İdari para cezaları
Asıl İlamın ……..’inci maddesi ile tazminine hükmolunan konu ile ilgili olarak Temyiz Kurulunun ……..tarihli ve …….. tutanak numaralı bozma kararı üzerine 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55’inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü gereğince konunun görüşülmesine karar verildi.
Anılan İlamın ……..’inci maddesiyle ... Büyükşehir Belediyesine ait gelirlerden takipli alacakların izlendiği 121 Gelirlerden Takipli Alacaklar Hesabında yer alan idari para cezalarına ilişkin 2007 yılında ve öncesinde tahakkuk etmiş alacakların 2011 yılı sonu itibariyle tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratıldığı ve bu suretle de kamu zararına neden olunduğu gerekçesiyle ……..-TL’nin tazminine karar verilmişti.
Bu tazmin hükmüne karşı sorumlulardan ……..tarafından Sayıştay Temyiz Kuruluna yapılan temyiz başvurusu üzerine anılan Kurul ……..tarih ve ……..sayılı tutanağın 2’nci maddesiyle,
“...
Rapor dosyası ve ekli belgelerin incelenmesi neticesinde,
Tazmin hükmolunan ……..TL’nin tamamına ilişkin açıklamalarda bulunulduğu,
Ödeme emri tebliği, ödeme ve haciz tatbikinin zamanaşımını kesen bir hal olarak düzenlendiği, buna karşın İlama konu takiplerde bu hallerden ödeme ve haciz tatbikinin zamanaşımı süresinin dolmasından sonra gerçekleştiği, idari para cezalarına ilişkin tüm ödeme emirleri 2008 yılı içerisinde tebliğ edildiğinden bu tebligatların 2011 yılı sonu itibariyle zamanaşımını kesen bir hal kapsamında bulunmadığı,
……..Turizm İşletmeleri’nden ……..TL, ……... Ltd. Şti.’den ……..TL, Gezin Kundura’dan ……..TL, ……... Ltd. Şti’nin hissedarı...’dan hissesi oranında haciz yoluyla ...TL, ……... Ltd. Şti.’den ……..TL olmak üzere toplam ……..TL’nin hüküm tarihinden önce,
.... ...Radyo’dan ……..TL’si tazmin tutarıyla ilgili olmak üzere ……..TL, ……..Ltd. Şti.’den 1……..TL, ……..Turizm İşletmeleri’nden ……..TL, …….. Ltd. Şti’den haciz yoluyla bankadan ……..TL, …….. Kundura’dan ……..TL, ……..Ltd. Şti’den ……..TL, ……... Ltd. Şti. – Katre Bar’dan ……..TL, ……..Ltd. Şti.’den ……..TL, …….. Ltd. Şti.’den ……..TL, ……..’den ……..TL, olmak üzere toplam ……..TL’nin hüküm tarihinden sonra tahsil edildiği,
……..’ın vefatı nedeniyle ……..TL tutarındaki idari para cezasının terkin edildiği,
....adına kesilen idari para cezasına ilişkin ödeme emri belgesinin ……..tarihinde tebliğ edildiği, ilgili tarafından 6183 sayılı Kanunun 58. maddesi uyarınca süresi içerisinde alacağın zamanaşımına uğradığı yönünde itirazda bulunup bulunmadığının, dolayısıyla zamanaşımına uğrayıp uğramadığının, yükümlünün şahsına yapılmayan bu tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanununa uygun olarak yapılıp yapılmadığının ekli bilgi ve belgelerden anlaşılamadığı, diğer cezalar ile cezaların ödenmeyen kısımlarına ilişkin olarak yapılan takibat süreçlerine ilişkin bilgi verildiği,
görülmüştür.
