görevli ve sorumludur.
(2) ……
(3) Hukuk birimleri hukuk danışmanlığı kapsamında,
a) İdare hizmetleriyle ilgili olarak diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından hazırlanan mevzuat taslaklarını, idare birimleri tarafından hazırlanan mevzuat taslakları ile düzenlenecek her türlü sözleşme ve şartname taslaklarını, idare ile üçüncü kişiler arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin işleri ve idare birimlerince sorulacak diğer işleri inceleyip hukuki mütalaasını bildirir.
b) Anlaşmazlıkları önleyici hukuki tedbirleri zamanında alır, uyuşmazlıkların sulh yoluyla çözümü konusunda mütalaa verir.
……”
hükmünden de anlaşılacağı üzere hukuk birimlerince verilen görüşler istişari mütalaa olup bağlayıcı değildir. Zira, madde metninde kullanılan danışmanlık ifadesi de söz konusu hizmet kapsamında verilen görüşün mahiyetini açıkça ortaya koymaktadır.
Sonuç olarak, hazırlamış olduğu “Ön Mali Kontrol Raporu” ile yapılan ödemenin mevzuata aykırı olduğunu yazılı olarak bildirip imzasını şerhli olarak atan Gerçekleştirme Görevlisi …......... dışında kendisine sorgu tebliğ edilen tüm personelin sorumlulukları bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, 2001-2009 dönemleri arasında …......... eğitimine katılan personele zamanaşımına uğramış bulunan harcırah ödemelerinin yapılması sonucu oluşan …......... TL tutarındaki kamu zararının,
- …......... TL’sinin ödeme talimatını veren sıfatı ile sorumlu tutulan …......... ve …......... ile Harcama Yetkilisi …......... ve Gerçekleştirme Görevlisi ….........’e,
- …......... TL’sinin ödeme talimatını veren sıfatı ile sorumlu tutulan …......... ve …......... ile Harcama Yetkilisi …......... ve Gerçekleştirme Görevlisi ….........’a,
- …......... TL’sinin ödeme talimatını veren sıfatı ile sorumlu tutulan …......... ve …......... ile Harcama Yetkilisi ….........’na,
- …......... TL’sinin ödeme talimatını veren sıfatı ile sorumlu tutulan …......... ve …......... ile Harcama Yetkilisi …......... ve Gerçekleştirme Görevlisi ….........’na,
müştereken ve müteselsilen, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 53 üncü maddesi gereği işleyecek faiziyle birlikte ödettirilmesine,
Üye …......... ile ….........’ın,
“Sorgu konusu edilen harcırah tutarlarının mahiyet itibarıyla ödenebilecek bir borç olduğu, süresi içinde açılan bir davaya ilişkin olarak Askeri Yüksek İdare Mahkemesince verilen …......... tarihli ve …......... Esas, …......... Karar numaralı Kararda da, …......... eğitimine katılan bir personele harcırah ödenmemesi işlemi mevzuata aykırı bulunarak söz konusu işlemin iptaline hükmedildiği, dolayısıyla zamanında hak edilmiş olan harcırah tutarlarının, sadece ilgili olduğu yıl üzerinden belli bir süre geçmiş olması gerekçesiyle ödenmemesinin yerinde olmayacağı, zira, Hukuk Hizmetleri Başkanlığı ve Adli Müşavirliğin de söz konusu ödemelerin yapılmasında bir sakınca bulunmadığı şeklinde hukuki mütalaa verdiği, ayrıca 5018 sayılı Kanunun “Kamu zararı” başlıklı 71 inci maddesindeki hükmün mantığı çerçevesinde konu değerlendirildiğinde, ortada karşılığı alınmamış veya karşılığından fazla yapılmış bir ödeme diğer bir ifadeyle kamu kaynağında yersiz bir azalışın olmadığı anlaşıldığından maddeye konu …......... TL ödeme hususunda ilişilecek husus bulunmadığına hükmedilmesi uygun olur.”
şeklindeki ayrışık görüşlerine karşı, ilamın tebliğ tarihinden itibaren, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55 inci maddesi uyarınca altmış gün içinde temyiz ve 56 ncı maddesi uyarınca beş yıl içinde yargılamanın iadesi yolu açık olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.