Personel atama
....................... Belediyesinde müdür olarak görünen .........................’un atandığı tarihte yürürlükte olan yönetmelikteki şartları taşımadığı halde müdürlüğe atanması suretiyle ...................... TL kamu zararına sebebiyet verildiği hususu ile ilgili olarak,
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 128 inci maddesinde, devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin, genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceği ve memurların nitelik, atanma, ödev, yetki, hak ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği belirtilmiş, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda da memurların hizmet şartları, nitelikleri, hak ve yükümlülükleri ile parasal ve özlük hakları objektif kurallara bağlanarak hukuki statüleri belirlenmiştir. Bu bağlamda, Devlet personel rejimi ve bunun hukuki sujesi olan memurluk, statü hukukuna dayanmakta, kadroda bu hukukun ayrılmaz parçasını oluşturmaktadır. 657 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi ile kanun koyucu, her kurumda çalıştırılacak personelin tamamı için görev yerlerinin belirtilerek kadro tespiti zorunluluğunu getirmiş, kadrosuz memur çalıştırılamayacağını kurala bağlamıştır. Yasada, hizmetin önemi, hizmet yerinin özellikleri ve yoğunluğu gibi kriterler esas alınmak suretiyle personel kadrolarının tespit edilmesi ve bu hizmetleri göreceklerin kendi sınıfları içindeki derece durumlarına uygun olmak kaydıyla o kadronun aylığını almaları amaçlanmıştır. Kadro, memurun çalıştığı belli bir görev yerini ifade etmekte, memurun yapacağı iş, onun kadrosu ile ilişkili bulunmaktadır.
Nitekim 657 sayılı yasada devlet memurluğunda yükselmenin kariyer ve liyakat ilkeleri çerçevesinde yapılması esası benimsenmiştir.
Bu kapsamda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68 inci maddesinin B fıkrasında, kurumların 1 ve 2’nci dereceli kadrolar için en az 10 yıl, 3 ve 4’üncü dereceli kadrolar için en az 8 yıl hizmeti bulunan ve yükseköğrenim görenlerin atanabileceği belirtilmiştir.
18.04.1999 gün ve 23670 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmeliğin 2 nci maddesinde; bu Yönetmeliğin belediyeler ile bunların kurdukları birlik, müessese ve işletmelere ait memur kadrolarında, müdür ve daha alt görevlere görevde yükselme mahiyetindeki asaleten atanmalarında uygulanacağı, “Görevde Yükselmeye İlişkin Esaslar” başlıklı ikinci bölümünün “Öğrenim düzeyi” başlıklı 5 inci maddesinde; Devlet memurlarının Müdür ve Şube Müdürlüğüne atanabilmesi için en az dört yıllık yükseköğrenimim, şef kadrosuna atanabilmesi için en az iki yıllık yükseköğrenimim görmüş olmaları gerektiği, 11 inci maddesinde; Görevde yükselme eğitiminde başarılı olanların bu Yönetmelik kapsamında bulunan görevlere atanabilmeleri için kurumlarınca çıkarılacak görevde yükselme yönetmeliğine uygun olarak yapılacak sınava katılarak başarılı bulunmalarının şart olduğu, kurumların bu yönetmelik hükümlerine aykırı olmamak şartıyla kendi yönetmeliklerini çıkarabilecekleri düzenlenmiştir. Mahalli idarelerle ilgili ilk yönetmelik 02.02.2000 günlü, 23952 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “İl Özel İdareleri, Belediyeler ve İl Özel İdareleri ve Belediyelerin Kurdukları Birlik, Müessese ve İşletmeler ile Bunlara Bağlı Döner Sermayeli Kuruluşlardaki Memurların Görevde Yükselme Esaslarına Dair Yönetmeliktir.” Bu yönetmeliğin iptaline ilişkin Danıştay 5. Dairesinin 2000/4306 Esas 2003/5767 sayılı kararında, yapılan düzenlemenin hukuka uygun olduğuna ve uyulması gereken norm olduğuna karar verilmiştir. İdari yargı (Danıştay) denetiminden geçen yönetmeliğe uygun olarak atamaların yapılması gerekir.
