Hizmet İçi Eğitim Alımı
…......... Ltd. Şti. yüklenimindeki “Belediye Meclis Üyeleri ve Müdürleri ile Muhtarlara Yönelik Hizmet İçi Eğitim Alımı ve Mahalle Muhtarları İstişare Toplantısı Yapılması İşi” kapsamında öngörülen eğitim hizmetinin 09-11 Mart 2018 tarihleri arasındaki ikinci dönem programında sunulmamasına rağmen söz konusu döneme isabet eden götürü sözleşme bedelinin (ulaşım, afiş, eğitim ücreti, konaklama, iaşe vb. tüm giderler için belirlenen bedelin) ödenmesi sonucu …......... TL tutarında kamu zararına sebebiyet verildiği iddiasıyla ilgili olarak dosyada mevcut bilgi ve belgeler incelenmiştir.
04.01.2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi kapsamında pazarlık usulüyle ihale edilen ve toplam …......... TL götürü bedelli olan bahse konu konaklamalı hizmet içi eğitim alımına ait Sözleşmenin,
“Sözleşme bedeline dahil olan giderler” başlıklı 7 nci maddesinde, ilgili mevzuat gereğince hesaplanan vergi (KDV hariç), resim, harçlar ile ulaşım, afiş, eğitim ücreti, konaklama, iaşe vb. tüm giderlerin teklif edilen fiyata dahil olduğu,
“İşin süresi” başlıklı 9 uncu maddesinde, işe başlama tarihinin 01.02.2018 ve işi bitirme tarihinin 14.03.2018 olduğu,
“İşin yapılma yeri, işyeri teslim ve işe başlama tarihi” başlıklı 10 uncu maddesinde, işin ….........’da yapılacağı,
“Teslim, muayene ve kabul işlemlerine ilişkin şartlar” başlıklı 20 nci maddesinde, söz konusu işte kısmi kabul yapılmayacağı ve Yüklenicinin, iş teslimi için sözleşme ve ekleri uyarınca üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle oluşan zarardan sorumlu olacağı,
“Sözleşmede değişiklik yapılması” başlıklı 23 üncü maddesinde, Sözleşme bedelinin aşılmaması ve İdare ile Yüklenicinin karşılıklı olarak anlaşması kaydıyla, işin yapılma yeri veya teslim yerinde değişiklik yapılabileceği,
“Yüklenicinin Tazmin Sorumluluğu” başlıklı 31 nci maddesinde de, taahhüdün sözleşme ve şartname hükümlerine uygun olarak yerine getirilmemesi ve benzeri nedenlerle ortaya çıkan zarar ve ziyandan doğrudan Yüklenicinin sorumlu olduğu,
hükme bağlanmış ve Teknik Şartnamenin,
“İş Tanıtımı” başlıklı 5 inci maddesinde, 105 kişilik eğitim ve konaklama hizmeti alınacağı, konaklamanın …......... iline en fazla 100 km mesafede bulunan ve en az üç yıldızlı olan bir otelde, 3 gece 4 gün şeklinde gerçekleşeceği,
“Yüklenici Tarafından Yapılacak İşler” başlıklı 6 ncı maddesinde, katılımcıların ulaşımlarının Yüklenici tarafından sağlanacağı, eğitimcinin, eğitim konusuna hakim ve işin uzmanı kişilerden olacak şekilde Yüklenici tarafından tedarik edileceği, eğitimci ücreti ile ulaşım, konaklama, iaşe vb. giderlerin yine Yüklenici tarafından karşılanacağı,
“Hakediş ve Ödemeler” başlıklı 9 uncu maddesinin beşinci fıkrasında da, İdarenin talimatı dışında yerine getirilmeyen hizmetler için ücret ödenmeyeceği,
düzenlenmiştir.
Anılan işin uygulama sürecine bakıldığında ise,
Sözleşmenin 23 üncü maddesinin vermiş olduğu yetkiye uygun olarak işin yapılma yerinde değişikliğe gidildiği ve Sözleşme bedelinin aşılmamasına dikkat edilerek söz konusu hizmet alım işinin ….........’da gerçekleşmesi hususunda İdare ile Yüklenici arasında mutabakata varıldığı,
01-04 Şubat 2018 tarihleri arasındaki birinci dönem programın, yukarıda bahsedilen hükümlere uygun olarak Yüklenici tarafından temin edilen Eğitimcinin katılımıyla gerçekleştiği,
09-11 Mart 2018 tarihleri arasında yürütülen ve rapora konu ödemenin ait olduğu ikinci dönem programın ise, gerek taahhüt edilen eğitimin sunulmaması gerekse Belediye Meclis Üyeleri ile Belediye personeli dışında katılan olmaması nedeniyle sadece konaklama hizmetinden oluşan bir organizasyona dönüştüğü ve hizmet alımının ikinci ayağı olan muhtarlar arasındaki istişare toplantısının da gerçekleşmediği,
anlaşılmıştır.
