İşyeri Hekimliği
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi ve duruşmaya katılan ………… ………’ın dinlenilmesi sonucunda,
Başka kamu kurum ve kuruluşlarında kadrolu olarak çalışıp, Belediye bünyesinde işyeri hekimi olarak görevlendirilen veya çalıştırılan doktorlara Kanun’da belirtilen ödeme yerine sözleşme imzalanarak Kanunen alması gerekenden daha fazla ücret ödendiği görülmüştür.
30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun “İşyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanları” başlıklı 8’inci maddesinin (7)’inci fıkrasında, “Kamu kurum ve kuruluşlarında ilgili mevzuata göre çalıştırılan işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanı olma niteliğini haiz personel, gerekli belgeye sahip olmaları şartıyla asli görevlerinin yanında, belirlenen çalışma süresine riayet ederek çalışmakta oldukları kurumda veya ilgili personelin muvafakati ve üst yöneticinin onayı ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarında görevlendirilebilir. Bu şekilde görevlendirilecek personele, görev yaptığı her saat için (200) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı tutarında ilave ödeme, hizmet alan kurum tarafından yapılır. Bu ödemeden damga vergisi hariç herhangi bir kesinti yapılmaz. Bu durumdaki görevlendirmeye ilişkin ilave ödemelerde, günlük mesai saatlerine bağlı kalmak kaydıyla, aylık toplam seksen saatten fazla olan görevlendirmeler dikkate alınmaz.” hükmü yer almaktadır.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 8’nci maddesinin 7’nci fıkrasının iptali için Anayasa Mahkemesinde, “Yasa’nın 8 inci maddesinin yedinci fıkrasında, kamu çalışanlarının da bu Yasa’nın kapsamına alınmış olmalarıyla birlikte, kamu kurum ve kuruluşlarında işyeri hekimliği ve iş güvenliği uzmanlığı hizmetinin mevcut personel ile yürütülmesine ilişkin bir düzenleme yapılmıştır. Bu fıkrada, görevlendirilecek personele görev yaptığı her saat için (200) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı tutarında ilave ödeme yapılacağı da belirtilerek, -yetersiz de olsa- ek bir ödeme düzenlenmiştir. Ancak bu fıkranın son cümlesiyle, kamu kurum ve kuruluşlarında görevlendirilen ve kamu görevlisi olan işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanlarına yapılacak ilave ödemede aylık 80 saatten fazlasının dikkate alınmayacağı belirtilmiştir.
Bu şekildeki bir belirleme ile aylık 80 saatten daha fazla süreyle görevlendirilen kişilere sadece 80 saat için (200) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı tutarında ilave ödeme yapılacağı, bunun üzerindeki çalışma için ise hiçbir karşılık ödenmeyeceği düzenlenmiş bulunmaktadır.
Anayasanın 18 inci maddesine göre angarya yasaktır. Kamu personeline, karşılığı ödenmeksizin yaptırılan bu çalışma angarya yasağını ihlal etmektedir.” gerekçesi ile Kanun’un ilgili maddesinin iptali için dava açılmış olup, 03.04.2013 tarih ve E:2012/97, K:2013/51 sayılı Anayasa Mahkemesi kararında “Dava dilekçesinde, kamu kurum ve kuruluşlarında görevlendirilen ve kamu görevlisi olan işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanlarına yetersiz de olsa ilave bir ödemenin yapılacağı ancak, bu ödemede aylık 80 saatten fazla çalışmanın dikkate alınmayacağı ve hiçbir karşılık ödenmeyeceği, karşılığı ödenmeksizin yaptırılan bu çalışmanın angarya olduğu belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 18. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu kural, kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanı olma niteliğini haiz personelin gerekli belgeye sahip olmaları şartıyla asli görevlerinin yanında çalışmakta oldukları kurumlarda ya da kendilerinin muvafakati ve üst yöneticinin onayı ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarında da görevlendirileceğini, bu görevlendirmelerden dolayı görev yaptığı her saat için (200) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı tutarında ilave ödemenin hizmet alan kurum tarafından yapılacağını, damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesinti yapılamayacak olan bu ödemenin ise günlük mesai saatlerine bağlı kalmak kaydıyla, aylık toplam seksen saate kadar yapılabileceğini, fazlası için ise ödemede bulunulamayacağını düzenlemektedir.