02.02.2000 gün ve 23952 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve atamanın yapıldığı yılda yürürlükte olan İl Özel İdareleri, Belediyeler ve İl Özel İdareleri ve Belediyelerin Kurdukları Birlik, Müessese ve İşletmeler ile Bunlara Bağlı Döner Sermayeli Kuruluşlardaki Memurların Görevde Yükselme Esaslarına Dair Yönetmeliğin “Hizmet grupları” başlıklı 5’inci maddesinde, a) Yönetim Hizmetleri Grubunun 1-İlçe özel idare müdürü, birlik müdürü, itfaiye müdürü, zabıta müdürü ile diğer unvanlı ve unvansız müdürler, 2-Zabıta müdür yardımcısı, itfaiye müdür yardımcısı ile diğer unvanlı ve unvansız müdür yardımcıları, 3-Muhasip, muhasebeci, başkatip, ayniyat saymanı, işletme saymanı, döner sermaye saymanı, şef, amir,”den oluştuğu, 9’uncu maddesinin ilk cümlesinde; Eğitimini tamamlayanların bu Yönetmelik kapsamında bulunan görevlere atanabilmeleri için kurumlarınca yaptırılacak sınava katılarak başarılı olmalarının şart olduğu, “Öğrenim düzeyi” başlıklı 14 üncü maddesinde; yazı işleri müdürlüğü, personel müdürlüğü, hesap işleri müdürlüğü, iktisat müdürlüğü, zabıta müdürlüğü, itfaiye müdürlüğü kadrolarına atanabilmek için kamu yönetimi, maliye, iktisat, işletme, iş idaresi ve benzeri sosyal ve idari bilim dallarında en az dört yıllık yükseköğrenim görmek veya bunlara denkliği Milli Eğitim Bakanlığınca kabul edilmiş yurt içi veya yurt dışı öğrenim kurumlarından mezun olmak ile diğer müdürlükler için en az dört yıllık yükseköğrenimimi bitirmiş olmak veya denkliği kabul edilen yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olmak gerektiği belirtildikten sonra “Hizmete ilişkin özel şartlar” başlıklı 15 inci maddesinde ise; hizmet süresi ile ilgili belirlemeler yapılmıştır. Yönetmeliğin Geçici 1 inci maddesinde de; “İhtiyaç duyulan hallerde bu Yönetmelik kapsamında bulunan personelden 18/4/1999 tarihinde görevde bulunanlar için bu Yönetmelikte öngörülen öğrenim düzeyinin bir alt öğrenim düzeyi esas alınabilir.” denilmiştir.
Yukarıdaki düzenlemelere göre kişinin müdürlüğüne atanabilmesi için dört yıllık okul mezunu olması, belirli görevlerde belirli sürede bulunması ve yazılı sınavda başarılı olması gerekir.
22.12.1997 tarihinde açıktan sınavla infaz koruma memurluğuna atanan ........................., 15.11.2004 tarihinde görevde yükselme sınavı sonucu infaz koruma baş memurluğuna, 14.06.2005 tarihinde naklen ve sınava girmeden ......................... Belediyesi Hesap İşleri Müdürlüğüne atanmıştır. 25.01.2008 tarihinde Norm Kadro Yönetmeliği gereği Mali Hizmetler Müdürlüğüne atanmıştır. 17.07.1980 tarihinde Liseyi ve 30.06.2000 tarihinde Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirmiştir.
İdare/kamu hukukunda atama/görevlendirme belli şart ve niteliklere bağlanmıştır. Belirtilen kadrolara atanma veya görevlendirme ancak şartların sağlanmasıyla mümkündür. Atamanın yapıldığı tarihte atanacak kadro için öngörülen duyuruya çıkılma, başvurular alınma ve eğitime katılma ile sınav şartı yerine getirilmemiştir.
İlgilinin önceki görev unvanı gözetilerek müdürlük görevini yürüttüğü anlaşılmakta ise de, bu göreve atanmasının sebebini oluşturan atama tarihinde müdürlük görevini yürütüyor olması dikkate alındığında hukuken bu kadro için gerekli nitelikleri taşımadığının anlaşılması nedeniyle müdürlüğe atanma işlemi de hukuken dayanaksız hale gelmektedir. Hukuka (düzenlemeye) aykırı atama yapılmıştır. İstikrar bulan Danıştay kararlarında belirtildiği üzere idarelerin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı ve hilesi ile atama şartlarını taşımaması durumunda süre kaydı aranmaksızın bütün işlemleri geri alabileceği ve bu nedenle yapılan ödemelerin her zaman geri alınacağına dair kararlar vermektedir.
