Sosyal denge
……………………. Belediyesi ile ………………………. Sendikası (…………………) arasında 01.01.2018-01.01.2019 döneminde geçerli olmak üzere imzalanan toplu iş sözleşmesine istinaden Belediye tarafından sözleşmeli olarak çalışan personele ilgili kanuni düzenlemelerde öngörülen parasal sınırların üzerinde sosyal denge tazminatı ödenmesi suretiyle ………………………. TL kamu zararına sebebiyet verildiği hususu ile ilgili olarak,
Uluslararası Çalışma Örgütünün değişik tarihlerde gerçekleştirdiği Genel Konferanslarında kabul edilen ve Türkiye Büyük Millet Meclisince de birer kanunla onaylanmasının uygun bulunması üzerine tasdik edilen sözleşmelerle, kamu hizmetlerinde çalışanların örgütlenme hakkı ve istihdam koşullarının belirlenme yöntemleri konularında bazı hakların sağlanması yoluna gidildiği görülmektedir. Her ne kadar Anayasamızın 90 ıncı maddesinin son fıkrası uyarınca, usulüne uygun olarak yürürlüğe konmuş uluslararası antlaşmalar kanun hükmünde olup bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurulamamakta ise de, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 7 nci maddesine göre “Yasama yetkisi” Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir ve bu yetki devredilemez. Anayasa’nın 128 inci maddesinde ise memurların ve diğer kamu görevlilerinin niteliklerinin, atanmalarının, görev ve yetkilerinin, hakları ve yükümlülüklerinin, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır. 08.08.1951 tarih ve 5834 sayılı yasayla onaylanması uygun bulunan ve 14.08.1951 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 98 no.lu ILO sözleşmesinde, çalışanlara toplu pazarlık ve toplu sözleşme hakkı getirilmiştir; ancak çalışanlara tanınacak mali hakların sözleşme ile serbestçe belirlenebileceği ve imzalanacak bu sözleşmenin de normlar hiyerarşisine göre Kanun hükümlerinin üzerinde olacağına dair bir hüküm yer almamaktadır. Anayasa’nın 90 ıncı maddesi bir Anayasa hükmü olduğu gibi 128 inci maddesi de bir Anayasa hükmüdür. Dolayısıyla her iki hükmün beraber değerlendirilerek memurlara toplu sözleşme hakkı verilmekle birlikte; memurlar adına yapılacak sözleşmelerde yine kanunlarla belirlenen usul ve esaslara uyması gerekmektedir.
Diğer taraftan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Toplu İş Sözleşmesi ve Sözleşme Hakkı” başlıklı 53 üncü maddesinde; “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.
Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir. Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler. Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir. Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir”
hükmü yer almaktadır.
Anayasanın mezkur 53 üncü maddesi doğrultusunda 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek 15 inci maddesinde, “Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir.”
denilmektedir.
4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun “Mahalli İdarelerde Sözleşme İmzalanması” başlıklı 32 nci maddesinde “27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir…”
denilmekle birlikte,
Mezkur Kanun'un Geçici 14 üncü maddesinde “15/03/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzer adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir. Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz”
hükümlerine yer verilmiştir.
Bununla birlikte 25.08.2017 tarih ve 30165 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2018 ve 2019 Yıllarını Kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşme” nin yerel yönetim hizmet koluna ait düzenlemeleri içeren dördüncü bölümünün 1 inci maddesinde; “Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine, 4688 sayılı Kanunun 32'nci maddesinde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde ödenebilecek sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarı en yüksek devlet memuru aylığının (Ek gösterge dahil) %100'üdür.” denilmekte, 7 nci maddesinde ise; "4688 Sayılı Kanunun geçici 14 üncü maddesinde yer alan “31.12.2015” ibaresi “31.12.2019” şeklinde uygulanır”
denilmektedir.
