Sosyal Denge Tazminatı Ödenmesi
A) Belediye Başkan Yardımcılığı yapan belediye meclis üyeleri …., …. ve ….’a sosyal denge tazminatı ödendiği görülmüştür.
Sosyal denge tazminatının ödenmesine cevaz veren 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek 15'inci maddesinde “Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir…” denilmektedir. Bu hükümden görüldüğü üzere sosyal denge tazminatı ödenecek kişilerin belediyelerin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilmeleri gerekmektedir.
Yerel yönetimlerde çalışan kamu personeline hangi usul ve esaslara göre sosyal denge tazminatı ödeneceği 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 32'nci maddesinde düzenlenmiştir. Bu Kanun’un 3/a maddesinde “Kamu görevlisi: Bu Kanun kapsamında yer alan kurum ve kuruluşların kadro veya pozisyonlarında istihdam edilenlerden işçi statüsü dışında çalışan kamu görevlilerini, … ifade eder.” hükmü yer almaktadır. İşçi olmayıp kadro ve pozisyonlarda istihdam edilenler 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4’üncü maddesinde işçi statüsü dışında istihdam edilen memurlar ve sözleşmeli personel olarak gösterilmektedir. Kadro ifadesi memurlar, pozisyon ifadesi de sözleşmeliler için kullanılmaktadır.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49’uncu maddesinin birinci fıkrasında da, “Norm kadro ilke ve standartları İçişleri Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığı tarafından müştereken belirlenir. Belediyelerin ve bağlı kuruluşlarının norm kadroları, bu ilke ve standartlar çerçevesinde belediye meclisi kararıyla belirlenir” denilerek norm kadro ilke ve standartlarını belirleme konusunda İçişleri Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığının yetkili olduğu belirtildikten sonra yedinci fıkrasında,“Norm kadrosunda belediye başkan yardımcısı bulunan belediyelerde norm kadro sayısına bağlı kalınmaksızın, belediye başkanı, zorunlu gördüğü takdirde, nüfusu 50.000'e kadar olan belediyelerde bir, nüfusu 50.001-200.000 arasında olan belediyelerde iki, nüfusu 200.001-500.000 arasında olan belediyelerde üç, nüfusu 500.000 ve fazla olan belediyelerde dört belediye meclis üyesini belediye başkan yardımcısı olarak görevlendirebilir. Bu şekilde görevlendirilen meclis üyelerine belediye başkanına verilen ödeneğin 2/3'ünü aşmamak üzere belediye meclisi tarafından belirlenecek aylık ödenek verilir ve taleplerine göre bir sosyal güvenlik kurumu ile ilişkilendirilir. Bu şekilde görevlendirme, memuriyete geçiş, sözleşmeli veya işçi statüsünde çalışma dâhil ilgililer açısından herhangi bir hak teşkil etmez ve belediye meclisinin görev süresini aşamaz. Sosyal güvenlik prim ve benzeri giderlerden kurum karşılıkları belediye bütçesinden karşılanır.” denilerek norm kadrosunda belediye başkan yardımcısı bulunan belediyelerde norm kadro sayısına bağlı kalınmaksızın belediye meclis üyeleri arasında belediye başkan yardımcılığına görevlendirme yapılacağı hükme bağlanmıştır. Bu hükümden de belediye meclis üyeleri arasında belediye başkan yardımcısı olarak görevlendirilenlerin norm kadro ile herhangi bir bağının olmadığı anlaşılmaktadır.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 3’üncü maddesinde “- Münhasıran bu Kanunun uygulanmasında, … h) Kamu gideri: Kanunlarına veya Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine dayanılarak yaptırılan iş, alınan mal ve hizmet bedelleri, sosyal güvenlik katkı payları, iç ve dış borç faizleri, borçlanma genel giderleri, borçlanma araçlarının iskontolu satışından doğan farklar, ekonomik, malî ve sosyal transferler, verilen bağış ve yardımlar ile diğer giderleri, … ifade eder.” denilmektedir. Yani Kanunlarda veya Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde düzenlenmeyen bir giderin yapılması mümkün değildir.