Bu itibarla, sorumlu, …….. sayılı İlamın …….. maddesi ile tazmin hükmolunan ……..TL’nin ……..TL’sinin tahsil edildiğini bildirmekte ise de, hüküm tarihinden sonra yapılan bu tahsilat İlam hükmünün infazı mahiyetinde olduğundan Kurulumuzca Yapılacak İşlem Olmadığına,
Ayrıca, sorumlu tarafından bildirilen hüküm tarihinden önce yapılan ……..TL’lik tahsilat ile vefat nedeniyle terkin edilen tutarlara ve tebligata ilişkin belgelerin ibrazı nedeniyle 128 sayılı İlamın ……... maddesi ile ……..TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün BOZULARAK, anılan hususlar göz önüne alınmak suretiyle yeniden hüküm tesisini teminen dosyanın ilgili Sayıştay Dairesine TEVDİİNE,”
Diğer sorumlu olan Gelir Şube Müdürü ....tarafından aynı Kurula yapılan temyiz başvurusu üzerine ise, anılan Kurul ……..tarih ve …….. tutanak sayılı Kararının 2’nci maddesiyle, “…….. sayılı İlam’ın ……... maddesi ile verilen ……..TL’nin tazminine dair hüküm, aynı tazmin hükmünde Muhasebe Yetkilisi sıfatı ile iştiraki bulunan ……..ın başvurusu üzerine düzenlenen ……..tarih ve …….. tutanak sayılı Temyiz Kurulu İlamı ile bozulmuş bulunduğundan dilekçinin işbu madde ile ilgili itirazı üzerine Kurulumuzca yapılacak işlem olmadığına ancak aynı mahiyette olan bu dosyanın sözü edilen dosya ile birleştirilerek gereği yapılmak üzere kararı veren Daireye GÖNDERİLMESİNE,”
karar vermiştir.
Temyiz Kurulunun anılan kararları üzerine Dairemize havale edilen söz konusu dosyaların birleştirilerek incelenmesi sonucunda gereği düşünüldü:
Bilindiği üzere zamanaşımına ilişkin düzenlemelerden tarh zamanaşımı, düzeltme zamanaşımı ve ceza kesme zamanaşımı süreleri 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda, tahsil zamanaşımı ise 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da düzenlenmiştir.
Tahsil zamanaşımı 6183 sayılı Kanun’un 102’nci maddesinde 5 yıl olarak düzenlenmişse de anılan maddede, “Para cezalarına ait hususi kanunlarındaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur.” denilmektedir. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 20 ve 21’inci maddelerinde de idari para cezalarının yerine getirme zamanaşımı süreleri özel olarak düzenlendiğinden, idari para cezaları için 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri esas alınması gerekmektedir.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 21’inci maddesinde,
“(1) Yerine getirme zamanaşımının dolması halinde idarî para cezasına veya mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin karar artık yerine getirilemez.
(2) Yerine getirme zamanaşımı süresi,
(…)
d) Onbin Türk Lirasından az idarî para cezasına karar verilmesi halinde üç,
Yıldır.
(…)
(4) (Değişik: 23/7/2010-6009/37 md.) Zamanaşımı süresi, kararın kesinleşmesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren işlemeye başlar.
(5) Kanun hükmü gereği olarak idarî yaptırımın yerine getirilmesine başlanamaması veya yerine getirilememesi halinde zamanaşımı işlemez.” denilerek onbin Türk Lirasından az olan idari para cezalarının yerine getirme zamanaşımı süresinin üç yıl olduğu belirtilmiştir.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 21’inci maddesinin birinci fıkrasının 4’üncü bendi hükmü uyarınca anılan vade tarihinin rastladığı takvim yılını takip edecek olan takvim yılının başı zamanaşımı süresinin başlangıcı olarak esas alınacaktır. Buna göre verilen para cezası miktarına göre 21’inci maddede belirtilen süreler işletilecektir. Olaya konu para cezalarının tümü ……..-TL’den az olduğundan tahsil zamanaşımı 3 yıldır.
Ancak 442 Seri No.lu Tahsilat Genel Tebliği'nin “İdari para cezalarının tahsil zamanaşımı” başlıklı V’inci bölümünde,
“Kabahatler Kanunu kapsamındaki idari para cezalarının tahsil zamanaşımı süresi, Kanunun 21 inci maddesine göre tespit edilecektir.
Ancak, 6183 sayılı Kanunun 103 ve 104 üncü maddelerinde düzenlenen tahsil zamanaşımını kesen haller ile tahsil zamanaşımının işlememesi halleri ayrıca dikkate alınacaktır.
