Sosyal Denge Tazminatı ve Vekalet Ücreti
A) ……. Belediyesi ……. Müdürlüğünde istihdam edilen personele yasal sınırın üzerinde sosyal denge tazminatı ödenmesi sonucu ……. TL kamu zararına sebebiyet verildiği hususu ile ilgili olarak;
Uluslararası Çalışma Örgütünün değişik tarihlerde gerçekleştirdiği Genel Konferanslarında kabul edilen ve Türkiye Büyük Millet Meclisince de birer kanunla onaylanmasının uygun bulunması üzerine tasdik edilen sözleşmelerle, kamu hizmetlerinde çalışanların örgütlenme hakkı ve istihdam koşullarının belirlenme yöntemleri konularında bazı hakların sağlanması yoluna gidildiği görülmektedir. Her ne kadar Anayasanın 90 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca, usulüne uygun olarak yürürlüğe konmuş uluslararası antlaşmalar kanun hükmünde olup bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulamamakta ise de, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 7 nci maddesine göre “Yasama yetkisi” Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir ve bu yetki devredilemez. Anayasanın 128 inci maddesinde ise memurların ve diğer kamu görevlilerinin niteliklerinin, atanmalarının, görev ve yetkilerinin, hakları ve yükümlülüklerinin, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır. 08.08.1951 tarih ve 5834 sayılı Yasayla onaylanması uygun bulunan ve 14.08.1951 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 98 no.lu ILO sözleşmesinde, çalışanlara toplu pazarlık ve toplu sözleşme hakkı getirilmiştir; ancak çalışanlara tanınacak mali hakların sözleşme ile serbestçe belirlenebileceği ve imzalanacak bu sözleşmenin de normlar hiyerarşisine göre Kanun hükümlerinin üzerinde olacağına dair bir hüküm yer almamaktadır. Anayasanın 90 ıncı maddesi bir Anayasa hükmü olduğu gibi 128 inci maddesi de bir Anayasa hükmüdür. Dolayısıyla her iki hükmün beraber değerlendirilerek memurlara toplu sözleşme hakkı verilmekle birlikte; memurların yapılacak sözleşmelerin yine kanunlarla belirlenen usul ve esaslara uyması gerekmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Toplu İş Sözleşmesi ve Sözleşme Hakkı” başlıklı 53 üncü maddesinde; “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.
Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir. Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler. Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir. Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir” hükümleri yer almaktadır.
Anayasanın mezkur 53 üncü maddesi doğrultusunda; 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 15 inci maddesinde, “Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanunda öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir” denilmektedir.
4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun “Mahalli idarelerde sözleşme imzalanması” başlıklı 32 nci maddesinde “27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir…” denilmekle birlikte aynı Kanunun Geçici 14 üncü maddesinde “15/03/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzer adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31.12.2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde; üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31.12.2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz” hükümlerine yer verilmiştir.
Bununla birlikte 25.08.2017 tarih ve 30165 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2018 ve 2019 Yıllarını Kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşme” nin yerel yönetim hizmet koluna ait düzenlemeleri içeren dördüncü bölümünün 1 inci maddesinde; “Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine, 4688 sayılı Kanunun 32’nci maddesinde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde ödenebilecek sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarı en yüksek devlet memuru aylığının (Ek gösterge dahil) %100’üdür." denilmekte, 7 nci maddesinde ise; “4688 Sayılı Kanunun Geçici 14 üncü maddesinde yer alan “31.12.2015”ibaresi “31.12.2019” şeklinde uygulanır.” denilmektedir.