Yukarıdaki hükümlere karşın meclis üyesi başkan yardımcılarına, 10.02.2016 tarihinde yetkili sendika ile düzenlenen Ek-2 Nolu Protokole dayanılarak sosyal denge tazminatı ödenmesi sonucu kamu zararına neden olunmuştur.
Sorumlular savunmalarında her ne kadar, meclis üyelerinin kamu görevlisi olduğu, işçi dışındaki tüm personelin bu kapsamda olduğu, Anayasada belirtilen “diğer kamu görevlileri”nin idare ile sözleşme ilişkisi içinde olduğu, memur olmayan kamu görevlilerinin de hesap verdiği, 5393 sayılı Kanun’un 49’uncu maddesindeki “kadro” ifadesinin memurlarla sınırlı olmadığı, başkan yardımcılarının kamu görevleri gördüğü ve bunun bir kadro olduğu, 5237 ve 4483 sayılı Kanunlar kapsamında kamu görevlisi sayıldıkları belirtilmişse de,
Kadro ifadesinin memurlar, pozisyon ifadesinin de sözleşmeliler için belirlendiğinden, meclis üyelerinin suç işlemeleri halinde 5237 ve 4483 sayılı Kanunlar kapsamında kamu görevlisi sayılmasının sadece somut belli bir olaya ilişkin olup sürekli bir statü belirlemesi olmadığından ve kendilerini bir kadroyla ilişkilendirilmediğinden, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek 15'inci maddesindeki “… kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen …” ifadesinin son derece açık olduğundan savunmalar kabul edilmemiştir.
Belediye Başkanı …. sosyal denge sözleşmesinin yapılmasına ilişkin yetki devri yaptığını ve sözleşmenin müzakere ve imza aşamasında bulunmadığını, dolayısıyla sorumluluğunun söz konusu olmadığını belirtmişse de,
5018 sayılı Kanun’un “üst yöneticiler” kenar başlıklı 11’inci maddesinde:
“Bakanlıklarda ve diğer kamu idarelerinde en üst yönetici, il özel idarelerinde vali ve belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir. …
Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve kanunlar ile Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden Bakana, mahallî idarelerde ise meclislerine karşı sorumludurlar.
Üst yöneticiler, bu sorumluluğun gereklerini harcama yetkilileri, malî hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler.”
hükümleri yer almaktadır.
5393 sayılı Kanun’un 37’nci maddesinde belediye başkanının belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisi olduğu hüküm altına alınmış, 38 inci maddesinde belediye başkanının görevleri arasında “belediye teşkilatının en üst amiri olarak belediye teşkilatını sevk ve idare etmek, belediyenin hak ve menfaatlerini korumak” sayılmıştır.
Belediyenin tüm personeline yapılacak olan ve belediye bütçesinde önemli bir tutar olan sosyal denge tazminatına ilişkin sözleşmenin yapılması, belediye başkanının görev ve sorumlulukları arasında yer alan “belediye teşkilatının sevk ve idaresi” kapsamındadır.
Bu nedenle, sözleşmede imzası bulunmasa da, yukarıda yer verilen açıklamalar gereği Belediye Başkanı ….’ın sosyal denge ödemelerinde sorumluluğu bulunmaktadır.
Harcama yetkilileri ile gerçekleştirme görevlileri sorumluluklarının bulunmadığını ifade etmişlerse de,
Harcama yetkililerinin ve gerçekleştirme görevlilerinin harcama sürecindeki görev ve sorumlulukları 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 32 ve 33’üncü maddelerinde düzenlenmiştir.
5018 sayılı Kanun’un,
“Harcama Talimatı ve Sorumluluk” başlıklı 32’nci maddesinde, “Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır. Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, Ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.”,
“Giderlerin Gerçekleştirilmesi” başlıklı 33’ncü maddesinde, “Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi, harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır. Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine, işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.”,
hükümlerine yer verilmiştir.
