Akademik Teşvik Ödemesi
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi ve sorumluların sözlü savunmalarının dinlenmesi sonucunda,
Akademik teşvik başvurularında yer alan bazı projelerin AR-GE kapsamında değerlendirilememesi nedeniyle Akademik Teşvik Ödemesi Yönetmeliği uyarınca teşvik ödemesine konu edilemeyeceği halde ilgililere ödeme yapılması suretiyle kamu zararına neden olunduğu iddiasına ilişkin olarak,
31.12.2016 tarih ve 29935 Resmi Gazete’de yayımlanan Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliği’nin “Tanımlar ve Kısaltmalar” başlıklı 3’üncü maddesinin (e) bendinde akademik teşvik ödemesine esas alınacak olan faaliyetlerin neleri kapsadığı tanımlanmış olup, “faaliyet” kavramının “her bir takvim yılı için bir önceki yıl, bilim, teknoloji ve sanata katkı sağlayıcı nitelikte yurtiçinde veya yurtdışında sonuçlandırılan proje, araştırma, yayın, tasarım, sergi, patent ile çalışmalarına yapılan atıfları, bilim kurulu bulunan uluslararası düzeydeki toplantılarda sunulan tebliğleri ve alınan akademik ödülleri” ifade ettiği hüküm altına alınmıştır. Aynı maddenin (ı) bendinde ise “proje”, “bilimsel değerlendirme süreci sonunda ulusal veya uluslararası kurumlarca onaylanarak bütçe desteği sağlanmış olup, yeni bilgiler üretilmesi, bilimsel yorumların yapılması veya teknolojik problemlerin çözümlenmesi için bilimsel esaslara uygun olarak yürütülmüş ve sonuç raporu yetkili mercilerce başarılı bulunarak kapatılmış araştırma çalışmaları” olarak tanımlanmıştır.
Akademik teşvik ödemesine esas her bir faaliyet türüne dahil alt faaliyetlere nasıl puan verileceği ise Yönetmelik eki “Faaliyet ve Puan Tablosu”nda açıklanmıştır. Söz konusu tablonun “(1) Proje” başlıklı kısmında projeler “uluslararası destekli sonuçlandırılmış proje” ve “ulusal destekli sonuçlandırılmış proje” olarak iki alt faaliyete ayrılmış olup, ulusal destekli sonuçlandırılmış projeler için, Kalkınma Bakanlığı, Yükseköğretim kurumları hariç diğer kamu kuruluşları ve özel kuruluşlar tarafından desteklenen projeler ile yükseköğretim kurumları tarafından desteklenmiş bilimsel araştırma projeleri için projelerin AR-GE niteliğinde olması şartı öngörülmüş ancak TÜBA ve TÜBİTAK destekli projeler ile Sanayi Tezleri programı (SAN-TEZ) projeleri için AR-GE şartına yer verilmemiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca, bir projenin akademik teşvik ödemesine konu olabilmesi için projenin,
a) Bilimsel değerlendirme sürecine sahip olması,
b) Bilimsel değerlendirme süreci sonunda ulusal veya uluslararası kurumlarca onaylanarak bütçe desteği sağlanmış olması,
c) Sonuçlandırılması ve sonuç raporunun yetkili mercilerce başarılı bulunması,
d) Kapatılmış olması,
niteliklerine sahip olması gerekmektedir.
Ancak, söz konusu nitelikler projelerin akademik teşvik ödemesine konu edilmesi için sağlanması gereken genel şartlar olup, bunun yanı sıra, projenin bütçe desteğini sağladığı kurum veya kuruluşa göre mutlaka AR-GE niteliğine de sahip olması gerektiği özel durumlar bulunmaktadır.
Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliği’nde “AR-GE” ifadesinin kavramsal olarak tanımına yer verilmemiş olmakla birlikte, mevzuatta tanımın yer almaması, AR-GE unsurunun akademik teşvik ödemesine ilişkin sınırlayıcı ve belirleyici konumunu değiştirmemektedir. Bir başka deyişle, Yönetmelik’te AR-GE tanımına yer verilmediği gerekçesiyle, bahse konu kavrama ilişkin nitelikler yönünden projelerin bir değerlendirmeye tabi tutulmaması kabul edilemez. Ayrıca, başvuruların değerlendirmesinde görevli ve yetkili akademik personelin projelerin AR-GE niteliğini değerlendirmesinde esas alabileceği kaynaklar mevcuttur.
