Eksik Tahsilat ve Gecikme Cezasının Uygulanmaması
Asıl İlamın 2’nci maddesi ile verilen hüküm dışı kararının kaldırılarak hüküm dışı bırakılan bu hesap ve işlem kapsamındaki konunun 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 50’nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü gereğince görüşülmesinin devamına karar verildikten sonra dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda;
A) Taksitle yapılan satışların geri ödemelerinde vade farkının hiç alınmaması veya eksik tahsil edilmesi dolayısıyla kamu zararına neden olunmuştur.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 69’uncu maddesinin üçüncü fıkrasına dayanılarak hazırlanan Belediyelerin Arsa, Konut ve İşyeri Üretimi, Tahsisi, Kiralaması ve Satışına Dair Genel Yönetmeliğin “Konut ve işyeri satışı” başlıklı 15’inci maddesinde;
“Sosyal konutlar dışındaki konutlar ile işyerlerinin satışı aşağıda belirtilen esaslara göre yapılır:
…
f) Ödeme planı: Konut ve işyeri satışlarında alınacak peşinat tutarı, satış bedelinin %50'sinden az olmamak üzere belirlenir. Kalan miktar en çok 2 yıl içerisinde ve belirlenecek plana göre ödenir. Bu şekildeki taksitli satışlar için belediye meclisince belirlenecek vade farkı uygulanır. Borcun zamanında ödenmemesi halinde sözleşme hükümlerine göre hareket edilir. Konut ve işyerlerinin satışında banka kredisi ve diğer finansman araçlarından yararlanılabilir.” hükmü,
Aynı Yönetmeliğin “Belediye meclisinin yetkisi” başlıklı 16’ncı maddesinde;
“Belediye meclisi, dar gelirli tanımına ilişkin miktarı %25'e kadar artırmaya veya düşürmeye; tahsis ve satışlarda alınacak peşinat miktarlarını ve peşin ödemelere uygulanacak indirim oranını, tahsis ve satışlarda uygulanacak taksit süreleri ile vade farkını, yıllık kira artış oranını, satışlarda uygulanacak grup veya meslek indirim oranını belirlemeye; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun gereğince belirlenen oranı geçmemek üzere gecikme faizini tespit etmeye yetkilidir.” hükmü,
Aynı Yönetmeliğin “Sözleşme düzenlenmesi” başlıklı 19’uncu maddesinde;
“Arsa, konut ve işyeri tahsis ve satışları ile konut kiralanmasında ilgili kişiler veya kooperatif arasında, tahsis veya satış şartları, arsa, konut ve işyerlerinin kullanım şartları, tahsis ve satışın taksitle yapılması halinde taksitlerin ödeme süresi ve vade farkı, zamanında ödenmeyen taksitlere uygulanacak gecikme faizi ile tahsis veya satışın iptal edilmesi ve diğer hükümler bir sözleşme ile düzenlenir.” hükmü,
Aynı Yönetmeliğin “Yeniden değerleme” başlıklı 21’inci maddesinde ise;
“Arsa ve konutların tahsis, kiralama ve satışlarında peşinat alındıktan sonra kalan borç miktarı her yıl bir önceki yılın tüketici fiyat endeksi ile çarpılarak yeniden değerlemeye tabi tutulur. “hükmü yer almaktadır.
.... bulunan …. adet konut ve ….adet işyeri (kreş, restoran ve sosyal tesis) satışı için 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ve yukarıda bazı hükümlerine yer verilen Yönetmelik esas alınarak ihaleye çıkıldığı,
Söz konusu iş .... tarih ve …. sayılı Encümen Kararıyla, yarısı peşin yarısı da 24 ay vade ile …. TL bedel üzerinden …. Ortak Girişimi’ne ihale edildiği, anlaşılmaktadır.
İhale Şartnamesi’ nin 12/b maddesinde;
“İhalenin toptan taksitli ödeme yapılması halinde alıcı, satış bedelinin %50’sini, şartnamenin 6. maddesinde belirtilen KDV, ilan bedeli ve diğer giderleri (Tapu harçları hariç) peşin olarak ödeyecektir. Bakiye kalan satış bedeli ilk ödeme tarihinden itibaren 24 (Yirmidört) ay içinde 24 eşit taksitle ödenecek olup, ödemelere aylık TÜFE (Tüketici Fiyatları Endeksi) vade farkı uygulanacaktır. Aylık vade farkı toplamı aylık taksitle birlikte tahsil edilecektir. Taksitlerin ödenmesinde bir sonraki ayın taksitinin önceki ayla birlikte ödenmesi halinde erken ödenen takside vade farkı uygulanmayacaktır. Ancak, ödemeler süresi toplam Yirmidört ayı geçemez ve aylık ödemeler aksatılamaz. Aksatılması halinde, aksatılan miktara ayrıca aylık %10 (Yüzdeon) vade farkı uygulanacaktır. Ödenen miktar kadar bağımsız bölümün tapu devri alıcı adına yapılacak olup, ödemeler tamamlandığında İhale konusu taşınmazların tamamının tapu devri yapılarak Geçici Teminatı iade edilecektir. Ödemenin 24 (Yirmidört) ay içerisinde tamamlanmaması halinde alıcının teminatının tamamı irat kaydedilerek kalan bağımsız bölümlerin satış kararı İptal edilecektir.