……. Belediyesi ile ……. Sendikası (…….) arasında 14.03.2012 tarihinde imzalanan 14.03.2012 - 15.05.2014 dönemini kapsayan toplu sözleşmede öngörülen ödemelerin aylık ortalaması, toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın üzerinde olsa bile, sözleşmede öngörülen ödemeler 4688 sayılı Kanunun Geçici 14 üncü maddesi gereği sözleşme sonuna kadar güncellemeler dahil geçerlidir. Aynı madde gereğince, Belediyenin sendika ile 11.01.2018 tarihinde imzaladığı ve 2018 yılında geçerli olan sözleşmede öngörülen aylık ortalama ödemeler, 4688 sayılı Kanunun Geçici 14 üncü maddesi hükümleri uyarınca (önceki sözleşmedeki aylık ortalama ödemeler toplamı, toplu sözleşme tavanından yüksek olduğundan) en fazla bir önceki sözleşmede öngörülen ortalama ödemeler kadar olabilir. Diğer bir ifadeyle, Geçici 14 üncü madde uyarınca 14.03.2012 - 15.05.2014 tarihleri arasında geçerli olan sözleşmede, maddenin yürürlüğe girdiği tarihte unvanlar itibariyle ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar korunduğundan, cari dönemde imzalanacak sözleşmede ilgili personele yapılacak ortalama aylık ödemeye ilişkin öngörülmesi gereken tavan tutarın hesabında 2012 yılında geçerli olan ortalama aylık tutarlar esas alınabilecektir
Yapılan incelemede, ……. Belediye Başkanlığı ile ……. Sendikası (…….) arasında 11.01.2018 tarihinde imzalanan, 01.01.2018 - 31.03.2019 tarihleri arasını kapsayan ve 01/01/2018 tarihinden itibaren geçerli olan toplu iş sözleşmesinin mali hakları düzenleyen altıncı bölümünün 26, 27 ve 28 inci maddelerinde, sosyal denge yardımı, ulaşım bedeli, ölüm yardımı, kolluk görev tazminatı ve ikramiyeye ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Buna istinaden 2018 yılında geçerli olan sosyal denge sözleşmesinde yer alan ödemeler şu şekildedir:
Mali Haklar: Çalışanlara her ay 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre verilen ücrete ilave olarak işverence memurlara sosyal denge yardımı Net: ……. TL - sözleşmeli memurlara Sosyal denge yardımı olarak Net:……. TL ödeme yapılır. Görevi gereği toplu taşımadan ücretsiz yararlananlar hariç memur ve sözleşmeli memurlara aylık net ……. TL ulaşım bedeli ödenir. İşveren memurun kendisinin, eşinin çocuklarının ve bakmakla yükümlü olduğu anne ve babalarının ölümü halinde ölen memurların mirasçılarına toplam ……. TL ölüm yardımı öder.
Kolluk Görev Tazminatı: Kolluk hizmetlerinde görev yapan personellere (Kadrosu zabıta olan personellere) yürüttükleri görevi fiilen yapanlara her ay Net:……. TL kolluk görev tazminatı olarak ödenir.
İkramiye: 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre çalışan memur ve sözleşmeli memurlara yılbaşı için net ……. TL, 1 Mayıs işçi bayramı için net ……. TL;29 Ekim Cumhuriyet Bayramı için net ……. TL;Ramazan bayramı için net ……. TL;Kurban bayramı için net ……. TL tutarında ikramiye ödenir.”
14/03/2012 tarihinde imzalanan ve 14.03.2012 - 15.05.2014 tarihlerini kapsayan sosyal denge sözleşmesinin mali hakları düzenleyen altıncı bölümünün 28, 29, 30 ve 31 inci maddelerinde; iyileştirme zammı, ikramiye, öğrenim yardımı ve ulaşım yardımına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Buna göre 2012 yılında geçerli olan sosyal denge sözleşmesinde yer alan ödemeler şu şekildedir:
İyileştirme Zammı: ……. üyesi,657 sayılı DMK’na göre çalışanların halen almakta oldukları aylıklarına ilaveten her ay net …….TL ödenir.
İkramiye: ……. üyesi, 657 sayılı DMK’na göre çalışan ve sözleşmeli memur olarak çalışanlara, Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, 1 Mayıs ve Yeni Yıl’da net …….TL ikramiye verilir.
Öğrenim Yardımı: İşveren, ……. üyesi çalışanlara her yıl;İlköğretim, Ortaöğretimde okuyan her çocuğu için 30 Eylül tarihine kadar öğrenim belgesi getirmesi halinde Ekim ayında ödenmek üzere net ……. TL;üniversite okuyan her çocuğu ve öğrenim gören çalışanlar için 30 Ekim tarihine kadar Öğrenim belgesi getirmesi halinde Kasım ayında net ……. TL öğrenim yardımı yapar.
Ulaşım Yardımı:İşveren,……. üyesi ve görev gereği toplu ulaşımdan ücretsiz yararlananlar hariç tüm memur ve sözleşmeli personele aylık net ……. TL ulaşım yardımı yapar.”
Diğer taraftan 14/03/2012 tarihli sözleşmenin “Yürürlük ve süre” başlıklı 8 inci maddesinde;
“a) Bu Toplu İş Sözleşmesi 14/03/2012 tarihinde başlar 15/05/2014 tarihinde sona erer. Bu Toplu İş Sözleşmesi 01/01/2013 tarihinden itibaren her yıl için tüm nakdi ödemeye, diğer yardım ve alacaklara TÜİK’in açıklamış olduğu ÜFE+%3 artış uygulanır.” hükmü yer almaktadır.
