Tahsil edilemeyen amme alacaklarına ilişkin call-center hizmet bedeli
.................. Belediyesinde tarafından, Belediye alacaklarının tahsiline ilişkin olarak, kısımlara bölünerek ve doğrudan temin usulüyle hizmet satın alımı yapılmak suretiyle Avukat .........................’e “tahsil edilemeyen amme alacaklarına ilişkin call-center hizmet bedeli” adı altında yasal dayanağı olmayan ödemede bulunulması sonucunda ...............TL tutarında kamu zararına neden olunduğu konusuyla ilgili olarak,
Bilindiği gibi 5393 sayılı Kanunun 59 uncu maddesine göre Belediyenin gelirleri,
a) Kanunlarla gösterilen belediye vergi, resim, harç ve katılma payları,
b) Genel bütçe vergi gelirlerinden ayrılan pay,
c) Genel ve özel bütçeli idarelerden yapılacak ödemeler,
d) Taşınır ve taşınmaz malların kira, satış ve başka suretle değerlendirilmesinden elde edilecek gelirler,
e) Belediye Meclisi tarafından belirlenecek tarifelere göre tahsil edilecek hizmet karşılığı ücretler,
f) Faiz ve ceza gelirleri,
g) Bağışlar,
h) Her türlü girişim, iştirak ve faaliyetler karşılığı sağlanacak gelirler,
i) Diğer gelirler
Olarak sıralanmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 1 inci maddesinde, “Devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer’i amme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer alacakları ile, bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümleri tatbik olunur.Türk Ceza Kanunu’nun para cezalarının tahsil şekli ve hapse tahvili hakkındaki hükümleri mahfuzdur.”denilmiştir.
Aynı Kanunun 2 nci maddesinde ise, Kanundaki terimler tanımlanmıştır. Buna göre,
Amme Alacağı terimi, 1 inci ve 2 nci maddeler şümulüne giren alacakları,
Amme Borçlusu (Borçlu) terimi, amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahısları ve bunların kanuni temsilci veya mirasçılarını ve vergi mükelleflerini, vergi sorumlusunu, kefili ve yabancı şahıs ve kurumlar temsilcilerini,
Alacaklı Amme İdaresi terimi, Devleti, vilayet hususi idarelerini ve belediyeleri,
Tahsil Dairesi terimi, Alacaklı amme idaresinin bu kanunu tatbik etmekle vazifeli dairesini, servisini, memur veya memurlarını,
Tahsil Edilemeyen Amme Alacağı terimi, amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir malvarlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını,
İfade etmektedir.
6183 sayılı Kanunun Ödeme zamanı ve önce ödeme başlıklı 37 nci maddesinde de, Amme alacaklarının hususi Kanunlarında belirtilen sürelerde ödeneceği hüküm altına alınmıştır. Bu ödeme müddetinin son günü amme alacağının vadesi günü olarak belirlenmiştir.
Kanunun 54 ve 55 inci maddelerinde ise, vadesinde ödenmeyen amme alacakları için alacaklı amme idaresi tarafından uygulanacak hükümler yer almaktadır. İlgili maddeler aşağıya aynen alınmıştır:
“Cebren tahsil ve şekilleri:
Madde 54 – Ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. Cebren tahsil aşağıdaki şekillerden herhangi birinin tatbiki suretiyle yapılır:
1. Amme borçlusu tahsil dairesine teminat göstermişse, teminatın paraya çevrilmesi yahut kefilin takibi,
2. Amme borçlusunun borcuna yetecek miktardaki mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi,
3. Gerekli şartlar bulunduğu takdirde borçlunun iflasının istenmesi.
Ödeme emri:
Madde 55–Amme alacağını vadesinde ödemiyenlere, 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir "ödeme emri" ile tebliğ olunur.
Ödeme emrinde borcun asıl ve ferilerinin mahiyet ve miktarları, nereye ödeneceği, müddetinde ödemediği veya mal bildiriminde bulunmadığı takdirde borcun cebren tahsil ve borçlunun mal bildiriminde bulununcaya kadar üç ayı geçmemek üzere hapis ile tazyik olunacağı, gerçeğe aykırı bildirimde bulunduğu takdirde hapis ile cezalandırılacağı kayıtlı bulunur.
Ayrıca, borçlunun 114 üncü maddedeki vazifeleri ve bu vazifeleri yerine getirmediği takdirde hakkında tatbik edilecek olan ceza bu ödeme emrinde kendisine bildirilir.
…
Borcunu vadesinde ödemiyenlere ait malları elinde bulunduran üçüncü şahıslardan bu malları 7 gün içinde bildirmeleri istenir.”
Belirtilen mevzuat hükümlerinden anlaşılacağı üzere, borcunu vadesinde ödemeyen amme borçlularına bir “ödeme emri” gönderilerek, borçlarını 7 gün içinde ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları tebliğ edilir. Aksi halde, amme alacağının cebren tahsili ve borçlunun da mal bildiriminde bulunana kadar 3 ayı geçmemek üzere hapis ile cezalandırılması yoluna gidileceği “ödeme emri” nde yer alır.
Diğer taraftan, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 38 inci maddesine göre, belediyenin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmek Belediye Başkanının yetki ve görevleri arasında sayılmıştır. 5018 sayılı Kanunun 38 inci maddesinde ise, kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk ve tahsiliyle yetkili ve görevli olanların ilgili kanunlarda öngörülen tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından sorumlu oldukları hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanunun Mali Hizmetler Birimi başlıklı 60 ıncı maddesinin (e) fıkrasına göre, ilgili mevzuatı çerçevesinde idare gelirlerini tahakkuk ettirmek, gelir ve alacakların takip ve tahsil işlemlerini yürütmek ...................... Belediyesi Mali Hizmetler Müdürlüğünün görevleri arasında yer almaktadır.