Taşınmaz üzerinde ihaleye çıkarıldığı tarihten önce veya ihale süresi içinde tapu devrini etkileyici bir takyidin tapuya şerh edilmesi veya Belediye alacaklıları tarafından haciz konulması halinde sorun Belediye tarafından çözümlenecektir. Bu aşamada ihale bedeli ya da taksitler süresinde ödenecektir. Tapu devrini etkileyecek sorunun çözümlenmesinin imkansız hale gelmesi durumunda ihale Encümen Kararı ile fesh edilecektir. İhalenin fesh edilmesi ile birlikte alıcı tarafından ödenen ihale bedeli ve tahsil edilen giderler alıcıya faizsiz olarak iade edilecektir. Alıcı, herhangi bir nedenle vade farkının ödenmemesi veya ertelenmesi talebinde bulunamaz. (Yargı Kararları hariç)” ifadesine,
Aynı Şartname’nin 13’üncü maddesinde ise;
“Belediye, artırmaya çıkardığı taşınmazın mülkiyet devrinden başka iş bu ihaleden hiçbir şeyden sorumlu değildir. Alıcı taşınmazı ihale şartnamesinin 12. maddesi hükümleri dâhilinde takyidatlar ile birlikte kabul etmiş sayılacaktır. Satışı yapılan ancak kat irtifakı veya kat mülkiyeti tesis edilemeyen taşınmazların tapu devirleri kat irtifakının tesisinden sonra yapılacaktır. Bu durumda dahi alıcı satış bedelini süresi içinde ödeyecektir. Tapu devrinin gecikmesi halinde alıcı dava açmayacağını ve satış bedelinin iadesini istemeyeceğini peşinen kabul etmiş sayılır.” ifadesine yer verilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan …. tarihli Sözleşme’nin 3’üncü maddesinde de;
“Yüklenici, satış bedelinin % 50'sinı, şartnamenin 6. maddesinde belirtilen KDV, ilan bedeli ve diğer giderleri (Tapu harçları hariç) peşin olarak ödeyecektir. Bakiye kalan satış bedeli ilk ödeme tarihinden itibaren 24 (Yirmi dört) ay içinde 24 eşit taksitle ödenecek olup, ödemelere aylık TÜFE vade farkı uygulanacaktır. Aylık vade farkı toplamı aylık taksitle birlikte tahsil edilecektir. Taksitlerin ödenmesinde bir sonraki ayın taksitinin önceki ayla birlikte ödenmesi halinde erken ödenen taksite vade farkı uygulanmayacaktır. Ancak, ödemeler süresi toplam Yirmidört ayı geçemez ve aylık ödemeler aksatılamaz. Aksatılması halinde, aksatılan miktara ayrıca aylık % 10 (Yüzdeon) vade farkı uygulanacaktır. Ödenen miktar kadar bağımsız bölümün tapu devri alıcı adına yapılacak olup, ödemeler tamamlandığında ihale konusu taşınmazların tamamının tapu devri yapılarak Geçici Teminatı iade edilecektir. Ödemenin 24 (Yirmidört) ay içerisinde tamamlanmaması halinde alıcının teminatının tamamı irat kaydedilerek kalan bağımsız bölümlerin satış kararı iptal edilecektir.” hükmü yer almaktadır.
Bu durumda, satışla ilgili Şartname ve Sözleşmede, “Belediyelerin Arsa, Konut ve İşyeri Üretimi, Tahsisi, Kiralaması ve Satışına Dair Genel Yönetmelik” hükümleri doğrultusunda yapılacak taksit ödemeleriyle ilgili olarak, belediye alacağının enflasyon karşısında erimesini önlemek amaçlı TÜFE oranında vade farkı ve alacağın aksatılmadan ödenmesini teminen, aylık %10 gecikme cezası olmak üzere (her ne kadar sözleşmede ikisi içinde vade farkı terimi kullanılmış olsa da) iki ayrı düzenleme getirilmiş olmaktadır.
İhale bedeli olan …. TL’nin yarısı olan …. TL’nin peşin yatırıldığı, kalan borcun aylık …. TL üzerinden 24 eşit taksite bölündüğü, ilk beş taksitin düzenli ödendiği, ancak alıcı firmanın 12.11.2007 tarihinde Belediyeye göndermiş olduğu yazıda; sözleşmede “ödenen miktar kadar bağımsız bölümün tapu devri idarece alıcı adına yapılacağından, tamamlandığında ihale konusu taşınmazların tamamının tapu devri yapılarak geçici teminatı iade edilecektir” hükmünün mevcut olduğu ancak, taksitlerini düzenli olarak ödedikleri halde, satın aldığı taşınmazlar üzerinde Belediyeye ait borçlardan dolayı haciz ve icra uygulaması olduğu için bedelini ödediği taşınmazların tapu devrinin taraflarına yapılmadığını, tapular üzerinde haciz işleminin devam etmesi nedeniyle müşterilere satış ve tapu devrinin yapılamadığını, projenin aksamadan devam edebilmesi ve zamanında bitirilmesi, mali sıkıntı nedeniyle kesintiye uğramaması için, Belediyece tapu devrini etkileyen sorunlar çözülünceye kadar taksit ödemelerinin herhangi bir gecikme faizi uygulanmadan ertelenmesini talep ettiği,
Konunun .... Büyükşehir Belediyesi Encümeninde görüşüldüğü ve …. gün ve …. sayılı Karar ile de söz konusu talep doğrultusunda; “… mevcut sorunlar çözülünceye kadar taksit ödemelerinin herhangi bir gecikme faizi uygulanmadan ertelenmesine” oy birliğiyle karar verildiği görülmektedir.
…. tarih …. sayılı Encümen Kararı ile söz konusu vadeli satış işine ait taksit ödemelerinin yeniden başlatılmasına, sözleşme tarihinden itibaren sözleşmenin 3’üncü maddesi gereği TÜFE vade farkının uygulanarak işlem yapılmasına, vadesi gelen taksitlerin ödenmemesi halinde %10 gecikme faizi uygulanmasına karar verilmiştir.
Bu Karar, alıcı firmanın “…. adet gayrimenkulde ihtiyati tedbir kararı devam ettiğinden taksit ödemelerinin mülkiyeti kısıtlayıcı unsurlar tümüyle ortadan kaldırılıncaya kadar ertelenmesi” talebi doğrultusunda …. tarih ve …. sayılı Encümen Kararı ile iptal edilmiştir.