5018 sayılı Kanun uyarınca, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri, giderin gerçekleştirilmesi ve harcamanın yapılması süreçlerinde, mevzuata uygunluk açısından kontrolleri sağlamakla yükümlüdürler. Yapılacak harcama, nitelik itibariyle hukuka aykırı nitelik taşıyorsa, söz konusu işlemleri yapmaktan kaçınmak durumundadırlar. Dolayısıyla, Belediye ile Sendika arasında imzalanan ve hukuka aykırı nitelik taşıyan sözleşme hükümlerini yerine getiren harcamalar ile ilgili harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğu bulunmaktadır.
Diğer sorumluların yapmış oldukları savunmalarda sözleşmeyi yetkisiz olarak imzaladıkları, dolayısıyla sorumlu olmamaları gerektiği belirtilmişse de, 5189/1 Sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararında “…mevzuatına göre oluşturulan kurul, komisyon veya benzeri bir organ tarafından düzenlenen keşif, rapor, tutanak, karar veya ödemeye esas benzeri belgelerden doğacak sorumluluğa, işlemi gerçekleştiren ve bu belgeyi düzenleyip imzalayan kurul üyelerinin de dahil edilmeleri ve bu işlem nedeniyle harcama yetkilisiyle birlikte sorumlu tutulmaları gerektiğine…” denildiğinden sorumlulukları bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, kamu görevlisi tanımına girmeyen, Belediyenin kadro ve pozisyonlarını işgal etmeyen belediye meclis üyesi başkan yardımcılarına sosyal denge tazminatı ödenmesi sonucunda neden olunan kamu zararı tutarı …. TL’nin,
…. TL’sinin Üst Yönetici …. (Belediye Başkanı), Harcama Yetkilisi …. (VHKİ) ve Gerçekleştirme Görevlisi …. (Memur), Sözleşmeye imza atanlar ….’a,
…. TL’sinin Üst Yönetici …. (Belediye Başkanı), Harcama Yetkilisi …. (Uzman) ve Gerçekleştirme Görevlisi ….’ (İşçi), Sözleşmeye imza atanlar ….’a,
…. TL’sinin Üst Yönetici …. (Belediye Başkanı), Harcama Yetkilisi …. (VHKİ) ve Gerçekleştirme Görevlisi ….’ (İşçi), Sözleşmeye imza atanlar ….’a,
müştereken ve müteselsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53’üncü maddesi gereğince hüküm tarihinden itibaren işleyecek faizleri ile ödettirilmesine anılan Kanun’un 55’inci maddesi uyarınca İşbu İlamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
Karşı Oy
Üye …. ve ….’un karşı oy gerekçeleri:
Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2018 ve 2019 Yıllarını Kapsayan 4’üncü Dönem Toplu Sözleşme’nin Dördüncü Bölüm Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşmenin 1’inci maddesinin 2’nci bendinde, “Sosyal denge sözleşmesinin taraf sendikası, üyesi olmayan kamu görevlilerinden, aynı unvanlı üyesinden aldığı aidatın iki katına kadar sosyal denge sözleşmesi aidatı alabilir. Bu aidatı ödeyen kamu görevlileri, söz konusu sözleşmeden aynı usul ve esaslar dahilinde yararlanır.” hükmü uyarınca sendika üyesi olmayan işçi harici kadro ve pozisyonlardaki kamu görevlileri de yararlanabilmektedir.
4688 sayılı Kanun, 6289 sayılı Kanun, 375 sayılı KHK, Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin Toplu Sözleşme ve Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararında, yararlanacak personelin belediye ve bağlı kuruluşlarının kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen işçi statüsü dışında çalışan kamu görevlileri olarak tanımlanmaktadır.
4688 sayılı Kanun’un kapsam başlıklı 2’nci maddesinde, “Belediyeler ile bunlara bağlı kuruluşlarda … işçi statüsü dışında çalışan kamu görevlileri hakkında” uygulanacağı, Tanımlar başlıklı 3’üncü maddesinin (a) bendinde ise “Kamu görevlisi: Bu Kanun kapsamında yer alan kurum ve kuruluşların kadro veya pozisyonlarında istihdam edilenlerden işçi statüsü dışında çalışan kamu görevlilerini,” olarak tanımlanmıştır.
