Sosyal denge tazminatı
........ Belediye Başkanlığı ile ......... Sendikası (.......SEN) arasında 02.03.2012 tarihinde imzalanan Sosyal Denge Sözleşmesinde unvanlar itibariyle belirlenen tavan tutarların, mevzuata aykırı bir şekilde ek protokollerle değiştirilmesi neticesinde .............TL kamu zararına sebebiyet verildiği hususu ile ilgili olarak,
Uluslararası Çalışma Örgütünün değişik tarihlerde gerçekleştirdiği Genel Konferanslarında kabul edilen ve Türkiye Büyük Millet Meclisince de birer kanunla onaylanmasının uygun bulunması üzerine tasdik edilen sözleşmelerle, kamu hizmetlerinde çalışanların örgütlenme hakkı ve istihdam koşullarının belirlenme yöntemleri konularında bazı hakların sağlanması yoluna gidildiği görülmektedir. Her ne kadar Anayasamızın 90. maddesinin son fıkrası uyarınca, usulüne uygun olarak yürürlüğe konmuş uluslararası antlaşmalar kanun hükmünde olup bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurulamamakta ise de, söz konusu sözleşme ile sağlanan hakların hayata geçirilmesi, ancak bu husustaki mevzuat hükümlerinde gerekli değişikliklerin yapılması ve uygulama esaslarının belirlenmesi halinde mümkün olabilecektir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Toplu İş Sözleşmesi ve Sözleşme Hakkı” başlıklı 53 üncü maddesinde, “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.
Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir. Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler. Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir. Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir” hükümleri yer almaktadır.
Anayasanın mezkur 53 üncü maddesi doğrultusunda, 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 15 inci maddesinde, “Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir” denilmektedir.
4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun “Mahalli İdarelerde Sözleşme İmzalanması” başlıklı 32 nci maddesinde “27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir…” denilmekle birlikte aynı Kanunun Geçici 14 üncü Maddesinde “15/03/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzer adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde, üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz” hükümlerine yer verilmiştir.
Buradaki düzenleme ile idarelere, yeni yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, daha önceki sözleşmeler ile sağlanan aylık ödemenin altında kaldığı durumlarda, 31.12.2017 tarihine kadar idarelerin uygulayacakları sözleşmelerde, 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşmeye göre ödenen ortalama aylık tutarın tavan aylık olarak esas alınabileceği yetkisi verilmiştir. Sonra yapılan sözleşmedeki tavan tutar, önceki sözleşmede öngörülen ortalama kazançtan daha düşük ise, bu durumda idarelerin, 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşmeye göre ödenen, ortalama aylık tutarı tavan olarak esas alabilme yetkisi bulunmaktadır. Başka bir deyişle, 31.12.2017 tarihine kadarki dönemde, 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşmede unvanlar itibariyle ilgili personele ödenen meblağın altına inilmeyebileceği yetkisi, personele yapılan önceki ödemeler kadar ödeme yapma konusunda idarelere takdir hakkı tanınmıştır. Sorumluların savunmalarında da göz önünde bulundurulmasını istedikleri bu ifadelerde, idarelere tanınan takdir hakkı, 11.04.2012 tarihi itibariyle personele ödenen ortalama aylık kadar ödeme yapılmasını, yani genel toplu sözleşmede belirtilen tavan ile bağlı kalmaksızın, o dönemde sözleşmede belirtilen tutar ne ise (herhangi bir sözleşme veya protokol ile artırılmaksızın) onun ödenmesini ifade etmektedir. Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar çerçevesinde, Yerel Yönetimlerin 11.04.2012 tarihi itibariyle yürürlükte olan sosyal denge tazminatı ödenmesine ilişkin sözleşmeleri, 31.12.2017 tarihinden önce sona ermekte ise ve söz konusu sözleşmelerdeki aylık ortalama sosyal denge tazminatı ödemeleri, genel toplu sözleşmede belirtilen tazminat tavanından yüksek ise bu tarihten önce sözleşmenin feshedilmesi halinde, önceki sözleşmedeki ödemelere devam edilebilecektir. Bununla birlikte, sözleşmelerin 31.12.2017 tarihinden önce sona ermesi, karşılıklı olarak feshedilmesi veya hangi şekilde olursa olsun yeni mali hükümler getirilmek suretiyle yenilenmesi veya güncellenmesi halinde, yeni sözleşmede (önceki sözleşmede, toplu sözleşme tavanından daha yüksek ödemeler öngörüldüğü halde) bir önceki sözleşmedeki aylık ortalama ödemelerin (yeni hükümler ihdas edilmek suretiyle) artırılması mümkün değildir.
