İşgal Harcı
Peşin alınması gereken işgal harcı gelir kaleminin bakiye vermesiyle ilgili olarak,
2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunun 52, 53, 54, 55, 56 ve 57’inci maddelerinde işgal harcı düzenlenmiştir.
Kanunun “İşgal Harcı” bölümünde yer alan “Konu” başlıklı 52’nci maddesinde “Belediye sınırları içinde bulunan aşağıdaki yerlerden herhangi birinin satış yapmak veya sair maksatlarla ve yetkili mercilerden usulüne uygun izin alınarak geçici olarak işgal edilmesi, İşgal Harcına tabidir:
1. Pazar veya panayır kurulan yerlerin, meydanların, mezat yerlerinin her türlü mal ve hayvan satıcıları tarafından işgali,
2. Yol, meydan, pazar, iskele, köprü gibi umuma ait yerlerden bir kısmının herhangi bir maksat için işgali,” hükmü yer almaktadır.
“Harcın ödenmesi” başlıklı 57’nci maddesinde “İşgal harcı belediyelerin yetkili kılacakları memur veya kişilerce makbuz karşılığında tahsil edilir.” hükmü yer almaktadır.
Kanunun “Harçlara ilişkin müeyyideler” başlıklı 99’uncu maddesinde ise “Gerekli harçları tamamen almadan iş gören görevliler, harcın ödenmesinden mükellefler ile birlikte müteselsilen sorumludurlar.” hükmü yer almaktadır.
Mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere pazar yerleri ile ilgili olarak işgal harcı belediye yetkili memurlarının Pazar yerini dolaşarak peşin olarak tahsil etmesi gereken bir harçtır. Harçların tahakkukunun yapılarak sonradan tahsilat yoluna gidilmesi gibi bir usul bulunmamaktadır.
Yapılan incelemede, harçların aşağıda tabloda gösterilen bir kısmının peşin tahsil edilmediği, tahakkuk kayıtlarından anlaşılmıştır.
Sorumlular savunmada, özetle bazı belediyelerin birleştirilmesi, personel yetersizliği ve sehven mükerrer tahakkuk kaydı girilmesi gibi nedenlerle kamu zararı tutarının sorguda belirtilen ..................TL. olmayıp ................. TL olduğunu, bu tutarında tahsil edilebilmesi için pazarcılar odasına yazdıklarını belirtmişlerdir.
Ayrıca sorumlulardan................... işgaliye harcının tahsil edilmesinin sorumlulukları arasında bulunmadığını, tahakkuk ve tahsilat sorumluluğunun 2464 sayılı Belediye gelirler kanunu gereğince mali hizmetler müdürlüğünde olduğu ifade etseler de, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun “Harcın ödenmesi” başlıklı 57’nci maddesinde “İşgal harcı belediyelerin yetkili kılacakları memur veya kişilerce makbuz karşılığında tahsil edilir.”, “Harçlara ilişkin müeyyideler” başlıklı 99’uncu maddesinde ise “Gerekli harçları tamamen almadan iş gören görevliler, harcın ödenmesinden mükellefler ile birlikte müteselsilen sorumludurlar” hükümlerinde açıkça harcın makbuz karşılığında peşin olarak alınacağı ve bunu almayanların mükellefle birlikte müteselsilen sorumlu oldukları belirtildiğinden ve pazaryerlerinde de işgali belirlemek ve yasal olarak gereğini yapmak zabıta müdürlüğünün görev ve sorumluluğunda olduğundan bu konuda mali hizmetler müdürlüğünün bir sorumluluğu bulunmayıp, zabıta müdürlüğünün sorumlu olduğu değerlendirildiğinden savunmaya katılmak mümkün görülmemiştir.
Bu itibarla, peşin alınması gereken işgal harcı gelir kaleminin bakiye vermesi sonucunda oluşan ..................TL kamu zararıyla ilgili olarak, savunmada yapılan açıklamalar doğrultusunda .................. TL’sinin yılı içinde ödendiği anlaşıldığından ilişilecek bir husus bulunmadığına, kalan ................ TL kamu zararının, yukarıda yapılan açıklamalar gereği muhasebe yetkilisinin sorumluluk tablosundan çıkartılarak görev yaptığı döneme ilişkin olduğundan ...................’ a tek başına ödettirilmesine,
Üye.................’ ın “ Sorumlular savunmada belediyelerin birleştirildiğini ve bu nedenle de tahakkuk işlemlerinde mükerrerlikler olduğunu, kayıtların sağlıklı olmadığını ifade etmişlerdir. 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesine göre kamu zararından bahsedilebilmesi için oluştuğu düşünülen zararın rakamsal olarak kesin ve net bir değer olarak hesaplanabilmesi gereklidir. Ancak somut olayda belediyelerin birleşmesi nedeniyle tahakkuk kayıtlarında mükerrerlikler olduğu ve kayıtların düzenli olmadığı anlaşıldığından kesin ve net bir kamu zararı tutarından bahsedebilmek mümkün değildir. Bu nedenle sorumlular ile oluştuğu düşünülen kamu zararı arasında birebir illiyet bağı kurulamadığından ilişilecek bir husus bulunmamaktadır” şeklindeki ayrışık görüşüne karşı oy çokluğuyla karar verildi.