Sözleşmede bulunan mezkur hüküm doğrultusunda; 2012 yılı için öngörülen ortalama toplam aylık sosyal denge tazminatı tutarının ÜFE oranında ilgili yıllarda artırılması sonucu hesaplanan tutar memurlar için brüt …….TL (Brüt:……. TL= İyileştirme zammı: ……. TL, ikramiye: ……. TL, ulaşım yardımı: ……. TL ), sözleşmeli personel için ……. TL’dir (Brüt:……. TL= İkramiye: ……. TL, ulaşım yardımı: ……. TL ). Söz konusu rakamlar 2018 yılında ödenebilecek aylık sosyal denge tazminatının tavan tutarına etkisi bakımından en yüksek devlet memuru aylığı ile kıyaslanmalıdır.
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre imzalanan ve 2018 ve 2019 yıllarını kapsayan Toplu İş Sözleşmesinde sosyal denge tazminatının tavan tutarı 2018 yılı için;
- 01/01/2018-30/06/2018 tarihleri arasında aylık 1.031,23 TL (9500 x 0,108550),
- 01/07/2018-31/12/2018 tarihleri arasında ise aylık 1.120,43 TL (9500 x 0,117940)
olarak tespit edilmiştir.
Bu bağlamda 2018 yılında ödenebilecek sosyal denge tazminatının unvan bazında aylık tavan tutarlarının;
- Memur personel için yılın tamamında brüt 1.547,14 TL,
- Sözleşmeli personel için yılın ilk altı ayında brüt 1.031,22 TL, ikinci altı ayında brüt 1.120,43 TL olması gerekmektedir.
Dolayısıyla, ……. Belediyesi ile ……. Sendikası (……..) arasında imzalanan ve 14.03.2012 - 15.05.2014 dönemini kapsayan sosyal denge sözleşmesi enflasyon güncellemesi dahil hesap edilen aylık tavan tutar (memurlar için ……. TL) 4688 sayılı Kanuna göre yapılan toplu sözleşme ile belirlenen tavan tutarı (01/01/2018-30/06/2018 tarihleri arasında 1.031,23 TL; 01/07/2018-31/12/2018 tarihleri arasında 1.120,43 TL) aştığından 11.04.2012 tarihi itibariyle tarihinde uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutarlar tavan tutar olarak uygulanmaya 31.12.2019 tarihine kadar devam edilebilecektir. Sözleşmeli personel için 2012 yılı için öngörülen ortalama toplam aylık sosyal denge tazminatı tutarı 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa göre imzalanan ve 2018 ve 2019 yıllarını kapsayan Toplu İş Sözleşmesinde sosyal denge tazminatının tavan tutarından daha düşük olduğundan; sözleşmeli personel için yılın ilk altı ayında brüt 1.031,22 TL, ikinci altı ayında brüt 1.120,43 TL aylık tavan tutarının esas alınması gerekmektedir.
Sorumlular tarafından gönderilen savunmalarda; 4688 sayılı Kanunun Geçici 14 üncü maddesinde belirtilen “ortalama aylık tutarın” ne anlam ifade ettiği hakkında kanunda bir açıklama yapılmadığı dolayısıyla bu değerlendirmenin idarenin takdirine bırakıldığı ve 14.03.2012-15.05.2014 tarihleri arasını kapsayan sosyal denge sözleşmesinde yer alan “öğrenim yardımı” kaleminin sorguda tavan ücret olarak kabul edilen ortalama aylık tutarın hesaplanmasında dikkate alınmayarak tavan ücretin eksik hesaplanmasına neden olunduğu belirtilmiştir.
4688 sayılı Kanunun Geçici 14 üncü maddesinde yer alan “…31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir.” ifadesinden dolayı ortalama aylık tutar; sorumluların savunmalarında ifade ettiklerinin aksine 14.03.2012-15.05.2014 döneminde hangi ay en fazla sosyal denge ödemesi alındıysa o tutar olarak değil, yıl içerisinde sosyal denge tazminatı olarak ödenen bütün kalemlerin toplanıp on ikiye bölünmesi suretiyle hesaplanması gerektiğinden savunmalar yerinde görülmemiştir.