4688 sayılı Kanunun Geçici 14 üncü maddesinde, sorumluların savunmalarında belirtildiği gibi, sözleşmenin varlığı durumunda, sözleşme hükümlerinin ek protokoller ile değiştirilemeyeceği yönünde bir hüküm olmamakla birlikte, yine sözleşme hükümlerinin anlaşma tutanağı, mutabakat zaptı veya uzlaşma belgesi ile değiştirilemeyeceği yönünde hükümler de bulunmamaktadır. Bir sözleşmenin hükümleri hangi ad altında olursa olsun, tarafların karşılıklı anlaşmaları ve imzaları sonucunda değiştirilirse, söz konusu değişiklikler yeni sözleşme niteliği taşımaktadır. Protokol lafzının sözleşmeden farklı bir kavram ifade ettiği yönünde bir açıklama yapılmasının Toplu Sözleşme Mevzuatı açısından herhangi bir anlamı bulunmamaktadır.
....... Belediye Başkanlığı ile ........Sendikası (........SEN) arasında memur ve sözleşmeli personelin haklarını düzenleyen sözleşme 01.03.2012 - 31.12.2015 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 02.03.2012 tarihinde imzalanmıştır. Sözleşmenin uygulamaya başlanmasından sonra 30.10.2012 tarihinde Ek Protokol-1, 01.05.2014 tarihinde Ek Protokol-2, 01.01.2015 tarihinde Ek Protokol-3 ve 16.06.2015 tarihinde Ek Protokol-4 imza altına alınarak söz konusu sözleşmenin mali hükümleri değiştirilmiştir. 02.03.2012 tarihinde imzalanan söz konusu sözleşmede öngörülen ödemelerin aylık ortalaması, toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın üzerinde olsa bile, sözleşmede öngörülen ödemeler 4688 sayılı Kanunun Geçici 14 üncü maddesi gereği geçerliliğini korumaktadır. Ancak aynı madde gereğince, nihayet Belediye ile Sendika Temsilcisi arasında imzalanan Ek Protokol-3 ve Ek Protokol 4 ile, hali hazırda genel toplu sözleşme tavanından yüksek olan ödemelerin, daha da artırılması mümkün değildir.
Yine 4688 sayılı Kanun uyarınca Belediyeler ile Sendikalar arasında imzalanan Sosyal Denge Tazminatı Ödenmesine ilişkin sözleşmelerin, zamanla uygulanamaz hale geleceği ve personele yapılan ödemelerin zamanla Genel Toplu Sözleşme tavanının altında kalması mevzuatın öngördüğü bir husus değildir. Zira mezkur Geçici 14 üncü madde, maddenin yürürlüğe girdiği tarihte geçerli olan Sosyal Denge Tazminatı sözleşmelerindeki tutarları koruma altına almış olup, bu tutarlardan bağımsız olarak, idarelerin her Genel Toplu Sözleşme dönemi için, Kanunun 32 inci maddesi çerçevesinde, yine genel toplu sözleşmede belirtilen tavan tutar kadar ödeme yapmayı sözleşmeye bağlama yetkileri bulunmaktadır.
5393 sayılı Belediye Kanunun “Belediye Başkanı” başlıklı 37 nci maddesinde Belediye Başkanının belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisi olduğu ifade edilmiştir. Bu hükümden hareketle Belediye Başkanı veya onun yetkili kıldığı Başkan Yardımcısının imzaladığı sosyal denge tazminatı ödenmesine ilişkin sözleşme, temsilcisi olduğu idare için bağlayıcılık taşımakta olduğundan, mevzuata aykırı hükümler içeren sözleşmeyi imzalayan Üst Yönetici Belediye Başkanının veya yetkili Başkan Yardımcısının oluşan kamu zararından dolayı sorumluluğu bulunmaktadır. Bununla birlikte, 2015 yılı Sosyal Denge Tazminatı ödemelerindeki tutarlara dayanak teşkil eden Ek Protokol-3 ve Ek Protokol-4’te imzası bulunmayan Üst Yönetici (Belediye Başkan Yardımcısı) ...............’in sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmıştır. Buna paralel olarak, mezkur protokolleri imzalayan Belediye Başkan Yardımcısı ............’un, sorumlu olmadığına ilişkin savunmasının kabulü mümkün değildir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Harcama Talimatı ve Sorumluluk” başlıklı 32 nci maddesinde, “…
Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur” hükmü yer almaktadır. Söz konusu hüküm doğrultusunda, Harcama Yetkililerinin ödemeler ile ilgili bütçe, ödenek, harcama talimatının düzenlenmesi ve sair usule ilişkin hususlar doğru olsa bile harcama talimatının mevzuata uygun olmasını temin etme zorunluluğu ve sorumluluğu bulunmaktadır. Bu doğrultuda, 31.12.2005 tarih ve 26040 sayılı Resmi Gazete yayınlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Ön Mali Kontrolün Kapsamı” başlıklı 10 uncu maddesinde,
“Ön malî kontrol görevi, idarelerin yönetim sorumluluğu çerçevesinde, harcama birimleri ve malî hizmetler birimi tarafından yerine getirilir.
