Dernek Üyelik Aidatı
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda, .... Belediyeler Derneğine .... üye olup söz konusu Derneğe üyelik aidatı ödendiği görülmüştür.
Belediyelerin kuruluşu, organları, yönetimi, görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usûl ve esasları 5393 sayılı Belediye Kanunu ile düzenlenmiştir. Anılan Kanun’da dernek üyeliğine ve bu üyeliğe ilişkin aidat ödenmesine cevaz veren bir hüküm yer bulunmamaktadır.
Sorumlular her ne kadar savunmalarında, ..... Belediyeler Derneğinin 5253 sayılı Dernekler Kanunu’na uygun olarak kurulduğunu, Tüzüğünün .... Valiliği Dernekler Müdürlüğünce onaylandığını, Tüzüğündeki aidat miktarının Valiliğin il Dernekler Müdürlüğünce onaylandığını belirtmişlerse de,
Mahalli idareler birer kamu tüzel kişisi olup, Kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulmuştur. Belediyelerin kuruluşu, organları, yönetimi, görev yetki ve sorumluluklar ile çalışma usul ve esasları 5393 sayılı Belediye Kanunu ile düzenlenmiştir. Kanunun herhangi bir maddesinde derneklere aidat ödeneceğine dair herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.
Sorumlular 5393 sayılı Kanun’un 60’ıncı maddesinin 1’inci fıkrasındaki hükme istinaden belediyenin katıldığı şirket, kuruluş ve birliklerin üyelik aidatını ödenebileceğini ifade etmişlerse de, Derneklerin “şirket”, “kuruluş”, “birlik” kavramı içinde değerlendirilmesi mümkün değildir. Şayet kanun koyucu belediyelerin dernek kurmalarını ve derneklere üye olmasına imkan vermeyi amaçlasaydı anılan hükümde “dernek” ifadesine açıkça yer verirdi. Ayrıca Medeni Kanun başta olmak üzere diğer mevzuatta kuruluş kavramının içine derneklerin gireceğine dair herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 75’inci maddesinde,
“Belediye, belediye meclisinin kararı üzerine yapacağı anlaşmaya uygun olarak görev ve sorumluluk alanlarına giren konularda,
…..
c) (Değişik: 12/11/2012-6360/19 md.) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir. Diğer dernek ve vakıflar ile gerçekleştirilecek ortak hizmet projeleri için mahallin en büyük mülki idare amirinin izninin alınması gerekir.”
denilerek belediyelerin derneklerle olan ilişkiler belli şartlara ve usullere bağlanmış ve sadece ortak hizmet projeleri gerçekleştirmelerine müsaade edilmiştir.
Diğer taraftan, söz konusu Derneğe 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun, belediye meclisinin görev ve yetkilerini düzenleyen 18’inci maddesinin birinci fıkrasının (p) bendine dayanarak üye olunmuş ise de, anılan bentte, “Yurt içindeki ve İçişleri Bakanlığının izniyle yurt dışındaki belediyeler ve mahallî idare birlikleriyle karşılıklı iş birliği yapılmasına, kardeş kent ilişkileri kurulmasına, ekonomik ve sosyal ilişkileri geliştirmek amacıyla kültür, sanat ve spor gibi alanlarda faaliyet ve projeler gerçekleştirilmesine, bu çerçevede arsa, bina ve benzeri tesisleri yapma, yaptırma, kiralama veya tahsis etmeye karar vermek” denilmektedir.
Görüldüğü üzere anılan bentte, belediyelerin diğer belediyelerle karşılıklı işbirliği yapmasına izin verilirken, bu işbirliğini hangi alanlarda ne şekilde kurulabileceği de açıklanmıştır. Belediyenin diğer belediyelerle “karşılıklı işbirliği yapabilmesi”, madde metninde de açıklandığı üzere, “kardeş kent ilişkileri kurulması, ekonomik ve sosyal ilişkileri geliştirmek amacıyla kültür, sanat ve spor gibi alanlarda faaliyet ve projeler gerçekleştirilmesi, bu çerçevede arsa, bina ve benzeri tesisleri yapma, yaptırma, kiralama veya tahsis etme” ile sınırlandırılmıştır. Bu hükümden, belediyeler arası işbirliğinin kurumsallaşmış bir yapıya dönüşmüş hali olan dernekleşmeye izin verildiği sonucu çıkarılamaz.
Şayet kanun koyucu belediyelerin karşılıklı işbirliğini belli bir dernek marifetiyle yürütmesine izin verseydi, bu durum madde metninde açıkça düzenlenebilirdi., Aynı maddenin aynı fıkrasının “o” bendinde, “Diğer mahallî idarelerle birlik kurulması, kurulmuş birliklere katılma veya ayrılma” meclisin görev ve yetkileri arasında sayılmak suretiyle, belediyelerin diğer mahalli idarelerle işbirlikleri birlik kurma yoluyla kurumsallaştırabilmelerine izin verilmiştir. Bu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, kanun koyucu, belediyelerin diğer belediyelerle karşılıklı işbirliğini “dernek kurma” yoluyla değil, “birlik kurma” suretiyle sürdürmesi gerektiğini açıkça ifade etmiştir. Bu nedenle, “yurt içinde ve İçişleri Bakanlığının izniyle yurt dışında belediyeler ve mahallî idare birlikleriyle karşılıklı iş birliği yapılması” ibaresinden, belediyelerin diğer belediyelerle bu amaçla dernek kurabileceği sonucunun çıkarılması ve madde hükmünün bu şekilde yorumlanması isabetli değildir.
