İdari Para Cezası Alacaklarının Zamanaşımına Uğratılması
Asıl İlamın 10’uncu maddesi ile tazminine hükmolunan konu ile ilgili olarak Temyiz Kurulunun .... tarih ve .... tutanak numaralı bozma kararı üzerine 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55’inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü gereğince konunun görüşülmesine karar verildi.
Asıl İlamın 10’uncu maddesiyle .... Belediyesinde 121 Takipli Alacaklar Hesabında yer alan idari para cezalarına ilişkin 2009 yılında tahakkuk etmiş alacakların 2012 yılı sonu itibariyle tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması gerekçesiyle ....-TL’nin tazminine karar verilmişti.
Bu tazmin hükmüne karşı sorumlulardan .... (Belediye Başkanı) ve .... (Mali Hizmetler Müdürü) tarafından Sayıştay Temyiz Kuruluna yapılan temyiz başvurusu üzerine anılan Kurulca .... tarih ve .... tutanak sayılı kararın 3’üncü maddesiyle,
“Bu tutanağın 1. Sırasında belirtilen gerekçelerle, tazmin hükmüne konu alacaklardan zamanaşımına uğrayanların mükellefleri itibariyle tespit edilmesinin sağlanması ve olay bazında zamanaşımını kesen veya durduran nedenlerin gerçekleşip gerçekleşmediğinin de ortaya konulması suretiyle yeniden hüküm tesisini teminen .... sayılı ilamın 10’uncu maddesiyle verilen tazmin hükmünün BOZULARAK dosyanın kararı veren Daireye GÖNDERİLMESİNE,”
karar verilmiştir.
Temyiz Kurulunun anılan kararına istinaden Dairemize havale edilen söz konusu dosyanın incelenmesi sonucunda gereği düşünüldü:
.... Belediyesinde 121 Takipli Alacaklar Hesabında yer alan idari para cezalarına ilişkin 2009 yılında tahakkuk etmiş alacakların 2012 yılı sonu itibariyle tahsil edilmeyerek tahsil zamanaşımına uğratılması sonucu ....-TL kamu zararına neden olunduğu isnat edilmiş ise de;
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda; kamu zararının sadece belediyenin yönetim bilgi sisteminin incelenmesi neticesinde hazırlanan 2009 yılında tahakkuk etmiş ve 2012 yılı itibariyle tahsil edilmeyen borç miktarını gösterir dijital veriler baz alınarak belirlendiği, mükelleflere ait idari para cezalarına ilişkin 2009 yılı ile 2012 yılları arasında yapılan takibat işlemlerinin incelenmediği ve dikkate alınmadığı görülmüştür.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 27’nci maddesinin 1’inci fıkrasında; “İdari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idari yaptırım kararı kesinleşir.” hükmü, 21’inci maddesinin 4’üncü fıkrasında; “zamanaşımı süresi, kararın kesinleşmesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren işlemeye başlar.” hükmü yer almaktadır. Yine 2782 sayılı Çevre Kanunu kapsamında düzenlenen idari para cezalarına karşı idari yaptırım tutanağının ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren en geç 30 gün içerisinde idare mahkemelerinde, 3194 sayılı İmar Kanunu kapsamında düzenlenen idari para cezalarına karşı idari yaptırım tutanağının ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren en geç 60 gün içerinde idare mahkemelerinde dava açılabilir.
Söz konusu hükümler değerlendirildiğinde, zamanaşımı başlangıcının tebliğ ve dava açmaya ilişkin bekleme süresine göre tespit edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Belediyede idari para cezalarının tahakkuk tarihi olarak idari para cezasına ilişkin Encümen karar tarihi baz alınmaktadır. Denetçi de zamanaşımının başlangıç süresini hatalı olarak encümenin idari para cezalarına ilişkin verdiği kararların tarihini esas alarak belirlemiştir.
Ayrıca 2011 yılında çıkan 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un, “Diğer alacaklar ve çeşitli hükümler” başlıklı 17’nci maddesi 24’üncü bendinde yer alan; “4207 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrası ile 5326 sayılı Kanunun 39 uncu maddesine göre verilen idari para cezaları hariç olmak üzere, 31.12.2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce idari, yaptırım kararı belediyeler tarafından verildiği halde bu Kanunun yayımlandığı tarih itibariyle ilgilisine tebliğ edilmemiş olan ve belediyelerin bütçelerine gelir kaydı gereken ve her bir kabahat için 145 Türk Lirasının (bu tutar dahil) altında kalan idari para cezaları tebliğ edilmez, tebliğ edilmiş olanların ve bunlara bağlı feri alacakların tahsilinden vazgeçilir.” hükmü gereği idare tarafından belirtilen sınırın altında kalan idari para cezalarından tahsilinden vazgeçilenler denetçi tarafından dikkate alınmamıştır.
12.05.2007 tarihli ve 26520 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 442 Seri No.lu Tahsilat Genel Tebliği'nin “İdari para cezalarının tahsil zamanaşımı” başlıklı V’inci bölümünde;
“Kabahatler Kanunu kapsamındaki idari para cezalarının tahsil zamanaşımı süresi, Kanunun 21 inci maddesine göre tespit edilecektir.