Ön malî kontrol, harcama birimleri tarafından yapılan kontroller ile malî hizmetler birimi tarafından yapılan kontrollerden oluşur. Malî hizmetler birimi tarafından yapılacak ön malî kontrol, Usul ve Esaslarda belirtilen kontroller ile idarelerce yapılacak düzenlemeler çerçevesinde bu birim tarafından yapılması öngörülen kontrollerden meydana gelir.
Gelir, gider, varlık ve yükümlülüklere ilişkin malî karar ve işlemler, harcama birimleri ve malî hizmetler birimi tarafından idarenin bütçesi, bütçe tertibi, kullanılabilir ödenek tutarı, ayrıntılı harcama veya finansman programları, merkezi yönetim bütçe kanunu ve diğer malî mevzuat hükümlerine uygunluk yönlerinden kontrol edilir. Malî karar ve işlemler harcama birimleri tarafından kaynakların etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde kullanılması açısından da kontrol edilir” hükümleri yer almaktadır. Söz konusu yönetmeliğin üçüncü fıkrasında yer alan mali karar ve işlemlerin merkezi yönetim bütçe kanunu ve diğer mali mevzuat hükümlerine uygunluk yönünden kontrolü, harcama birimlerine verilen bir sorumluluktur ve bu sorumluluk harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin üzerindedir.
Aynı Yönetmeliğin “Ön Mali Kontrolün Niteliği” başlıklı 11 inci maddesinde, “…
Malî karar ve işlemlerin ön malî kontrole tâbi tutulması ve ön malî kontrol sonucunda uygun görüş verilmiş olması, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz” hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu hüküm 5018 sayılı Kanun ve İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Harcama Yetkililerine verilen sorumluluğu pekiştiren bir düzenlemedir.
Netice itibariyle Harcama Yetkililerinin, mevzuata aykırı olarak imza edilen sözleşmenin uygulanmasına ilişkin harcama talimatı ile ilgili sorumluluğu mevcuttur.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Kamu Zararı” başlıklı 71. maddesinde, “Kamu zararı, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde,
a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,
b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması,
c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,
d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,
e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,
f) (Mülga:22/12/2005-5436/10 md.)
g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,
Esas alınır” hükümlerine yer verilmiştir.
İdare ile sendika arasında imzalanan sözleşme hükümlerinin, mevzuata aykırı olarak ek protokoller ile değiştirilmesi sonucunda, memurlara yapılan ödemeler, yukarıda belirtilen maddenin (g) bendinde hüküm altına alınan mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması kapsamında kamu zararını ifade etmektedir.
Son olarak, duruşmaya katılan sorumluların Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu, .....tarih ve ......sayılı kararı gereği, söz konusu ödemelerin personelin maaşlarından kesilmesi halinde, personelin bu ödemeleri idari yargıda geri alabileceği yönündeki savunmalarıyla ilgili olarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Sayıştay” başlıklı 160’ıncı maddesinde,
“Sayıştay, merkezî yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarının bütün gelir ve giderleri ile mallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlemek ve sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak ve kanunlarla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmakla görevlidir. Sayıştay’ın kesin hükümleri hakkında ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler. Bu kararlar dolayısıyla idarî yargı yoluna başvurulamaz.
Vergi, benzeri malî yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay kararları arasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararları esas alınır.
Mahallî idarelerin hesap ve işlemlerinin denetimi ve kesin hükme bağlanması Sayıştay tarafından yapılır.
…” hükümleri yer almaktadır.
