Seminer Katılım Ücreti
Asıl İlamın 14’üncü maddesi ile tazminine hükmolunan konu ile ilgili olarak Temyiz Kurulunun …. tarih ve …. tutanak sayılı bozma kararı üzerine 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55’inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü gereğince konunun görüşülmesine karar verildi.
Asıl İlamın 14’üncü maddesiyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde düzenlenen seminere katılan belediye personeli için katılım ücreti ödenmesi sonucunda ….TL tutarında kamu zararına neden olunduğu gerekçesiyle bu tutarın tazminine karar verilmişti.
Bu tazmin hükmüne karşı sorumlularca Sayıştay Temyiz Kuruluna yapılan temyiz başvurusu sonucunda anılan Kurul …. tarih ve …. tutanak sayılı kararla, Belediye personelinin, değişen mevzuat karşısında yetiştirilmesini ve eğitim ihtiyacının zamanında karşılanmasını sağlamak, verimliliği artırmak, yeni yayımlanan mevzuat ve uygulamaları hakkında bilgi vermek amacını taşıyan eğitim, kurs, konferans, seminer ve benzeri adlar altındaki faaliyetlere personelinin katılımını sağlamak belediyelerin kendi takdirinde olduğu; bahse konu olayda da seminer hizmeti alındığı ve karşılığında da bedelinin ödendiği, bu nedenle, K.K.T.C.'de düzenlenen seminere katılan belediye personeli için katılım ücreti ödenmesi hususunda mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle anılan ilamın 14’üncü maddesi ile ….TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünü bozarak dosyanın Dairemize gönderilmesine karar vermiştir.
Temyiz Kurulunun anılan kararı üzerine Dairemize tevdi edilen söz konusu dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda gereği düşünüldü:
Anayasa’nın 127’nci maddesinin beşinci fıkrasında; “Merkezi idare, mahalli idareler üzerinde, mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idari vesayet yetkisine sahiptir.” denilerek merkezi idarenin mahalli idareler üzerinde kanunda belirtilen kapsam çerçevesinde vesayet yetkisine sahip olduğu hükme bağlanmıştır.
3152 sayılı İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 1 ve 2’nci maddelerinde de mahalli idarelerin yönlendirilmesi, bunlarla ilgili düzenlemelerin yapılması ve bu idarelerin merkezi idare ile olan ilişkilerinin yürütülmesinin İçişleri Bakanlığının görevleri arasında bulunduğu belirtildikten sonra 11’inci maddesinde, mahalli idarelerin iş ve işlemlerine dair çeşitli kanun, tüzük ve yönetmeliklerle Bakanlığa verilmiş olan görev ve hizmetleri yapmak, takip etmek, sonuçlandırmak ve geliştirmek; mahalli idare yatırım ve hizmetlerinin kalkınma planları ile yıllık programlara uygun şekilde yapılmasını gözetmek; mahalli idarelerin geliştirilmesi amacıyla araştırmalar yapmak, mahalli idareler personelinin hizmet içi eğitimini ve uygulanmasını takip etmek ve planlamasını yapmak konusunda Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün yetkili olduğu ifade edilerek İçişleri Bakanlığının mahalli idareler üzerindeki vesayet yetkisinin kapsamı belirlenmiştir.
Bilindiği üzere idari vesayet; merkezi yönetimin, yerel yönetimlerin icra-i kararlarını onama, geri çevirme ve bazı durumlarda da değiştirerek onama yetkisidir. Başka bir anlatımla, merkezi yönetime, yerinden yönetim organları ve onların çalışmaları üzerinde, kamu yararını korumak amacıyla yasa ile verilen yetkilerin bütünüdür. Bu yetki, yerel yönetimlerin yetkisini ortadan kaldıracak ve etkisiz kılacak biçimde kullanılamayacağı gibi, kanunda öngörülen vesayet denetimine ilişkin sınırların yorum yoluyla genişletilmesine de hukuken imkân bulunmamaktadır.
İçişleri Bakanlığının da mahalli idareler üzerindeki vesayet yetkisini, Anayasa’nın ve 3152 sayılı Kanun’un yukarıda zikredilen hükümlerinde belirtilen kapsam çerçevesinde kullanması mümkün olup, bu kapsam dışında mahalli idarelerin yetkilerinde sınırlamalar getirmesi mümkün değildir. Bu itibarla, İçişleri Bakanlığının mahalli idareler üzerindeki vesayet yetkisinin kapsamını belirleyen 3152 sayılı Kanun’un yukarıda belirtilen hükümlerinde, mahalli idarelerin personelini yurtdışında görevlendirme konusunda sınırlama getirme yetkisi verilmediğinden, anılan Genelgeyle belediyelerin personelini yurtdışında görevlendirilmesi konusunda sınırlama getirilmesi hukuka uygun değildir.
Diğer taraftan rapor dosyası ve eki belgeler incelendiğinde; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde düzenlenen seminere katılan belediye personeli için organizasyonu yapan …. Derneğine belediye bütçesinin hizmet alımları harcama kaleminden fatura karşılığı ödeme yapıldığı görülmüş olup, adı geçen Derneğe yapılan ödemenin dışında ilgililere herhangi bir harcırah ödemesi yapılmamıştır.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 60’ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; belediyenin personeline ve seçilmiş organlarının üyelerine ödenen maaş, ücret, ödenek, huzur hakkı, yolluklar, hizmete ilişkin eğitim harcamaları ile diğer giderler, (n) bendinde ise; kültürel etkinlikler için yapılan giderler belediyenin giderleri arasında sayılmıştır.
Bu çerçevede konu incelendiğinde, Temyiz Kurulunun söz konusu bozma kararında da belirtildiği üzere belediye personelinin, değişen mevzuat karşısında yetiştirilmesini ve eğitim ihtiyacının zamanında karşılanmasını sağlamak, verimliliği artırmak, yeni yayımlanan mevzuat ve uygulamaları hakkında bilgi vermek amacını taşıyan eğitim, kurs, konferans, seminer ve benzeri adlar altındaki faaliyetlere personelinin katılımını sağlamak belediyelerin kendi takdirinde olduğu açıktır. Bahse konu olayda da söz konusu takdir çerçevesinde seminer hizmeti alınmış ve karşılığında bedeli ödenmiştir.
Açıklanan gerekçelerle, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde düzenlenen seminere katılan belediye personeli için katılım ücreti ödenmesi hususunda mevzuata aykırılık bulunmamakta olup konu hakkında ilişilecek bir husus bulunmadığına oy birliğiyle karar verildi.