Zira, katılımcı listesinin ikinci dönem gerçekleşme durumunu gösteren satırına bakıldığında, gerek Muhtarlar ile Belediyedeki Müdürlerin gerekse Şartnamede öngörülen Eğitimcinin katılmadığı net olarak görülebilmektedir. Ayrıca, yapılan ödemeyle ilgili olarak ne bir eğitim programı ne de eğitimin yapıldığına dair kanıtlayıcı bir belge sunulmuştur. Sonuç olarak, yapılan harcamanın öngörülen eğitim amacına hizmet etmediği aşikardır.
10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Hesap verme sorumluluğu” başlıklı 8 inci maddesinde, “Her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanlar, kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumludur ve yetkili kılınmış mercilere hesap vermek zorundadır.” hükmüne yer verilmiş, ayrıca aynı Kanunun 71 inci maddesinin birinci fıkrasında kamu zararı, “kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması” şeklinde tanımlandıktan sonra devamındaki ikinci fıkranın (b) bendinde de, “Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması” kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak durumlar arasında sayılmıştır.
Dolayısıyla, Sözleşmeye bağlanan hizmet içi eğitimin sunulmamasına diğer bir ifadeyle taahhüdün Sözleşme ve Şartname hükümlerine uygun olarak yerine getirilmemesine rağmen ikinci dönem programa isabet eden Sözleşme bedelinin ödenmesi, 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesi uyarınca kamu zararına sebebiyet vermekte olup söz konusu ödemeyi yapan kamu görevlilerinin sorumluluğunu doğurmaktadır. Nitekim, Sözleşmenin yukarıda yer verilen 20 nci maddesi uyarınca işin kısmi kabulünün yapılmaması ve gerek 20 nci gerekse 34 üncü maddesi uyarınca da taahhüdün Sözleşme ve Şartname hükümlerine uygun olarak yerine getirilmemesi halinde hakediş bedelinin ödenmemesi böylelikle yersiz katlanılan giderin Yükleniciye yansıtılması gerekmektedir.
Sorumlular tarafından sunulan savunmalarda her ne kadar, kendilerinin toplantılara katılmalarının, toplantılara kimlerin katılıp katılmadığını kontrol etmelerinin ve eğitimin verilip verilmediğini bilmelerinin mümkün olmadığı, 5018 sayılı Kanunun harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlilerine yüklediği görev ve sorumlulukların yerine getirildiği iddia edilmişse de söz konusu iddialar kabule şayan değildir. Nitekim, 5018 sayılı Kanunun,
“Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki,
“Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”
hükmü ve “Giderin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33 üncü maddesindeki,
“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi, harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.
Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine, işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.
…
Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar.
…”
hükmü ile gerek harcama yetkililerinin gerekse gerçekleştirme görevlilerinin görev ve sorumlulukları düzenlenmiş olup 14.06.2007 tarihli ve 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurulunun Kararının “Sorumlular” başlıklı üçüncü bölümünün,
“Harcama Yetkilileri” alt başlığı altında,
5018 sayılı Kanunda, giderin yapılmasından ödeme aşamasına kadar tüm işlemlerin harcama yetkilisinin gözetim ve denetimi altında, onun emir ve talimatı ile yürütülmesi öngörüldüğünden, sorumluluk konusunda da harcama yetkilisinin ön plana çıktığı,
5018 sayılı Kanunda öngörülen harcama sürecinde tek ve tam yetkili olan, giderin yapılmasına karar vermekten ödeme aşamasına kadar tüm işlemleri emir ve talimatı çerçevesinde yürüten, maiyetindekileri ve onların eylem ve işlemlerini gözetmek ve denetlemekle yükümlü olan harcama yetkilisinin, Sayıştaya karşı hesap verme konusunda tam ve doğrudan sorumlu olduğu,
Bu nedenle, harcama yetkililerinin, harcama talimatlarının ve buna konu olan harcamaların bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygunluğundan sorumlu oldukları,
“Gerçekleştirme Görevlileri” alt başlığı altında da,
Asli bir gerçekleştirme belgesi olan ödeme emri belgesini düzenleyen sıfatıyla imzalayan gerçekleştirme görevlisinin, düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan,
Ödeme emri belgesine eklenmesi gereken taahhüt ve tahakkuk işlemlerine ilişkin fatura, beyanname, tutanak gibi gerçekleştirme belgelerini düzenleyen veya bu belgeleri kabul eden gerçekleştirme görevlilerinin, bu görevleriyle ilgili olarak yapmaları gereken iş ve işlemlerle sınırlı olarak,
harcama yetkilisiyle birlikte sorumluluğa dahil edilmesi gerektiği,
net bir şekilde belirtilmiştir.
