Belediye tarafından nikah akdi yaptıran kişilerden nikah ve salon ücreti alınmaması
……………….. Belediyesi tarafından nikâh akdi yaptıran bazı kişilerden nikâh ve salon ücreti alınmaması sonucunda ………………. TL kamu zararına sebebiyet verildiği hususu ile ilgili olarak,
………….. Belediye Meclisi tarafından alınan …………. tarihli ve …………… sayılı kararda nikah akitlerinden alınacak ücret ve bu ücretten muaf tutulacak kişiler belirlenmiştir. Söz konusu kararda belediye personeli ve meclis üyelerinden ücret alınmayacağı belirtilmiştir.
4736 sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Ürettikleri Mal ve Hizmet Tarifeleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 1’inci maddesinde belediyelerinde içinde bulunduğu kamu kurum ve kuruluşlarınca üretilen mal ve hizmet bedellerinde işletmecilik gereği yapılan ticari indirimler hariç herhangi bir kişi veya kuruma ücretsiz veya indirimli tarife uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır.
Mezkûr Kanunun 1 inci maddesinin diğer fıkralarında 1 inci fıkra hükmünün istisna ve muafiyetleri sayılmış, 6 ncı fıkrasında ise Bakanlar Kurulunun 1 inci fıkra hükmünden muaf tutulacak kişi veya kurumları tespit etmeye yetkili olduğu belirtilmiştir. Görüldüğü üzere herhangi bir mal veya hizmetin bazı kişi veya kurumlara indirimli veya ücretsiz sunulabilmesi ancak Kanunda belirtilen durumlarda ve Bakanlar Kurulu Kararları tanınan muafiyetlerle mümkündür.
Mezkûr Kanunun yayımından sonra değişik tarihlerde muafiyet öngören birçok Bakanlar Kurulu Kararı yayımlanmıştır. Ancak bu kararlarda belediye personeline ve meclis üyelerine muafiyet tanınabileceğine, bu kişilere ücretsiz veya indirimli ücret sunulabileceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır.
Sonuç olarak Bakanlar Kurulu kararı ile tanınan bir muafiyet olmadan Belediye’ye ait bir salonun ücretsiz olarak tahsisi mümkün olmadığı gibi Belediye tarafından sunulan bir hizmetten kendi personeli ve meclis üyeleri olsa dahi ücret alınmaması mümkün değildir.
Savunmada kesinleşen meclis kararının Sayıştay denetimde olmadığı iddia edilmiştir. Belediye meclisi kararlarının nasıl kesinleşeceği 5393 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinde belirtilmiştir. Bu madde de belediye meclisi kararının kesinleşme süreci anlatılmıştır. Ancak 5018, 6085, 5393 sayılı Kanunlar ile Anayasaya incelendiğinde bu iddianın yersiz olduğu görülecektir.
5393 sayılı Kanunun 55 inci maddesinde,
“Belediyelerde iç ve dış denetim yapılır. Denetim, iş ve işlemlerin hukuka uygunluk, malî ve performans denetimini kapsar.
İç ve dış denetim 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu hükümlerine göre yapılır…” hükümleri mevcuttur.
5018 sayılı Kanunun 68 inci maddesinde ise hesapların kesin hükme bağlanmasının genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin gelir, gider ve mal hesapları ile bu hesaplarla ilgili işlemlerinin yasal düzenlemelere uygun olup olmadığına karar verilmesi olduğu belirtilmiştir.
5018 sayılı Kanunun 8 inci maddesinde her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanların, kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumludur ve yetkili kılınmış mercilere hesap vermek zorunda olduğu belirtilmiştir.
Dolayısıyla 5393 sayılı Kanun gereği ücret tarifelerini belirlemek görevi belediye meclisine verildiğinden kamu kaynaklarının elde edilmesinden ve kullanılmasından kendilerine verilmiş görevlerden dolayı belediye meclisi görevli ve yetkilidir.