Ülkelerin bilim ve teknoloji politikalarının oluşturulmasında esas teşkil eden araştırma ve deneysel geliştirme göstergelerine standart oluşturulmasını amaçlayan ve OECD tarafından hazırlanan Frascati Klavuzu’nun 11. Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu’nun 10 Mart 2005 tarihinde yaptığı 2005/7 No.lu ve “AR-GE Faaliyetlerinde OECD’nin Frascati, Oslo ve Canberra Kılavuzlarının Referans Olarak Kabulü” konulu toplantıda “tüm kamu kurum ve kuruluşlarında AR-GE istatistiklerinin toplanması, AR-GE ve AR-GE desteği kapsamına giren konuların belirlenmesi ve ilgili diğer hususlarda referans olarak kullanılmasına” karar verilmiş olup söz konusu kılavuzda AR-GE kavramı “ insan, kültür ve toplumun bilgisinden oluşan bilgi dağarcığının artırılması ve bu dağarcığın yeni uygulamalar tasarlamak üzere kullanılması için sistematik temelde yürütülen yaratıcı çalışmalar” olarak ifade edilmiş ve bahse konu kılavuzun “2.4.2 AR-GE’yi sosyal bilimlerde ve beşeri bilimlerde tanımlama” başlıklı kısmında,
“Sosyal ve beşeri bilimler Kılavuzda, AR-GE’nin “insan, kültür ve toplum bilgisi” olarak sınıflandırılması ile kendisine yer bulmuştur. … Sosyal ve beşeri bilimler için, AR-GE ve ilgili (rutin) bilimsel faaliyetler arasındaki sınırın belirlenmesi açısından fark edilebilir ölçülerdeki bir yenilik unsuru veya bilimsel ve/veya teknolojik bir belirsizliğin çözülmesi yine faydalı ölçütler olarak göze çarpmaktadır. Bu unsur, ilgili projenin kavramsal, yöntem-bilimsel veya görgül (ampirik) kısmı ile ilgili olabilir. Rutin özellikteki ilgili faaliyetler sadece belirli bir araştırma projesinin ayrılmaz bir parçası olarak üstlenildiklerinde veya belirli bir araştırma projesinin yararına gerçekleştirildiklerinde AR-GE kapsamında yer alır. Bu nedenle sosyal bilimcilerin, belirli bir sorunun üzerine giderken sosyal bilimlerdeki yerleşik yöntembilimleri, prensipleri ve modelleri kullandıkları rutin nitelikteki çalışmaları araştırma olarak sınıflandırılamaz.” denilmiştir.
Aynı şekilde, 5746 sayılı Araştırma Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun’un “tanımlar” başlıklı 2’nci maddesinde de “AR-GE” kavramı, Frascati Kılavuzunda yer alan tanıma benzer bir biçimde “araştırma ve geliştirme, kültür, insan ve toplumun bilgisinden oluşan bilgi dağarcığının artırılması ve bunun yeni süreç, sistem ve uygulamalar tasarlamak üzere kullanılması için sistematik temelde yürütülen yaratıcı çalışmalar, … alanında bilimsel ve teknolojik gelişme sağlayan, bilimsel ve teknolojik bir belirsizliğe odaklanan, çıktıları özgün, deneysel, bilimsel ve teknik içerik taşıyan faaliyetler” olarak ifade edilmiştir.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri ve açıklamalar doğrultusunda, 31.12.2016 tarihli Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliği çerçevesinde AR-GE zorunluluğu bulunan projelerde, projenin AR-GE niteliğine sahip olup olmadığı konusunda bir değerlendirme yapılabilmesi için, projenin rutinin dışında kalan yenilikçi yönü, hangi kavram ve teknolojilerin bilime ve uygulamaya kazandırıldığı, hangi özgün çıktıların elde edildiği gibi AR-GE kavramının doğası gereği sahip olması gereken özellikleri taşıyıp taşımadığının da incelenmesi gerekir.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri ve açıklamalar doğrultusunda sorgu konusu projelerin değerlendirilmesine gelince,
“…” Projesi, … BAP birimince desteklenen bir Lisanüstü tez projesidir. Projenin amacı kamu görevlilerinin insan hakları ihlalleri ve insan hakları anlayışları arasında bağ kurularak ihlal yapmalarının temelinde yer alan nedenlerden birinin aydınlatılması olarak açıklanmış olup çalışma kapsamında Türkiye’deki insan hakları ihlallerinin çözüme ulaştırılmasına katkı sağlanmasının hedeflendiği ifade edilmiştir. Proje, kamu görevlilerinin insan hakları anlayışını ortaya koyacak bir anket çalışması içermekte olup projenin bilim ve teknolojiye katkısına ilişkin olarak ise çalışmanın konusunda ilk olduğu ve kamu görevlilerinin insan hakları anlayışının ortaya konması bakımından önem ve özgünlük arz ettiği vurgulanmaktadır. Özetle, proje bilimsel bir değerlendirme süreci olan, insan hakları gibi genel bir alanda ancak kamu görevlileri gibi belirli bir hedef kitle üzerinde ve bunların anlayışı gibi özgün bir konuda saha araştırması yapılarak akabinde sonuçların analiz edildiği hukuk sosyolojisi alanında AR-GE nitelikli bilimsel bir araştırma projesi olup bu çerçevede yapılan ödemede mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.
