Atama
……. Belediyesinde …….’ın lise mezunu olması nedeniyle 1’inci dereceli Başkan yardımcılığına yapılan atamasının 657 sayılı Kanun’un 68/B maddesine, Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü ile Bilgi İşlem Müdürlüğü kadrosuna yapılan atamalarının ise 657 sayılı Kanun’un 68/B maddesi ile Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğine aykırı olduğu, mevzuata aykırı atama dolayısı ile yapılan ödemeler suretiyle ………. TL kamu zararına sebebiyet verildiği hususu ile ilgili olarak;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 128’inci maddesinde, devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin, genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceği ve memurların nitelik, atanma, ödev, yetki, hak ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği belirtilmiş, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda da memurların hizmet şartları, nitelikleri, hak ve yükümlülükleri ile parasal ve özlük hakları objektif kurallara bağlanarak hukuki statüleri belirlenmiştir. Bu bağlamda, Devlet personel rejimi ve bunun hukuki sujesi olan memurluk, statü hukukuna dayanmakta, kadroda bu hukukun ayrılmaz parçasını oluşturmaktadır. 657 sayılı Kanun'un 33’üncü maddesi ile kanun koyucu, her kurumda çalıştırılacak personelin tamamı için görev yerlerinin belirtilerek kadro tespiti zorunluluğunu getirmiş, kadrosuz memur çalıştırılamayacağını kurala bağlamıştır. Yasada, hizmetin önemi, hizmet yerinin özellikleri ve yoğunluğu gibi kriterler esas alınmak suretiyle personel kadrolarının tespit edilmesi ve bu hizmetleri göreceklerin kendi sınıfları içindeki derece durumlarına uygun olmak kaydıyla o kadronun aylığını almaları amaçlanmıştır. Kadro, memurun çalıştığı belli bir görev yerini ifade etmekte, memurun yapacağı iş, onun kadrosu ile ilişkili bulunmaktadır.
Nitekim, 657 sayılı yasada devlet memurluğunda yükselmenin kariyer ve liyakat ilkeleri çerçevesinde yapılması esası benimsenmiştir.
Bu kapsamda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68 inci maddesinin B fıkrasında, kurumların 1 ve 2’nci dereceli kadrolar için en az 10 yıl, 3 ve 4’üncü dereceli kadrolar için en az 8 yıl hizmeti bulunan ve yükseköğrenim görenlerin atanabileceği belirtilmiştir.
18.04.1999 gün ve 23670 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmeliğin 2’nci maddesinde; bu Yönetmeliğin belediyeler ile bunların kurdukları birlik, müessese ve işletmelere ait memur kadrolarında, müdür ve daha alt görevlere görevde yükselme mahiyetindeki asaleten atanmalarında uygulanacağı, “Görevde Yükselmeye İlişkin Esaslar” başlıklı ikinci bölümünün “Öğrenim düzeyi” başlıklı 5’inci maddesinde; Devlet memurlarının Müdür ve Şube Müdürlüğüne atanabilmesi için en az dört yıllık yüksek öğrenim, şef kadrosuna atanabilmesi için en az iki yıllık yüksek öğrenim görmüş olmaları gerektiği, 11’inci maddesinde; Görevde yükselme eğitiminde başarılı olanların bu Yönetmelik kapsamında bulunan görevlere atanabilmeleri için kurumlarınca çıkarılacak görevde yükselme yönetmeliğine uygun olarak yapılacak sınava katılarak başarılı bulunmalarının şart olduğu, kurumların bu yönetmelik hükümlerine aykırı olmamak şartıyla kendi yönetmeliklerini çıkarabilecekleri düzenlenmiştir. Mahalli idarelerle ilgili ilk yönetmelik 02.02.2000 günlü, 23952 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “İl Özel İdareleri, Belediyeler ve İl Özel İdareleri ve Belediyelerin Kurdukları Birlik, Müessese ve İşletmeler ile Bunlara Bağlı Döner Sermayeli Kuruluşlardaki Memurların Görevde Yükselme Esaslarına Dair Yönetmeliktir.” Bu yönetmeliğin iptaline ilişkin Danıştay 5. Dairesinin 2000/4306 Esas 2003/5767 sayılı kararında, yapılan düzenlemenin hukuka uygun olduğuna ve uyulması gereken norm olduğuna karar verilmiştir. İdari yargı (Danıştay) denetiminden geçen yönetmeliğe uygun olarak atamaların yapılması gerekir.