Belediyelerde 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49’uncu maddesinde norm kadro ve personel istihdamı başlığı altında işçi statüsü dışında çalışanlar,
a) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/a maddesine göre çalışan memurlar,
b) 5393 sayılı Kanunun 49 uncu maddesinin 6 ncı fıkrası uyarınca diğer kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen memurlardan belediyelerde görevlendirilenler,
c) 5393 sayılı Kanunun 49 uncu maddesinin 7 nci fıkrada sayılan belediye meclis üyeleri arasından görevlendirilen başkan yardımcıları,
d) 657 sayılı Kanunun 4/b maddesine göre çalışan sözleşmeli personel (özelleştirme sonucu 4046 sayılı Kanun uyarınca kamu kurumlarında istihdam edilen 4/c kapsamındaki geçici personelde bu kapsamda değerlendirilmektedir) olarak sayılmıştır.
5393 sayılı Kanun’un 49’uncu maddesinin 7’nci fıkrasında “Norm kadrosunda belediye başkan yardımcısı bulunan belediyelerde norm kadro sayısına bağlı kalınmaksızın, belediye başkanı, zorunlu gördüğü takdirde, nüfusu 50.000'e kadar olan belediyelerde bir, nüfusu 50.001-200.000 arasında olan belediyelerde iki, nüfusu 200.001-500.000 arasında olan belediyelerde üç, nüfusu 500.000 ve fazla olan belediyelerde dört belediye meclis üyesini belediye başkan yardımcısı olarak görevlendirebilir. Bu şekilde görevlendirilen meclis üyelerine belediye başkanına verilen ödeneğin 2/3'ünü aşmamak üzere belediye meclisi tarafından belirlenecek aylık ödenek verilir ve taleplerine göre bir sosyal güvenlik kurumu ile ilişkilendirilir. Bu şekilde görevlendirme, memuriyete geçiş, sözleşmeli veya işçi statüsünde çalışma dâhil ilgililer açısından herhangi bir hak teşkil etmez ve belediye meclisinin görev süresini aşamaz. Sosyal güvenlik prim ve benzeri giderlerden kurum karşılıkları belediye bütçesinden karşılanır.” hükmü yer almaktadır. 657 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinde “Bu Kanuna tabi kurumlar, dördüncü maddede yazılı dört istihdam şekli dışında personel çalıştıramazlar.” hükmü yer almaktadır.
Belediyeler de 657 sayılı Kanun’a tabi kuruluşlardır. Dolayısı ile meclis üyeleri arasından atanan başkan yardımcıları da sözleşmeli personel gibi belli bir pozisyonda istihdam edilen kamu görevlileri olarak değerlendirilmiştir. Çünkü yukarıda zikredilen 7’nci fıkradaki hak teşkil etmeyen husus memuriyete geçiş, sözleşmeli veya işçi statüsünde çalışma ve bir hak iddia edilmemesi ile ilgilidir. Bu personel 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5018 sayılı Kanun, 5393 sayılı Kanun uyarınca bir kamu görevlisidir. Aynı zamanda belediyedeki norm kadrolu belediye başkan yardımcısı sayısı ile orantılı olarak bir pozisyonda istihdam edilmektedir. Belediye başkanının istediği kadar meclis üyesini görevlendirme gibi bir durum söz konusu değildir. Kendilerine ödenen aylık belediye başkanına verilen ödeneğe endekslenmiş olup, belediyede çalışan 1’inci derece başkan yardımcıları ile eşdeğer konumdadır. Belediyede aynı işi yapan iki başkan yardımcısından birine sosyal denge tazminatı verilmesi diğerine verilmemesi Anayasanın eşitlik ilkesine de aykırıdır.