Belediyenin alacağı olan …. TL’nin 24 eşit taksitle geri ödenmesinden ötürü meydana gelecek değer kaybını önlemek için öngörülen TÜFE oranındaki aylık vade farkının, İhale Şartnamesi ve Sözleşmesindeki;
“Taşınmaz üzerinde ihaleye çıkarıldığı tarihten önce veya ihale süresi içinde tapu devrini etkileyici bir takyidin tapuya şerh edilmesi veya Belediye alacaklıları tarafından haciz konulması halinde sorun Belediye tarafından çözümlenecektir. Bu aşamada ihale bedeli ya da taksitler süresinde ödenecektir. Tapu devrini etkileyecek sorunun çözümlenmesinin imkânsız hale gelmesi durumunda ihale Encümen Kararı ile fesh edilecektir. İhalenin fesh edilmesi ile birlikte alıcı tarafından ödenen ihale bedeli ve tahsil edilen giderler alıcıya faizsiz olarak iade edilecektir. Alıcı, herhangi bir nedenle vade farkının ödenmemesi veya ertelenmesi talebinde bulunamaz.” hükmüne rağmen,
Encümen Kararına istinaden iki yılı aşkın bir süreyle vade farkı alınmadan ertelenmesi hukuken mümkün değildir.
Belediye satışa konu gayrimenkuller üzerine haciz veya diğer mülkiyeti kısıtlayıcı tedbirlerin konulabilineceğini öngörerek bu durumda dahi ihaleyi alan firmanın taksitleri düzenli olarak ödeyeceği ve belirlenen vade farkı ve gecikme cezasının ertelenmesini talep dahi edemeyeceği, işin Şartnamesinde belirtilmiş ve ilgili firmalar, Şartnamedeki bu hükümleri görerek ve bilerek ihaleye katılma kararı almışlardır. Üstelik, Şartnamedeki bu hükümler, taraflar arasında yapılan sözleşmeye de aynen alınmıştır.
Sözleşme hukukunda temel ilke, tarafların serbest iradeleri ile imzalanan sözleşmenin daha sonra herhangi bir değişiklik yapılmadan uygulanmasıdır. Sözleşme hükümlerinde sonradan değişiklik yapılmaması ayrıca, “ihalede rekabet” ilkesinin de bir gereğidir. Zira, ihaleye teklif veren isteklilere tanınmayan bir hakkın ihaleden sonra yükleniciye tanınması rekabeti ortadan kaldırır.
Diğer taraftan, ilgili Yönetmeliğin 16’ncı maddesi ile belediye gayrimenkullerinin vadeli satışında uygulanacak aylık vade farkı ve gecikme cezası oranlarını ihaleye çıkılmadan önce belirleme yetkisini belediye meclislerine vermişken sözleşme imzalandıktan sonra bu oranları, karşı taraf lehine üstelik encümen kararı ile değiştirmek veya ertelemek, Belediye Meclisine dahi verilmemiş bir yetkiyi kullanmakla eşdeğerdir ve Yönetmeliğin 21’inci maddesindeki;
“Arsa ve konutların tahsis, kiralama ve satışlarında peşinat alındıktan sonra kalan borç miktarı her yıl bir önceki yılın tüketici fiyat endeksi ile çarpılarak yeniden değerlemeye tabi tutulur.”
Şeklindeki, alacağın enflasyon karşısında değer kaybını önlemek amacıyla getirilmiş açık hükme de aykırıdır.
2012 yılı içerisinde yapılan ödemelerde, Şartname ve Sözleşmeye göre peşinatın yatırıldığı tarih ile taksitin fiilen ödendiği tarih arasındaki zaman dilimi göz önüne alınarak, uygulanacak TÜFE oranının hesap edilmesi (Kümülatif alınması) gerekirken, taksit ödemelerinin ertelendiği (23.11.2007 ile 21.05.2010 tarihleri arası) iki yılı aşkın sürede gerçekleşen TÜFE oranları görmezden gelinerek 21.05.2010 tarihinden sonra (6’ncı taksitte TÜFE oranları sıfırdan başlatılmış) ödenen taksitler için bu tarih itibarıyla gerçekleşen TÜFE oranları esas alınarak hesaplama yapılması, Belediye alacağının enflasyon karşısında erimesine yol açtığından, kamu zararına sebebiyet verilmiş olmaktadır.
Ancak, 2012 yılında mahsuben veya nakden yapılan geri ödemelerde sözleşme ve şartname hükümleri doğrultusunda ödemenin yapıldığı tarih ile peşinatın yatırıldığı 23.05.2007 tarihi arası geçen sürede gerçekleşen TÜFE oranının tespit edilerek (Kümülatif alınarak) taksit tutarı ile birlikte bu oran üzerinden vade farkı alınması gerekirdi.
Bununla birlikte, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu’nun 3’üncü maddesi (k) bendinde;
“Harcama Birimi: Kamu idaresi bütçesinde ödenek tahsis edilen ve harcama yetkisi bulunan birim” olarak tanımlanmıştır.
Aynı Kanun’un 31’inci maddesindeki;
“Bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi harcama yetkilisidir.
Ancak, teşkilât yapısı ve personel durumu gibi nedenlerle harcama yetkililerinin belirlenmesinde güçlük bulunan idareler ile bütçelerinde harcama birimleri sınıflandırılmayan idarelerde harcama yetkisi, üst yönetici veya üst yöneticinin belirleyeceği kişiler tarafından; mahallî idarelerde İçişleri Bakanlığının, diğer idarelerde ise Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine yürütülebilir.
Kanunların verdiği yetkiye istinaden yönetim kurulu, icra komitesi, komisyon ve benzeri kurul veya komite kararıyla yapılan harcamalarda, harcama yetkisinden doğan sorumluluk kurul, komite veya komisyona ait olur.
Yükseköğretim Kurulu ile üniversiteler ve yüksek teknoloji enstitülerinde, harcama yetkilileri ödenek gönderme belgesiyle belirlenir. Bu idarelerde ödenek gönderme belgesi ile ödenek gönderilen birimler harcama birimi, kendisine ödenek gönderilen birimin en üst yöneticisi ise harcama yetkilisidir. Bütçe ödeneklerinin ilgili birimlere dağılımının planlanması, ödenek gönderme belgesine bağlanması ve kullanılmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı tarafından belirlenir.
Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinde; idareler, merkez ve merkez dışı birimler ve görev unvanları itibarıyla harcama yetkililerinin belirlenmesine, harcama yetkisinin bir üst yönetim kademesinde birleştirilmesine ve devredilmesine ilişkin usûl ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir. Harcama yetkisinin devredilmesi, yetkiyi devredenin idarî sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Harcama yetkilileri bütçede öngörülen ödenekleri kadar, ödenek gönderme belgesiyle kendisine ödenek verilen harcama yetkilileri ise tahsis edilen ödenek tutarında harcama yapabilir.” hükmüyle de,
Harcama Yetkisi ve Harcama Yetkilisinin görev, yetki ve sorumluluk sınırları belirgin bir biçimde ortaya konulmuştur.
Aynı Kanun’un “Giderin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33’üncü maddesinde;
“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. (Değişik son cümle: 22/12/2005-5436/10 md.) Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.
Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.
…” hükmü yer almakta olup, bu hükme göre gerçekleştirme görevlilerinin sorumlulukları; mal veya hizmetin teslim alınması, buna ilişkin belgelerin tanzimi, gerekli işlemlerin yapılması ve ödeme aşamasına gelinmesiyle sınırlıdır.
Ayrıca, Mali Hizmetler Daire Başkanlığı İç Kontrol Standartları Süreç Bilgilendirme ve İş Akış Şemaları’nın “Kentsel Dönüşüm ve Tahakkuk İşlemleri İş Akışı” başlıklı kısmında; sözleşme imzalandıktan sonra söz konusu işe ait şartname ve sözleşmenin Mali İşler Daire Başkanlığına gönderileceği, yapılacak mahsup veya tahsilatlarda bu durumun göz önünde bulundurularak vade farkına, vadesinde ödemenin yapılmaması durumunda gecikme cezasına ilişkin hükümlerin esas alınarak yapılması gereken işlemlerin muhasebe birimince yapılacağı açıkça ifade edilmiştir.
Açıklanan bu gerekçelerle .... Büyükşehir Belediyesi Encümeninin oy birliğiyle almış olduğu kararlara istinaden, taksit ödemelerinin herhangi bir gecikme faizi uygulanmadan ertelenmesi sonucunda kamu zararına neden olunması dolayısıyla, ödeme/tahsilat belgeleri ile bunların eki olan diğer belgelere, Harcama Yetkilisi veya Gerçekleştirme Görevlisi sıfatlarıyla imza atmış olan Büyükşehir Belediyesi yetkililerine …., …., …., …. ile …’a sorumluluk tevdi edilemeyeceğine oy birliğiyle,
Açıklanan diğer gerekçelerle ….Adi Ortaklığı’na 2007 yılında ihale edilen “…. Bulunan …. Adet Konut ve …Adet İşyerinin Satışı” işinde, 2012 yılında yapılan taksitli geri ödemelerde peşinatın ödenme tarihinden itibaren TÜFE oranlarının kümülatif olarak aylık vade farkı alınması gerekirken bu tarihin esas alınmaması sonucu (A) bendinde konu edilen toplam ….-TL kamu zararının sorumluları;
Üst Yönetici (Büyükşehir Belediye Başkanı) …. ve Muhasebe Yetkilisi ve Encümen Üyesi …. (Mali İşler Daire Başkanı), diğer encümen üyeleri …., …., …., …., …., …., …, …. ile ….’a,
Müştereken ve müteselsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53’üncü maddesi gereği hüküm tarihinden itibaren işleyecek faizleri ile ödettirilmesine,
[Daire Başkanı …. ve Üye ….’in; “(A) bendinde konu edilen kamu zararının Encümen Başkanı ve üyelerine ödettirilmesi kararına katılmakla birlikte, sorumluluk yönüyle .... Büyükşehir Belediye Başkanı ….’in sorumluluğu ile ilgili olarak; raporda, mer'i mevzuatta üst yöneticiye mali sorumluluk yüklenebileceğine dair hiçbir hüküm bulunmamasına rağmen, üst yöneticiye mali sorumluluk tevcih edilmiştir. Bu çerçevede aşağıdaki hususlar kapsamında bir değerlendirme yapılması gerekmektedir;
a- 5018 sayılı Kanunun üst yöneticinin sorumluluğunun yer aldığı 11’inci maddesinde, üst yöneticinin mahalli idarelerde meclisine karşı sorumlu olacağı belirtilmiştir. 5018 ve 6085 sayılı Kanunlarda, üst yöneticilerin münferiden veya diğer görevlilerle birlikte mali sorumluluğa ortak olacağına dair hiçbir hüküm bulunmamaktadır. Aşağıda açıklandığı üzere, üst yöneticinin yürürlükteki sistemin sağlıklı işleyişini temin zımnında önleyici tedbirleri de içeren ve mali sorumluluğa iştiraki tazammun etmeyen bir genel gözetim ve izleme sorumluluğu bulunmaktadır ki bu da sadece Belediye Meclisine karşı olan idari bir sorumluluktur.
b- 5018 sayılı Kanunun "Amaç" başlıklı l’inci maddesinde de ifade edildiği üzere, bu Kanun; esas olarak kalkınma planları ve programlarında yer alan politika ve hedefler doğrultusunda kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde elde edilmesi ve kullanılmasını, hesap verebilirliği ve mali saydamlığı sağlamak üzere, kamu mali yönetiminin yapısını ve işleyişini, kamu bütçelerinin hazırlanmasını, uygulanmasını, tüm mali işlemlerin muhasebeleştirilmesini, raporlanmasını ve mali kontrolü düzenlemeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda "Bakanların ve Üst Yöneticilerin Hesap Verme Sorumluluğu" başlıklı dördüncü bölümün 11 'inci maddesi üst yöneticilerin hesap verme sorumluluğunu,"
• İdarelerin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanması,
Sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımının sağlanması,
Kayıp ve kötüye kullanımın önlenmesi,
Mali yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi ve izlenmesi,
Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesi olarak belirlemiştir,
Ayrıca bu sorumluluğun gereklerinin; Harcama yetkilileri, Mali hizmetler birimi, İç denetçiler, aracılığıyla yerine getirileceği hüküm altına alınmıştır.
c- 5018 sayılı Kanun ile kamu yönetiminde oluşturulan yeni sistem çerçevesinde, kamu idarelerinin, mali yönetim ve kontrol sistemlerini, harcama birimlerini, muhasebe ve mali hizmetler ile ön mali kontrol ve iç denetim birimlerini oluşturmaları gerekmektedir.