04.07.2009 gün ve 27278 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve Hatice Yaman’ın Müdürlüklere atandığı dönemde yürürlükte olan Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliğin 7’inci maddesinin birinci fıkrasında, “5 inci maddenin birinci fıkrasında sayılan unvanlara görevde yükselme suretiyle yapılacak atamalarda aşağıdaki özel şartlar aranır.
a) Müdür ve şube müdürü kadrosuna atanabilmek için;
1) 657 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin (B) bendinde belirtilen atanma şartlarını taşımak,
2) Fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olmak,
3) Ekli (1) sayılı listede sayılan ve teknik öğrenim gerektiren müdürlüklere atanabilmek için; yükseköğretim kurumlarının, kadronun görev alanı ile ilgili eğitim ve öğretimde bulunan en az dört yıllık bölümlerinden veya bu bölümlere denkliği kabul edilen yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarının ilgili bölümlerinden mezun olmak,
4) Ekli (2) sayılı listede sayılan müdürlükler için son müracaat tarihi itibariyle iki yılı uzman, sivil savunma uzmanı, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru, eğitmen veya muhasebeci kadrosunda çalışmış olmak,”
düzenlemesi yapılmıştır.
Yukarıdaki düzenlemelere göre kişinin müdürlüğüne atanabilmesi için dört yıllık okul mezunu olması, belirli görevlerde belirli sürede bulunması ve yazılı sınavda başarılı olması gerekir.
……. tarihinde açıktan memur olarak atanan ………’ın, ……… tarihinde bilgisayar işletmeni kadrosuna, ……… tarihinde Özel Kalem Müdürlüğüne, …….. tarihinde Başkan Yardımcılığına, ………. tarihinde Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğüne, ……….. tarihinde Bilgi İşlem Müdürlüğüne, ……… tarihinde bilgisayar işletmeni kadrosuna atandığı ve halen de aynı görevi yaptığı ayrıca ……… tarihinde ………. Lisesinden mezun olduğu anlaşılmaktadır.
İdare/kamu hukukunda atama/görevlendirme belli şart ve niteliklere bağlanmıştır. Belirtilen kadrolara atanma veya görevlendirme ancak şartların sağlanmasıyla mümkündür. Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Yönetmelik eki (2) sayılı listede sayılan Diğer Müdürlükler arasında yer almakta olup atamanın yapıldığı tarihte atanacak kadro için öngörülen fakülte veya en az dört yıllık yüksekokul mezunu olma ve iki yılı uzman, sivil savunma uzmanı, şef, ayniyat saymanı, kontrol memuru, eğitmen veya muhasebeci kadrosunda çalışmış olma şartı ile Bilgi İşlem Müdürlüğü Yönetmelik eki (1) sayılı listede sayılan Teknik Öğrenim Gerektiren Müdürlükler arasında yer almakta olup atamanın yapıldığı tarihte atanacak kadro için öngörülen kadronun görev alanı ile ilgili eğitim ve öğretimde bulunan en az dört yıllık bölümlerinden veya bu bölümlere denkliği kabul edilen yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarının ilgili bölümlerinden mezun olma şartı yerine getirilmemiştir. 04.07.2009 gün ve 27278 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Yönetmeliği göre kişinin müdürlüklere atanabilmesi için öncelikle 4 yıllık yüksek okul mezunu olması gerekirken ………..’ın öğrenim düzeyi lisedir.
Sorumluluk yönünden yapılan inceleme;
5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Kamu zararı” başlıklı 71’inci maddesinde kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması şeklinde tanımlanmaktadır. Madde hükmünden de anlaşılacağı üzere kamu görevlilerinin kusur sorumluluğundan bahsedilmektedir. Yani kamu zararının oluşabilmesi için kamu görevlisinin kast, kusur ve ihmallerinin olması gereklidir. Diğer bir deyişle idari işlem ve eylem arasında bir illiyet bağının var olması gereklidir.
Yukarıda esası yönünden değerlendirilen hukuki işlemi 5018 sayılı Kanun’un 71’inci maddesinde düzenlenen kamu zararının unsurları ile fiil ve netice arasındaki illiyet bağı çerçevesinde değerlendirilecektir.
Nitekim, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 7’inci maddesinin üçüncü fıkrasında, “Sorumlular; mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri ile illiyet bağı kurularak oluşturulan ilamda yer alan kamu zararından tek başlarına veya birlikte tazmin ile yükümlüdür.” denilerek sorumluların tazmin yükümlülüğü kamu zararı ile mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri arasında illiyet bağının varlığına bağlanmıştır
Bahse konu mevzuat hükümlerini birlikte değerlendirdiğimizde; hesap yargılamasında kamu zararına birden fazla sorumlunun sebep olduğunun tespiti halinde oluşan bu zarardan söz konusu sorumluların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaları gerektiği de açıktır.