Ceza İnfaz Kurumları Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliğinde infaz ve koruma baş memurunun memur ile şef arasında bir kadro olarak yer aldığı görülmektedir. Şef kadrosu idare memuru ile aynı düzeydedir. Bu nedenle bu kadronun 02.02.2000 günlü, 23952 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren İl Özel İdareleri, Belediyeler ve İl Özel İdareleri ve Belediyelerin Kurdukları Birlik, Müessese ve İşletmeler ile Bunlara Bağlı Döner Sermayeli Kuruluşlardaki Memurların Görevde Yükselme Esaslarına Dair Yönetmelikte bire bir karşılığı bulunmadığından ve şef kadrosuna atanması da (şef kadrosu infaz ve koruma baş memuru ile aynı düzeyde olmadığından ve şefliğe atanmada görevde yükselmeye tabi olduğundan) mümkün olmadığından ancak İdari Hizmet Grubu; Bilgisayar işletmeni, veri hazırlama kontrol işletmeni, ambar memuru, emlak memuru, sekreter, santral memuru, memur ve diğer unvanlı memurlar, şoför kadrolarından birine naklen atanabilir. Bu nedenle müdürlüğe atanmak için gerekli sınav şartını taşımayan ............................’un müdürlüğe atanmadan önceki kadrosunun memur olması gerektiği için fazla ödemenin hesabında müdür ile memur arasındaki fark alınmıştır. Ayrıca müdür olarak 1.100 yan ödeme puanı ödenmesi gerekirken 1.300 yan ödeme puanı verilmiştir.
Diğer taraftan sorumlular savunmalarında; 657 sayılı Kanun’un 74 üncü maddesi ile 5393 sayılı Kanun’un 49 uncu maddeleri gereği atamanın yapıldığını, personelin bitirdiği okul ve atamalar ile ilgili bilgi verildiğini, infaz koruma baş memuru olarak aldığı özel hizmet ve yan ödeme puanlarına yer verildiğini, özlük haklarına karşılık gelen kadronun ....................... Belediyesinde olmadığını ve bir üst kadro olan Müdürlük kadrosuna atamasının yapılmasıyla haklarının korunduğunu, memur kadrosuna atanması gerekir ifadesinin kabul edilemez olduğunu, 657 sayılı Kanun 5393 sayılı Kanun, 5018 sayılı Kanun hükümleri ve Genel Yönetim Muhasebe Yönetmeliği ile Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Usulü Yönetmeliği ile Merkezi Harcama Belgeleri Yönetmeliğinde belirtilen esas ve usullere uygun olarak yapılan ve kamu zararı unsurunu taşımayan ödemenin kamu zararı olarak değerlendirilemeyeceğini ifade etmişler ise de;
Kazanılmış hak hukuka uygun elde edilen haktır. Kazanılmış hak ilkesi, hukuk devleti ilkesinin bir alt ilkesi olup bir hakkın “kazanılmış hak” olarak kabulü, öncelikle o hakkın hukuka uygun elde edilmiş olmasına, bir başka deyişle hakkın elde edilmesine dayanak oluşturan kuralın hukuka uygun olmasına bağlı bulunmaktadır. Savunmada belirtilen özel hizmet ve yan ödeme puanları kadroya yani o kadroya atanan kişiye verilen ödemelerdir. Bir kişi bir kadrodan başka bir kadroya atandığında eski kadronun değil atandığı kadronun haklarını alacaktır. Yine savunmada bahsedilen Anayasa Mahkemesi kararında geçen, “Kişinin bulunduğu statüden doğan, tahakkuk etmiş ve kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel alacak niteliğine dönüşmüş hak” ifadesi şu anlama gelmektedir. Bir kadronun iptal edilmesi halinde iptal anındaki hakların kazanılmış hak olduğu veya örneğin bir kişi 3.600 ek göstergeyi almış ise ve yapılan düzenleme ile o kadroya artık ek gösterge verilmez ise, bu kişi açısından 3.600 ek gösterge elde ettiği hak olup, almaya devam edecektir. Savunmada bahsedilen mahkeme kararlarının olaylara özgü kararlar olduğu değerlendirilmiştir............................ İdare Mahkemesince verilen karar müdürlük görevinden alınması ile ilgilidir. Mahkemeler sadece ihtilaf konusunda karar verir. Mahkemeye intikal eden olayda müdürlüğe yapılan atamanın mevzuata aykırı olduğu ile ilgili bir husus bulunmamaktadır. Bu davanın konusu Mali Hizmetler Müdürlüğünden hakkında herhangi bir yetersizlik tespiti olmamasına karşın Hal Müdürlüğüne yapılan görevlendirmenin iptali ile ilgilidir. Mahkemede gerekçe olmaksızın yapılan alınma ve görevlendirme işleminin iptaline karar vermiştir. Anlaşılacağı üzere müdürlük kadrosuna yapılan atamanın mevzuata uygun olup olmadığı konusu irdelenmemiştir.