“…” Projesi … BAP birimince desteklenen Lisanüstü bir tez projesidir. Projenin amacı, Türkiye'de insan hakları söyleminin sosyolojik etkinliğinin seviyesini ölçmek ve seviyenin mevcut durumunun gerekçelerini tespit etmek olup bu çerçevede proje yöntemi olarak anket, mülakat ve dava dosyalarının incelenmesi gibi somut ve saha araştırmasını içeren veri toplama yöntemleri uygulanmıştır. Sorumluların savunmalarından söz konusu projenin, insan hakları kuram ve söyleminin Türkiye'de bulduğu toplumsal karşılık çerçevesinde araştırma yapılması noktasında Türkiye’deki ilk çalışma özelliğini taşıdığı anlaşılmış olup projenin bu alanda yapılan çalışmalardan farklı olarak insan hakları teorisinin kültür eksenli yönleriyle Türkiye’de hakim olan toplumsal kültür arasındaki uzlaşı ve çelişki noktalarının da belirlenmesini içerdiği vurgulanmaktadır. Sonuç olarak, bilimsel bir değerlendirme süreci olan, insan hakları gibi genel bir konuda farklı ve yeni bir yaklaşım ile ele alınan belirli bir hedef kitle üzerinde saha araştırması yapılarak akabinde sonuçların analiz edildiği projenin hukuk alanında AR-GE nitelikli bilimsel bir araştırma projesi niteliğini haiz olması nedeniyle yapılan ödemede mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.
“…” Projesi … Bakanlığı’nın … programı kapsamında … Destekleme ve Değerlendirme Kurulunun … tarih ve … sayılı kararıyla … TL ile desteklenen ve … Üniversitesi Rektörlüğü tarafından … tarihleri arasında düzenlenen bir etkinlik niteliğindedir. Bahse konu faaliyet için kurumlar arasında imzalanan sözleşmenin 10’uncu maddesinde, projenin taşıması gereken nitelikler,
“-Anayasada belirtilen temel ilkelere, kanunlara, genel ahlaka ve uluslararası anlaşmalara aykırı olmamak,
-Toplumun ortak duygu ve hassasiyetleri ile çatışır nitelikte olmamak,
-Bireylerin ve toplumun bir kesimini rencide etmemek ve gruplar arasında düşmanca duygular oluşturmamak,
-Ulusal ve evrensel değerlere aykırı olmamak,
-Kültürel ve sanatsal değerlerimizi, geleneklerimizi yansıtmak,
-İçerik yönünden doğrudan ticari amacı ün planda tutmayıp siyasi amaçlı ve propagandaya yönelik olmamak.”
şeklinde sıralanmakta olup söz konusu etkinliğin özgün niteliği, rutinin dışında kalan yenilikçi yönü, hangi kavram ve teknolojilerin bilime ve uygulamaya kazandırıldığı, hangi özgün çıktıların elde edildiği gibi unsurlar yönünden AR-GE projesi olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu çerçevede, bahse konu proje için Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliği kapsamında ödeme yapılmasına imkan bulunmadığından, ilgililere akademik teşvik ödemesi yapılması suretiyle kamu zararına neden olunmuştur.
Bununla birlikte, teşvik ödeneğinin kişiye ödenebilmesi için, akademik teşvik puanının en az 30 olması gerekmektedir. Bu çerçevede, teşvike konu edilemeyecek faaliyetlerin teşvik puanlarından düşülmesi sonucunda toplam puanı 30’un altına inen başvurular için akademik teşvik ödenmesi mümkün değildir.