Anayasa’nın 18. maddesinde, hiç kimsenin zorla çalıştırılamayacağı ve angaryanın yasak olduğu, şekil ve şartları kanunla düzenlenmek üzere hükümlülük veya tutukluluk süreleri içindeki çalıştırmalar, olağanüstü hâllerde vatandaşlardan istenecek hizmetler, ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda öngörülen vatandaşlık ödevi niteliğindeki beden ve fikir çalışmalarının zorla çalıştırma sayılamayacağı belirtilmiştir.
Angarya, kişinin emeğinin karşılığını almadan zorla çalıştırılmasıdır. Buna göre, angaryanın varlığından söz edebilmek için, öncelikle kişinin emeğinin karşılığı ödenmeden çalıştırılması ve bu çalıştırılmanın zorla gerçekleşmesi gerekmektedir. Dava konusu kuralda ise aylık karşılığında istihdam olunan kamu görevlileri, gerekli şartları taşımaları hâlinde işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı olarak günlük mesai saatlerine bağlı şekilde çalıştırılabilmektedirler. Bu açıdan anılan kişilere yapılan ödeme, mesai saatleri içerisinde icra edilen bir faaliyet karşılığı yapılan bir ödeme olup aylık veya ücret olarak değil ancak ilave ödeme olarak adlandırılmıştır. Angarya yasağının oluşabilmesi için emeğin karşılığının ödenmemesi gerekmektedir. Dava konusu kural iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinde çalışacak olan işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı personele ödeme yapılmaması bir yana ilave ödeme öngörmektedir. İşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanlarına ödenmekte olan aylık ve ücretin çalışmanın karşılığı olduğu düşünüldüğünde, seksen saati aşan kısım da dâhil olmak üzere, yapılan hizmetin mesai saatleri içerisinde gerçekleştirilmesi karşısında bedeli ödenmeyen bir hizmetin bulunmadığı görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa’nın 18. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.” gerekçesi ile bu maddenin iptal talebi oybirliği ile reddedilmiştir. Karar 31.12.2013 tarih ve 28868 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
.....................Belediyesi’nde işyeri hekimi olarak çalıştırılan ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında kadrolu olarak çalışan doktorlara kanunda belirlenen aylık toplam seksen saati geçmemek üzere her saat için (200) gösterge ile memur aylık katsayısının çarpımı kadar ücret verilmediği ve bu kişilerle sözleşme imzalanarak sözleşme bedeli üzerinden aylık ücret verildiği görülmüştür.
…….. Belediyesinde kadrolu olarak çalışan ……. ………, kurumunun başkan yardımcısının görevlendirme onayına istinaden ………. tarihinde .....................Belediyesi ile sözleşme imzalamış ve bu sözleşmeye binaen ……….. yılı için aylık net ……… TL olacak şekilde ……. yılı Kasım ayına kadar toplam brüt ……… TL ücret almıştır. ............... Belediyesinin kadrolu doktoru olan …….. ……. ise kurumunun izni olmadan …….. tarihinde .....................Belediyesi ile sözleşme imzalamıştır. Bu sözleşmeye göre de ……… yılı için aylık net ………. TL olmak üzere Haziran ayı dahil olmak üzere brüt toplam …….. TL ücret almıştır.