Uyuşmazlık Adalet Bakanlığında infaz koruma baş memuru olarak çalışırken naklen ve sınava girmeden .................................. Belediyesi Hesap İşleri Müdür kadrosuna atanmasının yönetmeliğe uygun olup olmadığına ilişkindir.
Yönetmeliğe göre müdürlüğe atanma görevde yükselme sınavına tabidir. Naklen atanarak gelen kişinin geldiği kurumda bulunduğu kadrosu ne ise atanacağı kurumda da kadrosu aynı/eşdeğer olmalıdır. Görevde yükselme gereken müdür kadrosuna görevde yükselme sınavına girmeden atama yapılması 18.04.1999 gün ve 23670 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelik ile 02.02.2000 gün ve 23952 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve atamanın yapıldığı yılda yürürlükte olan İl Özel İdareleri, Belediyeler ve İl Özel İdareleri ve Belediyelerin Kurdukları Birlik, Müessese ve İşletmeler ile Bunlara Bağlı Döner Sermayeli Kuruluşlardaki Memurların Görevde Yükselme Esaslarına Dair Yönetmeliğine aykırıdır.
Yönetmeliğe aykırı olarak sınav yapılmadan müdürlüğe yapılan atama kazanılmış hak oluşturmaz. Kazanılmış hakkın varlığından söz edebilmek için, hakkın yürürlükteki hukuk kurallarına uygun olarak tesis edilen bir işlemle elde edilmesi gerekmektedir. Hukuka aykırı olarak tesis edilen işlemlerin kazanılmış hak doğurması mümkün değildir. Yönetmeliğe aykırı yapılan atamanın iptal edilmesi gerekir.
Naklen atama aynı veya eşdeğer kadroya yapılabilir. Hesap İşleri Müdürlüğü infaz koruma başmemurluğu kadrosuna göre aynı veya eşdeğer kadro değildir. Bu kişi aynı kadroya veya eşdeğer olan memur kadrosuna naklen atanabilir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Memurların bir kurumdan diğerine nakilleri:” başlıklı 74 üncü maddesindeki;
“Memurların bu Kanuna tabi kurumlar arasında, kurumların muvafakatı ile kazanılmış hak dereceleri üzerinden veya 68 inci maddedeki esaslar çerçevesinde derece yükselmesi suretiyle, bulundukları sınıftan veya öğrenim durumları itibariyle girebilecekleri sınıftan, bir kadroya nakilleri mümkündür. Kazanılmış hak derecelerinin altındaki derecelere atanabilmeleri için ise atanacakları kadro derecesi ile kazanılmış hak dereceleri arasındaki farkın 3 dereceden çok olmaması ve memurların isteği de şarttır.
Aşağı dereceye atananların 68 inci maddede yazılı süre kaydı aranmaksızın eski derecelerine tekrar atanmaları caizdir.
Kazanılmış hak derecelerinden aşağı derecelere atananların aylık derece ve kademeleri genel hükümlere göre tespit edilmekle beraber, atandıkları bu derecelerde geçirdikleri süreler (kesenek ve karşılık farklarının kendileri tarafından her ay T.C. Emekli Sandığına gönderilmesini kabul etmeleri şartıyla) emeklilik yönünden eski derecelerinde değerlendirilir.
