Belediyede Görevli Memur Personel Eşlerinin Çalışmasına Rağmen, Bu Kişilere 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na Aykırı Olarak Aile Yardımı Ödenmesi.
… Belediyesinde görevli memur personel eşlerinin çalışmasına rağmen, bu kişilere 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na aykırı olarak aile yardımı ödendiği görülmüştür.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Aile Yardımı Ödeneği” başlıklı 202’nci maddesinde “Evli bulunan Devlet memurlarına aile yardımı ödeneği verilir.
Bu yardım, memurun her ne şekilde olursa olsun menfaat karşılığı çalışmayan veya herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan aylık almayan eşi için 1500, çocuklarından herbiri için de 250 gösterge rakamının (72 nci ay dahil olmak üzere 0-6 yaş grubunda yer alan çocuklar için bir kat artırımlı) aylık katsayısı ile çarpılması sonucu elde edilecek miktar üzerinden ödenir. Eşlerden birine iş akdi veya toplu sözleşme gereği çocukları için yapılan aile yardımı ödeneği daha düşük ise, yalnız aradaki fark ödenir. Bu fıkrada yer alan gösterge rakamlarını 3 katına kadar artırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir… ” denilmektedir.
Anılan Kanun’un ilgili maddesi gereğince aile yardımından faydalanacak çalışanların eşlerinin menfaat karşılığı bir işte çalışmaması veya herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan aylık almaması gerekmektedir.
Oysa, ….Belediyesinde çalışan memur personelden bazılarının eşlerinin sigortalı olarak çalışmalarına rağmen 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na aykırı olarak aile yardımı ödenmesi sonucu ….. TL kamu zararına neden olunmuştur.
Ancak bu kamu zararı tutarından …. TL’si ahizlerinden tahsil edildiğinden ilişilecek husus kalmadığına,
Kalan tahsil edilmeyen kamu zararı tutarı ….. TL’nin,
…. TL’sinin Harcama Yetkilisi (Kültür ve Sosyal İşler Müdür V.) ….. ile Gerçekleştirme Görevlisi …..’a,
….. TL’sinin Harcama Yetkilisi (Kültür ve Sosyal İşler Müdür V.) …. ile Gerçekleştirme Görevlisi …..’a,
Müştereken ve müteselsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53’üncü maddesi gereğince hüküm tarihinden itibaren işleyecek faizleriyle ödettirilmesine,
(Üye …..’in “657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Aile yardımı ödeneği” başlıklı 202’nci maddesinde “Evli bulunan Devlet memurlarına aile yardımı ödeneği verilir. Bu yardım, memurun her ne şekilde olursa olsun menfaat karşılığı çalışmayan veya herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan aylık almayan eşi için ödenir.” denilmektedir.
Mahalli İdareler Harcama Belgeleri Yönetmeliği’nin "Sosyal yardımlar" başlıklı 11’inci maddesinde, "Personele yapılacak sosyal yardım ödemelerinde, ödemenin çeşidine göre aşağıda belirtilen belgeler aranır.
b) Aile Yardımı: Aylıklarla birlikte ödenen bu yardım, personelin ilk işe girişinde alınacak Aile Yardımı Bildirimine (Örnek: 13 ) dayanılarak ödenir. Bu bildirim, personelin aile yardımından yararlanan eş veya çocuk durumunda meydana gelen değişiklikler ile yer değiştirme suretiyle atama halinde yenilenir. Bildirimler, ödeme belgesinin ilk nüshasına eklenir." denilmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 202’nci maddesi gereğince “Aile yardımı ödeneğin” den faydalanmak isteyen belediye personeli, Mahalli İdareler Harcama Belgeleri Yönetmeliği’nin 11’inci maddesinde öngörülen Aile Yardımı Bildirimini (Örnek: 13) vermesi gerekmektedir. Bildirimde yer alan bilgilerin doğruluğundan bildirimi verenler sorumludur. Gerçekleştirme görevlisi ve harcama yetkilisinin beyanda belirtilen bilgilerin doğruluğundan sorumlu tutulması mümkün değildir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nda kamu zararı kavramı tanımlanmakta ve kamu zararının unsurları belirlenmektedir. Kanun’un 71’inci maddesinde kamu zararı, “kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması” şeklinde tanımlanmaktadır. Söz konusu tanım çerçevesinde, kamu görevlilerinin varlığı, mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemlerin bulunması, mevzuata aykırılığın kamu görevlilerinin kasıt, kusur ve ihmalleri sonucu ortaya çıkması ve kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması kamu zararının unsurlarını oluşturmaktadır.
5018 sayılı Kanun’a yapılan atıf nedeniyle Sayıştay hesap yargısı sonucu verilecek kararlar “kamu zararı” kavramı esas alınarak tesis edilecektir. 5018 sayılı Kanun’da kamu zararı kavramı, 818 sayılı Borçlar Kanunu’ndaki haksız fiil sorumluluğuna paralel bir şekilde düzenlenmiştir. Haksız fiil sorumluluğunun unsurlarını hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve illiyet bağı oluşturmaktadır. 5018 sayılı Kanun’da mali sorumluluk için illiyet bağı sayılmamakta, illiyet bağı kavramı kamu zararının bir unsuru olarak Sayıştay hesap yargısı açısından 6085 sayılı Kanun’da düzenlenmektedir. 6085 sayılı Kanun’un 7’nci maddesinde “Sorumlular, mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri ile illiyet bağı kurularak oluşturulan ilamda yer alan kamu zararından tek başlarına veya birlikte tazmin ile yükümlüdür” denilmek suretiyle illiyet bağı Sayıştay hesap yargısında kamu zararının önemli bir unsuru olarak ele alınmaktadır.
Öte yanda 17.12.2011 tarih ve 28145 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sayıştay Denetim Yönetmeliği’nin “Kamu Zararının Tespiti” başlıklı 43’üncü maddesinde “(1) Yargılamaya esas raporlar düzenlenirken kamu zararının tespiti ile kamu görevlilerine sorumluluk yöneltilmesinde aşağıdaki şartların oluşup oluşmadığı aranır:
a) Mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemlerin varlığı,
b) Mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemden bir kamu zararı oluşması,
c) Bu zararın oluşmasına neden olan kamu görevlilerinin belirlenmesi,
ç) Kamu zararının, belirlenen kamu görevlilerinin mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemlerinden kaynaklandığına ilişkin illiyet bağının kurulması.” düzenlemesi yer almıştır.
Bu düzenlemeye göre kamu zararı ile ilgili sorumluluğun kamu görevlilerine yöneltilebilmesi için yukarıya alınan Yönetmeliğin ilgili maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (ç) bentlerinde ifade edilen unsurların birarada gerçekleşmesi gerekir. Aksi taktirde kamu görevlilerine herhangi bir sorumluluk yüklenmesi mümkün değildir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na aykırı olarak aile yardımı ödenmesi sonucu kamu zararı meydana gelmiş olup, maddede belirtilen tutarın idaresince genel usule göre tahsil edilmesi gerekeceğinden, Gerçekleştirme Görevlisi ve Harcama Yetkilisinin kamu zararından sorumlu tutulmamaları gerekir.” şeklindeki ayrışık görüşüne karşı)
oy çokluğuyla karar verildi.