14.03.2012-15.05.2014 tarihleri arasını kapsayan sosyal denge sözleşmesinde yer alan “öğrenim yardımı” kaleminin ortalama aylık tavan tutara eklenmemesi, söz konusu kalemin kişiye özel bir ödeme olma özelliği nedeniyle ortalama aylık tavan tutardan ayrı olarak değerlendirilmesinden kaynaklanmaktadır. Hâlihazırda 01.01.2018-31.03.2019 dönemini kapsayan sosyal denge sözleşmesinde, personele öğrenim yardımı adı altında herhangi bir sosyal denge ödemesi öngörülmemiştir. Söz konusu dönemde sosyal denge ödemesi olarak öğrenim yardımı kalemi yer alsaydı bu tutar kişiye özel bir ödeme olarak ayrıca değerlendirilecekti. Dolayısıyla söz konusu kalemin ortalama aylık tavan tutara eklenmesi gerektiği iddiası yerinde görülmemiştir.
Sorumlular tarafından Belediye Başkanının teklifi ve Belediye Meclisi Kararı sonrasında imzalanan sözleşmeye istinaden konulan ödenek doğrultusunda yapılan ödemeler neticesinde harcama yetkililerinin ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumlu tutulamayacağı ileri sürülmüştür.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Harcama Talimatı ve Sorumluluk” başlıklı 32 nci maddesinde; “… Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.” hükmü yer almaktadır. Söz konusu hüküm uyarınca ödemeye ilişkin hususlarda bütçe ilke esaslarına ve ödenek durumuna uygun hareket edilmiş olunması sorumluluğu ortadan kaldırmak için yeterli değildir. Sorumluların mali iş ve işlemlerinde diğer ilgili mevzuat hükümlerine de uygun hareket etmesi gerekmektedir.
5018 sayılı Kanunun “Giderin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33 üncü maddesinde; “Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir” denilmekte ve gerçekleştirme görevlilerinin, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli olan belgelerin hazırlanması görevlerini yürütecekleri hüküm altına alınmıştır. Maddenin devam eden fıkrasında ise gerçekleştirme görevlilerinin bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumlu oldukları belirtilmiştir.
İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Ön mali kontrolün kapsamı” başlıklı 10 uncu maddesinde;
“Ön mali kontrol görevi, idarelerin yönetim sorumluluğu çerçevesinde harcama birimleri ve mali hizmetler birimi tarafından yerine getirilir.
Ön mali kontrol harcama birimleri tarafından yapılan kontroller ile mali hizmetler birimi tarafından yapılan kontrollerden oluşur…
Gelir, gider, varlık ve yükümlülüklere ilişkin mali karar ve işlemler, harcama birimleri ve mali hizmetler birimi tarafından idarenin bütçesi, bütçe tertibi, kullanılabilir ödenek tutarı, ayrıntılı harcama veya finansman programları, merkezi yönetim bütçe kanunu ve diğer mali mevzuat hükümlerine uygunluk yönlerinden kontrol edilir. Mali karar ve işlemler harcama birimleri tarafından kaynakların etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde kullanılması açısından da kontrol edilir” hükümleri yer almaktadır.
5018 sayılı Kanunun ilgili maddeleri ve söz konusu Yönetmelik hükümleri dikkate alındığında; mali karar ve işlemlerin merkezi yönetim bütçe kanunu ve diğer mali mevzuat hükümlerine uygunluk yönünden kontrolü, harcama birimlerine verilen bir sorumluluktur ve bu sorumluluk harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin uhdesindedir.
Netice itibariyle her ne kadar sözleşmeye bağlanmış olsa ve bütçesinde ödeneği bulunsa da, mevzuat hükümlerine aykırı olarak tavan tutarın üzerinde sosyal denge tazminatı ödenmesine ilişkin harcama yetkilileri tarafından verilen harcama talimatı ve bu talimat doğrultusunda ödemeye ilişkin işlemleri gerçekleştiren gerçekleştirme görevlilerinin bu ödemelere ilişkin sorumlulukları bulunmaktadır.
Öte yandan, 5393 sayılı Belediye Kanunun “Belediye başkanı” başlıklı 37 nci maddesinde; Belediye Başkanının belediye idaresinin başı ve Belediye tüzel kişiliğinin temsilcisi olduğu ifade edilmiştir. 4688 sayılı Kanun ve yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri çerçevesinde Belediye Kanunu uyarınca Belediye tüzel kişiliğinin temsilcisi olan Belediye Başkan Vekili imzaladığı sözleşme ile Belediyeyi yükümlülük altına sokmuştur. Yani Belediye Başkanın Vekilinin imzaladığı sözleşme, temsilcisi olduğu idare için bağlayıcılık taşımaktadır. Bahsedilen nedenlerle, 01.01.2018 - 31.03.2019 tarihlerini kapsayan sosyal denge tazminatı ödenmesine ilişkin sözleşmede sözleşmeyi imza eden Belediye Başkan Vekili …….’nın da sorumluluğu bulunmaktadır.