Yukarıda yer alan kişilere ilgili Kanun hükmüne göre çalıştıkları saat başına (200) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı kadar ödeme yapılması gerekirken imzalanan sözleşmelerin ücreti olarak fazla ödeme yapılmıştır. Bu sebeple, başka kamu kurum ve kuruluşlarında kadrolu olarak çalışıp Belediye bünyesinde işyeri hekimi olarak görevlendirilen veya çalıştırılan doktorlara Kanun’da belirtilen ödeme yerine bu doktorlarla sözleşme imzalanarak Kanunen alması gerekenden daha fazla ücret ödenmesi sonucu toplam ……… TL tutarında kamu zararına neden olunmuştur.
Diğer taraftan, sorumlulardan ......... ......., …….. yılında Belediyede görevli olmadığı için sorumlu olmadığını ifade etmiş olsa da, ………. …….. ve ……… ………..’nin Belediye bünyesinde çalışması için mezkur Sözleşmeyi imzalamasından ötürü sorumluluğu bulunmaktadır.
Bu itibarla, söz konusu kamu zararı tutarı ………. TL’nin,
……… TL’sinin Harcama Yetkilisi (………) …… ………. ve Gerçekleştirme Görevlisi (……….) ……… ………. ile Diğer Sorumlu (………..) .... .....’a
……… TL’sinin Harcama Yetkilisi (………) …… ………. ve Gerçekleştirme Görevlisi (……….) ……… ………. ile Diğer Sorumlu (………..) .... .....’a
müştereken ve müteselsilen 6085 sayılı Kanun’un 53’üncü maddesi gereğince hüküm tarihinden itibaren işleyecek faizi ile ödettirilmesine anılan Kanun’un 55’inci maddesi uyarınca tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
Karşı Oy:
Daire Başkanı ...... ....... ve Üye ...... .......’un karşı oy gerekçesi:
Sorumluların savunmaları ve savunma ekinde sunulan belgelerden, ……. ………., ve ……… ……… ile işyeri hekimliği sözleşmesi yapıldığı, sözleşme yapıldığı tarihte adı geçen doktorların ……… Belediyesi Tabibi olarak çalıştığı, anılan doktorların Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un ve 4857 sayılı İş Kanunu’nda tanımlanmış haklarına istinaden dışarda 30 saat olan hakları satın alınarak çalıştırıldığı, kamudan kamuya görevlendirme yoluyla iş yükü ve sorumluluğu kabul edecek bir belediye tabibi veya başka bir kurum hekiminin bulunamadığı, bu sebeple …….. ………… ve ……… ……..’ün 30/6/2012’de yürürlüğe giren kurum hekimlerine ait görevlendirme kapsamında mesai saati içinde yer alan statüde çalıştırılması yönünde muvafakatiyetinin alınmasına gerek olmadığı anlaşılmıştır. Zira, doktorların dışarıda hakları olan Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un ve 4857 no’lu İş Kanunu’nda tanımlanmış haklarına istinaden kurumları dışında 30 saat çalışma hakkı kullanılarak, bedeli karşılığında söz konusu 2010 yılında yapılan eski sözleşmenin devamı yönünde karar alınmıştır. Buradaki çalışma kamuda çalışma olmayıp işyeri hekimliği görevlendirilmesidir.
30/6/2012 tarih ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 8’inci maddesinin yedinci fıkrasına göre kamudan kamuya görevlendirmek için hekimin muvafakati şartı koşulmuştur. Bu Kanun’a istinaden doktorların kamu kurum ve kuruluşlarında 80 saate kadar yapılacak görevlendirmeleri mümkündür. Bu görevlendirme için hem doktorun onayı hem de kurumunun muvafakati gerekmektedir. Bu görevlendirme için alınabilecek ücrette Kanun’la belirlenmiştir. ……… ……….. ve …….. ……..’ün çalışması bu kapsamda olmayıp, İş Kanunu’na tabi 30 saati aşmayan işyeri hekimliği statüsünde olduğundan sorgu konusu olayda mevzuata aykırılığın bulunmadığı anlaşılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, konu hakkında ilişilecek husus bulunmadığına karar verilmesi gerektiğinden çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.