Görevden Çekilme/Ayrılma Talebinde Bulunmayan Sözleşmeli Avukata Yapılan Vekâlet Ücreti ve Sözleşme Ücreti Ödemeleri
………. Üniversitesi bünyesinde kısmi zamanlı sözleşmeli avukat olarak istihdam edilen ve Yüksek Seçim Kurulu Kararı uyarınca, süresi içinde görevden çekilme ya da ayrılma talebinde bulunmadan, 31 Mart 2019 tarihinde yapılan mahalli idareler genel seçimlerinde aday olarak, belediye meclisi üyesi seçilen ……….’ye, 2019 yılı için yapılan “Kısmi Zamanlı Avukatlık Hizmet Sözleşmesi” kapsamında aylık ücret ile vekâlet ücreti ödenmesi sonucu ………. TL kamu zararına sebebiyet verildiği iddiasıyla ilgili olarak dosyada mevcut bilgi ve belgeler değerlendirilmiştir.
Yüksek Seçim Kurulunun 26.10.2018 tarihli ve 30577 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 23.10.2018 tarihli ve 1036 sayılı Kararında,
“…
2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun “Adaylık için görevden çekilmesi gerekenler” başlıklı 18. maddesinde, “Hâkimler ve savcılar, yüksek yargı organları mensupları, yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanları, Yükseköğretim Kurulu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu üyeleri, kamu kurumu ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ile yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri, aday olmak isteyen belediye başkanları ve subaylar ile astsubaylar, aday olmak isteyen siyasi partilerin il ve ilçe yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile belediye meclisi üyeleri, il genel meclisi üyeleri, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile sendikalar, kamu bankaları ile üst birliklerin ve bunların üst kuruluşlarının ve katıldıkları teşebbüs veya ortaklıkların yönetim ve denetim kurullarında görev alanlar genel ve ara seçimlerin başlangıcından bir ay önce seçimin yenilenmesine karar verilmesi halinde yenileme kararının ilanından başlayarak yedi gün içinde görevlerinden ayrılma isteğinde bulunmadıkça adaylıklarını koyamazlar ve aday gösterilemezler.” hükmüne yer verilmiş olup, bu hüküm uyarınca 31 Mart 2019 tarihinde yapılacak mahalli idareler seçimlerinde aday olabilmek için kamu görevlileri, siyasi parti il, ilçe yöneticileri, Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları (subay ve astsubaylar) ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile sendikalar, kamu bankaları ile üst birliklerin ve bunların üst kuruluşlarının ve katıldıkları teşebbüs veya ortaklıkların yönetim ve denetim kurullarında görev alanlar seçimin başlangıç tarihinden bir ay önce görevlerinden ayrılma isteğinde bulunmaları gerektiği sonucuna varılmıştır.
…
2839 sayılı Kanun’un 18. maddesi kapsamına giren kamu görevlileri, siyasi parti il, ilçe teşkilatı yöneticileri, Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları (subay ve astsubaylar) ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile sendikalar, kamu bankaları ile üst birliklerin ve bunların üst kuruluşlarının ve katıldıkları teşebbüs veya ortaklıkların yönetim ve denetim kurullarında görev alanların 31 Mart 2019 tarihinde yapılacak Mahalli İdareler Seçimlerinde aday olabilmeleri için, istifa veya emeklilik yoluyla ayrılanlar arasında bir ayrım yapılmaksızın istifa veya emeklilik dilekçelerini yukarıda öngörülen sürede vermiş olmaları gerekir. Aksi halde, öngörülen tarihten sonra emeklilik veya istifa isteminde bulunanların 31 Mart 2019 tarihinde yapılacak seçimde aday olmalarına kanunen imkân bulunmamaktadır.
…” denilmektedir.
Anılan YSK Kararında yer verilen, 10.06.1983 tarihli ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun “Adaylık için görevden çekilmesi gerekenler” başlıklı 18 inci maddesinin 1 inci fıkrasında, genel ve ara seçimlerin başlangıcından bir ay önce görevlerinden ayrılma isteğinde bulunmadıkça adaylıklarını koyamayacakları ve aday gösterilemeyecekleri belirtilen personelin, “kamu kurumu ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri” ile “yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri” olduğu anlaşılmaktadır.
Ancak Üniversite ile yapmış olduğu kısmi zamanlı hizmet alım sözleşmesi kapsamında çalıştırılan “Avukat” personelin, “memur statüsünde” olmadığı görülmekle birlikte, “yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri statüsünde” olan personeller arasında da değerlendirilmesi mümkün değildir. Şöyle ki,
14.07.1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “İstihdam şekilleri” başlıklı 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (B) bendinde yer alan,
“Sözleşmeli personel:
(1) Kalkınma planı, yıllık program ve iş programlarında yer alan önemli projelerin hazırlanması, gerçekleştirilmesi, işletilmesi ve işlerliği için şart olan, zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işlerde, Cumhurbaşkanınca belirlenen esas ve usuller çerçevesinde, ihdas edilen pozisyonlarda, mali yılla sınırlı olarak sözleşme ile çalıştırılmasına karar verilen ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlileridir.