Dolayısıyla, gerek ilişikli ödeme emri belgesini imzalayan ve katılımcı listesine bakmak suretiyle işin Teknik Şartnamesine uygun olarak gerçekleşmediğini tespit etmesi gereken Harcama Yetkilisi ile Gerçekleştirme Görevlisinin gerekse aynı şekilde söz konusu katılımcı listesine rağmen 27.03.2018 tarihli “Hizmet İşleri Kabul Tutanağını” imzalayan ve 5018 sayılı Kanunun 33 maddesindeki hükmü ile Sayıştay Genel Kurulunun yukarıda bahsedilen Kararı uyarınca gerçekleştirme görevlisi sayılan kamu görevlilerinin yersiz ödeme dolayısıyla sorumlulukları mevcuttur.
Son olarak, işin yapılma yerine ilişkin değişikliğin İdare ile Yüklenici arasında yapılan anlaşmaya dayandığı, dolayısıyla da kendilerinin bu hususta da herhangi bir yetki ve sorumluluklarının bulunmadığı şeklindeki Sorumlu savunmasının ise rapora konu yersiz ödemeyle ilgisi bulunmamaktadır. Kaldı ki, söz konusu yer değişikliği nedeniyle sözleşme bedelinin üzerinde ödeme yapıldığına dair bir tespit de yapılmamıştır.
Bu itibarla, Teknik Şartnamede öngörülen eğitim hizmetinin sunulmadığı ikinci dönem programa isabet eden götürü sözleşme bedelinin ödenmesi sonucu oluşan …......... TL tutarındaki kamu zararının, Harcama Yetkilisi (….........) …........., gerek ilişikli ödeme emri belgesinde gerekse Hizmet İşleri Kabul Tutanağında imzası bulunan Gerçekleştirme Görevlisi (….........) …......... ile yine Hizmet İşleri Kabul Tutanağını imzalayan Diğer Sorumlular (….........) …......... ve (….........) ….........’e müştereken ve müteselsilen, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 53 üncü maddesi gereği işleyecek faiziyle birlikte ödettirilmesine, anılan Kanunun 55 inci maddesi uyarınca ilamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
Azınlık Görüşü:
Daire Başkanı ….........’ın karşı oy gerekçesi,
“Rapora konu hizmet alımının, bir taraftan Belediye meclis üyeleri ve müdürleri ile mahalle muhtarlarına liderlik ve halkla ilişkiler konularında eğitim vermek diğer taraftan katılanlar arasında gerçekleştirilecek istişare toplantıları ile kaynaşma sağlamak amacıyla yapıldığı ve söz konusu alımın, ulaşım, afiş, eğitim ücreti, konaklama, iaşe vb. tüm giderleri içeren götürü bir bedelle sözleşmeye bağlandığı, diğer bir ifadeyle Teknik Şartnamenin 5 inci maddesi uyarınca 3 gece konaklamalı şekilde planlanan programlarda sadece eğitim hizmeti sunulmadığı aynı zamanda çeşitli toplantıların yapıldığı ve Yüklenici tarafından katlanılan giderin de yine eğitimci ücreti ile birlikte birçok unsuru içerdiği, dolayısıyla hakediş ödemelerinin sadece eğitim hizmetinin karşılığını teşkil etmediği anlaşıldığından, 09-11 Mart 2018 tarihleri arasındaki ikinci dönem programa fiilen katılanlar için hesaplanan götürü sözleşme bedelinin sadece eğitimin sunulmaması gerekçesiyle kamu zararı olarak nitelendirilmesi yerinde değildir.
Bu bağlamda, rapora konu …......... TL tutarındaki hakediş bedeli için ilişilecek husus bulunmadığına karar verilmesi uygun olur.”