İnşaat Ruhsatı Teknik Altyapı Bedelleri
… Belediyesi … Müdürlüğü tarafından “imar ruhsatları (yapı ruhsatları)” verilmesi sırasında, 3194 sayılı İmar Kanunu’nda zorunlu olarak öngörülen teknik alt yapı bedellerinin tahakkuk ve tahsil edilmediği iddia edilmiş olsa da,
3194 sayılı İmar Kanunu’nun “Geliştirme alanlarında yapı ruhsatı ” başlıklı 23’üncü maddesinde,
“…Ancak, bunlardan parselasyon planları tasdik edilmiş olmakla beraber yolu, pis ve içme suyu şebekeleri gibi teknik alt yapısı henüz yapılmamış olan yerlerde, ilgili idarenin izni halinde ve ilgili idarece hazırlanacak projeye uygun olarak yaptıranlara veya parselleri hizasına rastlayan ve yönetmelikte belirtildiği şekilde hissesine düşen teknik alt yapı bedelini % 25 peşin ödeyip geri kalan % 75 ini alt yapı hizmetinin ilgili idaresince tamamlanacağı tarihten en geç altı ay içinde ödemeyi taahhüt edenlere de yapı ruhsatı verilir.” hükmüne dayanılarak ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 86, 87 ve 88’inci maddelerinde düzenlenen yol, kanalizasyon ve içme suyu tesisi katılım paylarından ayrı olarak, teknik alt yapı bedeli alınmaması sorgu konusu yapılmış ancak, sorgu konusu ile ilgili herhangi bir kamu zararı tespiti yapılmadığı gibi, sorumluların, teknik alt yapı bedelinin alınması için gerekli projelendirmenin belediyelerince yapılmadığı, daha sonra yapılan alt yapıya göre katılım bedellerinin tahsil edildiği savunmaları yeterince karşılanmadan konu hakkında gerekli inceleme, tespit ve gereğinin yapılması için Bakanlığına yazılması önerilmiştir.
Sorguya dayanak gösterilen 3194 sayılı Kanunun anılan maddesinde teknik altyapı bedelinin, yol, pis su (kanalizasyon) ve içme suyu şebekelerinin henüz yapılmayan yerlere, idaresince hazırlanacak projeye göre yapılacak yapılardan %25’i peşin (ruhsat aşamasında) kalanının ise söz konusu alt yapıların (yolun, kanalizasyonun ve içme suyu şebekesinin) yapılması halinde alınması öngörülmüş bulunmaktadır. Dolayısıyla anılan altyapılar aynı zamanda 2464 sayılı Kanunda katılım bedeli alınması öngörülen alt yapılardır ve bu yapılar yapıldıktan sonra bedelin daha büyük kısmının alınması öngörülmüştür.
Bu nedenle, Denetçisince ileri sürüldüğü üzere, teknik alt yapı bedeli ile katılım paylarının ayrı ayrı alınması gereken tutarlar olmayıp, teknik altyapı bedelinin, alt yapısı tamamlanamayan yerlere yapılacak yapılardan, ilgili idarelerce (belediyece) hazırlanmış projelere göre yapılması kaydıyla daha sonra alınması gereken tutarlara mahsuben alınması gereken tutar olduğu,
nitekim bu konuda Denetçisince raporda yer verilen Yüksek Fen Kurulunun görüşünde de ileri sürüldüğü üzere bunların ayrı ayrı olduğuna dair açık bir değerlendirme bulunmamakta, aksine söz konusu teknik alt yapı bedellerinin, katılım paylarının hesabına ilişkin yönetmelik hükümlerine göre tespit edileceği belirtilmekte, bu da teknik alt yapı bedelinin, katkı paylarına mahsuben alınacağı,
anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan sorumlularca yapılan savunmada, belediyece bu yerlerin projesi yapılmayan yerler olduğu, dolayısıyla teknik alt yapı bedelinin alınması için kanuni şart olan idarece hazırlanacak projelere göre hükmünün de gerçekleşmediği, buralara gerekli alt yapılar yapıldığında, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununda belirtilen katkı paylarının alındığı, savunması da, (teknik alt yapı bedelleri ile katkı paylarının ayrı ayrı alınması gerektiği görüşü nedeniyle) karşılanmamış, buna karşılık da dayanak gösterilen Yüksek Fen Kurulunun yazısında belirtildiği şekilde, yönetmelik hükümlerine göre de kamu zararına yönelik herhangi bir tespit yapılmadan, konunun Bakanlığına yazılması önerilmiştir.
Sonuç olarak, teknik alt yapı bedeli ile katılım paylarının aynı amaçla düzenlendiği, belirlenen yerlerde teknik alt yapı bedelinin daha sonra tahakkuk edecek katılım paylarına mahsuben alınacağı kanaatine varıldığından ve ayrıca, gönderilen savunmalarda söz konusu yapıların idarece projesi hazırlanan yapılar olmadığı ve dolayısıyla 3194 sayılı İmar Kanununun ilgili hükmü kapsamına girmediği, daha sonra anılan yerlere alt yapı şebekeleri gittiğinde gerekli katılım paylarının alındığı, yönünde yapılan savunmalarına karşılık aksine bir kamu zararı da ortaya koyulmadığı görüldüğünden ilişilecek bir husus bulunmadığına oy birliğiyle,