İşçi ve memur dışında istihdam edilen bütün personel bir pozisyon üzerine çalışmaktadırlar. Bu sebeple 4688 sayılı Kanun, 6289 sayılı Kanun, 375 sayılı KHK, Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin Toplu Sözleşme ve Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları uyarınca meclis üyeleri arasından atanan başkan yardımcıları bir kamu görevlisidir ve bir pozisyonda istihdam edilmektedir. Sözleşmeli personel için sadece pozisyon kavramını kullanılacak olsa idi kanun koyucu pozisyon demez sözleşmeli personel ifadesini kullanırdı. Kaldı ki, belediyelerde, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49’uncu maddesinin 6’ncı fıkrası uyarınca kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen memurlar, belediye başkanının talebi, kendilerinin ve kurumlarının muvafakatiyle, belediyelerin birim müdürü ve üstü yönetici kadrolarında geçici olarak görevlendirilmeleri de bir pozisyon yöntemidir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, meclis üyeleri arasından başkan yardımcısı pozisyonunda görevlendirilen personele sosyal denge tazminatı ödenebileceğine karar verilmesi gerekeceğinden çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
B) Kamu görevlisi tanımına girmeyen, Belediyenin kadro ve pozisyonlarını işgal etmeyen belediye meclis üyesi başkan yardımcılarına sosyal denge tazminatı ödenmesi sonucu neden olunan kamu zararının sorumlularına ödettirilmesine yukarıdaki (a) fıkrası ile karar verildiğinden ayrıca hüküm verilmesine mahal olmadığına oy çokluğuyla karar verildi.
Karşı Oy
Üye …. ve Üye …’un karşı oy gerekçeleri:
Yukarıda (a) fıkrasındaki karşı oy gerekçesinde açıklandığı üzere meclis üyeleri arasından başkan yardımcısı pozisyonunda görevlendirilen personele sosyal denge tazminatı ödenebilecektir.
…. tarihinde …. Belediyesi ile Tüm Belediye ve …. Sendikası (….) arasında imzalanan ve 16.12.2014 – 14.12.2016 tarihleri arasını kapsayan Toplu İş Sözleşmesine yönelik 12.12.2016 tarihinde yapılan ek protokol ile sözleşme yürürlük süresi 1 yıl uzatılmış ve geçerlilik tarihi 14.12.2017 olarak belirlenmiş, daha sonra 11.12.2017 tarihinde geçerlilik süresi 1 yıl daha uzatılmıştır. Sorumlular savunmalarında, …. tarih ve …. sayılı ….Belediye Meclisinin Kararı ile toplu sözleşme hususunda yetkili Sendika ile yapılacak sözleşme için Belediye Başkanına yetki verildiği ve verilen bu yetki kapsamında toplu sözleşme imzalandığı ifade edilmiştir. 2008 tarihinden sonra düzenlenen her sözleşme için belediye meclisinin kararının bulunup bulunmadığı konusunda da yargı raporunda bir hüküm bulunmamaktadır.
Söz konusu sözleşmenin “Mali Haklar” başlıklı 21’inci maddesi ile memurlara ve sözleşmeli personele "İyileştirme Zammı" adı altında sosyal denge tazminatının mevzuatta öngörülen sınırın aşılarak ödendiği, ayrıca sözleşmenin 22’nci maddesi ve sözleşmeye istinaden yapılan ek protokoller ile de mevzuatta öngörülmediği halde çeşitli adlar altında ödemelerin yapıldığı görülmüştür.
17.12.2014 tarihinde …. Belediyesi ile ….Sendikası (….) arasında imzalanan ve 16/12/2014 – 14/12/2016 tarihleri arasını kapsayan Toplu İş Sözleşmesine yönelik 12.12.2016 tarihinde yapılan ek protokol ile sözleşme yürürlülük süresi 1 yıl uzatılmış ve geçerlilik tarihi 14.12.2017 olarak belirlenmiş, daha sonra 11.12.2017 tarihinde geçerlilik süresi 1 yıl daha uzatılmıştır.
Ayrıca ek-1 ve ek-2 nolu protokollerle de birtakım mali haklarda değişiklikler yapılmış, Sözleşmenin “İyileştirme Zammı” başlıklı 21’nci maddesi ile Memur personele aylık net ….TL, Sözleşmeli personele net ….TL, ek protokol-2 ile de seçimle gelen başkan yardımcılarına net ….TL ödeme yapılacağı belirtilmiştir. Aynı sözleşmenin 23/b maddesinde, her ay ödenen iyileştirme zammı ve sosyal haklara ek olarak yıl sonunda %10 (yüzde on) ilave iyileştirme zammı yapılacağı belirtilmiştir.