Ayrıca kamu hizmeti yapmakla görevli olan belediyelerin belli bir ideolojiyi öne çıkararak bu ideoloji etrafında dernekleşmeleri bunların kamu tüzel kişilikleriyle de bağdaşmaz. Kamu tüzel kişileri nesnel ve objektif olmaları gerekir. Kamu tüzel kişilerinin belli bir ideoloji etrafında dernekleşmesi bunların haiz olduğu nesnel ve objektif olma nitelikleriyle uyuşmaz.
Açıklanan gerekçelerle, mevzuata aykırı olarak ....Belediyeler Derneğine ....üye olup söz konusu Derneğe üyelik aidatı ödenmesi sonucunda neden olunan kamu zararı tutarı ….-TL’nin, sorumlulara müştereken ve müteselsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53’üncü maddesi gereği hüküm tarihinden itibaren işleyecek faizleri ile ödettirilmesine,
(Üye …. ve Üye ….., “4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 56’ncı maddesinde, ‘Dernekler, gerçek veya tüzel en az yedi kişinin kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları, tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarıdır.’ denilmektedir.
5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 2’nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde de, ‘Dernek: Kazanç paylaşma dışında, kanunlarla yasaklanmamış belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, en az yedi gerçek veya tüzel kişinin, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarını ifade eder.’ denilerek 4721 sayılı Türk Medeni Kanun’daki dernek tanımı tekrar edilmiştir.
Görüldüğü üzere her iki Kanun’daki tanımda da özel hukuk tüzel kişisi ve kamu tüzel kişisi ayrımı yapılmaksızın tüzel kişilerin dernek kurabileceği öngörülmüştür.
Öte yandan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 59’uncu maddesinde aynen, ‘Dernekler, kuruluş bildirimini, dernek tüzüğünü ve gerekli belgeleri yerleşim yerinin bulunduğu yerin en büyük mülkî amirine verdikleri anda tüzel kişilik kazanırlar.
Kuruluş bildiriminin içeriği ve gerekli belgelerin nelerden ibaret olduğu, yönetmelikte gösterilir.’ denildikten sonra 60’ıncı maddesinde, ‘Kuruluş bildirimi ve belgelerin doğruluğu ile dernek tüzüğü, en büyük mülkî amir tarafından altmış gün içinde dosya üzerinden incelenir.
Kuruluş bildiriminde, tüzükte ve kurucuların hukukî durumlarında kanuna aykırılık veya noksanlık tespit edildiği takdirde bunların giderilmesi veya tamamlanması derhâl kuruculardan istenir. Bu istemin tebliğinden başlayarak otuz gün içinde belirtilen noksanlık tamamlanmaz ve kanuna aykırılık giderilmezse, en büyük mülkî amir, yetkili asliye hukuk mahkemesinde derneğin feshi konusunda dava açması için durumu Cumhuriyet savcılığına bildirir. Cumhuriyet savcısı mahkemeden derneğin faaliyetinin durdurulmasına karar verilmesini de isteyebilir.
Kuruluş bildiriminde, tüzükte ve belgelerde kanuna aykırılık veya noksanlık bulunmaz ya da bu aykırılık veya noksanlık belirli sürede giderilmiş bulunursa, keyfiyet derhâl derneğe yazıyla bildirilir ve dernek, dernekler kütüğüne kaydedilir.’ denilerek derneklerin kuruluş süreci ayrıntılı olarak açıklanmıştır.
Nitekim ....Valiliği İl Dernekler Müdürlüğünün ... tarihli ve ..... sayılı, ... tarihli ve ... sayılı ile ... tarihli ve .... sayılı yazılarında söz konusu Derneğin kurulmasında mevzuata aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir.
Anılan Belediye de mevzuatına uygun olarak kurulan bu Derneğe, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun, 18’inci maddesinin birinci fıkrasının (p) bendinde yer alan, “Yurt içindeki ve İçişleri Bakanlığının izniyle yurt dışındaki belediyeler ve mahallî idare birlikleriyle karşılıklı iş birliği yapılmasına, kardeş kent ilişkileri kurulmasına, ekonomik ve sosyal ilişkileri geliştirmek amacıyla kültür, sanat ve spor gibi alanlarda faaliyet ve projeler gerçekleştirilmesine, bu çerçevede arsa, bina ve benzeri tesisleri yapma, yaptırma, kiralama veya tahsis etmeye karar vermek” şeklindeki yetkiye istinaden belediye meclisi kararıyla üye olmuştur.