Sorumlular savunmalarında ayrıca 2464 sayılı Kanunun 97 nci maddesinde belediye meclisine verilen yetkinin kapsamının aynı madde ile belirlenmediğinden bahsetmişlerdir. Ancak gerek 5393 sayılı Belediye Kanunu, gerekse diğer Kanunlarda meclisin yetkileri belirlenmiş olup, meclis ancak kendine verilen yetki çerçevesinde karar alabilir. Meclis kanunla kendisine yetki verilmeyen bir konuda karar alamayacağı gibi, kanuna aykırı karar da alamaz. Kanuna aykırı karar alınması durumunda alınan karar geçersiz olacağı gibi, alınan kararın sonuçlarından karar alanların sorumlu olacakları açıktır. Dolayısıyla mezkûr Kanun ile belediye meclisine verilen yetki sınırsız olmayıp diğer Kanunlar da yer alan düzenlemelere aykırı olarak kullanılmaması gerektiği açıktır.
Sorumluların savunmalarında ilçe Kaymakamının meclis kararına itiraz etmemesi nedeniyle kamu zararından sorumlu tutulması gerektiğini iddia etmişlerdir. Ancak mülki idare amirlerinin belediye meclis kararlarının yargı yolu ile iptaline imkan tanıyan 5393 saylı Kanununun 23. Maddesinin 5. Fıkrası, Anayasa Mahkemesince ......tarihli ve E.:......, K.: .... sayılı Kararı ile “Mülkî idare amiri hukuka aykırı gördüğü kararlar aleyhine idarî yargıya başvurabilir.' biçimindeki kuralın, merkezi idarece Anayasa'nın 127 inci maddesinde çizilen çerçeve içinde kullanılması gereken, idarenin bütünlüğü ilkesinin gerektirdiği bir vesayet yetkisini içermediği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 123 ve 127 inci maddelerine aykırıdır.” gerekçesi ile iptal edilmiştir. Dolayasıyla, sorumluların Belediye meclislerinin almış olduğu kararların merkezi hükümetin temsilcisi niteliğindeki Kaymakamlık onayından sonra yürürlüğe girdiği yönündeki iddiası yasal dayanaktan yoksun bulunmaktadır.
Yapılan incelemede………………. Belediyesi tarafından …………….Belediye Meclisinin ………….. tarihli ve …………. kararına dayanılarak nikâh akdi yaptıran bazı kişilerden nikâh ve salon ücreti alınmamasının mevzuat hükümlerine uygun olmadığı açıktır. Nikâh ve salon ücreti alınmaması sonucu belediye adına bir gelirden vazgeçilerek kamu zararına sebebiyet verilmiştir. Doğan kamu zararından ilgili belediye meclis kararında imzası bulunan belediye meclis üyeleri ile başvuruları onaylayan gelir gerçekleştirme görevlileri sorumludur. Ancak nikah ve salon gelirleri 5393 sayılı Kanunun 59 uncu maddesi kapsamında sayılan gelirlerden olmadığından belediye başkanının söz konusu geliri takip zorunluluğu bulunmadığından, ortaya çıkan kamu zararından sorumlu olmadığı değerlendirilmiştir.
Bu itibarla, …………. Belediyesi nikâh akdi yaptıran bazı kişilerden nikâh ve salon ücreti alınmaması sonucunda oluşan toplam ………….. TL kamu zararının,
……… TL’sinin ………………., ………………. ile ………………,…………………….,……………….,……………,…………..’a
……… TL’sinin ………………., ………………. ile ………………,…………………….,……………….,……………,…………..’a
……………..
Müştereken ve müteselsilen,
6085 sayılı Sayıştay Kanununun 53 üncü maddesi gereği işleyecek faizleri ile ödettirilmesine anılan Kanunun 55 inci maddesi uyarınca iş bu ilamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.
Azınlık Görüşü
Daire Başkanı ………….’nın karşı oy gerekçesi,
“Belediye meclis kararı ile istisnalar getirilerek bazı kişilerden nikah ve salon ücreti alınmaması sonucu belediye gelirlerinden vazgeçmek suretiyle kamu zararına sebebiyet verilmiş olup, doğan kamu zararından her türlü belediye gelirini takiple görevli Belediye Başkanının da sorumluluğa dahil edilmesi gerekmektedir.”
Üye ………….’in karşı oy gerekçesi,
“Usulüne uygun alınmış meclis kararını uygulamaktan dolayı işlemi onaylayan gelir gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğu bulunmamakta olup doğan kamu zararından yalnızca kararı onaylayan belediye meclis üyeleri sorumludur.”