5326 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin (5) numaralı fıkrasında yer alan ‘Kanun hükmü gereği olarak idarî yaptırımın yerine getirilmesine başlanamaması veya yerine getirilememesi halinde zamanaşımı işlemez.’ hükmü, idari para cezalarının kesinleşme sürecinde geçen sürenin zamanaşımını durduran bir neden olarak düzenlendiğinden, bu hükmün de tahsil zamanaşımının işlemeyeceği haller olarak dikkate alınması gerektiği tabiidir.” denilmektedir.
Bu durumda, anılan Tebliğin zikredilen hükmü ve 5326 sayılı Kanun’un 17 ve 21’inci maddelerinin yukarıda yer verilen hükümleri gereği, idari para cezalarının kesinleşme sürecinde geçen sürenin tahsil zamanaşımının işlemeyeceği haller olarak, 6183 sayılı Kanun’un 103’üncü maddesinde düzenlenen tahsil zamanaşımını kesen hallerin de 5326 sayılı Kanun’a göre verilen idari para cezalarının zamanaşımını kesen haller olarak dikkate alınması gerekmektedir.
6183 sayılı Kanun’un 103’üncü maddesinde,
“Aşağıdaki hallerde tahsil zamanaşımı kesilir:
1. Ödeme,
2. Haciz tatbikı,
3. Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat,
4. Ödeme emri tebliği,
5. Mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi,
6. Yukardaki 5 sırada gösterilen muamelelerden herhangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbikı veya bunlar tarafından yapılması,
7. İhtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi,
8. Amme alacağının teminata bağlanması,
9. Kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi,
10. İki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi.
11. (Ek: 25/12/2003-5035/5 md.) Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması.
Kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlar. Zamanaşımının bir bozma kararıyla kesilmesi halinde zamanaşımı başlangıcı yeni vade gününün rastladığı, amme alacağının teminata bağlanması veya icranın kaza mercilerince durdurulması hallerinde zamanaşımı başlangıcı teminatın kalktığı ve durma süresinin sona erdiği tarihin rastladığı, takvim yılını takip eden takvim yılının ilk günüdür.” denilerek zamanaşımını kesen haller düzenlenmiş ve bu haller arasında ödeme emri tebliği de sayılmıştır.
6183 sayılı Kanun’un “Tebliğler ve müddetlerin hesaplanması” başlıklı 8’inci maddesinde ise, hilafına bir hüküm bulunmadıkça, bu Kanun’da yazılı müddetlerin hesaplanmasında ve tebliğlerin yapılmasında Vergi Usul Kanunu hükümlerinin tatbik olunacağı hükme bağlanmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun beşinci kısmının birinci bölümünde tebliğ esasları ve muhatapları, ikinci bölümünde posta ile tebliğ usulü, üçüncü bölümünde ilan yoluyla tebliğ usulü açıklanmış olup üçüncü bölümde yer alan 103’üncü maddesinde muhatabın bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilmiş olan mektup geri gelirse tebliğin ilan yoluyla yapılacağı belirtilmiştir. Aynı Kanun’un “İlanın şekli” başlıklı değişik 104’üncü maddesinde de aynen,
“İlan aşağıdaki şekilde yapılır:
1. İlan yazısı tebliğ yapan vergi dairesinin ilan koymaya mahsus mahalline asılır ve (3) numaralı bende göre ilana çıkarılır. Tebliğin konusu, her biri için ayrı ayrı olmak üzere, birmilyar liradan (……..TL) az vergi veya vergi cezasına taalluk ettiği takdirde ayrıca (3) numaralı bende göre ilan yapılmaz ve ilan yazısının askıya çıkarıldığı tarihi izleyen onbeşinci gün ilan tarihi olarak kabul edilir.
2. İlan yazısının bir sureti mükellefin bilinen son adresinin bağlı olduğu muhtarlığa gönderilir.