Bu itibarla, Raporda yer alan tespitlerin hiçbirinde mali yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin sağlanmadığına ya da yeterli ve etkili bir kontrol sisteminin kurulmadığına dair herhangi bir tespit yoktur. Dolayısıyla belediye başkanına herhangi bir sorumluluk yüklenemeyeceği izahtan varestedir.
d- 5018 sayılı Kanunun 32 ve 33’üncü maddelerinde ve 14.06.2007 tarih ve 5189 sayılı Sayıştay Genel Kurulu Kararında mali sorumluların harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlileri olduğu ifade edilmektedir. Ayrıca, 31 Aralık 2005 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Harcama Yetkilileri Hakkında da Genel Tebliğ'de harcama yetkililerinin kimler olacağı açıkça tanımlanmıştır. Üst yönetici, harcama yetkilileri arasında sayılmamıştır. Hatta Tebliğin 'Harcama Yetkisinin Birleştirilmesi' kısmında üst yönetici ve yardımcılarına harcama yetkisinin verilmesi yasaklanmıştır.
e- İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 12'nci maddesinde "Harcama yetkilileri, yardımcıları veya hiyerarşik olarak kendisine en yakın üst kademe yöneticileri arasından bir veya daha fazla sayıda gerçekleştirme görevlisini ödeme emri belgesi düzenlemekle görevlendirir." ifadesi yer almaktadır.
Bahse konu düzenlemeler dikkate alındığında harcama sürecinde yer alan personelin gerçekleştirme görevlileri ve harcama yetkilisi olduğu aşikârdır. Harcama surecinin hiç bir aşamasında yer almayan Üst Yöneticinin mali sorumluluğundan bahsedilemez.
f- Mülga 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu, üst yöneticilere ilişkin bir hüküm içermemekte, "ita amiri" konumundaki yöneticilerin "Onaylayan" sıfatını haiz oldukları durumlarda sayman ve tahakkuk memurları ile birlikte sorumlu tutulabilecekleri bazı durumları düzenlemekteydi. Bu kapsamdaki yöneticiler, ihalelere onay vermekte, sözleşmeler imzalamakta ve bir giderin geçici ya da kesin olarak ödenmesi için saymanlara talimat verebilmekteydi. Bu görev ve yetkileri nedeniyle de Sayıştay tarafından sorumluluktan hükmedilebilmekteydi. 5018 sayılı Kanun ise mülga 1050 sayılı Kanundan farklı olarak, üst yöneticileri tümüyle harcama surecinin dışında tutmakta; bunlar için sorumluluk üstlenme uygulamasını bile öngörmemektedir.
14/06/2007 tarih ve 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararında geçen ve niteliği açıklanmayan "özel kanunlar" ibaresinden, bütçe mevzuatı, kamu ihale mevzuatı, personel mevzuatı ve benzeri mali mevzuatın kastedildiği düşünülmektedir. Üst yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin Kararın ise söz konusu mevzuatta üst yöneticilere harcamaya ilişkin görevler verildiği/verileceği varsayımına dayandırıldığı değerlendirilmektedir. Ancak 5018 sayılı Kanunun 81'inci maddesiyle, 1050 sayılı Kanunun ve diğer kanunların 5018 sayılı Kanuna aykırı hükümleri yürürlükten kaldırılmış bulunmaktadır. Bu nedenle diğer kanunlarda üst yöneticilere verilen görevlerin "harcama sürecine ilişkin görevler" şeklinde yorumlanması 5018 sayılı Kanuna aykırı olacaktır.
g- Hem 5216 sayılı Kanunun 18 inci hem de 5393 sayılı Kanunun 38 inci maddesinin (f) işaretli bendi ile belediye başkanlarına verilen görevlerden biri de; belediyenin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmektir. Bu bağlamda, Belediye başkanları belediye idaresinin başı ve üst yöneticisi olarak belediyenin hem gelirlerini hem de giderlerini mevzuat hükümlerine göre tarh tahakkuk, tahsil edilmesinden ve hak sahiplerine zamanında ödenmesinden mali yönden değil idari yönden sorumlu tutulmuşlardır.
Nitekim Sayıştay Genel Kurulu’nun 4122/1 ve 4123/1 sayılı kararlarında da ita amiri (üst yönetici)’nin sadece gözetim yükümlülüğü bulunduğunu dolayısıyla mali sorumluluğunun olmadığına karar verilmiştir.
h- Anayasa'nın 160'ncı maddesi "sorumluların" belirlenmesi hususunu Kanunlara bırakmış olmasına rağmen, hesap yargısında kişinin mali sorumluluğu gibi hayati önemi haiz bir konuda üst yöneticinin ne şekilde sorumlu tutulacağı, gerek Mülga 832 sayılı Sayıştay Kanunu ve 6085 sayılı Sayıştay Kanunu, gerekse 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nda düzenlenmemiştir. 5018 sayılı Kanunun üst yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin 11'inci maddesinin madde gerekçesinde, "Mali yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinde kendilerine önemli bir rol verilen üst yöneticilerin sistemde rolü tanımlanmış, sorumluluklarının kapsamı belirlenmiştir ..." ifadesine yer verilmekte, üst yöneticinin mali sorumluluğuna ilişkin herhangi bir açıklama bulunmamaktadır.
ı- Sayıştay'ca yapılan incelemeler sonucunda bir kamu zararı tespit edildiğinde ve kamu kaynağının verimli, etkin ve ekonomik kullanılmadığı saptandığında, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu çerçevesinde sorumlu tutulacak görevli ve yetkililerin belirlenmesi hususundaki tereddüdün giderilmesine yönelik olarak alınan 14/06/2007 tarih ve 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararının "III-Sorumlular" başlığı altında, üst yöneticinin Belediye Meclisine karşı sorumlu olduğu ancak özel kanunlardan doğan Sayıştay'a karşı mali sorumlulukları olabileceği gibi, münferit bir olayda da sorumlu tutulabileceğinden bahsedilmiş olup bu meselenin Sayıştay yargısı sırasında hükme bağlanacağı vurgulanmıştır.