13/12/1960 tarihli ve 160 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi kapsamına giren kurumlarla bu Kanuna tabi kurumlar arasındaki nakillerde de yukarıdaki hükümler uygulanır. Aynı kanunun 4 üncü maddesi kapsamına giren kurumlarda çalışıp 657 sayılı Kanuna tabi olmayan personelden, hizmete giriş dereceleri 36 ncı madde ile tespit edilen giriş derecelerinin üzerinde olanların ilk ilerleme ve yükselmeleri için kanuni bekleme sürelerine yukarıda yazılı dereceler arasındaki sürelere tekabül eden süre kadar ilave edilir.”
düzenlemenin irdelenmesi gerekir. Anılan maddedeki; “Memurların bu Kanuna tabi kurumlar arasında, kurumların muvafakati ile kazanılmış hak dereceleri üzerinden veya 68 inci maddedeki esaslar çerçevesinde derece yükselmesi suretiyle, bulundukları sınıftan veya öğrenim durumları itibariyle girebilecekleri sınıftan, bir kadroya nakilleri mümkündür.” hüküm memurların bir kurumdan diğerine naklini düzenleyen maddedir. Böyle bir düzenlemenin olması işin doğası gereğidir. Ancak bu hüküm kişinin şartları sağlamadığı bir kadro veya unvana naklen atanacağını göstermemektedir. Sonuç olarak Kanun’un 74 üncü maddesi müdür kadrosunda olmayan kişinin müdür kadro unvanını almadan naklen müdürlüğe atanacağını sağlamamaktadır.
Adalet Bakanlığında infaz koruma baş memuru olarak çalışırken naklen ve sınava girmeden ............................ Belediyesi Hesap İşleri Müdür kadrosuna atanan .......................un müdür kadrosuna atanmasının yönetmeliğe uygun olmadığı açık olmakla birlikte hangi kadroya atanması gerektiği ayrı bir değerlendirme konusudur.
Adalet Bakanlığı infaz koruma baş memuru olarak çalışan bu kişinin karşılığının ne olduğunun irdelenmesi gerekir. 02.02.2000 günlü, 23952 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren İl Özel İdareleri, Belediyeler ve İl Özel İdareleri ve Belediyelerin Kurdukları Birlik, Müessese ve İşletmeler ile Bunlara Bağlı Döner Sermayeli Kuruluşlardaki Memurların Görevde Yükselme Esaslarına Dair Yönetmelikte bire bir karşılığı bulunmamaktadır.
06.02.2004 tarihli Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Görevde Yükselme Yönetmeliğinin “Hizmet Grupları” başlıklı 5 inci maddesinde a) Yönetim Hizmetleri Grubu 1) Cezaevi müdürü, şube müdürü, 2) İdare memuru, 3) İnfaz ve koruma başmemuru. b) Genel İdari Hizmetleri Grubu 1) Kütüphaneci, eğitim rehberi, 2) Programcı, sayman, 3) İnfaz ve koruma memuru, memur, santral memuru, ambar memuru, cezaevi kâtibi, veznedar, tahsildar, satın alma memuru, gemi adamı olarak belirtilmiştir.
28.10.2005 tarihli Ceza İnfaz Kurumları Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliğin “Görevde yükselme ve unvan değişikliğine tâbi hizmet grupları” başlıklı 5 inci maddesinde; “Bu Yönetmelik kapsamında görevde yükselme ve unvan değişikliğine tâbi kadrolar aşağıda belirtilmiştir.
Görevde yükselmeye tabi kadrolar: a) Yönetim Hizmetleri Grubu; 1) Ceza infaz kurumu müdürü, şube müdürü (denetimli serbestlik), 2) İdare memuru, büro şefi (denetimli eğitim uzmanı, 2) Eğitim rehberi. c) İdari Hizmetler Grubu; 1) Sayman, 2) Memur, santral memuru, ambar memuru, cezaevi kâtibi, veznedar, tahsildar, satın alma memuru, veri hazırlama kontrol işletmeni, şoför.” olarak belirtilmiştir.
28.10.2005 tarihli Ceza İnfaz Kurumları Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliğin 5 inci maddesinde 07.06.2014 gün ve 29023 sayılı R. G. Yayımlanan değişiklikler yapılmıştır.