Söz konusu hükümde belediyelerin, meclislerinin kararlarıyla karşılıklı iş birliği, kardeş kent ilişkisi ve kültür, sanat ve spor gibi alanlarda ortak faaliyet ve projeler gerçekleştirmek üzere üç ayrı şekilde ilişki kurabileceği öngörülmüştür. Hükümde kardeş kent ilişkisi kurulması ve kültür, sanat ve spor gibi alanlarda ortak faaliyet ve projeler gerçekleştirilmesi iş birliğinin niteliği olarak zikredilmemiştir. Bunlar iş birliği dışındaki diğer ilişki türleri olarak sayılmıştır. İş birliği doğal olarak meri mevzuat hükümleri çerçevesinde olacaktır. Bahse konu Belediye de diğer üye belediyelerle işbirliği yapmak amacıyla mevzuatına uygun olarak kurulan söz konusu derneğe üye olmuştur.
Öte yandan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 64’üncü maddesinde, ‘Fiil ehliyetine sahip bulunan her gerçek kişi ile tüzel kişiler, derneklere üye olma hakkına sahiptir.’ denilerek kurulmuş bir derneğe üye olma noktasında özel hukuk tüzel kişisi ile kamu tüzel kişisi arasında bir ayrım öngörülmemiştir. Belediye de bir tüzel kişi olduğuna göre söz konusu Derneğe üye olmasında mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.
Mevzuatına uygun olarak kurulan Derneğe üye olan bir belediyenin üyelik aidatı ödemesi de mecburidir. Çünkü 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 70’inci maddesinde aynen, ‘Üyelerin ödenti verme borcu tüzükle düzenlenir. Tüzükte düzenleme yoksa üyeler, dernek amacının gerçekleşmesi ve borçlarının karşılanması için zorunlu ödentilere eşit olarak katılırlar. Dernekten çıkan veya çıkarılan üye, üyelikte bulunduğu sürenin ödentisini vermek zorundadır.’ denilerek dernek üyelerinin üyelik aidatını ödemelerinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Anılan Belediye tarafından da dernek tüzüğünde yer alan hüküm uyarınca üyelik aidatı ödenmiştir.
Kaldı ki 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 60’ncı maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde, belediyenin kuruluşuna katıldığı şirket, kuruluş ve katıldığı birliklerle ilgili ortaklık payı ve üyelik aidatı giderleri belediye giderleri arasında sayılmıştır. Bilindiği üzere dernekler birer sivil toplum kuruluşudur. Dolayısıyla belediyelerin 5393 sayılı Kanun’un anılan hükmüne dayanarak da üyesi bulundukları derneklere ait üyelik aidat gideri ödemeleri mümkündür.
Her ne kadar çoğunluk görüşünde, anılan hükümdeki ‘Kuruluş’ kavramıyla derneklerin kastedilmediği ileri sürülmüş ise de, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1’inci maddesinde,
‘Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır.
Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hâkim, örf ve âdet hukukuna göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir.’
denilerek kanunun sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanacağı vurgulandıktan sonra kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa nasıl hareket edileceği açıklanmıştır. Kanunların öncelikle sözü ve özüyle uygulanması hukuk devletinin de bir gereğidir. Aksi takdirde keyfilik olur. Herkes kanun koyucu yerine geçerek norm koyar hale gelir. Olayda da 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 60’ıncı maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi hükmünde belediyelerin kuruluşuna katıldığı kuruluşların üyelik aidat giderleri belediye giderleri arasında sayılarak bu giderlerin yapılmasına izin verildiği ve ‘kuruluş’ kavramı kapsamına bir sivil toplum kuruluşu olan derneklerin de girdiği tartışmasızken, buradaki ‘kuruluş’ kavramında derneklerin kastedilmediğinin ileri sürülmesi sözüyle ve özüyle açık olan kanun hükmünün yorum yoluyla uygulanmaması anlamına gelir ki bu 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun zikredilen hükmüne ve hukuk devleti ilkesine aykırı olur.
Diğer taraftan, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 75’inci maddesinin birinci fıkrasının değişik (c) bendinde yer alan hükümle belediyelerin görev ve sorumluluk alanına giren konularda derneklerle ortak hizmet proje yapmalarına izin verilmesi esas alınarak, 5393 sayılı Kanun’da belediyelerin derneklerle olan ilişkilerinin sadece ortak projeyle sınırlandırıldığının ileri sürülmesi yukarıda açıklanan mevzuata hükümlerinin yok sayılması anlamına gelir.
Açıklanan gerekçelerle, ....Derneğine üye olup söz konusu Derneğe üye aidatı ödenmesinde mevzuata aykırılık bulunmadığından sorgu konusu hakkında ilişilecek hususu bulunmadığına karar verilmesi gerekir.” şeklindeki ayrışık görüşlerine karşı) oy çokluğuyla,