Sayıştay Genel Kurulunun yukarıda değinilen kararında üst yöneticilerin sadece özel kanunlardan ve münferit olaylardan dolayı sorumlu tutulabileceklerine hükmedildiği halde, Raporda herhangi bir özel kanun hükmüne atıf yapılmaksızın Belediye Başkanına sorumluluk tevcih edilerek 5018 sayılı Kanunun mali sorumluluğu içermeyen genel sorumluluk maddelerine dayalı hüküm kurulmaktadır. Bu nedenle Belediye Başkanına yüklenen sorumluluk 5018 sayılı Kanun hükümlerine ve söz konusu Sayıştay Genel Kurul Kararına aykırıdır.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, 5018 sayılı Kanun'un 8, 11, 32, 33, 57 ve 81’inci maddeleri ile Anayasa'nın 160'ncı maddesi ve 14/06/2007 tarih ve 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararı, lafzi, ruhi ve tarihsel yorum itibariyle bir bütünlük içerisinde değerlendirildiğinde, üst yöneticiye mali sorumluluk yüklenmemesi gerekmektedir.
Bu itibarla; Raporda belirtilen hususların, konunun teknik boyutu itibariyle, üst yöneticiye yüklenen sorumluluğun ise yukarıda belirtilen açıklamalar çerçevesinde değerlendirilerek bahse konu sorumluluğun üst yönetici üzerinden kaldırılması gerekmektedir” şeklindeki ayrışık görüşlerine karşı]
İlamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere,
Oy çokluğuyla karar verildi
B) İşe ait Şartname ve Sözleşmede, taksit ödemelerinin geciktirilmesi durumunda ayrıca gecikme cezası öngörülmesine rağmen gecikme cezasının uygulanmaması hususuyla ilgili olarak;
Belediyenin alacağı olan …. TL’nin 24 eşit taksitle düzenli bir şekilde geri ödenmesini sağlamak amacıyla öngörülen %10 oranındaki aylık gecikme cezasının, ihale şartnamesi ve sözleşmesindeki “Taşınmaz üzerinde ihaleye çıkarıldığı tarihten önce veya ihale süresi içinde tapu devrini etkileyici bir takyidin tapuya şerh edilmesi veya Belediye alacaklıları tarafından haciz konulması halinde sorun Belediye tarafından çözümlenecektir. Bu aşamada ihale bedeli ya da taksitler süresinde ödenecektir…” hükmü yer almakta ise de;
2010 yılında .... Büyükşehir Belediye encümeninin …. tarih ve …. sayılı kararında: .... 15’inci İdare Mahkemesinin söz konusu ihale edilen parseldeki plan değişiklikleri ile ilgili meclis kararlarını iptal edildiği gerekçesi ile …. adet bağımsız bölümün satışı ile ilgili …. tarih ve …. sayılı encümen kararının iptaline (taksit ödemelerinin durdurulması ve faiz alınmamasına) karar verilmesinde, satış şartnamesinin 12’nci maddesinin 2’nci fıkrası gereğince konu edilen hususlarda kamu zararı oluşmadığından ve Mahkemenin iptal ettiği bir işlemden dolayı ayrıca aylık %10 gecikme cezasının ödenmesi, objektif hukuk ilkelerine uygun olmadığından sorgunun (B) bendinde konu edilen toplam ….-TL ile ilgili olarak ilişilecek bir husus bulunmadığına,
[Üye ….’in; “.... bulunan …. adet konut ve …. adet işyeri (kreş, restoran ve sosyal tesis) satışı için 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ve yukarıda zikredilen yönetmelik esas alınarak ihaleye çıkılmıştır. Söz konusu iş .... tarih ve … sayılı Encümen Kararıyla, yarısı peşin yarısı da 24 ay vade ile …. TL bedel üzerinden …. Ortak Girişimi’ne ihale edilmiştir.
İşe ait ihale şartnamesinin 12/b maddesinde;
“İhalenin toptan taksitli ödeme yapılması halinde alıcı, satış bedelinin %50’sini, şartnamenin 6’ncı maddesinde belirtilen KDV, ilan bedeli ve diğer giderleri (tapu harçları hariç) peşin olarak ödeyecektir. Bakiye kalan satış bedeli ilk ödeme tarihinden itibaren 24 ay içinde 24 eşit taksitle ödenecek olup, ödemelere aylık TÜFE (Tüketici Fiyatları Endeksi) vade farkı uygulanacaktır. Aylık vade farkı toplamı aylık taksitle birlikte tahsil edilecektir. Taksitlerin ödenmesinde bir sonraki ayın taksitinin önceki ayla birlikte ödenmesi halinde erken ödenen takside vade farkı uygulanmayacaktır. Ancak, ödemeler süresi toplam 24 ayı geçemez ve aylık ödemeler aksatılamaz. Aksatılması halinde aksatılan miktara ayrıca aylık %10 (Yüzde on) vade farkı uygulanacaktır. Ödenen miktar kadar bağımsız bölümün tapu devri alıcı adına yapılacak olup, ödemeler tamamlandığında İhale konusu taşınmazların tamamının tapu devri yapılarak Geçici Teminatı iade edilecektir. Ödemenin 24 (Yirmi dört) ay içerisinde tamamlanamaması halinde alıcının teminatının tamamı irat kaydedilerek kalan bağımsız bölümlerin satış kararı iptal edilecektir.