6085 sayılı Sayıştay Kanununun 5 inci maddesinde ise Sayıştay’ın Görevleri,
“a) Kamu idarelerinin mali faaliyet, karar ve işlemlerini hesap verme sorumluluğu çerçevesinde denetler ve sonuçları hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisine doğru, yeterli, zamanlı bilgi ve raporlar sunar.
b) Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin, gelir, gider ve mallarına ilişkin hesap ve işlemlerinin kanunlara ve diğer hukuki düzenlemelere uygun olup olmadığını denetler, sorumluların hesap ve işlemlerinden kamu zararına yol açan hususları kesin hükme bağlar.
c) Genel uygunluk bildirimini Türkiye Büyük Millet Meclisine sunar.
ç) Kanunlarla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini yapar” olarak sayılmıştır. Gerek Anayasamız gerekse Sayıştay Kanunu kapsamında, Sayıştay yargısının, idari yargılamaya ilişkin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 2575 sayılı Danıştay Kanunu ve 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Danıştay’ın ve İdare Mahkemelerinin münferit olaylarda verdikleri kararlar, o uyuşmazlıklara münhasır olup, bu kararların Sayıştay Denetimi ve Sayıştay Yargısı açısından herhangi bir bağlayıcılığı yoktur. Anayasamızın amir hükmü gereği Sayıştay yargısında Danıştay kararlarının esas alınma zorunluluğu yalnızca vergi, benzeri mali yükümlülükler ve ödevler hakkındaki kararlar ile ilgilidir. Kaldı ki yine Anayasamızda Sayıştay’ın kesinleşmiş kararları hakkında idari yargı yoluna başvurulamayacağına da hükmedilmiştir.
Ayrıca yine 6085 sayılı Sayıştay Kanununun “Sorumlular ve Sorumluluk Halleri” başlıklı 7 nci maddesinin (3) üncü fıkrasında, “Sorumlular, mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri ile illiyet bağı kurularak oluşturulan ilamda yer alan kamu zararından tek başlarına veya birlikte tazmin ile yükümlüdür” hükmü yer almakta olup, “İlamların İnfazı” başlıklı 53 üncü maddesinde aynen,
(1) Sayıştay ilamları kesinleştikten sonra doksan gün içerisinde yerine getirilir. İlam hükümlerinin yerine getirilmesinden, ilamların gönderildiği kamu idarelerinin üst yöneticileri sorumludur.
(2) İlamlarda gösterilen tazmin miktarı hüküm tarihinden itibaren kanuni faize tabi tutularak, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre tahsil olunur”
Söz konusu mevzuat uyarınca, Sayıştay Yargılama Dairelerince verilen tazmin kararı, ödemelerden yararlanan ahizler adına değil, ödemelerden sorumlu olanlar adına verilmektedir. Yani, söz konusu ödemeler ahizleri tarafından, Danıştay İçtihatları gereği geri alınabilse bile, bu husus Sayıştay Yargısı açısından sorumlular üzerindeki tazmin hükmünü kaldırmayacaktır ve tazminine hükmolunan kamu zararı, 6085 sayılı Kanunun 7 ve 53 üncü maddeleri gereği sorumlularının malvarlığı üzerinden takip edilecektir.
Bu itibarla, ...... Belediye Başkanlığı ile ......Sendikası (.........SEN) arasında 02.03.2012 tarihinde imzalanan Sosyal Denge Sözleşmesinde unvanlar itibariyle belirlenen tavan tutarların, mevzuata aykırı bir şekilde ek protokollerle değiştirilmesi neticesinde oluşan .........TL kamu zararı ile ilgili olarak,
Ödemelere dayanak teşkil eden protokollerde imzası bulunmayan Belediye Başkanı ...........’in sorumluluğunun bulunmadığına,
Oluşan .........TL kamu zararının,
.........TL’sinin Harcama Yetkilisi (Strateji Geliştirme Müdürü) ............., (Plan ve Programlar Birim Sorumlusu) ...........ve Üst Yönetici (Belediye Başkanı) ........’a,
........ TL’sinin Harcama Yetkilisi (Strateji Geliştirme Müdürü) ..........., Gerçekleştirme Görevlisi (Strateji Geliştirme Bölüm Sorumlusu) .........ve Üst Yönetici (Belediye Başkanı) ...........’a,
.........TL’sinin Harcama Yetkilisi (Yapı Kontrol Birim Sorumlusu) ........., Gerçekleştirme Görevlisi (Yapı Kontrol Birim Sorumlusu) ........ve Üst Yönetici (Belediye Başkanı) ..........'a,
....Müştereken ve müteselsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 53 üncü maddesi gereği işleyecek faizleriyle ödettirilmesine, anılan Kanunun 55 inci maddesi uyarınca işbu İlamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.