Yönetmeliğin “Görevde yükselme ve unvan değişikliğine tâbi hizmet grupları” başlıklı 5 inci maddesi;
“Bu Yönetmelik kapsamında görevde yükselme ve unvan değişikliğine tâbi kadrolar aşağıda belirtilmiştir. Görevde yükselmeye tabi kadrolar:
a) Yönetim Hizmetleri Grubu; 1) (Değişik:RG-7/6/2014-29023) Ceza infaz kurumu müdürü, denetimli serbestlik müdür yardımcısı, 2) (Değişik:RG-7/6/2014-29023) İdare memuru, şef, 3) İnfaz ve koruma başmemuru.
b) Araştırma ve Plânlama Hizmetleri Grubu; 1) Eğitim uzmanı, 2) Eğitim rehberi. c) İdari Hizmetler Grubu; 1) Sayman, 2) (Değişik:RG-7/6/2014-29023) Memur, santral memuru, ambar memuru, cezaevi katibi, veznedar, tahsildar, satınalma memuru, bilgisayar işletmeni, veri hazırlama kontrol işletmeni, şoför.
Unvan değişikliğine tabi kadrolar: Öğretmen, kütüphaneci, programcı, mühendis, mimar, tekniker, teknisyen, sosyal çalışmacı, psikolog, pedagog, sosyolog, veteriner, diyetisyen, sağlık memuru, hayvan sağlık memuru, gemi adamı.”
şeklinde düzenlenmiştir.
Bu düzenlemelerden çıkan sonuca göre infaz ve koruma baş memurunun memur ile şef arasında bir kadro olarak yer aldığı görülmektedir. Şef kadrosu idare memuru ile aynı düzeydedir. Bu nedenle bu kadronun 02.02.2000 günlü, 23952 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren İl Özel İdareleri, Belediyeler ve İl Özel İdareleri ve Belediyelerin Kurdukları Birlik, Müessese ve İşletmeler ile Bunlara Bağlı Döner Sermayeli Kuruluşlardaki Memurların Görevde Yükselme Esaslarına Dair Yönetmelikte bire bir karşılığı bulunmadığından ve şef kadrosuna atanması da (şef kadrosu infaz ve koruma baş memuru ile aynı düzeyde olmadığından ve şefliğe atanmada görevde yükselmeye tabi olduğundan) mümkün olmadığından ancak İdari Hizmet Grubu; Bilgisayar işletmeni, veri hazırlama kontrol işletmeni, ambar memuru, emlak memuru, sekreter, santral memuru, memur ve diğer unvanlı memurlar, şoför kadrolarından birine naklen atanabilir.
Atamanın yapıldığı tarihte yürürlükte olan 02.02.2000 günlü, 23952 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren İl Özel İdareleri, Belediyeler ve İl Özel İdareleri ve Belediyelerin Kurdukları Birlik, Müessese ve İşletmeler ile Bunlara Bağlı Döner Sermayeli Kuruluşlardaki Memurların Görevde Yükselme Esaslarına Dair Yönetmeliğin ilgili maddeleri;
Hizmet grupları arasında geçişler başlıklı 19 uncu maddesi; “Bu Yönetmelik kapsamında bulunan kurumlarda müfettiş ve kontrolör unvanı ile görev yapanların bu Yönetmelikte yer alan hizmet gruplarına atanmalarında sınav ve hizmet gruplarında çalışma şartı aranmaz.
Kurum içinden aynı alt hizmet grubu içinde kalmak kaydıyla sınav yapılmaksızın, ancak görevin özel belirleyici nitelikleri aranmak şartıyla, farklı görevlere atama mümkündür.
Hizmet grupları ve alt hizmet grupları arasındaki görevde yükselme niteliğindeki geçişler ancak görevde yükselme eğitimi ve görevde yükselme sınavında başarılı olmakla mümkündür. Başka bir kurumda görevde yükselme eğitimini tamamlayanların bu eğitimleri, başka kuruma nakil halinde de geçerlidir.”