Taşınmaz üzerinde ihaleye çıkarıldığı tarihten önce veya ihale süresi içerisinde tapu devrini etkileyici bir takyidin tapuya şerh edilmesi veya Belediye alacaklıları tarafından haciz konulması halinde sorun Belediye tarafından çözümlenecektir. Bu aşamada ihale bedeli ya da taksitler süresinde ödenecektir. Tapu devrini etkileyecek sorunun çözümlenmesinin imkânsız hale gelmesi durumunda ihale Encümen Kararı ile feshedilecektir. İhalenin feshedilmesi ile birlikte alıcı tarafından ödenen ihale bedeli ve tahsil edilen giderler alıcıya faizsiz olarak iade edilecektir. Alıcı, herhangi bir nedenle vade farkının ödenmemesi veya ertelenmesi talebinde bulunamaz. (Yargı kararları hariç)”
13’üncü maddesinde ise;
“Belediye, artırmaya çıkardığı taşınmazın mülkiyet devrinden başka iş bu ihaleden hiçbir şeyden sorumlu değildir. Alıcı taşınmazı ihale şartnamesinin 12’nci maddesi hükümleri dâhilinde takyidatlar ile birlikte kabul etmiş sayılacaktır. Satışı yapılan ancak kat irtifakı veya kat mülkiyeti tesis edilemeyen taşınmazların tapu devirleri kat irtifakının tesisinden sonra yapılacaktır. Bu durumda dahi alıcı satış bedelini süresi içinde ödeyecektir. Tapu devrinin gecikmesi halinde alıcı dava açamayacağını ve satış bedelinin iadesini istemeyeceğini peşinen kabul etmiş sayılır.”
denilmektedir.
Taraflar arasında imzalanan …. tarihli sözleşmenin 3’üncü maddesinde de;
“Yüklenici, satış bedelinin %50’sini, şartnamenin 6’ncı maddesinde belirtilen KDV, ilan bedeli ve diğer giderleri (Tapu harçları hariç) 24 (Yirmi dört) ay içinde 24 eşit taksitle ödenecek olup, ödemelere aylık TÜFE vade farkı uygulanacaktır. Aylık vade farkı toplamı aylık taksitle birlikte tahsil edilecektir. Taksitlerin ödenmesinde bir sonraki ayın taksitinin önceki ayla birlikte ödenmesi halinde erken ödenen taksite vade farkı uygulanmayacaktır. Ancak, ödemeler süresi toplam Yirmi dört ayı geçemez ve aylık ödemeler aksatılamaz. Aksatılması halinde, aksatılan miktara ayrıca aylık %10 (Yüzde on) vade farkı uygulanacaktır….” düzenlemesi yer almıştır.
Öncelikle, Belediye satışa konu gayrimenkuller üzerine haciz veya diğer mülkiyeti kısıtlayıcı tedbirlerin konulabileceğini öngörerek bu durumda dahi ihaleyi alan firmanın taksitleri düzenli olarak ödeyeceğini ve belirlenen vade farkı ve gecikme cezasının ertelenmesini talep dahi edemeyeceğini işin şartnamesinde belirtilmiş ve ilgili firmalar şartnamedeki bu hükümleri görerek ihaleye katılıp katılmama kararı almışlardır. Şartnamedeki bu hükümler taraflar arasında yapılan sözleşmeye de aynen alınmıştır.
Buna göre, satışla ilgili şartname ve sözleşmede “Belediyelerin Arsa, Konut ve İşyeri Üretimi, Tahsisi, Kiralaması ve Satışına Dair Genel Yönetmelik” hükümleri doğrultusunda yapılacak taksit ödemeleriyle ilgili olarak, belediye alacağının enflasyon karşısında erimesini önlemek amaçlı TÜFE oranında vade farkı ve alacağın aksatılmadan ödenmesini teminen aylık %10 gecikme cezası olmak üzere (her ne kadar sözleşmede ikisi için de vade farkı terimi kullanılmış olsa da) iki ayrı müeyyide getirilmiştir.
Yapılan incelemede; İhale bedeli olan …. TL’nin yarısı olan …. TL’nin peşin yatırıldığı, kalan borcun aylık …. TL üzerinden 24 eşit taksite bölündüğü, ilk beş taksitin düzenli ödendiği, ancak alıcı firmanın 12.11.2007 tarihinde Belediyeye göndermiş olduğu dilekçenin 2 numaralı bendin iki, üç ve dördüncü cümlelerinde aynen;
“Ancak taksitlerimizi düzenli olarak ödediğimiz halde, satın aldığımız taşınmazlar üzerinde idarenize ait borçlardan dolayı haciz ve icra uygulaması olduğu için idarenize bedelini ödediğimiz taşınmazların tapu devri tarafımıza yapılamamaktadır. Hem inşaatı devam ettirebilmemiz, hem de idareye kalan taksitlerimizi düzenli bir şekilde ödeyebilmemiz için konutları istekli müşterilere satma zorunluluğumuz mevcuttur. Ancak satış yaptığımız müşterilere tapu devrini yapamamaktayız. Tapular üzerinde haciz işlemi devam etmesi nedeniyle satış yapılamamaktadır.” denilmektedir.
Dilekçenin incelenmesinden görüleceği üzere, belediyece satılan taşınmaz mallar üzerinde haciz ve icra işleminin olduğuna dair ne bir mahkeme kararı ne de bir icra müdürlüğünün kararından bahsedilmemiştir.
Anılan yüklenici dilekçesi üzerine, .... Büyükşehir Belediye Encümeninin …. tarih ve …. sayılı kararında;
“Encümence yapılan görüşmede; .... Büyükşehir Belediyesi tarafından .... tarihinde ihalesi yapılan ….. bulunan …. adet bağımsız bölümün satılması işinde; …. Adi Ortaklığına idaremize ait … adet bağımsız bölümün satıldığı, satın alma bedelinin %50’sini idaremize peşin ödediğini, geri kalan 24 ay vadeli meblağ 23.05.2007 tarihinden itibaren düzenli olarak ödenmekte olduğu, sözleşmede “ödenen miktar kadar bağımsız bölümün tapu devri idarece alıcı adına yapılacağından, tamamlandığında ihale konusu taşınmazların tamamının tapu devri yapılarak geçici teminatı iade edilecektir” hükmünün mevcut olduğu ancak taksitlerini düzenli olarak ödedikleri halde, satın aldığı taşınmazlar üzerinde İdaremize ait borçlardan dolayı haciz ve icra uygulaması olduğu için İdaremizce bedelini ödediği taşınmazların tapu devrinin tarafına yapılmadığını, tapular üzerinde haciz işleminin devam etmesi nedeniyle müşterilere satış ve tapu devrinin yapılamadığını, projenin aksamadan devam edebilmesi ve zamanında bitirilmesi, mali sıkıntı nedeniyle kesintiye uğramaması için, İdaremizce tapu devrini etkileyen sorunlar çözülünceye kadar taksit ödemelerinin herhangi bir gecikme faizi uygulanmadan ertelenmesi talep edilmekte olup, bu nedenle söz konusu sorunlar çözülünceye kadar taksit ödemelerinin herhangi bir gecikme faizi uygulanmadan ertelenmesine, gereği için dosyanın Emlak ve İstimlak Dairesi Başkanlığına gönderilmesine …. tarihinde oy birliği ile karar verildi.” denilmektedir.