Ancak, 6183 sayılı Kanunun 103 ve 104 üncü maddelerinde düzenlenen tahsil zamanaşımını kesen haller ile tahsil zamanaşımının işlememesi halleri ayrıca dikkate alınacaktır.
5326 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin (5) numaralı fıkrasında yer alan ‘Kanun hükmü gereği olarak idarî yaptırımın yerine getirilmesine başlanamaması veya yerine getirilememesi halinde zamanaşımı işlemez.’ hükmü, idari para cezalarının kesinleşme sürecinde geçen sürenin zamanaşımını durduran bir neden olarak düzenlendiğinden, bu hükmün de tahsil zamanaşımının işlemeyeceği haller olarak dikkate alınması gerektiği tabiidir.” denilmektedir.
Bu durumda, anılan Tebliğin zikredilen hükmü ve 5326 sayılı Kanun’un 17 ve 21’inci maddelerinin yukarıda yer verilen hükümleri gereği, idari para cezalarının kesinleşme sürecinde geçen sürenin, tahsil zamanaşımının işlemeyeceği haller olarak, 6183 sayılı Kanun’un 103’üncü maddesinde düzenlenen tahsil zamanaşımını kesen hallerin de 5326 sayılı Kanun’a göre verilen idari para cezalarında zamanaşımını kesen haller olarak dikkate alınması gerekmektedir.
6183 sayılı Kanun’un 103’üncü maddesinde,
“Aşağıdaki hallerde tahsil zamanaşımı kesilir:
1. Ödeme,
2. Haciz tatbikı,
3. Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat,
4. Ödeme emri tebliği,
5. Mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi,
6. Yukardaki 5 sırada gösterilen muamelelerden herhangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbikı veya bunlar tarafından yapılması,
7. İhtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi,
8. Amme alacağının teminata bağlanması,
9. Kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi,
10. İki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi.
11. (Ek: 25/12/2003-5035/5 md.) Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması.
Kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlar. Zamanaşımının bir bozma kararıyla kesilmesi halinde zamanaşımı başlangıcı yeni vade gününün rastladığı; amme alacağının teminata bağlanması veya icranın kaza mercilerince durdurulması hallerinde zamanaşımı başlangıcı teminatın kalktığı ve durma süresinin sona erdiği tarihin rastladığı; takvim yılını takip eden takvim yılının ilk günüdür.” denilerek zamanaşımının kesilmesi halleri düzenlenmiştir.
Anılan hüküm gereği zamanaşımının kesilmesi halinde, daha önce işlemiş olan süre ortadan kalkacağından, kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından üç yıl sonra idarî para cezasına ilişkin karar yerine getirilemeyecektir.
Yine 6183 sayılı Kanun’un “Ödeme emrine itiraz” başlıklı 58’inci maddesinde; “Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir.” hükmü yer aldığından 7 gün içinde anılan itirazın yapılmaması, yani 2576 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesine göre yetkili vergi mahkemesine dava açılmaması halinde zamanaşımına uğramış borcun ödenmesi zorunlu hale gelmektedir.
Bu itibarla 121 Takipli Alacaklar Hesabında yer alan idari para cezalarına ilişkin 2009 yılında tahakkuk etmiş alacakların 2012 yılı sonu itibariyle tahsil edilmeyerek tahsil zamanaşımına uğratıldığı ve bu suretle ....-TL kamu zararına neden olunduğu hususunda savunma ve eki belgelerin incelenmesi neticesinde;
21.06.2016 tarihi itibariyle Mükellef Borç Bordrosu raporuna göre, 2009 yılında tahakkuk etmiş idari para cezası alacağının tahsil edilmeyen tutarının …. TL’ye düştüğü, diğer bir deyişle mükelleflerin rızaen yaptığı ödemeler sonucu toplam …. TL’nin zamanaşımına uğramadığı,
Tahsil edilmeyen …. TL’nin;
- …. TL’sinin, 2011 yılında çıkan 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun “Diğer alacaklar ve çeşitli hükümler” başlıklı 17’nci maddesi 24’üncü bendinde yer alan; “4207 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrası ile 5326 sayılı Kanunun 39 uncu maddesine göre verilen idari para cezaları hariç olmak üzere, 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dâhil) önce idari yaptırım kararı belediyeler tarafından verildiği halde bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ilgilisine tebliğ edilmemiş olan ve belediyelerin bütçelerine gelir kaydı gereken ve her bir kabahat için 145 Türk Lirasının (bu tutar dâhil) altında kalan idari para cezaları tebliğ edilmez, tebliğ edilmiş olanların ve bunlara bağlı fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir.” hükmü uyarınca tahsilinden vazgeçildiği,
- …. TL’si hakkında mükelleflere ödeme emri tebliğ edildiği ve söz konusu alacakların tahsil edilememesi üzerine haciz işlemleri yapıldığı, bu durumun 6183 sayılı Kanun’un 103’üncü maddesi hükmü gereği zamanaşımını kestiği ve bu suretle söz konusu tutarların zamanaşımına uğramadığı,
görülmüştür.
Bu itibarla sorgu konusu ....-TL idari para cezası alacağının hesap yılı olan 2012 yılı itibariyle tahsil zamanaşımına uğratılmadığı ve savunmalardan gerekli takibatların yapıldığı anlaşıldığından, konu hakkında ilişilecek husus bulunmadığına İlamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.