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi sonucu ileri sürülen Denetçi iddiasında, vadesi geçmiş amme alacaklarını tahsili için, idarenin mali hizmetler birimi tarafından amme borçlularına “ödeme emri” gönderilmesi ve takiben izlenmesi gereken yasal süreçe ilişkin olarak belediyenin mali hizmetler birimi görevlendirilmiş iken, yeni bir harcama alanı yaratılarak “tahsil edilemeyen amme alacaklarına ilişkin call-center hizmeti” alınmasının mevzuata uygun olmadığı ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 71 inci maddesindeki tanımlamaya göre de, mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılmasının kamu zararı olarak belirlenmesi karşısında, kısımlara bölünerek ve doğrudan temin usulüyle “tahsil edilemeyen amme alacaklarına ilişkin call-center hizmet bedeli” adı altında Belediye Bütçesinden ödeme yapılmak suretiyle ....................TL tutarında kamu zararına yol açıldığı belirtilmiştir.
Ancak, Denetçi tarafından ileri sürülen iddiaların bir kısmı doğru olsa bile, bu tespitlerin tamamına katılmak mümkün görünmemektedir. Öncelikle belirtmek gerekirki, Denetçi Raporunda da belirtildiği üzere, sorgu konusu edilen hizmet alımı işinin, belirtilen mevzuat hükümlerine göre, belediyenin mali hizmetler birimi tarafından yerine getirilmesi gereken hizmetler arasında bulunduğu doğru bir tespittir. Dolayısıyla, mevzuat açısından bir değerlendirme yapıldığında, söz konusu hizmet alımının mevzuatına uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Ancak, yapılan bu harcama ile kamu zararına neden olunduğu iddiasına katılmak ise mümkün görünmemektedir. Yapılan savunmalarda da belirtildiği üzere, ................. Belediyesindeki mevcut memur sayısı ile (Örneğin Mali Hizmetler Müdürlüğü bünyesinde görev yapan İcra Servisinde 4 personel görev yapmaktadır.) çok sayıda borçluya karşı amme alacağının tahsili ile ilgili tüm işlemlerin yerine getirilebilmesinin fiziki olarak mümkün olmaması sebebiyle söz konusu hizmetin satın alma yöntemiyle temini yoluna gidilmiştir. Diğer taraftan, savunma eki olarak gönderilen belgelerden anlaşılacağı üzere, söz konusu hizmet alımının olumlu netice verdiği ve tahsil edilemeyen alacaklarda önemli tutarda tahsilat artışı sağlanarak amaçlanan faydanın sağlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, her nekadar yapılan hizmet alımı ile mevzuata uygun olmayan bir iş yapılmış olsa dahi, kamu zararına neden olunduğu iddiasında bulunmanın mümkün olmadığı, en azından bu kamu zararının hesaplanamayacağı, ortadadır.
Bu itibarla, .................... Belediyesi alacaklarının tahsiline ilişkin olarak, doğrudan temin usulüyle Avukat ......................... ’den tahsil edilemeyen amme alacaklarına ilişkin call-center hizmeti alınması karşılığında Belediye bütçesinden yapılan ....................TL tutarındaki ödeme sonucunda kamu zararı oluşmadığından ilişilecek husus bulunmadığına,
Üye ....................... ve Üye ....................... ’un, “Belediyenin alacaklarına ulaşarak borç ödemelerini hızlandırmak üzere call center hizmeti alımına ilişkin olarak, alınan hizmet bedelinin ödenmesi konusunda, her nekadar hizmet alımı mevzuata aykırı olsada, kamu zararına yol açılmamıştır. Ancak, ilişikli ödeme emri belgelerine ekli doğrudan temin sözleşmelerinden de anlaşılacağı üzere, ödemelerin, çağrı sayısının ......TL ile çarpılarak yapılması gerekirken, birim fiyatlar daha yüksek alınmış ve olması gerekenden yüksek bedeller ödenmiştir. Dolayısıyla, olaya bu açıdan bakıldığında, ortada bir kamu zararı vardır. Ancak, söz konusu rapor maddesinde bu husus işlenmemiştir. Bu itibarla, raporun Denetçisine iade edilerek ek rapor düzenlenmesinin sağlanması gerekir.”,
Üye ........................... ’ın, “.................. Belediyesinde tarafından, Belediye alacaklarının tahsiline ilişkin olarak, kısımlara bölünerek ve doğrudan temin usulüyle hizmet satın alımı yapılması, Denetçi tarafından da ortaya konulduğu üzere, mevzuata aykırıdır. Ancak, bu mevzuata aykırı uygulamada bulunulması neticesinde, yapılan ödemelerin tamamının kamu zararı olduğu iddiasına katılmak mümkün değildir. Kamu zararı varsa bile, hesap edilebilir nitelikte değildir. Bu itibarla, tazmin kararı verilmesi mümkün görünmemektedir. Bu sebebeple, yapılan ödeme ile ilgili olarak, kamu zararı bulunmadığına karar verilmesi ile birlikte, mevzuata aykırı uygulamalara sebep olan sorumlular hakkında gerekli inceleme ve soruşturmanın yapılmasının temini için konunun .......... Bakanlığına yazılması gerekir.”,
Üye ....................... ’in, “Yapılan hizmet alımı mevzuata aykırı olduğundan, Denetçi iddiasına uygun olarak, tazmin kararı verilmesi gerekir.”,
Şeklindeki ayrışık görüşüne karşı oyçokluğuyla karar verildi.