Yukarıdaki encümen kararında da, satışa konu taşınmazlar üzerinde haciz ve icra işleminin tatbik edildiğine dair herhangi bir mahkeme veya icra müdürlüğü kararı gösterilmemiştir.
Öte yandan, adı geçen işin İhale Şartnamesi ve Sözleşmesinde öngörülen “TÜFE Vade Farkı” ile %10 oranındaki aylık gecikme faizinin alınmamasına ilişkin olarak Büyükşehir Belediye Encümenince alınan farklı tarihlerde, farklı muhteviyatlarda ve birbirini iptal eden kararlarda da söz konusu taşınmazın taksitlerinin zamanında ödenmemesi ile ilgili olarak herhangi bir mahkeme ya da icra müdürlüğüne ait bir karardan bahsedilmemiştir.
Kaldı ki ihale tarihi itibariyle satışa konu taşınmaz üzerinde, belediyenin borçlarından kaynaklanan haciz işlemlerinin yapıldığı, imar planı ve parselasyona ilişkin yürütmeyi durdurmaya dönük davaların açıldığı yüklenici ortaklık tarafından bilinmekteydi.
Diğer taraftan, ilgili Yönetmelik’in 16’ncı maddesi ile belediye gayrimenkullerinin vadeli satışında uygulanacak aylık vade farkı ve gecikme cezası oranlarını ihaleye çıkılmadan önce belirleme yetkisini belediye meclislerine vermişken, sözleşme imzalandıktan sonra vade farkı ve gecikme cezası ile ilgili hususu karşı taraf lehine üstelik encümen kararı ile değiştirmek veya ertelemek, belediye meclisine dahi verilmemiş bir yetkiyi kullanmak anlamındadır.
Öte yandan, söz konusu Şartnamenin 12/b maddesinin 2’nci paragrafın birinci cümlesinde;
“Taşınmaz üzerinde ihaleye çıkarıldığı tarihten önce veya ihale süresi içerisinde tapu devrini etkileyici bir takyidin tapuya şerh edilmesi veya Belediye alacaklıları tarafından haciz konulması halinde sorun Belediye tarafından çözümlenecektir.” şeklinde yer alan düzenlemeden hemen sonra gelen ikinci cümlede; “Bu aşamada ihale bedeli ya da taksitler süresinde ödenecektir.” şeklindeki amir ibarenin akabinde gelen beşinci cümlede; “Alıcı, herhangi bir nedenle vade farkının ödenmemesi veya ertelenmesi talebinde bulunamaz.” ifadesinin devamında parantez içi hükümle “(Yargı kararları hariç)” ibaresi eklenilmiştir.
Yukarıda yer verilen cümleleri içeren paragrafın sonuna eklenen parantez içi hüküm, kendisinden önce gelen cümlede yer alan “alıcı, herhangi bir nedenle vade farkının ödenmemesi veya ertelenmesi talebinde bulunamaz.” ifadesinde geçen “herhangi bir nedenle” ibaresine istisna teşkil etmek üzere yapılmış olan bir düzenleme olduğu aşikârdır.
Bu durumda, vade farkının ödenmemesi veya ertelenmesi ile ilgili olmayan çoğunluk görüşünde yer alan mahkeme kararlarına istinaden taksitlerin geciktirilmesi ya da ödenmemesi mümkün değildir. Zira, anılan mahkeme kararlarının gerekçesinde, taksitlerin ertelenmesine ya da ödenmemesine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.
Çoğunluk görüşünde bahsedilen yargı kararının konusu, işin şartnamesinin 12/b maddesinin ikinci paragrafının birinci cümlesinin içeriğiyle ilgilidir. Şartnamenin devam eden cümlesinde, böyle bir durumda dahi ihale bedelinin ya da taksitlerin süresinde ödeneceği belirtilmiştir.
Kaldı ki anılan şartnamede parantez içindeki ifadede yer verilen “yargı kararları hariç” ibaresi yüklenicinin idarenin işlemlerine karşı açacağı davalarla ilgilidir. Yoksa çoğunluk görüşünde belirtilen üçüncü şahıslarca açılan davalarla ilgisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla adı geçen yüklenicinin, taksitlerin ödenmesine engel teşkil edildiği iddia edilen idarenin uygulamalarına karşı mahkemeler nezdinde dava açma yoluna gitmediği dosyanın incelenmesinden anlaşılmıştır.
Tekrar ifade edilmesi gerekirse, Belediye idaresince satışa konu gayrimenkuller üzerine haciz veya diğer mülkiyeti kısıtlayıcı tedbirlerin konulabileceğini öngörerek bu durumda dahi ihaleyi alan firmanın taksitlerini düzenli olarak ödeyeceğini ve belirlenen vade farkı ile gecikme cezasının ertelenmesini talep dahi edemeyeceğini işin Şartnamesinde belirlenmiş ve ilgili firma şartnamedeki bu hükümleri görerek ve kabul ederek ihaleye katılma kararı almıştır.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, …. Adi Ortaklığı’na 2007 yılında ihale edilen .... bulunan …. adet konut ve ….adet işyerinin satışı işinde, taksitlerin ödenmesi gereken tarih ile ödenme tarihi arasında geçen süre için %10 vade farkı (gecikme cezası) alınmaması sonucunda toplam ….-TL kamu zararının konuya ilişkin sorgunun (A) fıkrasında Belediye Başkanının sorumlu olmadığına yönelik karşı görüşüm de dikkate alınarak bunun dışında ilamın (A) fıkrasında yazılı sorumlularına ödettirilmesi gerekir” şeklindeki ayrışık görüşlerine karşı]
İlamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere,
Oy çokluğuyla karar verildi.