Gelir ve Damga Vergisi Kesintisi
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda,
A) Denetçi tarafından Belediyenin kaybettiği davalarda karşı taraf avukatlarına ödenen avukatlık vekalet ücretlerinden gelir vergisi tevkifatının yapılmaması sebebiyle kamu zararına neden olunduğunun iddia edildiği görülmüşse de,
Sorumluların gönderdiği savunmalardan söz konusu uygulamanın düzeltilerek sonraki avukatlık vekalet ücreti ödemelerinden gelir vergisi tevkifatının yapıldığı anlaşılmıştır.
Hatalı uygulamanın düzeltilmiş olması, ahizin vergi mükellefi olması sebebiyle verginin ahiz tarafından muhtasar beyanname ile bildirilme durumu ve bahse konu kamu zararının doğrudan idare bütçesi açısından bir kamu zararı oluşturmaması dikkate alınarak, konu hakkında ilişilecek husus bulunmadığına 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55’inci maddesi uyarınca işbu İlamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.
B) Denetçi tarafından belediye tarafından kaybedilen davalara ilişkin karşı taraf avukatlarına ödenen vekalet ücretlerinden damga vergisi kesintisi yapılmaması sebebiyle kamu zararına neden olunduğunun iddia edildiği görülmüşse de,
Sorumluların gönderdiği savunmalardan söz konusu uygulamanın düzeltilerek sonraki avukatlık vekalet ücreti ödemelerinden damga vergisi tevkifatının yapıldığı anlaşılmıştır.
Hatalı uygulamanın düzeltilmiş olması ve bahse konu kamu zararının doğrudan idare bütçesi açısından bir kamu zararı oluşturmaması dikkate alınarak, konu hakkında ilişilecek husus bulunmadığına 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55’inci maddesi uyarınca işbu İlamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.
C) İdarece karşı taraf avukatlarına ödenen vekalet ücretleri karşılığı serbest meslek makbuzlarının ödeme evrakına kanıtlayıcı belge olarak bağlanması gerektiği halde makbuzların olmadığı iddiasına ilişkin olarak,
Serbest meslek makbuzlarının ödeme evrakına kanıtlayıcı belge olarak eklenmediği görülmüştür.
Kamu idarelerinde malî işlemlerin gerçekleştirilmesi ve muhasebeleştirilmesi kapsamında, harcamalarda ödeme belgesine bağlanacak kanıtlayıcı belgeler ve bunların şekil ve türleri 5018 sayılı Kanun’a istinaden çıkarılan yönetmelikle belirlenmiştir. Mahalli İdareler Harcama Belgeleri Yönetmeliği’nde, bütçeden nakden veya mahsuben yapılacak kesin ödemelerde Ödeme Emri Belgesine harcamanın çeşidine göre hangi kanıtlayıcı belgelerin ekleneceği düzenlenmiştir. Yönetmelik’te, avukatlık hizmeti kapsamındaki masraflar ile karşı tarafın avukatına yapılacak vekalet ücreti ödemelerine ait faturalar kanıtlayıcı belge olarak tanımlanmıştır. Bu bağlamda, serbest meslek sahiplerinin düzenlediği makbuz fatura hüviyetinde olup İdarece yapılan serbest meslek faaliyeti kapsamındaki ödemelerde, serbest meslek makbuzunun kanıtlayıcı belge olarak ödeme emri belgesine bağlanması ve ödemenin bundan sonra yapılması gerekmektedir. Ancak, ödemenin doğrudan icra dairesinin vezne veya banka hesabına yapılması halinde serbest meslek makbuzunun aranmayacağı belirtilmiştir.
Diğer yandan,
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Makbuz Mecburiyeti” başlıklı 236’ncı maddesinde,
“Serbest meslek erbabı, mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatı için iki nüsha serbest meslek makbuzu tanzim etmek ve bir nüshasını müşteriye vermek, müşteri de bu makbuzu istemek ve almak mecburiyetindedir…”
“Kayıt zamanı” başlıklı 219’uncu maddesinde,
“Muameleler defterlere zamanında kaydedilir. Şöyleki:
a) Muamelelerin işin hacmine ve icabına uygun olarak muhasebenin intizam ve vuzuhunu bozmayacak bir zaman zarfında kaydedilmesi şarttır. Bu gibi kayıtların on günden fazla geciktirilmesi caiz değildir.
…”
hükümleri bulunmaktadır.
Yukarıdan görüleceği üzere, Vergi Usul Kanunu’nundaki düzenleme gereği, serbest meslek erbabının, mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatı için iki nüsha serbest meslek makbuzu tanzim etmesi ve bir nüshasını müşteriye vermesi, müşterinin de bu makbuzu istemesi ve alması zorunludur. Ayrıca, aynı Kanun’a göre, mali işlemlerin işin hacmine ve icabına uygun olarak muhasebenin intizam ve vuzuhunu bozmayacak bir zaman zarfında kaydedilmesi şart olup bu gibi kayıtların on günden fazla geciktirilmemesi gerekmektedir. Bu durumda, her ne kadar Mahalli İdareler Harcama Belgeleri Yönetmeliği’nde “ödemenin doğrudan icra dairesinin vezne veya banka hesabına yapılması halinde serbest meslek makbuzunun aranmayacağı” belirtilmiş olsa da, Vergi Usul Kanunu’ndaki düzenlemeye göre icra müdürlükleri aracılığıyla yapılan ödemelere ait serbest meslek makbuzlarının da, ödeme yapıldıktan sonra takip edilmesi gerekmektedir.
Zira 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Muhasebe hizmeti ve muhasebe yetkilisinin yetki ve sorumlulukları” başlıklı 61’inci maddesinde muhasebe yetkililerinin ödeme aşamasında, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde hangi bilgileri arayacağı hususları düzenlemiştir. Ödeme aşamasında aranacak hususlardan biri de ödemeye ilişkin ilgili mevzuatında sayılan belgelerin tamam olup olmamasıdır. Dolayısıyla, muhasebe yetkilisince avukatlık ücreti ödemelerine ilişkin serbest meslek makbuzlarının mevzuatında belirtilen şekliyle aranması ve ödeme emrine bağlanması gerekmektedir.
Sorgu konusu olayda ise doğrudan avukata yapılan ödemelerin serbest meslek makbuzlarının ödeme emri belgelerine eklenmediği, icra dairesine ödenenlerinin ise, Vergi Usul Kanunu çerçevesinde İdareye teslim edilmediği görülmüştür.
Bununla birlikte, savunmalardan söz konusu hatalı uygulamanın düzeltildiği anlaşılmıştır.
Bu itibarla, konu hakkında yapılacak işlem bulunmadığına 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55’inci maddesi uyarınca İlamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.