Buna göre, 15.03.2012 tarihinden önce bir sözleşme imzalanmışsa bu sözleşme, süresi bitinceye kadar geçerli olacaktır. Söz konusu sözleşmenin çeşitli sebeplerle 31.12.2019 tarihinden önce sona ermesi durumunda 31.12.2019 tarihine kadar yeni bir sözleşme imzalanabilecek, ancak eski sözleşmede unvanlar itibariyle belirlenen tutarın 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’na göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmesi durumunda bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte yani 11.04.2012 tarihinde uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilecektir. Başka bir deyişle, 31.12.2019 tarihine kadar ki dönemde, yenilenen sözleşme ile ilgili personele ödenen meblağ, toplu sözleşme ile belirlenen tavan tutardan yüksek ise, yüksek olan bu tutarların artırılması mümkün değildir. Diğer taraftan aynı dönemde, bir önceki sözleşmede öngörülen sosyal denge tazminatı tutarı, yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutardan düşük ise, bu defa yeni yapılacak sözleşmede öngörülebilecek en yüksek tutar, toplu sözleşmede belirlenen tavan tutar kadar olabilecektir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden anlaşılacağı üzere 375 sayılı KHK’nın ek 15 inci maddesi ile belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında görev yapan kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebileceği hüküm altına alınmıştır. Söz konusu tazminatın hangi usul ve esaslar çerçevesinde ödeneceği ise 4688 sayılı Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde ve aynı Kanuna istinaden yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçememek üzere söz konusu idareler ile bu idarelerde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında yapılacak sözleşme ile belirlenmektedir.
Anılan Kanuna istinaden yapılan 2018 ve 2019 yıllarını kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşmede sosyal denge tazminatının aylık tavan tutarı en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dâhil) %100’ü olarak belirlenmiştir.
Ancak bahse konu Kanun’un geçici 14 üncü maddesindeki düzenleme ile yeni yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın daha önceki sözleşmeler ile sağlanan aylık ödemenin altında kaldığı durumlarda, bahse konu maddenin yürürlüğe giriş tarihi olan 11.04.2012 tarihinde uygulanmakta olan sözleşmeye göre hesaplanan ortalama aylık tutarın tavan aylık olarak esas alınabileceği yetkisi idarelere verilmiştir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda; …………………. Belediyesinin 14.04.2011 tarihinde ………………………. ile Sosyal Denge Sözleşmesi imzaladığı anlaşılmış olup söz konusu sözleşmenin “Mali Haklar” bölümünün;
“Her Ayın 15’inci günü …………………….. üyesi sözleşmeli memur olarak çalışanların halen almakta oldukları aylıklarına ilaveten her ay net …………………. TL ödenir.
8 Mart Dünya Emekçiler Bayramında …………………….. üyesi sözleşmeli memur olarak çalışanlara …………………… TL nakdi yardım yapılır.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramında ……………….. üyesi sözleşmeli memur olarak çalışanlara ……………………TL nakdi yardım yapılır.
2013 ve 2014 yıllarında tüm mali haklara %15 iyileştirme yapılır.”
şeklinde bağıtlandığı anlaşılmıştır.
01.01.2018-01.01.2019 dönemini kapsayan güncel Sosyal Denge Sözleşmesinin mali haklar bölümünün ise;
“Her Ayın 15’inci günü ………………………. üyesi sözleşmeli memur olarak çalışanların halen almakta oldukları aylıklarına ilaveten her ay net …………………… TL ödenir.
Çalışanlara her yıl 15 Mayıs’ta net …………………… TL giyecek yardımı yapılır.
Yılda bir kez 15 Kasım’da net ……………………. TL yakacak yardımı yapılır.”
şeklinde düzenlendiği görülmüştür.
11.04.2011-14.04.2014 dönemlerini kapsayan 14.04.2011 tarihli eski sözleşmeye göre alınabilecek tutar (2012 Yılından Önceki Sözleşmede Yer Alan Ödeme Kalemleri tablosunda görüleceği üzere) 345,67 TL’dir. Bu tutar en yüksek devlet memuru aylığının altında olduğundan sözleşmeli personele en fazla en yüksek devlet memuru aylığı kadar ( 01.01.2018-30.06.2018 tarihleri arasında aylık brüt 1.031,22-TL (9500*0,108550) ve 01.07.2018-31.12.2018 tarihleri arası ise aylık brüt 1.120,43-TL (9500*0,117940) sosyal denge tazminatı ödemesi yapılabilecektir.