Denetçinin yapmış olduğu değerlendirmeler sonucu, ödenecek brüt tutarın üst sınırı, ilk 6 aylık dönem için …. TL den, ikinci 6 aylık dönem için ise …. TL den fazla olamayacağı bu sebeple Ocak 2018 - 31.06.2018 tarihleri arasında …. TL’nin, 01.07.2018 - 31.12.2018 tarihleri arasında …. TL’nin üzerinde sosyal denge tazminatı ödemelerinin gider yazılması suretiyle ve Ramazan ve Kurban Bayramında ayrı ayrı olmak üzere memur ve sözleşmeli personele net …. TL, yılbaşında net ….TL, 1 Mayıs Dünya işçi ve Emekçiler Birlik ve Dayanışma Bayramında net ….TL, her yıl Eylül ayında çalışanlara net …. TL eğitim ve kültür yardımı, başkanlık oluru alınmak şartıyla, çalışan personele mesai saatleri dışında görev yaptıkları her saat için net …. TL, çalışan personelin kendisi ve çocuklarının evlenmesi halinde net …. TL evlilik yardımı, Engelliler Haftasında, çalışan personelin bakmakla yükümlü olduğu 1. Derece yakını için net …. TL, çalışan personelin doğum yapması veya çocuk sahibi olması durumunda net …. TL doğum yardımı, çalışan personelin kendisinin vefatı halinde …. TL veya 1. derecede yakını (Eş, anne, baba ve çocukları) vefatı halinde net …. TL ölüm yardımı, adı altında ödeme yapılması suretiyle ödenen miktarların tamamı itibarıyla toplu sözleşmeden kaynaklanan toplam …. TL kamu zararının tazminini talep etmektedir.
12.07.2001 tarih ve 24460 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun Geçici 14’üncü maddesinde, “15/03/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzer adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir. Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. Ancak 32 nci madde uyarınca toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarın, unvanlar itibarıyla ilgili personele söz konusu sözleşmeler uyarınca yapılmakta olan ortalama aylık ödemenin altında kalması halinde, üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri esas alınarak 31/12/2015 tarihine kadar uygulanabilecek sözleşmelerde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanan sözleşme uyarınca unvanlar itibarıyla ilgili personele ödenen ortalama aylık tutar tavan olarak esas alınabilir. Bu şekilde yapılacak ödemeler kazanılmış hak sayılmaz.” hükümlerine yer verilmiştir.
6289 sayılı Kanun’un Resmi Gazete’de yayımlandığı 11.04.2012 tarihinde yürürlükte olan sözleşmenin hangi sözleşme olduğu ve bu bu sözleşmenin yürürlük tarihinin son günü personele ödenen sosyal denge tazminatı tutarı yargı raporunda bulunmamaktadır. 2018 yılında yapılan ödemelerde 11.04.2012 tarihinde yürürlükte olan ve bu sözleşmenin son ödemesindeki tutarları aşan (Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin Toplu Sözleşmelerinde her dönem için belirlenen bürüt ödemeyi aşmamak şartıyla) miktarlar varsa bu tutarların kamu zararı olması gerekir. Yargı raporunda 17.12.2014 tarihinde yapılan sözleşmenin değil 11.04.2012 tarihinde geçerli olan ve hangi tarihte bu sözleşme bitmiş ise o tarihteki sosyal denge tazminatı tutarlarının esas alınması, yeni sözleşmelerle bu tutarın üzerinde veya farklı ödeme türlerinin belirlenmesi durumunda bir ödeme yapılmış ise bu tutarın ve farklı ödemeyi içeren sözleşmeyi imzalayanlar ile ödemeyi yapanlar adına kamu zararı olması gerekir.
Bu nedenle, Belediye başkan yardımcılarına ödenen brüt sosyal denge ile tavan tutar (11.04.2012 tarihinde geçerli olan sözleşme veya dördüncü dönem tavan tutardan hangisi yüksekse) karşılaştırılarak kamu zararının yeniden tespit edilerek düzenlenecek ek raporun Dairemize intikaline değin konunun hüküm dışı bırakılmasına karar verilmesi gerekeceğinden çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.