Ancak, yabancı uyrukluların, tarihi belge ve eski harflerle yazılmış arşiv kayıtlarını değerlendirenlerin mütercimlerin, tercümanların, Millî Eğitim Bakanlığında norm kadro sonucu ortaya çıkan öğretmen ihtiyacının kadrolu öğretmen istihdamıyla kapatılamaması hallerinde öğretmenlerin, dava adedinin azlığı nedeni ile kadrolu avukat istihdamının gerekli olmadığı yerlerde avukatlarını, (....)(2) kadrolu istihdamın mümkün olamadığı hallerde tabip veya uzman tabiplerin, Adli Tıp Müessesesi uzmanlarının, Devlet Konservatuvarları sanatçı öğretim üyelerinin, İstanbul Belediyesi Konservatuvarı sanatçılarının, bu Kanuna tâbi kamu idarelerinde ve dış kuruluşlarda belirli bazı hizmetlerde çalıştırılacak personelin de zorunlu hallerde sözleşme ile istihdamları caizdir.
…”
hükmünün birinci paragrafında, sözleşmeli personel tanımı yapılmış, ikinci paragrafında ise bu tanım kapsamına girmemekle birlikte sözleşme ile personel çalıştırılabilecek olan haller ve unvanlar sayılmıştır.
Anılan hüküm kapsamında, “dava adedinin azlığı nedeni ile kadrolu avukat istihdamının gerekli olmadığı yerlerde, sözleşme ile istihdamlarının uygun olduğu belirtilen avukatlara” da yer verildiği ve buradan hareketle, kısmi zamanlı sözleşme ile istihdamları uygun görülerek çalıştırılan “avukatların” birinci paragrafta yer verilen “sözleşmeli personel” tanımına dâhil edilmediği görülmüştür.
Kaldı ki, 2839 sayılı Kanunun “Görevden ayrılmaya ilişkin hükümler” başlıklı 19 uncu maddesinde,
“18 inci madde kapsamına girenlerin ayrılma istekleri en yakın amire verilecek bir dilekçeyle yapılır. Dilekçedeki imzanın sahibine ait olduğu, amir tarafından onanır ve doğruca bağlı bulunduğu bakanlığa veya kuruma derhal gönderilir. Dilekçe sahibine, dilekçenin alındığına dair bir belge ve mertebeler silsilesiyle amirlere de bilgi verilir. Aynı esaslar dairesinde telgrafla da müracaat yapılabilir.
Dilekçenin bakanlığa veya kuruma geldiği tarihten itibaren, en geç on gün içinde ayrılma isteğinin kabul edildiği dilekçe sahibine ve amirlerine tebliğ olunur.
Subay ve astsubayların savaş ve seferberlik hallerindeki ayrılma istekleri hariç olmak üzere, ayrılma hakkını kazanmış olanların, ayrılma istekleri reddedilemez. 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanununun 2 nci maddesinin yedinci fıkrası hükmü saklıdır. Ayrılma istekleri kabul edilen subay ve astsubaylardan milletvekili seçilmemiş olanlar sonradan bu isteklerinden vazgeçemezler ve silahlı kuvvetlere dönemezler.
Ayrılma hakkını kazanmamış olduklarından dolayı, ayrılma istekleri reddedilenler, aday listesine giremezler ve adaylıklarını koyamazlar.
…” hükmüne yer verilerek, görevden ayrılmaya ilişkin şartlar ve prosedürler belirlenmiştir.
Bu şartlar ve prosedürler kapsamında, görevden çekilme ya da ayrılma talebini amirine bildirme görev ve yükümlülüğünün, seçimlerde aday olacak personele bizzat verildiği, ayrılma ya da çekilme taleplerinin amir tarafından kabul edilmemesi halinde aday olunamayacağı, söz konusu onay belgesini arama yükümlüğünün de adaylık başvurusunun yapıldığı mercide olduğu, ancak tüm bu süreçte, personelin bağlı olduğu kamu kurumuna, tarafına herhangi bir ayrılma ya da çekilme başvurusu yapılmış olması durumunda işletilecek olan onay prosedürü dışında herhangi bir görev ya da yükümlülük verilmediği anlaşılmaktadır.
Hukuk Müşavirliği biriminde görev yapmakta olan Avukat ……….’nin 14.06.2019 tarihinde Üniversite Rektörlüğüne hitaben yazdığı dilekçesinde, yerel seçimlerde ………. Belediyesi meclisi üyeliğine seçildiğini ve 01.07.2019 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere Üniversitedeki görevinden istifa ettiğini belirttiği,
Anılan dilekçe üzerine sözleşmesi feshedilen şahsa, 01.07.2019 tarihine kadar çalıştığı süre zarfında hak kazandığı aylık ve vekâlet ücreti ödemelerinin yapıldığı,
görülmektedir.
Dolayısıyla süresi içinde ayrılma ya da çekilme başvurusu yapma sorumluluğu yüklenen personeller arasında kabul edilse dahi, bu edimini ifa etmeden Üniversitedeki görevine devam eden ve sorguya konu ödemeleri alan şahsın üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmemesi nedeniyle oluşan fiili durumdan, kendilerine sorgu tebliğ edilen ve ilgili şahsın adaylığından haberdar olmadıklarını bildiren görevlilerin sorumlu tutulamayacağı açıktır.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve anılan hükümler uyarınca, Üniversitenin hukuk biriminde kısmi zamanlı sözleşmeli personel olarak görev yapmakta iken, 31 Mart 2019 tarihinde yapılan mahalli idareler genel seçimlerinde aday olup, Belediye Meclisi üyesi seçilen Avukat ……….’ye, istifa ettiği 01.07.2019 tarihine kadar “Kısmi Zamanlı Avukatlık Hizmet Sözleşmesi” kapsamındaki çalışmalarının karşılığı olarak yapılan toplam ………. TL tutarındaki ödemenin mevzuata uygun olduğuna ve bu tutar için ilişilecek husus bulunmadığına, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55 inci maddesi uyarınca ilamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.