Kural olarak bir mali karar, işlem veya eylemin yapılmasında görev alanlardan her birinin işlemi diğer işlemlerin nedeni olduğu takdirde herkes ortaya çıkan zarardan sorumlu tutulacaktır. Bu kapsamda, somut olayda ……….’ın ……….. gün ve ……….sayılı Belediye Başkanı ……… imzalı onay ile 2’nci dereceli Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü kadrosuna atanmasından, ……… gün ve ……… sayılı ………. imzalı onay ile 1’inci dereceli Bilgi İşlem Müdürlüğü kadrosuna atanmasından, mevzuata aykırı atamaları gerçekleştiren Belediye Başkanları sorumludur. Atama onaylarında İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürü ………’nın imzası olmadığından sorumlu tutulmayacaktır. Ayrıca Belediye Başkanı ………..’un, ………’ın Bilgi İşlem Müdürlüğüne atanma sürecinde yer almaması ve görevde olmaması Bilgi İşlem Müdürlüğüne atamadan kaynaklı Kamu zararıyla illiyet bağının oluşmasına engel teşkil etmektedir.
Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlileri Kamu zararına sebebiyet veren ödeme emirlerini imzaladıkları için sorumludurlar. …….. Belediyesinin çok büyük bir kurum olmaması dolayısıyla Harcama Yetkileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin bu atamalardan habersiz oldukları düşünülemez. Bu kişiler ödeme işlemini gerçekleştirirken, ödemenin mevzuata uygunluğunu gözetmek ve aksi durumda gerekli düzeltme işlemini yapmakla yükümlüdür. Mevzuata aykırı atanan kişiye ödeme yapılması anında gerekli incelemeyi yapmadıklarından ve şartları tutmadığına ilişkin olarak atama yapan Belediye Başkanını yazılı uyarmadıklarından dolayı sorumludurlar.
Kamu Zararının Hesabında ise; Müdürlüklere atanmak için gerekli öğrenim şartını taşımayan ………..’ın müdürlüğe atandıktan önceki kadrosu bilgisayar işletmeni olduğu için fazla ödemenin hesabında müdür ile bilgisayar işletmeni arasındaki farkın alındığı görülmüştür.
Sonuç olarak, Kamu görevlilerinin ilk kez bir göreve atanırken ya da görevde yükselme suretiyle üst göreve atanırken söz konusu görevin gerektirdiği nitelikleri taşıması zorunludur. Bu zorunluluk atama tarihi bakımından geçerli olduğu gibi görevin sürdürüldüğü süre zarfı yönünden de taşınması gereklidir. Bu çerçevede ilgilinin müdürlüklere atanırken bu kadroya atanabilmek için gereken öğrenim ve hizmet şartını taşımadığı açıktır. Bir görev için öngörülen koşulların taşınmaması halinde bu görevin belirli bir süre yürütülmüş olması ilgili lehine kazanılmış hak oluşturmaz. Söz konusu koşulların atama süresince de taşınması zorunlu olduğundan bu koşulun taşınmadığının daha sonra tespit edilmesi bu kişinin bu kadroda çalışmasına hukuki engel oluşturur. İlgilinin gerekli koşulları taşımadan müdürlüğe atandığı anlaşıldığında bu görevi yürütebilmesine olanak da bulunmamaktadır. İdari yargı istikrarlı olarak koşullarını taşımadığı halde müdür kadrosuna (diğer kadrolara) yapılan atamanın açık hata kapsamında olduğu ve bu nedenle yapılan ödemelerin her zaman geri alınacağına dair kararlar vermektedir.
İstikrar bulan Danıştay kararlarında belirtildiği üzere idarelerin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı ve hilesi ile atama şartlarını taşımaması durumunda süre kaydı aranmaksızın bütün işlemleri geri alabileceği kuşkusuzdur. Kişinin mevzuata aykırı bir şekilde atanması açık hata kapsamında bulunmaktadır.
Bu itibarla, ………. Belediyesinde müdür olarak atanan ……….’ın idari işlemin yapıldığı tarihte yürürlükte olan yönetmelikteki şartları taşımadığı halde müdürlüklere atanması sonucu oluşan ……….TL kamu zararının;
………. TL sinin Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğüne atama işlemini onaylayan Belediye Başkanı ……… ile Harcama Yetkilisi ……… ve Gerçekleştirme Görevlisi ………’a
……………
Müştereken ve müteselsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 53 üncü maddesi gereğince işleyecek faizleri ile birlikte ödettirilmesine,
İş bu ilamın tebliğ tarihinden itibaren aynı Kanunun 55 inci maddesi gereğince altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.