“Hizmet grupları” başlıklı 5 inci maddesi; “Bu Yönetmeliğe tabi personel 12 hizmet grubuna, hizmet grupları da kendi içlerinde alt hizmet gruplarına ayrılmıştır. Buna göre:
a) Yönetim Hizmetleri Grubu;
1) İlçe özel idare müdürü, birlik müdürü, itfaiye müdürü, zabıta müdürü ile diğer unvanlı ve unvansız müdürler
2) Zabıta müdür yardımcısı, itfaiye müdür yardımcısı ile diğer unvanlı ve unvansız müdür yardımcıları
3) Muhasip, muhasebeci, başkatip, ayniyat saymanı, işletme saymam, döner sermaye saymanı, şef, amir,
…
j)İdari Hizmet Grubu; Bilgisayar işletmeni, veri hazırlama kontrol işletmeni, ambar memuru, emlak memuru, sekreter, santral memuru, memur ve diğer unvanlı memurlar, şoför.
şeklindedir.
Yapılan atama işlemi mevzuata aykırıdır. Bu sebeple, mevzuatına uygun olarak yapılmayan atama sebebiyle, kişinin fiilen yaptığı iş ile ilişkilendirilerek ödemelerinin de buna göre yapılmasına olanak bulunmamaktadır. Kişiye mevzuatına uygun olarak almadığı bir kadro sebebiyle bu kadro esas alınarak ödemede bulunulması hukukun genel ilkelerine de aykırıdır.
İlgilinin müdürlük görevini yürüttüğü anlaşılmakta ise de, bu göreve atanmasının sebebini oluşturan atama tarihinde müdürlük görevini yürütüyor olması dikkate alındığında hukuken bu kadro için gerekli nitelikleri taşımadığının anlaşılması nedeniyle müdürlüğe atanma işlemi de hukuken dayanaksız hale gelmektedir. İdari yargı istikrarlı olarak koşullarını taşımadığı halde müdür kadrosuna (diğer kadrolara) yapılan atamanın açık hata kapsamında olduğu ve bu nedenle yapılan ödemelerin her zaman geri alınacağına dair kararlar vermektedir.
Yukarı sıralanan maddeler mucibince sorumluların savunmalarına itibar edilmemiştir.
Sorumluluk yönünden yapılan inceleme;
Yukarıda esası yönünden değerlendirilen hukuki işlemi 5018 sayılı Kanun’un 71 inci maddesinde düzenlenen kamu zararının unsurları ile fiil ve netice arasındaki illiyet bağı çerçevesinde değerlendirilecektir.
5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesinde, kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır, şeklinde tanımlanmıştır. Mevzuata aykırı işlem veya eylemlerin neticesinde ortaya çıkan bu zararı; kamu zararının objektif unsuru olarak kavramsallaştırılabiliriz. Kamu görevlilerinin varlığı, mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemlerin varlığı ve kusur derecesinin belirlenmesine ilişkin hususları da kamu zararının sübjektif unsurları kapsamında değerlendirmek gerekmektedir.
Nitekim 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 7 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, “Sorumlular; mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri ile illiyet bağı kurularak oluşturulan ilamda yer alan kamu zararından tek başlarına veya birlikte tazmin ile yükümlüdür.” denilerek sorumluların tazmin yükümlülüğü kamu zararı ile mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri arasında illiyet bağının varlığına bağlanmıştır
Bahse konu mevzuat hükümlerini birlikte değerlendirdiğimizde; hesap yargılamasında kamu zararına birden fazla sorumlunun sebep olduğunun tespiti halinde oluşan bu zarardan söz konusu sorumluların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaları gerektiği de açıktır.
Kural olarak bir mali karar, işlem veya eylemin yapılmasında görev alanlardan her birinin işlemi diğer işlemlerin nedeni olduğu takdirde herkes ortaya çıkan zarardan sorumlu tutulacaktır. Bu kapsamda, somut olayda atama işleminin gerçekleştirilmesi sürecince yer alan; infaz ve koruma başmemuru olarak çalışırken Hesap İşleri Müdürlüğüne atama işlemini teklif eden İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdür Vekili ........................ ile onaylayan Belediye Başkanı .......................... hatalı atamadan dolayı sorumludurlar.