“…” Projesi … BAP birimince desteklenen bir Lisanüstü Tez Projesidir. Proje kapsamında sunulan bilgi ve belgelerde proje kapsamında bilime ve literatüre kazandırılmış yeni bilgi ve kavramların ve bilimsel çıktıların ne olduğu, bu sonuçlara ulaşmada hangi bilimsel yöntem ve metotların kullanıldığı, hangi saha araştırmalarının yapıldığı, hangi AR-GE safhalarının planlandığı, varsa ve izlenen sistematik araştırmada proje yürütücülerinin ve katılımcılarının rolü ve katkısının ne olduğu gibi konularda herhangi bir bilgi yer almamaktadır. Bu çerçevede belgelendirme yükümlülüğüne uyulmayan ilgili projenin yukarıda AR-GE değerlendirmeleri için yararlanılan kaynak ve standartlar çerçevesinde değerlendirilmesi ve “AR-GE nitelikli bilimsel bir araştırma projesi” olarak kabulü için yeterli kanıt bulunmadığından Yönetmelik kapsamında teşvike konu edilmesi mümkün değildir. Bu itibarla, söz konusu proje kapsamında akademik teşvik ödemesi yapılması suretiyle kamu zararına neden olunmuştur.
“…” Projesi … Kurulunun Avrupa Birliği finansmanıyla … yılları arasında yürütülmüş olan bir projedir. Gönderilen belgelerden projenin AB’nin vermiş olduğu teknik destek projeleri sınıfından olduğu, projenin ulusal ve uluslararası bir çok paydaşı bulunduğu, çalışmadaki hedefin “etik davranış ilkelerinin toplumun farklı alanlarında nasıl algılandığına yönelik alan araştırmaları yaparak yanlış giden yönleri tespit ederek geliştirmeye yönelik yol haritası çizilmesi” şeklinde tespit edildiği, … Bakanlığı ve … Bakanlığı projenin paydaşı konumunda olduğu, proje kapsamında yapılan araştırma ve geliştirme faaliyetleri ile ilgili 4 günlük çalıştay gerçekleştirildiği, paydaş olan … Bakanlığına yönelik etik eylem planı hazırlandığı, projenin çıktılarının ulusal ve uluslararası şekilde yayınlandığı anlaşılmıştır. Özetle, bahse konu proje yukarıda izah edilen AR-GE niteliklerini haiz olduğundan yapılan ödemede mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.
“…” projesi, Tarihsel Veriler Temelinde … Uluslararası Sempozyumunda sunulan tebliğlerin basılmasına yönelik bir faaliyet olup, ilgili projenin AR-GE değerlendirmeleri için yararlanılan kaynak ve standartlar çerçevesinde “AR-GE nitelikli bilimsel bir araştırma projesi” olarak kabulü mümkün değildir. Bununla birlikte, ilgilinin başvurusunda yer alan bir diğer proje olan “…” projesi için gönderilen bilgi ve belgelerden bahse konu proje özgün niteliği, rutinin dışında kalan yenilikçi yönü, hangi kavram ve teknolojilerin bilime ve uygulamaya kazandırıldığı, hangi özgün çıktıların elde edildiği gibi unsurlar yönünden AR-GE projesi özelliklerini haiz olup ilgilinin söz konusu faaliyet türünde net 30 puan limitini aştığı görüldüğünden kamu zararının konusu kalmamıştır.
Konunun sorumluluk yönünden değerlendirilmesine ilişkin olarak,
Başvuruların değerlendirilmesi sırasında yürürlükte olan 31.12.2016 tarihli Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliği’nin “Akademik Teşvik Başvuru ve Değerlendirme Süreci” başlıklı 6’ncı maddesinde,
“(1) Öğretim elemanları, akademik teşvik başvurularını yayımlanan başvuru takvimi kapsamında kadrolarının bulunduğu yükseköğretim kurumunun ilgili Birim Akademik Teşvik Başvuru ve İnceleme Komisyonuna YÖKSİS’ten alınan çıktı ile birlikte akademik faaliyetlere ilişkin örnek, kanıt ve belgeleri ilan edilen usule uygun olarak sunar. Birim Akademik Teşvik Başvuru ve İnceleme komisyonu, değerlendirmelerin tüm aşamalarında gerekli gördüğü hallerde başvuru sahiplerinden akademik faaliyetlerine ilişkin ek açıklama, bilgi ve belgeler talep edebilir. Başvuru sahipleri, söz konusu talepleri yerine getirmekle yükümlüdür. Öğretim elemanlarınca yapılan başvurular Birim Akademik Teşvik Başvuru ve İnceleme Komisyonu tarafından incelenir.