Diğer taraftan, 375 sayılı KHK’nın Ek 15 inci maddesinde; sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarının, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçemeyeceği belirtilmiştir. Sosyal denge tazminatının aylık tavan tutarının hesabında, Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2018 ve 2019 Yıllarını Kapsayan Dördüncü Dönem Toplu Sözleşme’nin, yerel yönetim hizmet koluna ilişkin düzenlemeleri içeren dördüncü bölümünün 1 inci maddesinde belirlenen en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %100’ünün esas alınması gerekmekle birlikte; 4688 sayılı Kanun’un Geçici 14 üncü maddesi hükmü çerçevesinde 15.03.2012 tarihinden önce imzalanan bir sözleşmenin varlığı halinde eğer bu sözleşmede personele ödenen ortalama aylık tutar, toplu sözleşme ile belirlenen tavan tutardan yüksek ise tavan tutar olarak sözleşmede belirlenen ortalama aylık tutar esas alınabilecektir. Nitekim Kamu Zararının hesabında 04.04.2011-14.04.2014 dönemini kapsayan bir sözleşmenin olduğu anlaşıldığından mevcut güncel sözleşmenin mali haklar kısmında yer alan kalemlere göre tavan tutar hesaplanmıştır. Ancak hesaplanan bu tutar 4 üncü dönem toplu sözleşme ile belirlenen en yüksek devlet memuru aylığı tutarının altında olduğundan kamu zararının hesaplanmasında en yüksek devlet memuru aylığı tutarının baz alındığı anlaşılmıştır.
Sorumlular savunmalarında, sözleşmeli personellerin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4 üncü maddesinin (B) bendine göre farklı bir rejimle ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49 uncu maddesi kapsamında bir memur kadrosu karşılık gösterilmek suretiyle çalıştırılmakta olduğunu ve sözleşmeli personel ödemelerinde söz konusu kadro unvanın birinci derecenin birinci kademesinde bulunan memurların aylığının emsal alınması gerektiğini, her ne kadar 14.04.2011 tarihli Memur Toplu Sözleşmesinde “sözleşmeli memur” adıyla münhasıran sözleşmeli personel için düzenlenmiş ayrı sözleşme maddeleri bulunsa da 14.04.2011 tarihli Memur Toplu Sözleşmesi’nin ana referans kaynağı olmaktan öte yorumlanmamasını, memur kadrosu karşılığı çalışan sözleşmeli personelin de memurlarla aynı mali haklardan yararlanabileceği hususunun gözetilmesi gerektiğini, bu bakımdan mevzuat ve toplu sözleşmeler kapsamında, memur kadrosu karşılığında çalışan sözleşmeli personele yapılan tediyelerin fazla ödeme olarak nitelendirilemeyeceğini, diğer taraftan aylık kavramının dar yorumlandığını, aylığın sadece gösterge ve ek göstergeden ibaret olmadığını ifade etmişlerse de; 14.04.2011 tarihli Memur Toplu İş Sözleşmesi’nde memur ve sözleşmeli personel ayrımının yapıldığı, bazı mali hakların sadece memur olarak çalışanlara verildiği, bazı mali hakların yazımında ise “sözleşmeli personel” ifadesinin ayrıca belirtildiği anlaşıldığından sorumluların savunmalarına itibar edilmemiştir.
Neticeten, …………………. Belediyesi ile ………………………… Sendikası (………………..) arasında 01.01.2018-01.01.2019 döneminde geçerli olmak üzere imzalanan toplu iş sözleşmesine istinaden Belediyede sözleşmeli olarak çalışan personele ilgili kanuni düzenlemelerde öngörülen parasal sınırların üzerinde sosyal denge tazminatı ödenmesinde mevzuata uyarlık bulunmamaktadır.
Sorumluluk yönünden yapılan inceleme;
5393 sayılı Belediye Kanunun “Belediye Başkanı” başlıklı 37 nci maddesinde Belediye Başkanının belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisi olduğu ifade edilmiştir. Bu hükümden hareketle Belediye Başkanı veya onun yetkili kıldığı Başkan Yardımcısının imzaladığı sosyal denge tazminatı ödenmesine ilişkin sözleşme, temsilcisi olduğu idare için bağlayıcılık taşımakta olduğundan, mevzuata aykırı hükümler içeren sözleşmeyi imzalayan sıfatıyla harcama talimatını veren Belediye Başkanının oluşan kamu zararından dolayı sorumluluğu bulunmaktadır.