Ayrıca konunun 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesi kapsamında kamu zararı olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı ifade edilmiştir. Sorumluların iddia ettiği gibi bu maddede kamu zararının sadece mal ve hizmet alımlarına münhasır olduğu şeklinde bir hükme yer verilmemiştir.
Diğer yandan, sorumlular tarafından yapılan savunmalarda; sorgu metninde sözleşmeli personele ödenebilecek aylık sosyal denge ödemesi tavan ücreti olarak en yüksek devlet memuru aylığının (ek gösterge dâhil) %100’ünün esas alınması gerektiği ifade edilmesine rağmen sorguda yer alan kamu zararı tablosunda yılın ikinci altı ayı için de sehven yılın ilk altı ayında geçerli olan en yüksek devlet memuru aylığı esas alınarak sorumlular aleyhine hesaplama yapıldığı, ayrıca sözleşmeli personele aralık ayında 16 günlük sosyal denge ödemesi yapılmasına rağmen sorguda aralık ayında ödenen sosyal denge tazminatı için hesaplanan kamu zararının, 16 günlük tavan yerine aylık tavan esas alınması neticesinde eksik hesaplandığını belirtilmiştir. Sorumlularca yapılan itiraz yerinde görülmüş ve kamu zararı tutarı yeniden hesaplanarak ……. TL olarak belirlenmiştir.
Bu itibarla; Bayraklı Belediyesi ile Belediye ve Tüm Yerel Yönetim Çalışanları Sendikası (TÜM-YEREL-SEN) arasında imzalanan sosyal denge sözleşmesi uyarınca Özel Kalem Müdürlüğünde çalışan memur personele fazla sosyal denge yapılması suretiyle oluşan ……. TL kamu zararının;
……. TL’sinin Harcama Yetkilisi ……., Gerçekleştirme Görevlisi ……. ve Sözleşmeyi İmzalayan Diğer Sorumlu (Belediye Başkan Vekili) …….’ya,
……. TL’sinin Harcama Yetkilisi ……., Gerçekleştirme Görevlisi ……. ve Sözleşmeyi İmzalayan Diğer Sorumlu (Belediye Başkan Vekili) …….’ya,
…
müştereken ve müteselsilen, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 53 üncü maddesi gereği işleyecek faizleri ile ödettirilmesine,
Raporda kamu zararı olarak belirlenen …… TL yerine sorumluların söz konusu kamu zararı tutarına ilişkin olarak göndermiş oldukları savunmaların yerinde görülmesi sonucunda kamu zararı tutarının yeniden hesaplanarak ……. TL olarak belirlenmesiyle oluşan fark tutarı ……. TL için hesap ve işlemlerin yasal düzenlemelere uygunluğuna, bu tutarla ilgili olarak ilişilecek bir husus bulunmadığına;
İş bu ilamın tebliğ tarihinden itibaren aynı Kanunun 55 inci maddesi gereğince altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.
Azınlık Görüşü:
Üye …….in Karşı Oy Gerekçesi:
“Belediyede istihdam edilen personele yasal sınırın üzerinde sosyal denge tazminatı ödenmesi hususunda tazmin kararı verilmesi gerekir. Ancak, oluşan kamu zararında harcama yetkilileri ile gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğu bulunmamaktadır. Sadece sözleşmeyi imzalayan Belediye Başkan Vekilinin sorumlu tutulması gerekir.”
B) Bayraklı Belediyesi Mali Hizmetler Müdürlüğü kadrosunun daha önce hiç doldurulmamasına rağmen söz konusu kadroya vekil olarak atanan …….’e vekâlet aylığı ödemesi yapılması sonucu ……. TL kamu zararına sebebiyet verildiği hususu ile ilgili olarak;
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Vekâlet görevi ve aylık verilmesinin şartları” başlıklı 86 ncı maddesinde;
“Memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle işlerinden geçici olarak ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktan vekil atanabilir.
Bir görevin memurlar eliyle vekâleten yürütülmesi halinde aylıksız vekâlet asıldır.