…
(3) Başvuru sahipleri, faaliyetlerine uygun Birim Akademik Teşvik Başvuru ve İnceleme Komisyonuna başvuru yapmakla yükümlüdür. Birim Akademik Teşvik Başvuru ve İnceleme Komisyonu öncelikle başvuru sahibinin faaliyetlerinin komisyon tarafından incelenmeye uygun olup olmadığına karar verir. Uygun görülmeyen başvurular gerekçeli olarak, değerlendirilmek üzere Akademik Teşvik Düzenleme, Denetleme ve İtiraz Komisyonuna iletilir. Komisyon ilgili başvuruyu kendisi değerlendirebileceği gibi, mevcut komisyonlardan birine de yönlendirebilir.
(4) Birim Akademik Teşvik Başvuru ve İnceleme Komisyonu başvuruları inceleyerek hazırladıkları karar tutanağını, başvurularla ilgili değerlendirme raporunu ve ekinde puan tablosunu imzalı olarak rektörlüğe bağlı bölümlerde bölüm başkanı, fakültelerde dekan, diğer birimlerde ise müdür tarafından onaylanmış olarak Akademik Teşvik Düzenleme, Denetleme ve İtiraz Komisyonuna ilan edilen takvime uygun olarak gönderir. Birim Akademik Teşvik Başvuru ve İnceleme Komisyonu tarafından hazırlanan değerlendirme raporunda, reddedilen veya puan değerinde değişiklik yapılan akademik faaliyetlerle ilgili olarak açıklama yapılması zorunludur.
(5) Akademik Teşvik Düzenleme, Denetleme ve İtiraz Komisyonu, Birim Akademik Teşvik Başvuru ve İnceleme Komisyonu tarafından gönderilen başvuruları ve değerlendirme kararlarını inceler. Gerekli gördüğü hallerde başvuru sahiplerinden ek belge ve bilgi talep edebilir ve/veya birimlerden gelen kararlar üzerinde değişiklik yapabilir. Komisyon, hazırladığı karar tutanağını, başvurularla ilgili değerlendirme raporunu ve ekinde puan tablosunu imza altına alır ve nihai kararlarını ilgili araştırmacılara yazılı olarak veya elektronik ortamda duyurur. Akademik Teşvik Düzenleme, Denetleme ve İtiraz Komisyonu tarafından hazırlanan değerlendirme raporunda reddedilen veya puan değerinde değişiklik yapılan akademik faaliyetlerle ilgili olarak açıklama yazılması zorunludur.
(6) Akademik Teşvik Düzenleme, Denetleme ve İtiraz Komisyonu kararlarına karşı duyuru tarihinden itibaren beş işgünü içinde anılan komisyona itiraz edilebilir. Komisyon, yapılan itirazları, itiraz süresinin bittiği tarihten itibaren en geç beş işgünü içerisinde karar bağlar. Akademik Teşvik Düzenleme, Denetleme ve itiraz Komisyonunun vereceği kararlar kesindir.
…” hükmüne yer verilmiştir. Anılan hüküm uyarınca, başvurular Birim Akademik Teşvik Başvuru ve İnceleme Komisyonu tarafından değerlendirilmekte olup, komisyon tarafından uygun görülmeyen başvuruların gerekçeli olarak Akademik Teşvik Düzenleme, Denetleme ve İtiraz Komisyonuna iletileceği, değerlendirilmeye uygun görülen başvuruların ise birim komisyonu tarafından incelenerek bunlara ilişkin karar tutanağının, başvurularla ilgili değerlendirme raporunun ve ekinde puan tablosunun Akademik Teşvik Düzenleme, Denetleme ve İtiraz Komisyonuna iletileceği düzenlenmiştir.