3.İlan ile yapılan tebliğin konusu birmilyar ila yüzmilyar lira arasındaki (……..TL) vergi veya vergi cezasına taalluk ettiği takdirde ilan, ilgili vergi dairesinin bulunduğu yerin belediye sınırları içinde çıkan bir veya daha fazla gazetede yayımlanır. Tutarın yüzmilyar lirayı (……..TL) aşması halinde ilan, Türkiye genelinde yayın yapan günlük gazetelerden birinde ayrıca yapılır.
Tebliğ olunacak evrakın örnekleri yabancı memlekette bulunan mükellefin bilinen adresine ayrıca posta ile gönderilir.”
denilerek yapılacak ilanın şekli açıklanmıştır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde de anılan Belediyenin Mali Hizmetler Dairesi Başkanlığı Gelir Şube Müdürlüğü tarafından, idari para cezası muhatabın bilinen adresi yanlış veya değişmiş olup ve bu yüzden gönderilmiş olan ödeme emirlerinden geri gelenlerinin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 103’üncü maddesinin birinci fıkrasının 1’inci bendi uyarınca 2010, 2011, 2012 ve 2013 yıllarının Aralık ayında ilanen tebliğ edildiği ve bu ilanen tebliğata ilişkin olarak düzenlenen ve savunmanın ekinde yer alan tutanaklardan anlaşılmıştır. Dolayısıyla ödeme emri ilanen tebliğ edilen söz konusu idari para cezalarının tahsil zamanaşımının kesildiği ve tahsil zamanaşımına uğramadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan 6183 sayılı Kanun’un “Borçlunun ölümü” başlıklı 7’nci maddesinde, “Borçlunun ölümü halinde, mirası reddetmemiş mirasçılar hakkında da bu kanun hükümleri tatbik edilir. (…)” denilmesine karşın 442 Tahsilat Genel Tebliğinin “Ölüm Halinde İdari Para Cezaları Hakkında Yapılacak İşlemler” başlıklı VIII.’inci maddesinde,
“Bilindiği gibi, 6183 sayılı Kanunda adli ve idari para cezalarının amme borçlusunun ölümü halinde terkin edilip edilmeyeceği hususunda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
Ancak, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın
38 inci maddesinin yedinci fıkrasında “Ceza sorumluluğu şahsidir.” hükmü yer almaktadır.
(…)
İdari para cezalarının düzenlendiği özel kanunlarda, cezaya muhatap olan kişilerin ölümü halinde idari para cezalarının mirası reddetmemiş mirasçılarından takip edilip edilmeyeceği yönünde ayrıca bir hüküm bulunmaması koşuluyla, Anayasanın 38 inci maddesinde yer verilen “Cezaların Şahsiliği” ilkesi gereğince, bu idari para cezalarının tahsilinden vazgeçilmesi icap etmektedir.”
hükmüne yer verilmiştir.
Bu çerçevede dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler incelendiğinde, söz konusu idari para cezası tutarı toplam ……..-TL’nin,
……..-TL’sinin aşağıda yer alan tahsilat tablosunda tarih ve numaraları gösterilen belgelerle tahsil edildiği,
……..-TL’sinin ……..tarihinde vefat eden ……..’a ait olup 442 Tahsilat Genel Tebliğinin “Ölüm Halinde İdari Para Cezaları Hakkında Yapılacak İşlemler” başlıklı VIII’inci maddesi hükmü uyarınca terkin edildiği,
Geriye kalan ……..-TL’sinin ise ödeme emri tebligatı ilanen yapılarak tahsil zamanaşımı süresinin kesildiği ve gerekli tahsilatın yapılması için bankalar, Tapu ve İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil Şube Müdürlüklerine borçluların malvarlıklarına haciz konulması için yazılar yazıldığı, haciz varakalarının düzenlendiği ve takibin devam ettiği,
anlaşılmıştır.
Bu nedenle, söz konusu idari para cezası tutarı toplam ……..-TL’nin,
……..-TL’si aşağıdaki tabloda tarih ve numaraları belirtilen belgelerle tahsil edildiğinden bu tutar için ilişilecek husus kalmadığına,
Geriye kalan ……..-TL’si için ise ilişilecek husus bulunmadığına,
ek ilamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.