…
Aynı kurumdan (Anayasa Mahkemesinin 5/7/2012 tarihli ve E. 2012/11, K. 2012/104 sayılı kararıyla bu fıkrada yer alan (...birinci fıkrada sayılan...) ibaresi iptal edilmiştir.) ayrılmalar dolayısiyle atanan vekil memurlara vekâlet görevinin 3 aydan fazla devam eden süresi için, kurum dışından veya açıktan atananlarla kurum içinden ilkokul öğretmenliğine atanan öğretmenler ile veznedarlık görevine atananlara göreve başladıkları tarihten itibaren vekâlet aylığı ödenir.
…
Yukarıda sayılan haller dışında, boş kadrolara ait görevler lüzum görüldüğü takdirde memurlara ücretsiz olarak vekâleten gördürülebilir.
…” hükmü bulunmaktadır.
Aynı Kanunun “Vekâlet, ikinci görev aylık ve ücretleri ile diğer ödemeler” başlıklı 175 inci maddesinde;
“Bir göreve vekâleten atanan memurlara vekâlet edilen görevin kadro derecesinin birinci kademesinin üçte biri, açıktan atananlara ise (Köy ve kasaba imamlığı kadrolarına atananlara 146 ncı maddede yazılı asgari ücret aylık tutarından aşağı olmamak üzere) üçte ikisi verilir. …” hükmüne yer verilmiştir.
13 Ekim 2012 tarihinde 28440 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 05/07/2012 tarihli ve 2012/11 Esas, 2012/104 Karar no’lu Anayasa Mahkemesi kararında;
İptali istenen “… birinci fıkrada sayılan …” ibaresiyle, aynı kurumdan vekil olarak atanan memurlardan vekalet aylığı hakkı tanınanlar 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanuni izin, geçici göreve, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle meydana gelen ayrılmalar dolayısıyla vekaleten atananlarla, yani dolu kadroya vekalet edenlerle sınırlandırılmış; emeklilik, istifa, ölüm veya naklen atama gibi bir nedenle sürekli bir biçimde boşalan kadrolara vekaleten atananlara vekalet aylığı ödenmesinin yolu kapatılmıştır. Dolayısıyla kurum içinden dolu kadroya vekaleten atanan memur aylığa hak kazanırken, kurum içinden boş kadroya vekaleten memur vekalet aylığı hakkından mahrum kalmaktadır.
Anayasanın 10 uncu maddesinden eşitlik ilkesi, hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmektedir. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere yasa karşısında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden ayrı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kişiler yada topluluklar için değişik kuralları gerekli kılabilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasanın öngördüğü eşitlik ilkesi ihlal edilmiş olmaz.
Kanun koyucunun istisnai bir nitelik taşıyan vekalet atama yoluna, boş kadrolar yönünden gereksiz olarak başvurulmasını engellemek ve idareyi boşalan kadrolara asaleten atama yapmaya zorlamak amacıyla boş kadro ile dolu kadro arasında ayrım yaptığı anlaşılmaktadır. Ancak boş yada dolu kadroya vekalet eden memurların yaptıkları işin niteliği aynı olduğu halde bunlar arasında vekalet aylığı yönünden kadronun boş veya dolu olmasına göre ayrım yapılması eşitlik ilkesine aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu ibare, Anayasanın 10 uncu maddesine aykırıdır, iptali gerekir.…” hükmüne yer verilmiştir.
Söz konusu Anayasa Mahkemesi kararında görüldüğü üzere kadronun nasıl boşaldığı hususu dikkate alınmamış; sadece, bir şekilde boş olan kadroya vekalet etmenin vekalet aylığı almak için yeterli olduğu ifade edilmiştir.
Bu nedenle, Mali Hizmetler Müdürlüğü kadrosuna vekalet eden ve asilde aranan şartları taşıdığı gönderilen savunmalardan anlaşılan …….’in Anayasa Mahkemesinin yukarıda bahsedilen kararına istinaden vekalet aylığı almasında mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.
Bu itibarla; Bayraklı Belediyesi Mali Hizmetler Müdürlüğü kadrosunun daha önce hiç doldurulmamasına rağmen söz konusu kadroya vekil olarak atanan …….’e vekâlet aylığı ödemesi yapılması sonucu kamu zararı oluşmadığına, dolayısıyla ……. TL ile ilgili olarak ilişilecek bir husus bulunmadığına;
İş bu ilamın tebliğ tarihinden itibaren aynı Kanunun 55 inci maddesi gereğince altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.