Denetçi tarafından her ne kadar anılan madde hükmünün 5’inci fıkrasında yer alan “Akademik Teşvik Düzenleme, Denetleme ve İtiraz Komisyonu, Birim Akademik Teşvik Başvuru ve İnceleme Komisyonu tarafından gönderilen başvuruları ve değerlendirme kararlarını inceler.” ifadesi itiraz komisyonunun re’sen inceleme yetkisi olarak tanımlanmış ve bu hükümden hareketle, birim komisyonu tarafından incelenip karar verilmiş olan tüm dosyaların itiraz komisyonu tarafından tekrar incelenmesi gerektiği ifade edilmiş olsa da bu görüşe katılmak mümkün olmamıştır. Söz konusu hükümden birim komisyonuna iletilen tüm başvuru dosyalarının değil, birim komisyonunca incelemeye uygun görülmeyen dosyalar ile sürecin sonunda itiraza konu edilen başvuru dosyalarının anlaşılması gerekir. İtiraz komisyonunun değerlendirmek istediği her başvuru dosyası için ek bilgi ve belge talep etme ve dosyaları görme yetkisi bulunmakla birlikte, söz konusu yetki itiraz komisyonuna tüm başvuru dosyalarını tekrar değerlendirme konusunda herhangi bir zorunluluk atfetmemektedir. Aksi takdirde, birim komisyonu tarafından yapılan incelemenin de bir anlamı ve amacının kalmayacağı tabiidir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Kamu zararı” başlıklı 71’inci maddesinde kamu zararı “Kamu zararı, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.” şeklinde tanımlanmış olup anılan Kanun’un “Harcama Yetkisi ve yetkilisi” başlıklı 31’inci maddesinin üçüncü fıkrasında, “Kanunların veya Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin verdiği yetkiye istinaden yönetim kurulu, icra komitesi, komisyon ve benzeri kurul veya komite kararıyla yapılan harcamalarda, harcama yetkisinden doğan sorumluluk kurul, komite veya komisyona ait olur” denilerek Kanunların verdiği yetkiye istinaden yönetim kurulu, icra komitesi, encümen gibi adlarla teşkil edilen yönetim organlarının kararı, harcama talimatının taşıması gereken unsurları taşıyor ve kurul, komisyon, komite harcama sürecinde yer alıyorsa, harcama yetkisinden doğan sorumluluğun yönetim kurulu, icra komitesi, komisyon ve benzeri kurul, komite veya komisyona ait olacağı hüküm altına alınmıştır.
Anılan mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar çerçevesinde, birim komisyonu tarafından değerlendirilerek karara bağlanan ve herhangi bir itiraza konu olmayan bir başvuruya ilişkin olarak harcama yetkisinin kullanımından doğan sorumluluk birim komisyonuna aittir. Söz konusu proje, itiraz komisyonu tarafından değerlendirme yapılmasını zorunlu kılan ve yukarıda açıklanan sebepler ortaya çıkmadığı için itiraz komisyonuna sevk edilmemiş olduğundan itiraz komisyonunca bir değerlendirmeye tabi tutulmamıştır. Bu nedenle 5018 sayılı Kanun’un yukarıda yer verilen kamu zararı tanımından hareketle, kamu görevlisinin oluşan kamu zararından sorumlu tutulabilmesi için gerçekleşmesi gereken esaslı unsur olan kamu zararı ile kamu görevlisinin fiili arasındaki illiyet bağı itiraz komisyonu açısından bulunmadığından ortaya çıkan kamu zararından itiraz komisyonunun sorumlu tutulması da mümkün değildir.
Bunun yanı sıra, 2017 yılı başvurularını değerlendiren komisyonda yer almadıkları anlaşılan … (Kamu Hukuku Birim Komisyon Üyesi), …(Kamu Hukuku Birim Komisyon Üyesi) ve … (Kamu Hukuku Birim Komisyon Üyesi) sorumluluk cihetiyle yapmış oldukları savunmaların yerinde olduğu görülmüş olup bahse konu kişilerin kamu zararından sorumlu tutulmamaları gerekir.
Bu itibarla, sorgu konusu … TL’nin,
… TL’si için yapılan ödemede mevzuata aykırılık bulunmadığından ilişilecek husus bulunmadığına,
Kamu zararı olan … TL’nin …Birim komisyonu üyeleri, …, … ve …’a müştereken ve müteselsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53’üncü maddesi gereğince hüküm tarihinden itibaren işleyecek faizi ile ödettirilmesine,
Oluşan kamu zararında itiraz komisyonu üyelerinin ve 2017 yılı başvurularını değerlendiren komisyonda yer almadıkları görülen …, … ve …’in sorumluluklarının bulunmadığına,
Anılan Kanun’un 55’inci maddesi uyarınca işbu İlamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.