Diğer taraftan Mevcut Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlisine sorumluluk atfedilip sorgu tebliğ edilmiş ise de, Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlisi olarak maaşlara imza atan kişilerin mevzuata aykırı atamadan haberdar olmalarının ancak sorgunun tebliği ile olduğu, mevzuata aykırı yapılan işlemi, sorgu tebliğ edilene kadar bilmedikleri değerlendirildiğinden yapılan ödemelerden kaynaklanan kamu zararından da sorumlu tutulamayacaktır. Yine, kamu görevlisinin kamu zararından sorumlu tutulabilmesi için, kamu görevlisinin mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemi ile meydana gelen kamu zararı arasında uygun illiyet bağının bulunması gerektiği ifade edilmişti. Somut olayda gerçekleşen mevzuata aykırı atama işleminin mevcut Belediye Başkanı ....................’ın görevde bulunduğu dönemde gerçekleşmediği ve kamu zararına neden olan süreçte de bulunmadığı anlaşıldığından Belediye Başkanı .................................’a sorumluluk atfetmek 6085 sayılı Kanunun 7 inci ve 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesi kapsamında mümkün değildir.
Neticeten, Kamu görevlilerinin ilk kez bir göreve atanırken ya da görevde yükselme suretiyle üst göreve atanırken söz konusu görevin gerektirdiği nitelikleri taşıması zorunludur. Bu zorunluluk atama tarihi bakımından geçerli olduğu gibi görevin sürdürüldüğü süre zarfı yönünden de taşınması gereklidir. Bu çerçevede ilgilinin müdürlüğe atanırken bu kadroya atanabilmek için gereken sınav şartını taşımadığı açıktır. Bir görev için öngörülen koşulların taşınmaması halinde bu görevin belirli bir süre yürütülmüş olması ilgili lehine kazanılmış hak oluşturmaz. Söz konusu koşulların atama süresince de taşınması zorunlu olduğundan bu koşulun taşınmadığının daha sonra tespit edilmesi bu kişinin bu kadroda çalışmasına hukuki engel oluşturur. İlgilinin gerekli koşulları taşımadan müdürlüğe atandığı anlaşıldığında bu görevi yürütebilmesine olanak da bulunmamaktadır.
Bu itibarla,
Uzman kadrosuna yapılan atamasının iptalini sağlamak amacıyla konunun Bakanlığa yazılmasına gerek olmadığına,
...................... Belediyesinde müdür olarak görünen ...........................’un atandığı tarihte yürürlükte olan yönetmelikteki şartları taşımadığı halde müdürlüğe atanması sonucu oluşan ve ayrıntılı hesabı tabloda gösterilen ........................ TL kamu zararının;
Hesap İşleri Müdürlüğüne atama işlemini teklif eden İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdür Vekili ...................... ile onaylayan Belediye Başkanı ...........................’e,
Müştereken ve müteselsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 53 üncü maddesi gereğince işleyecek faizleri ile birlikte ödettirilmesine,
İş bu ilamın tebliğ tarihinden itibaren aynı Kanunun 55 inci maddesi gereğince altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.
Azınlık Görüşü:
Üye .............................’in karşı oy gerekçesi;
“Atama işleminin usulüne uygun olup olmadığını bilmesi gereken kişiler, düzenledikleri ödeme emirleriyle ödeme işlemini gerçekleştiren gerçekleştirme görevlileri ve harcama yetkilileridir. Bu kişiler ödeme işlemini gerçekleştirirken, ödemenin mevzuata uygunluğunu gözetmek ve aksi durumda gerekli düzeltme işlemini yapmakla yükümlüdür. ..........................Belediyesinin çok büyük bir kurum olmaması sebebiyle bu atamalardan habersiz oldukları düşünülemez. Bu kişiler ödeme işlemlerini gerçekleştirirken gerekli uyarıları yapmadıklarından sorumludurlar. Uyarılarına rağmen Belediye Başkanları ödemede ısrar etmiş olsaydılar Başkanlar tek başlarına sorumlu olurlardı. Anayasamıza göre alt konumda olan görevliler ancak yazılı olarak kanunsuz emirleri yerine getirmeye zorlanmaları durumunda sorumlu tutulamazlar. Açıklanan nedenlerle ödeme emirlerinde imzaları bulunan gerçekleştirme görevlileri ile harcama yetkilileri yapılan mevzuata aykırı ödemeden sorumlu oldukları değerlendirilmektedir.”