Akademik Teşvik Ödemesi
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi ve sorumluların sözlü savunmalarının dinlenmesi sonucunda,
Her ne kadar Denetçi tarafından …’ün başvurusunda yer alan “…” projesinin AR-GE kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmaması nedeniyle Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliği uyarınca teşvik ödemesine uygun olmadığı halde ilgiliye ödeme yapılması suretiyle kamu zararına neden olunduğunun iddia edildiği görülmüşse de,
31.12.2016 tarih ve 29935 Resmi Gazete’de yayımlanan Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliği’nin “Tanımlar ve Kısaltmalar” başlıklı 3’üncü maddesinin (e) bendinde akademik teşvik ödemesine esas alınacak olan faaliyetlerin neleri kapsadığı tanımlanmış olup, “faaliyet” kavramının “her bir takvim yılı için bir önceki yıl, bilim, teknoloji ve sanata katkı sağlayıcı nitelikte yurtiçinde veya yurtdışında sonuçlandırılan proje, araştırma, yayın, tasarım, sergi, patent ile çalışmalarına yapılan atıfları, bilim kurulu bulunan uluslararası düzeydeki toplantılarda sunulan tebliğleri ve alınan akademik ödülleri” ifade ettiği hüküm altına alınmıştır. Aynı maddenin (ı) bendinde ise “proje”, “bilimsel değerlendirme süreci sonunda ulusal veya uluslararası kurumlarca onaylanarak bütçe desteği sağlanmış olup, yeni bilgiler üretilmesi, bilimsel yorumların yapılması veya teknolojik problemlerin çözümlenmesi için bilimsel esaslara uygun olarak yürütülmüş ve sonuç raporu yetkili mercilerce başarılı bulunarak kapatılmış araştırma çalışmaları” olarak tanımlanmıştır.
Akademik teşvik ödemesine esas her bir faaliyet türüne dahil alt faaliyetlere nasıl puan verileceği ise Yönetmelik eki “Faaliyet ve Puan Tablosu”nda açıklanmıştır. Söz konusu tablonun “(1) Proje” başlıklı kısmında projeler “uluslararası destekli sonuçlandırılmış proje” ve “ulusal destekli sonuçlandırılmış proje” olarak iki alt faaliyete ayrılmış olup, ulusal destekli sonuçlandırılmış projeler için, Kalkınma Bakanlığı, Yükseköğretim kurumları hariç diğer kamu kuruluşları ve özel kuruluşlar tarafından desteklenen projeler ile yükseköğretim kurumları tarafından desteklenmiş bilimsel araştırma projeleri için projelerin AR-GE niteliğinde olması şartı öngörülmüş ancak TÜBA ve TÜBİTAK destekli projeler ile Sanayi Tezleri programı (SAN-TEZ) projeleri için AR-GE şartına yer verilmemiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca, bir projenin akademik teşvik ödemesine konu olabilmesi için projenin,
a) Bilimsel değerlendirme sürecine sahip olması,
b) Bilimsel değerlendirme süreci sonunda ulusal veya uluslararası kurumlarca onaylanarak bütçe desteği sağlanmış olması,
c) Sonuçlandırılması ve sonuç raporunun yetkili mercilerce başarılı bulunması,
d) Kapatılmış olması,
niteliklerine sahip olması gerekmektedir.
Ancak, söz konusu nitelikler projelerin akademik teşvik ödemesine konu edilmesi için sağlanması gereken genel şartlar olup, bunun yanı sıra, projenin bütçe desteğini sağladığı kurum veya kuruluşa göre mutlaka AR-GE niteliğine de sahip olması gerektiği özel durumlar bulunmaktadır.
Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliği’nde “AR-GE” ifadesinin kavramsal olarak tanımına yer verilmemiş olmakla birlikte, mevzuatta tanımın yer almaması, AR-GE unsurunun akademik teşvik ödemesine ilişkin sınırlayıcı ve belirleyici konumunu değiştirmemektedir. Bir başka deyişle, Yönetmelik’te AR-GE tanımına yer verilmediği gerekçesiyle, bahse konu kavrama ilişkin nitelikler yönünden projelerin bir değerlendirmeye tabi tutulmaması kabul edilemez. Ayrıca, başvuruların değerlendirmesinde görevli ve yetkili akademik personelin projelerin AR-GE niteliğini değerlendirmesinde esas alabileceği kaynaklar mevcuttur.