Ayrıca 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi Ve Kontrol Kanunu’nun “Harcama Talimatı ve Sorumluluk” başlıklı 32 nci maddesinde;
“…
Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.” denilmekle birlikte, “Giderlerin Gerçekleştirilmesi” başlıklı 33 üncü maddesinde de; “Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır. Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler….Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar.” hükmüne yer verilmiştir.
Söz konusu hükümler doğrultusunda, Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin ödemeler ile ilgili bütçe, ödenek, harcama talimatının düzenlenmesi ve sair usule ilişkin hususlar doğru olsa bile harcama talimatının mevzuata uygun olmasını temin etme zorunluluğu ve sorumluluğu bulunmaktadır. Bu doğrultuda, 31.12.2005 tarih ve 26040 sayılı Resmi Gazete yayınlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Ön Mali Kontrolün Kapsamı” başlıklı 10 uncu maddesinde;
“Ön malî kontrol görevi, idarelerin yönetim sorumluluğu çerçevesinde, harcama birimleri ve malî hizmetler birimi tarafından yerine getirilir.
Ön malî kontrol, harcama birimleri tarafından yapılan kontroller ile malî hizmetler birimi tarafından yapılan kontrollerden oluşur. Malî hizmetler birimi tarafından yapılacak ön malî kontrol, Usul ve Esaslarda belirtilen kontroller ile idarelerce yapılacak düzenlemeler çerçevesinde bu birim tarafından yapılması öngörülen kontrollerden meydana gelir.
Gelir, gider, varlık ve yükümlülüklere ilişkin malî karar ve işlemler, harcama birimleri ve malî hizmetler birimi tarafından idarenin bütçesi, bütçe tertibi, kullanılabilir ödenek tutarı, ayrıntılı harcama veya finansman programları, merkezi yönetim bütçe kanunu ve diğer malî mevzuat hükümlerine uygunluk yönlerinden kontrol edilir. Malî karar ve işlemler harcama birimleri tarafından kaynakların etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde kullanılması açısından da kontrol edilir” hükümleri yer almaktadır.
Söz konusu yönetmeliğin üçüncü fıkrasında yer alan mali karar ve işlemlerin merkezi yönetim bütçe kanunu ve diğer mali mevzuat hükümlerine uygunluk yönünden kontrolü, harcama birimlerine verilen bir sorumluluktur ve bu sorumluluk harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin üzerindedir.
Aynı Yönetmeliğin “Ön Mali Kontrolün Niteliği” başlıklı 11 inci maddesinde;
“…
Malî karar ve işlemlerin ön malî kontrole tâbi tutulması ve ön malî kontrol sonucunda uygun görüş verilmiş olması, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz” hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu hüküm 5018 sayılı Kanun ve İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Harcama Yetkililerine ve Gerçekleştirme Görevlilerine verilen sorumluluğu pekiştiren bir düzenlemedir.
Bu itibarla, …………………….r Belediyesi ile ………………… Sendikası (…………………) arasında 01.01.2018-01.01.2019 döneminde geçerli olmak üzere imzalanan toplu iş sözleşmesine istinaden Belediye tarafından sözleşmeli olarak çalışan personele ilgili kanuni düzenlemelerde öngörülen parasal sınırların üzerinde sosyal denge tazminatı ödenmesi sonucu oluşan …………………… TL kamu zararının;
………………… TL’sinin Toplu Sözleşmeyi İmzalayan (……….) ………………., Harcama Yetkilisi ……………….., Gerçekleştirme Görevlisi …………………’a,
……………….. TL’sinin Toplu Sözleşmeyi İmzalayan (……….) ……………, Harcama Yetkilisi ……………., Gerçekleştirme Görevlisi …………..’e,
……………. TL’sinin Toplu Sözleşmeyi İmzalayan (…………) …………., Harcama Yetkilisi …………….., Gerçekleştirme Görevlisi ………………..’e,
Müştereken ve müteselsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 53 üncü maddesi gereğince işleyecek faizleri ile birlikte ödettirilmesine,
İş bu ilamın tebliğ tarihinden itibaren aynı Kanunun 55 inci maddesi gereğince altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliğiyle,
karar verildi.