Ülkelerin bilim ve teknoloji politikalarının oluşturulmasında esas teşkil eden araştırma ve deneysel geliştirme göstergelerine standart oluşturulmasını amaçlayan ve OECD tarafından hazırlanan Frascati Klavuzu’nun 11. Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu’nun 10 Mart 2005 tarihinde yaptığı 2005/7 No.lu ve “AR-GE Faaliyetlerinde OECD’nin Frascati, Oslo ve Canberra Kılavuzlarının Referans Olarak Kabulü” konulu toplantıda “tüm kamu kurum ve kuruluşlarında AR-GE istatistiklerinin toplanması, AR-GE ve AR-GE desteği kapsamına giren konuların belirlenmesi ve ilgili diğer hususlarda referans olarak kullanılmasına” karar verilmiş olup söz konusu kılavuzda AR-GE kavramı “ insan, kültür ve toplumun bilgisinden oluşan bilgi dağarcığının artırılması ve bu dağarcığın yeni uygulamalar tasarlamak üzere kullanılması için sistematik temelde yürütülen yaratıcı çalışmalar” olarak ifade edilmiş ve bahse konu kılavuzun “2.4.2 AR-GE’yi sosyal bilimlerde ve beşeri bilimlerde tanımlama” başlıklı kısmında,
“Sosyal ve beşeri bilimler Kılavuzda, AR-GE’nin “insan, kültür ve toplum bilgisi” olarak sınıflandırılması ile kendisine yer bulmuştur. … Sosyal ve beşeri bilimler için, AR-GE ve ilgili (rutin) bilimsel faaliyetler arasındaki sınırın belirlenmesi açısından fark edilebilir ölçülerdeki bir yenilik unsuru veya bilimsel ve/veya teknolojik bir belirsizliğin çözülmesi yine faydalı ölçütler olarak göze çarpmaktadır. Bu unsur, ilgili projenin kavramsal, yöntem-bilimsel veya görgül (ampirik) kısmı ile ilgili olabilir. Rutin özellikteki ilgili faaliyetler sadece belirli bir araştırma projesinin ayrılmaz bir parçası olarak üstlenildiklerinde veya belirli bir araştırma projesinin yararına gerçekleştirildiklerinde AR-GE kapsamında yer alır. Bu nedenle sosyal bilimcilerin, belirli bir sorunun üzerine giderken sosyal bilimlerdeki yerleşik yöntembilimleri, prensipleri ve modelleri kullandıkları rutin nitelikteki çalışmaları araştırma olarak sınıflandırılamaz.” denilmiştir.
Aynı şekilde, 5746 sayılı Araştırma Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun’un “tanımlar” başlıklı 2’nci maddesinde de “AR-GE” kavramı, Frascati Kılavuzunda yer alan tanıma benzer bir biçimde “araştırma ve geliştirme, kültür, insan ve toplumun bilgisinden oluşan bilgi dağarcığının artırılması ve bunun yeni süreç, sistem ve uygulamalar tasarlamak üzere kullanılması için sistematik temelde yürütülen yaratıcı çalışmalar, … alanında bilimsel ve teknolojik gelişme sağlayan, bilimsel ve teknolojik bir belirsizliğe odaklanan, çıktıları özgün, deneysel, bilimsel ve teknik içerik taşıyan faaliyetler” olarak ifade edilmiştir.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri ve açıklamalar doğrultusunda, 31.12.2016 tarihli Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliği çerçevesinde AR-GE zorunluluğu bulunan projelerde, projenin AR-GE niteliğine sahip olup olmadığı konusunda bir değerlendirme yapılabilmesi için, projenin rutinin dışında kalan yenilikçi yönü, hangi kavram ve teknolojilerin bilime ve uygulamaya kazandırıldığı, hangi özgün çıktıların elde edildiği gibi AR-GE kavramının doğası gereği sahip olması gereken özellikleri taşıyıp taşımadığının da incelenmesi gerekir.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri ve açıklamalar doğrultusunda sorgu konusu projenin değerlendirilmesine gelince,
“…” Projesi bütçe desteğini …’den alan ve bir rapor hazırlanması ile sonuçlanan bir proje olup söz konusu proje kapsamında uluslararası kuruluşların standartları kullanılarak ve veri temelli analiz ilkesi gözetilerek hazırlanan … ile Türkiye’de bir ilk olarak, yükseköğretim sistemini yıllık olarak izleme ve değerlendirme çalışmaları gerçekleştirilmektedir. Bahse konu rapor ile daha etkin, verimli ve kaliteli bir yükseköğretim sisteminin tesis edilmesine yardımcı olacak temel analizlerin her yıl yapılması ve bu analizler temelinde yükseköğretim çalışanlarının mevcut durumlarının ortaya konulması amaçlanmaktadır. Akademik teşvik ödemesine konu edilebilecek genel şartları taşıdığı savunma eki bilgi ve belgelerden anlaşılan proje kapsamında saha araştırması ve veri toplama teknikleri elde edilen verilerin işlenmesi ile yeni yöntem ve yaklaşımlar ortaya konulduğu ve önerilere yer verildiği ve geniş katılımlı ve eğitim konusunda temel sorunlara bilimsel yaklaşımlar getirildiği anlaşıldığından proje sahip olması gereken özel şart olan AR-GE vasfına haiz olup yapılan ödemede mevzuata aykırılık bulunmaktadır.
Bu itibarla, yapılan işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığından sorgu konusu … TL ödeme hakkında ilişilecek husus bulunmadığına, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55’inci maddesi uyarınca işbu İlamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.